Editör: Mehmet Murat Yıldırım, (SH)
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Antalya İl Örgütü tarafından düzenlenen “Barış ve Demokratik Toplum Buluşması”nda konuştu.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinen Bakırhan, bölgede yeni bir savaş riskine dikkat çekti. “Yanı başımızda neredeyse savaşa dönüşecek bir durum söz konusu” diyen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Biz DEM Parti olarak ne bu hegemonik emperyal saldırıları destekliyoruz ne de İran’ın kendi ülkesindeki bütün hakları ve farklılıkları bastıran mevcut çürümüş sistemini destekliyoruz. Kürt’ü idam eden bir ceberut sistemin de yanında değiliz.”
Bakırhan, İran’ın demokrasiyle buluşması gerektiğini savunarak, dış müdahalelere zemin hazırlayanın otoriter yönetimler olduğunu söyledi. “Demokrasi yoksa dışarıdan müdahale var” diyen Bakırhan, en büyük güvenliğin silahlar değil halkın iradesi ve özgürlükler olduğunu ifade etti.
“Kürt meselesi güvenlik değil demokrasi meselesidir”
Bakırhan konuşmasında Kürt sorununun çözümüne ilişkin Meclis Komisyonu raporunu da değerlendirdi. Raporda bazı olumlu başlıklar bulunduğunu ancak temel itirazlarının sürdüğünü belirterek, “100 yıllık Kürt meselesini terör ve güvenlik parantezine alamazsınız. Bu mesele özgürlük ve demokrasi meselesidir” dedi.
Raporda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına atıf yapılmasının ve kayyım uygulamalarının son bulmasına ilişkin başlıkların yer almasının önemli olduğunu belirten Bakırhan, tek bir Meclis raporunun sorunu çözmeye yetmeyeceğini söyledi.
Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı
Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının yıldönümünde yaptığı açıklamayı da değerlendirdi. Bir yıl önce başlatılan çatışmasızlık vurgusunun önemli olduğunu ancak somut ilerleme sağlanamadığını ifade etti.
Sürecin hukuki ve siyasi zemine kavuşturulması gerektiğini belirten Bakırhan, Öcalan’ın açıklamasında üç başlığın öne çıktığını söyledi: hukuk, demokratik entegrasyon ve demokrasi.
Ana dil ve kayyım eleştirisi
Ana dilinde eğitimin temel bir hak olduğunu vurgulayan Bakırhan, bunun resmi dili ortadan kaldırmak anlamına gelmediğini ifade etti. Kayyım uygulamalarını da eleştiren Bakırhan, belediyelere atanan kayyımların halk iradesini gasp ettiğini savundu.
AYM kararlarının uygulanması ve tutuklu siyasetçilerle ilgili adımlar atılması gerektiğini belirten Bakırhan, “Yasa gerektirmeyen adımlar var. İstenirse bir günde atılabilir” dedi.
Bakırhan, sürecin ilerlemesi için hem yürütmeye hem de siyasi aktörlere sorumluluk düştüğünü belirterek, artık somut adımların atılması gereken bir dönemde olunduğunu söyledi.
