Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Deyrezor’da aşiretler arasında çatışma: Evler ve petrol kuyuları ateşe verildi

    7 Şubat 2026

    New York’tan ICE’a sınırlama: Belediye tesislerine yargı kararı olmadan giremeyecekler

    7 Şubat 2026

    Köln’de barış konferansı: Kadınlar, Aleviler ve Kürt sorunu masadaydı

    7 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

      6 Şubat 2026

      6 Şubat: Rant, beton, yıkım

      6 Şubat 2026

      İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

      6 Şubat 2026

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 2 / Emperyalist hiyerarşinin değişken karakteri

      5 Şubat 2026

      Kürtler için garanti mi, sessiz tasfiye mi?

      30 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

      4 Şubat 2026

      ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

      1 Şubat 2026

      Emperyalizm ve enternasyonalizm

      29 Ocak 2026

      Dayanışma yaşatır: Rojava

      28 Ocak 2026

      ABD’den genel grev manzaraları

      26 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Nazım’dan Bobby Sands’a: Yarım kalmış bir şarkı

    Nazım’dan Bobby Sands’a: Yarım kalmış bir şarkı

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Denis O’Hearn’ün “Yarım Kalmış Bir Şarkı” adlı İrlanda Cumhuriyet Ordusu’nun(IRA) militanı Boby Sands’in hayatı ve mücadelesini konu alan kitabı çıktı. Kitaba ismini veren ise Nazım Hikmet’in hapishanesinde yazdığı dizeler.

    Long Kesh hapishanesi… Kuzey İrlanda’da Belfast’ın birkaç kilometre dışında İngiltere’ye ait askeri üssün yanında kurulu olan ve “Majestelerinin Maze Hapishanesi” olarak da anılan bir hapishanesi. Benzerine darbe döneminde Arjantin’de Garage Olimpo’da Türkiye’de Diyarbakır, Mamak, Metris hapishanelerinde rastlanan insanlık dışı bir zulmün hüküm sürmesiyle ünlü bu hapishanede, İrlanda Cumhuriyet Ordusu’nun yani IRA’nın en tanınan militanlarından Bobby Sands 5 Mayıs 1981’de hayata gözlerini yumdu.
    Long Kesh’te devlet eliyle işlenen insanlık suçu, o duvarlar arasında kalır sanılıyordu. Ancak baskının ve zulmün olduğu her yerde insanlığın direnen onuru, o duvarları da sınırları da aşarak bütün dünyaya kendini duyurdu. IRA üyelerinin direnişleri dünyanın dört bir köşesinde hapishanelerde zulüm gören mahkumlara ilham kaynağı oldu ve deneyim aktardı. 1981’de 66 günlük açlık grevinin ardından ölen Bobby Sands’in adını dünyada neredeyse bilmeyen yok. Üstelik ölümünün üzerinden 34 yıl geçmesine rağmen…

    Nazım’ın dizeleri kitabın adı oldu
    Bobby Sands’in yaşam öyküsünün, siyasi mücadelesinin, hapishanede yaşadıklarının, “Pislik eyleminin” ve açlık grevinin anlatıldığı, “Yarım Kalmış Bir Şarkı – Bobby Sands, IRA ve Açlık Grevi” adlı kitap Yordam Kitap’tan çıktı. Hapishaneler üzerine çalışmalarıyla tanınan İrlandalı sosyoloji profesörü Denis O’Hearn’ün kaleme aldığı kitabı, Deniz Gedizlioğlu Türkçeye çevirdi. Kitaba adını veren ise Nazım Hikmet’in bir dizesi. Türkiye’de de pek çok kez bulunan ve hapishaneler üzerine çalışma yürüten O’Hearn, Nazım Hikmet’in Bursa Hapishanesindeyken yazdığı bir şiirden aldığı ilhamla kitabına bu adı vermiş.

