Haber Merkezi, (SH)
DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Abdullah Öcalan ile İmralı’da gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından İlke TV’de sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yaklaşık üç saati aşan görüşmede Öcalan’ın sürecin geldiği aşamaya dair kapsamlı bir çerçeve çizdiğini belirten Sancar, görüşmenin “entegrasyon” vurgusuyla başladığını ifade etti.
“Birinci aşama örgütsel varlığın sonlandırılmasıydı”
Sancar’ın aktardığına göre Öcalan, görüşmeye “Bu demokratik entegrasyona giriş toplantısıdır” sözleriyle başladı. Sürecin 16 ayını kapsayan ilk dönemine ilişkin değerlendirme yapan Öcalan’ın, “Birinci aşama bitmiştir” dediğini belirten Sancar, ilk aşamanın özünün PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin sonlandırılması kararı olduğunu aktardı.
Sancar, Öcalan’ın bu kararı hem kendi açısından hem de örgüt açısından “stratejik” olarak nitelendirdiğini ve ikinci aşamada entegrasyon boyutunun ele alınacağını söylediğini ifade etti.
“Öcalan tek çıkış yolu olarak diyaloğu gösterdi”
Sancar, entegrasyon başlığının yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını, Suriye’deki gelişmelerin de bu çerçevede değerlendirildiğini söyledi. Öcalan’ın daha önce Suriye için de “demokratik entegrasyon” önerisini dile getirdiğini hatırlatan Sancar, iki ülke arasındaki süreçlerin farklılıklar barındırsa da birbirini etkilediğini vurguladı.
17 Ocak’taki görüşmede Öcalan’ın çatışmaların mutlaka durdurulması gerektiğini söylediğini aktaran Sancar, Fırat’ın doğusuna kayacak bir çatışma ortamının büyük yıkımlara yol açabileceği uyarısında bulunduğunu belirtti. Sancar’a göre Öcalan, bölgenin “uçurumun kenarına” sürüklenmemesi için diyalog ve müzakereyi tek çıkış yolu olarak işaret etti.
“Norm dışı güçler süreci bozabilir” uyarısı
Sancar, 2 Aralık’taki görüşmede henüz Halep’e yönelik saldırılar gerçekleşmemişken Öcalan’ın “norm dışı güçlerin” süreci sabote edebileceği uyarısında bulunduğunu söyledi. Bu güçlerin Suriye’de devreye girerek bölgesel ölçekte tahribat yaratabileceğini ve çözüm süreçlerini sekteye uğratabileceğini dile getirdiğini aktardı.
“Uçurumun kıyısından müzakereye dönüş”
Sancar, Suriye’de 10 Mart’ta varılan anlaşmanın müzakereler için temel çerçeve olarak değerlendirildiğini belirtti. 6 Ocak sonrası ciddi bir kırılma riski oluştuğunu ifade eden Sancar, masaya dönüşte çeşitli aktörlerin rol oynadığını söyledi.
Bu aktörler arasında Mesut Barzani ve Bafil Talabani’nin bulunduğunu kaydeden Sancar, kamuoyunda yeterince konuşulmayan en önemli aktörün ise Abdullah Öcalan olduğunu ifade etti. Öcalan’ın aktif girişimleriyle sürecin “uçurumun kıyısından” müzakereye döndüğünü savundu.
SDG’nin Münih temasları
Sancar, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) temsilcileri ile Suriye’deki Kürt halkının ve diğer toplulukların Münih Güvenlik Konferansı kapsamında çeşitli temaslarda bulunduğunu söyledi.
Bu temasların önemli ilgi gördüğünü belirten Sancar, masaya dönüşün Suriye’nin geleceğinde Kürtlerin ve SDG’nin ortak bir aktör olarak yer almasının göstergelerinden biri olarak değerlendirilebileceğini ifade etti. Gelinen aşamanın yalnızca Rojava ve Kürtler için değil, Suriye’nin tamamı ve bölge açısından kritik önemde olduğunu dile getirdi.
“İkinci aşama için imkanlar sağlanmalı”
Sancar, Öcalan’ın sürece katkı sunma iradesinin güçlü olduğunu ancak bunun için uygun koşulların sağlanması gerektiğini söylediğini aktardı.
Öcalan’ın, “Bu konuda üzerime düşeni yaparım. Teorik ve pratik kabiliyetim vardır. Ancak bu gücü hayata geçirebileceğim imkanların sağlanması gerekir” dediğini aktaran Sancar, sürecin geldiği aşama itibarıyla iletişim ve çalışma koşullarının iyileştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Sancar, bu düzenlemelerin kişisel değil, sürecin ilerleyebilmesi için gerekli olduğunu vurguladı.
