Şam’daki HTŞ iktidarına bağlı güçlerle Türkiye destekli grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları sürerken, yıllardır mahpus tutulan çok sayıda IŞİD’li dün Haseke’nin güneyindeki Şeddadi ilçesinde hapisaneden kaçtı. Sosyal medyada da IŞİD’lilerin kaçtığını gösteren videolar paylaşıldı.
Bu olay üzerine HTŞ iktidarına bağlı askeri güçler (ve Türkiye’de devletperest medya) SDG’yi IŞİD’lileri ‘serbest bırakmak’la suçladı. Colani yönetiminin İçişleri Bakanlığı, yaklaşık 120 IŞİD tutuklusunun kaçtığını, yürütülen arama-tarama faaliyetleri sonucu 81 kişinin yakalandığını, diğerlerinin de arandığı öne sürdü.
SDG ise Şam’ın iddialarına bir video kaydıyla cevap verdi. SDG tarafından yapılan açıklamada “Şam hükümetine bağlı milislerin hapishaneye saldırarak IŞİD hücrelerinin kapılarını bizzat açtığı ve teröristleri serbest bıraktığı” ifade edildi. SDG Sözcüsü Farhad Şami, “Şam hükümetine bağlı faşist gruplar cezaevine girerek aralarında üst düzey emirlerin de bulunduğu yaklaşık 1500 IŞİD’liyi serbest bıraktı. Elimizde net bilgiler var; bu IŞİD’liler şimdi o gruplara katılarak Hasekê’ye saldırmak için organize oluyorlar. Uluslararası Koalisyon cezaevine 2 kilometre mesafede olmasına rağmen buna sessiz kaldı” dedi.
IŞİD’lilerin firarı dünya basınında
Dünya basını olaya önemli ölçüde yer verdi ve IŞİD’lilerin serbest kalmasını “büyük bir tehlike” olarak niteledi.
İngiliz gazetesi The Guardian, “Suriye’de ordu ve Kürt güçleri arasındaki çatışmalarda çok sayıda IŞİD’li mahkum serbest kaldı” başlığıyla verdiği haberde, hükümete bağlı güçlerin saldırıları sonucunda Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) cezaevi binasının kontrolünü kaybettiğini ve 100’den fazla tutuklunun kaçtığını yazdı. Habere göre, SDG tarafından yayımlanan görüntülerde, siyah maskeli silahlı kişilerin Şeddadi’de bulunan cezaevinden IŞİD mensuplarını çıkardığı görülüyor.
The National gazetesi de onlarca IŞİD’linin serbest kalmasını “tehlike” olarak yorumladı. Haberde, Iraklı Şii lider Mukteda es-Sadr’ın, IŞİD’in yeniden ortaya çıkmaması için Suriye sınırında güvenliğin artırılması çağrısında bulunduğu aktarıldı. Gazete, Suriye ordusunun daha önce SDG’nin kontrolünde olan bölgeleri ele geçirmesinin Irak’ta IŞİD’in yeniden güçlenerek sınırdan sızabileceği yönündeki endişeleri artırdığını vurguladı.
Deutsche Welle (DW), “Suriye ordusu ve SDG çatışırken IŞİD militanları cezaevinden kaçtı” başlığıyla verdiği haberinde, IŞİD’in geçmişte Suriye ve Irak’ta işlediği ağır suçları ve yarattığı yıkımı hatırlattı.
The New York Times (NYT) işe gelişmeleri, “Suriye’de IŞİD militanlarının tutulduğu cezaevlerinin çevresinde çatışmalar çıktı” başlığıyla duyurdu. Gazete, yaşanan şiddetin, bölgeyi kontrol eden yeni yönetimin bir dönem İslam Devleti’nin merkezi olan bu alanları koruyup koruyamayacağına dair ciddi soru işaretleri yarattığını yazdı.