    Sands’in çocukluğu ve içine doğduğu çevrenin tanımlanmasıyla başlayan kitapta İrlanda’da 1960’lardan itibaren İngiltere’nin yeniden körüklediği Katolik-Protestan çatışmaları ve Katoliklerin maruz kaldığı katı ayrımcılık ve uğradıkları saldırılar etraflıca anlatılıyor. Bu durumun var olmak için mücadeleye yönelttiği Kuzey İrlandalı Katolik gençlerinden biri de Bobby Sands’dir ve doğal olarak kendisini IRA’nın saflarında bulur. Çok geçmeden de kendileri için bir kader kılınmaya çalışılan hapishanede kendisini bulur.

    Türkiye’ye çok benziyor
    İrlanda’da yaşananlar, gerek 12 Eylül askeri darbesi dönemi gerekse de F Tipi hapishanelerin açılmasından itibaren yaşananlarla büyük benzerlik göstermekte. Askeri darbe sonrasında Türkiye’de de tektip kıyafet giymesi dayatılan siyasi mahkumlar, mahkemelere iç çamaşırları ile çıkarak bu dayatmaları protesto etmişti.

    Muhafazakar katolik çizgiden, antiemperyalizm ve solculuğa
    Kitapta, Sands’in hapishanedeki siyasi gelişimi ve nasıl bir doğal önderlik vasfı taşıdığı anlatılıyor. O sırada liderlerinin muhafazakar Katolik bir çizgiyi izlediği IRA’yı, antiemperyalist, solcu bir çizgiye taşıyacak değişimde başı çeken militanlardan biri haline gelir. IRA liderliğinin bu tutumu ve onun yön verdiği eylem çizgisinin İngiliz sömürgeciliğine hizmet ettiğini isabetli bir şekilde vurgular. Katolik-Protestan çatışmasının İngiltere’nin politikasına hizmet ettiğini söyler ve buna karşı çıkar. H Tipleri hayata geçmeden önce Gerry Adams ile birlikte kalan IRA’da önemli değişimlere imza atan Sands, hapishanede İrlandaca derslerinin başlamasına, Marksist klasiklerin okunmasına öncülük eder, Liberty (Özgürlük) adında bir gazete çıkarır. Sands çok renkli ve yaşam dolu bir insandırdı da… Şarkılar söyler, yetenek yarışmaları düzenler ve hapishanenin çekilmez koşullarında herkes için bir moral kaynağı olur ve direnişlerin sürdürülebilmesini sağlar.

    İngiltere’de de “karıştır-barıştır”
    H Bloklarda İngiltere devletinin kriminalleştirme uygulamalarından biri de her ideolojiden mahkumu zorla bir araya getirmekti. İngilizlerin Kuzey İrlanda Bürosu, “Sadık ya da Cumhuriyetçi mahkum diye bir şey yoktur, yalnızca suçlular vardır” diyerek, “Sadıklar” denilen İngiltere yanlısı Protestanlar ile Cumhuriyetçileri bir araya getirmeye çalışır. Bu tahmin edileceği gibi büyük kavgalara yol açar. Long Kesh’teki bu uygulama da Türkiye’deki askeri rejimin hapishanelerde “Karıştır-barıştır” denilen uygulamasını hatıra getiriyor.
    Hapishanede dayatılan tektip elbise ve siyasi statünün reddedilmesine ilişkin İngiltere’nin politikasına yönelik genelleşmiş bir direnişin başını yine Bobby Sands çeker. “Battaniye adamların” bulunduğu bloklara sevk edilen Sands, eylemi hızla yaygınlaştırır ve buna paralel olarak da dışarıda bir kampanya örgütlemenin koşullarını yaratmaya çalışır. Bunun için aşması gereken en büyük engel ise iletişim sorunudur. Mahkumların hem kendi aralarında hem de dışarısı ile görüşebilmeleri neredeyse imkansızdır. En basit insani ihtiyaçlar için bile korkunç bedelleri göze almak zorundadırlar. İradelerini her adımda sınayan sisteme kararlılıklarını göstermekten de bir an için bile geri durmazlar.

