SYKP Ordu İl Temsilciği, fındık üreticilerinin sorunlarına dikkat çekmek için bir basın metni yayımladı. Metinde, fındık üreticilerinin sorunları ile bu sorunlara ‘duyarsız kalan’, ‘hatta bu sorunların müsebbibi olan hükümet’ de teşhir edildi.
SiyasiHaber
Geçtiğimiz günlerde, MHP’nin fındık üreticilerinin sorunlarının ve çözüm yollarının araştırılmasına yönelik TBMM’ye sunduğu araştırma önergesi, oylamada CHP, HDP ve İyi Parti’nin de desteğini aldı. İktidar partisi AKP ise, önergeye karşı oy kullanarak önergenin reddedilmesini neden oldu. Dünyadaki tüm fındık üretiminin yüzde 70’ini karşılayan ve ihracatın da yüzde 75’ine sahip olan Türkiye’de fındık üreticilerinin sorunları günbegün artıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) fındık için bir taban fiyat açıklamış değil. AKP'nin bölge milletvekillerinin yaşanan sorunlara yaklaşımı geniş bir kesim tarafından eleştiriliyor.
Oysa sadece meclisteki siyasi partiler değil, diğer muhalefet partileri de fındık üreticilerinin sorunlarına dikkat çekmek ve onlara destek vermek için çabalıyorlar. SYKP Ordu İl Temsilciği de bugün yayımladığı basın metninde, fındık üreticilerinin sorunlarını sıraladıktan sonra çözümün nasıl sağlanacağını açıkladı.
AKP hükümetinin de bu sorunların müsebbibi olduğunun, şimdiki AKP’li bölge milletvekillerinin de sorunlara duyarsız kaldığının ve lakayıt yaklaştığının belirtildiği basın metnini tamamını aşağıda bulabilirsiniz:
"Basına ve Kamuoyuna,
Sorunu nerede aramalı?
Sorun sadece fındıkla ilgili araştırma önergesine ret oyu veren AKP’li milletvekillerinde mi, yoksa bu vekilleri meclise taşıyan fındık üreticisi seçmenlerde mi?
Birkaç gün önce MHP, fındık üreticisinin sorunlarının araştırılması için meclis araştırma komisyonu kurulmasını talep etmişti. Bu önerge HDP, CHP ve İyi Parti tarafından da destek görmüştü. Dört partinin desteğini alan araştırma önergesi iktidar partili milletvekillerinin ret oyları ile kabul görmedi.
İster istemez insanın aklına neden acaba sorusu geliyor?
Çünkü fındık, devletin kasasına milyar dolarlar getiren bir üründür. Şu veya bu şekilde sekiz milyon üreticiyi yakından ilgilendiren bir üründür. Üstelik 2002 yılından beri AKP iktidarına, her seçim döneminde yaklaşık yüzde 65 gibi yüksek destek veren üreticinin ürünüdür.
Daha bir kaç ay önce yapılan seçimlerde dahi, AKP’li adaylar fındığa destek verileceğini ve TMO'nun piyasaya girerek taban fiyatının belirlenmesinde rol alacağını defalarca belirtmişlerdi. Hatta AKP’li aday Şener Yediyıldız, Gülyalı ilçesinde yapılan bir toplantıda, bir üreticinin sorduğu soru karşısında bunalarak üreticinin her iki kulağından tutarak 'TMO fındık alacaaakkk, TMO fındık alacaaakkkk' diyerek avazı yetercesine bağırmıştı.
Nerede şimdi bu milletvekili?
Bu vekil ve o esnada mecliste bulunan 154 partidaşı, bırakın TMO'nun piyasaya girmesini, araştırma komisyonunun dahi kurulmasına ret oyu verdiler.
Çok ilginç değil mi? 2002 yılından beri omuzlarınızda taşıdığınız parti ve milletvekilleriniz, sizlerin biricik ürünü olan fındıkla ilgili sorunların araştırılmasını dahi istemiyorlar ver ret oyu veriyorlar.
Ama aynı iktidar sanayi üretimindeki krizlere karşı devletin her türlü imkânını seferber ederken, neden başta fındık olmak üzere diğer tarım ürünlerine destek vermemekte?