El Aktân cezaevi de kuşatma altında
SDG Medya Merkezi, bugün de Rakka’nın kuzeyindeki El-Aktân çevresinde şiddetli çatışmalar olduğunu, El-Aktân Cezaevinin Şam’a bağlı gruplar tarafından kuşatma altına alındığını ve cezaevinin su bağlantısının kesildiğini, gıda ve tıbbi malzemelerde büyük eksiklikler oluştuğunu açıkladı. Ortaya çıkabilecek insani ve güvenlik sonuçlarından Şam’ı sorumlu tuttu ve uluslararası kuruluşları acil müdahaleye çağırdı. SDG, güvenliği sağlamak amacıyla IŞİD’lilerin başka yerlere nakledilmeye çalışıldığını, bu süreçte 9 savaşçının öldüğünü, 20’sinin yaralandığını belirtti.
İŞİD çetelerinin tutulduğu cezaevinden görüntülü mesaj paylaşan YPJ’li savaşçılar ise direniş vurgusu yaptı. YPJ’li savaşçıların mesajı şöyle: “Binlerce DAİŞ çetesinin tutulduğu El Aktân Cezaevi’ni saldırılara karşı koruyoruz. Bu çeteler dünyanın güvenliğini tehdit ediyorlar. İki gündür tüm saldırılara rağmen burayı terk etmedik. YPJ olarak insanlığa mal olmuş bir güç olduğumuzu biliyoruz. Bu nedenle son nefesimize kadar burada insanlık onurunu korumayı sürdüreceğiz.”
SDG El Hol kampından çekildi
HTŞ, öte yandan, binlerce IŞİD’li ve yakınının tutulduğu El Hol Kampı çevresinde de saldırı başlattı. Suriye SGD saldırılara karşılık veriyor ve bölgede şiddetli çatışmalar oluyor. SDG, ayrıca, bu bölgede artan tehditler ve uluslararası koalisyonun sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle El Hol Kampı’ndan çekildiklerini de duyurdu. Açıklamada, “DAİŞ terör örgütü meselesi karşısında uluslararası kayıtsızlık ve bu ciddi dosyanın ele alınmasında uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle, güçlerimiz El Hol Kampı’ndan çekilmek ve artan risk ve tehditlerle karşı karşıya olan kuzey Suriye kentlerinin çevresinde yeniden konuşlanmak zorunda kalmıştır” denildi.
Kampın HTŞ yönetimi veya “uluslararası koalisyon” güçleri tarafından devralınıp alınmadığı, tutukluların ne olduğu henüz bilinmiyor.
Anlaşma maddeleri ve sorumluluk tartışması
Suriye’nin doğusunda SDG denetimindeki cezaevlerinde 10 bine yakın IŞİD’li mahkum bulunuyor. Kadın ve çocukların büyük bölümü el-Hol kampında, binlerce erkek ise Panorama ve Gweiran cezaevlerinde tutuluyor.
18 Ocak’ta imzalanan 14 maddelik ateşkes ve entegrasyon anlaşması, SDG’nin Rakka ve Deyrizor’dan çekilerek devlet kurumlarına entegrasyonunu ve IŞİD’li mahkûmların tutulduğu cezaevleri ile kampların korunmasında Suriye ordusuyla birleşik sorumluluğu öngörüyor. Buna göre, bu alanların yasal ve güvenlik sorumluluğu kademeli olarak Suriye hükümetine geçecekti.
Bu tesislerin güvenliği IŞİD’le mücadelede kritik öneme sahip. Fakat SDG’ye ve hapisanelere saldıran HTŞ ile Türkiye’nin vekil güçleri zihniyet bakımından HTŞ’den pek farklı değil. Onları destekleyen ABD, Türkiye ve İsrail geçmişte çeşitli dönemlerde IŞİD ile işbirliği yapmışlardı, bugün de gerçekte IŞİD’le mücadele diye bir dertleri yok. Üstelik, eğer Rojava’daki özerk yönetimin ve Kürt silahlı güçlerinin dağıtılması ile ilgili bir mutabakata varmışlarsa, pekala IŞİD’lilerin serbest kalıp HTŞ ile birlikte Kürtlere saldırmasında fayda görebilirler. O nedenle cezaevindeki IŞİD’lilerin akıbeti ve nereye kaybolduğu, ne kadarının HTŞ’ye katıldığı konusunda kamuoyuna, en azından kısa vadede, herhalde doğru bilgi verilmeyecek.