    Dayak, işkence, çıplak aramalar…
    Hapishanede çıplak kalmak ve battaniye eylemini sürdürmek sanıldığı ve söylendiği kadar kolay bir şey değildir. Hapishanenin koşullarını ve kış mevsiminin soğunu göz önüne alınca birkaç dakika bile dayanılamayacak o eylemi, haklarını elde edebilmek için 5 yıl boyunca sürdürmelerinin nasıl insanlık dışı şartlara dayanmayı gerektirdiği daha iyi anlaşılacaktır: “Kırık camlardan uğuldayarak giren rüzgar yüzünden içerisi buz gibiydi. Hücrelerin arkasındaki jeneratörün gürültüsü hiç kesilmiyordu. Bobby bunun için ‘insanı delirtir’ demişti. (…) Ceza bloğundaki mahkumlar çıplak tutuluyor ve hücrelerinden yalnızca lazımlıklarını boşaltmak için çıkabiliyorlardı. Haftada bir kere duş hakları vardı. Bu, onlara bahşedilen bir lükstü ama karşılığında fazladan aşağılanmalara katlanmak zorunda kalıyorlardı. Duşlara ulaşmak için dışarıda tek sıra halinde çırılçıplak yürütülüyor, bu sırada duruşma bekleyen tutuklu mahkumların önünden geçtikten sonra hallerine gülüp onlarla dalga geçen, aralarında kadınların da bulunduğu onlarca gardiyanla karşılaşacakları idari katın merdivenlerini çıkıyorlardı.” Bu anlatılan yaşadıklarının sadece bir kısmı. Gardiyanların bitmek bilmez aşağılaması, kaba dayak, işkence, sürekli çıplak aramalara maruz kalmaları, bir masanın üzerine yatırılarak plastik eldiven giyen mahkumlarca anüslerinin aranması, yere konulan bir aynanın üzerine çömelmelerinin istenmesi… Üstelik bu yıllara yayılarak sürer.

    Görüşlerde haberleşme yöntemleri
    Bu koşulları aşmak için tektiplerin sadece pantolonlarını giyerek görüşe çıkmaya başlarlar. Bu da Bobby Sands’in bulduğu bir çözümdür. Yoksa dışarıdaki hiç kimse neler yaşandığından haberdar olmayacaktır. Ancak bir şey konuşmaları yasaktır. Başlarında gardiyanlar beklemekte ve hapsihaneye dair bir şey anlatacak olsalar hemen görüşmeyi sonlandırmaktadır. Bunu da aşar ve gittikçe daha da ustalaşırlar: “Mesajlar genellikle sarılıp öpüşürken verilirdi. Sıkıca katlanıp streç filme sarılmış küçük bin notu ağızdan ağıza geçirmek mümkündü. Mahkumların bazen mesajları yutması gerekirdi, sonrasında kusarak ya da doğal yollarla geri çıkarmayı umuyorlardı. Mahkumlar mesajlarını saklamak için büyük zahmetlere giriyordu. Bazıları bunları ağızlarında taşırdı ama gardiyanlar dilin altında ya da yanakla diş eti arasına gizlenmiş bir notu kolayca buluyordu. Bazı mahkumlar mesajları sünnet derilerinin içine sokar, görüş kabinine ulaşmalarına dakikalar kala ağızlarına geçirirdi. Bir kısmı kağıda sarıp etrafına ip geçirdikleri mesajları rektumlarından içeri iterdi. Aramayı atlattıktan sonra ipi çeker, sardıkları kağıdı atar ve öpüşürken ziyaretçilerine geçirmek üzere ağızlarına sokarlardı. ” Üstelik bu görüşler sayesinde içeri tütün ve ihtiyaç duyulan başka şeylerin sokulması da mümkün olur: “Tütün ve kalem içlerinin bulunduğu paketler gibi büyük bir şeyse, elden verilmesi gerekirdi. Paket mahkumun eline geçince, gizlice ağzına ya da tektipinde bu iş için açtığı delikten anüsüne sokardı.”5484ca01ae78490c707e1255