Her ne hikmetse özellikle AKP’li Ordu ve Giresun il yönetimleri, bu sorun karşısında dut yemiş bülbül gibi susmaktalar.
Hani bir yazarın şöyle bir cümlesi var: "Duvardaki ayna kırık olunca düz çizgi eğri gözükürmüş." Karadenizli fındık üreticisi de bir türlü kırık aynadan başını alıp düz çizgiyi görememekte.
Hani derler ya ne ekersen onu biçersin diye? Evet, kapitalist sistem kendi ektiğini biçiyor. Kendi bağnaz, baskıcı, gerici ve canavar sömürü sisteminin devamı için kendi vekillerini meclise gönderiyor ve istediği gibi kendi çıkarları doğrultusunda yasalarını onaylattırıyor.
Böylesi canavar bir gücün karşısında sisteme göbeğinden bağlı milletvekillerinin hayır deme şansı var mı?
Durum böyle olunca dün seçim meydanlarında vaat ettiklerinin tam tersini yapmak zorunda kalıyorlar. Bu iktidar, 17 yıllık iktidar sürecinde, ne üretici köylünün ne de çalışan işçinin çıkarına hiçbir şey yapmamıştır. Bu iktidarın ne fındık üreticisi için ne de diğer tarım üreticileri için söyleyeceği hiçbir şey yoktur.
Daha bir kaç gün önce, yine yerel bir kanalda AKP Ordu milletvekili Metin Gündoğdu şöyle diyordu: "Biz iktidar partisi olarak HDP, CHP gibi partilerin peşine takılarak evet oyu vermeyiz, biz 3-4 aydan beri bu sorunla ilgili kalıcı bir çözüm arayışı içerisindeyiz" ve devam ediyor…
Konuşmasının devamında tarımla ilgili hiç bir çözüm yolunun olmadığı, hatta tam bir çaresizlik içersinde olduklarının işaretlerini vermektedir. Daha da kötüsü, üretici köylünün köylerini bırakıp kaçmaları için, enerji politikası adı altında, tüm dereleri uluslararası sermayeye peşkeş çektiler.
Akan her bir dere üzerine, nerdeyse her 10 km’de bir HES kurdular. Ellerinden gelse, her köye bir taş ocağı veya bir maden ocağı açmak istemektedirler. Amaç üretici köylüyü göçe zorlamak ve üreticinin elindeki fındık bahçelerini Ferrori gibi fındık sektöründe tekelleşmiş şirketlere ya kiralamaya ya da satışa zorlamak istemektedirler.
AKP'nin fındıkla ve diğer tarım ürünleri ile ilgili ulusal tarım politikası budur. Diğer bir çözüm önerileri ise; lisasnlı depoculuk adı altında, üreticinin ürününü tekellerin söz sahibi olduğu depolara doldurarak istediği zaman istediği fiyatı vermek. AKP iktidarı bunların altyapısını oluşturmaya çalışıyor.
Sonuç olarak çözüm aslında üreticinin kendi ellerinde. Günübirlik geçici çıkarlar yerine, daha uzun ömürlü kalıcı çıkarlar esas alınmalıdır. Her şeyden önce üretici, iktidarın gelip geçici, günübirlik palavralarına kanmaktan vazgeçmelidir.
Sorun, sadece fındıkta taban fiyat değildir. Sorun, üretici birliklerinin karşısındaki tüm bürokratik uygulamaların kaldırılması sorunudur. Ve üretici, devletin hiçbir engeline takılmadan kendi ürününü pazarlayabilmelidir.
Sorun, Fiskobirlik’in hiçbir siyasi partinin arka bahçesi haline getirilmeden, üreticinin bağımsız öz örgütü haline getirilme sorunudur.
Sorun, yaşlanmış olan bahçelerin sökülme ve tüm araç-gereç, gübreleme maliyetlerinin desteklenme sorunudur.
Sorun, aynı zamanda mevsimlik işçilerin eğitim, barınma ve iş güvenliği sorunudur.
Sorun, aynı zamanda devletin ve yerel halkın şovenizmle mücadele sorunudur.
Hepsinden de öte sorun, demokrasi sorunudur.
Eğer yaşadığınız bu ülkede demokrasi yoksa üreticinin de kendi haklarını alma, sorma ve sorgulama hakkı da yok demektir."
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi
Ordu İl Temsilciliği