    Banyo cezasına karşı yıkanmama eylemi
    1977 sonuna gelindiğinde battaniye eylemine katılanların sayısı arttığı için gardiyanlar mahkumların lavaboya gitme sıklığını kısıtlamaya başlar, şiddetin dozu da artar. Özellikle çocuk mahkumlara ağır şiddet uygulanır ve bir defasında çok kötü dövülen çocukların banyo hakkı da ellerinden alınır. Bunun üzerine Bobby Sands’in başını çektiği diğer mahkumlar, çocuk mahkumların yıkanmasına izin verilmedikçe yıkanmama kararı alır. 20 Mart 1978’de “battaniye adamların” tümü, lavabolarla duşları kullanmayı ve hürcelerini temizlemeyi reddeder, bu “yıkanmama eylemi”, otoriteler ve basının “pislik eylemi” adını takacağı eylemin başlangıcıdır. “Yıkanmama eylemi” nedeniyle bazı mahkumlar ceza bloguna gönderilince, mahkumlar lazımlıklarını boşaltmayı ve su bidonlarını doldurmayı reddederek eylemi bir üst seviyeye taşıdılar. Gardiyanlar da almayınca bir süre sonra mahkumlar hücrelerinde dışkıları arasında yaşamaya terk edilir. Mahkumlar biriken dışkılarını hücre duvarlarına sürmeye başlar.

    Açlık grevi ve Bobby Sands’in ölümü
    Mahkumların durumunun düzelmesi için Katolik Kilisesi, bazı çevreler araya girer, İngiltere hükümeti ile görüşürler ancak en küçük bir yumuşama ve haklarını geri almaları yönünde bir ilerleme olmaz. Bunun üzerine açlık grevleri gündeme gelir. Bu sonunun ölüm olacağı açık eylemin kararını almak hiç de kolay değildir ama başka bir yol da bırakılmamıştır. Kitapta çok detaylı bir şekilde anlatılan açlık grevleri kararının alınması süreci, gerçekten ilginç. IRA liderliği açlık grevlerine karşı çıkar. Ancak hapishanedekiler başka hiçbir çıkar yolları olmadığı ya kendilerine dayatılan adi suçlu statüsünü kabul ederek, bütün siyasi mücadelelerinin İngilizlerce kriminalleştirilerek, Cumhuriyetçi hareketin yenilgiye uğratılmasına izin vereceklerini ya da ölümü göze alacaklarını söylerler. İngiltere devleti açlık grevcilerini Türkiye’deki benzer süreçlerden de hatırlanacak yöntemlerle itibarsızlaştırmaya çalışır. Örgütün mahkumları açlık grevine zorladığını söyler. Halbuki durum tam tersidir. İngiltere anlaşıyor ve bazı haklar veriyor izlenimi yaratarak ilk grup açlık grevcilerinin eylemini boşa düşürür. Bunun peşinden de Bobby’nin başı çekeceği ikinci açlık grevleri başlar. Bobby, yirmi yedinci yaşını açlık grevinde karşılar. O sırada, İngiliz sömürgeciliğine karşı bağımsızlık mücadelesi veren IRA’nın üyesi olarak gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı dokuz yıldır hapishanede bulunmaktadır. Kuzey İrlanda’da “H Blokları” adlı özel tip hapishanedeki baskıların son bulması, tek tip elbise dayatmasından vazgeçilmesi ve IRA mahkûmlarına siyasi statü tanınması talebiyle yürüttüğü açlık grevinin altmış altıncı gününde, 5 Mayıs 1981’de saat 01.17’de yaşama veda eder.

    5484ca25ae78490c707e1259İngiliz askerlerinden cenazesine saldırı
    Bobby Sands’in ölümüne engel olmak için bazı girişimlerde bulunulur, bunlardan biri de 2 Mart 1981’de ölen milletvekili Frank Maguire’ın yerine Bobby’nin aday gösterilerek, seçilmesidir. O artık bir milletvekilidir ama bu ne Bobby Sands ne de İngiltere devleti açısından hiçbir şeyi değiştirmez. İngiltere, Sands’in öldüğünü duyurduğu bildiride bile onun milletvekili olduğuna değinmez. Üyesi olduğu parlamento bile ona saygısızlık etmekten geri durmaz. İngiliz askerleri, açlık grevinde ölen IRA militanlarının cenazelerini basıp kalabalıklara plastik mermi ve gazlarla saldırdı.
    “İnsanın özgürlüğü için işlediği hiçbir suçun, özgürlüğünü ondan alanların işlediği suçlardan daha büyük olamayacağını” düşünen Bobby Sands’in ardından 9 yoldaşı daha açlık grevlerinde ölür. Sands ve yoldaşları, taleplerini elde edemediler ama o günden itibaren Sands, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insana ilham veren bir direniş simgesi haline geldi. Ölümünün ardından Tahran’da İngiliz elçiliğinin bulunduğu sokağın adı Bobby Sands sokağı olarak değiştirildi. Elçilik adresinde Bobby Sands’in adının görünmemesi için binanın ön kapısının yerini değiştirdi. Güney Afrika’da, Küba’da ve tüm Latin Amerika’da, ABD’de, Uzak Asya’da, Sovyetler Birliği’nde pek çok yerde, onlarca ülkede anıldı ve ona adanan eylemler yapıldı. Türkiye’de F Tipi hapishanelere karşı başlatılan ölüm oruçlarında adı parola olarak kullanıldı.
    Dennis O’Hearn kitabında, IRA’nın sonraki seyri ve barış süreci, Bobby Sands’in mücadelesinin ABD’deki bazı hapishanelerde mahkumların hak mücadelelerine nasıl ilham verdiği gibi örnekleri de anlatıyor. “Yarım Kalmış Bir Şarkı”, asıl olarak Bobby Sands’in hapishane günlerinin, mahkûm arkadaşlarıyla yaşadıklarının, demir parmaklıklar ardındayken yazdığı şarkıların, şiirlerin ve son olarak açlık grevinin acılarına dair insanı duygulandıran bir öykü.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

    4 Şubat 2026

    ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

    1 Şubat 2026

    Emperyalizm ve enternasyonalizm

    29 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Zeynel A. Göçer

    Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

    Mehmet Murat Yıldırım

    6 Şubat: Rant, beton, yıkım

    Remzi Altunpolat

    İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

    Siyasi Haber

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 2 / Emperyalist hiyerarşinin değişken karakteri

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Siyasi Haber

    Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

    Fehim Taştekin

    ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

    Ertuğrul Kürkçü

    Emperyalizm ve enternasyonalizm

    Ercan Jan Aktaş

    Dayanışma yaşatır: Rojava

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Mersin Limanı’nda sendikalı oldukları için işten atıldılar: 185 işçi direnişte

    7 Şubat 2026

    CHP’li Fındıklı Belediyesi’nde TİS imzalandı: İşçilere yılda 6 ikramiye

    5 Şubat 2026

    Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Migros işçileriyle dayanışma çağrısı

    5 Şubat 2026
    KADIN

    Nebahat Yükçü’nün katiline ağırlaştırılmış müebbet

    5 Şubat 2026

    Afganistan’da kadınlara yönelik baskılar derinleşiyor: Taliban’ın ceza tüzüğüne ve eğitim yasağına sert tepki

    3 Şubat 2026

    Kadına yönelik şiddet ve tacize karşı ILO 190 Birleşik Metal-İş ile MESS arasındaki toplu sözleşmeye girdi

    2 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.