Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Mezopotamya Ajansı ve JINNEWS’in X hesaplarına erişim engeli

    8 Ocak 2026

    Halep’te hastaneye topçu saldırı

    8 Ocak 2026

    İran’daki protestolar 12’nci gününde: Rejim güçleri halka ateş açtı

    8 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Venezuela’da yaşananlara sol muhalefet ne diyor?

      8 Ocak 2026

      Bir fotoğraf karesine sığmayan hakikat

      8 Ocak 2026

      Venezuela: Uluslararası hukukun çöküşü, emperyalist barbarlık rejimi ve kapitalizm

      7 Ocak 2026

      ABD’nin Venezuela’ya saldırmasını görmek

      5 Ocak 2026

      Emperyalist müdahaleler ve “kurtarıcılık” yanılgısı

      5 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      İlk Kürtçe ilkokul

      7 Ocak 2026

      Gangsterin dönüşü!

      5 Ocak 2026

      Faşizme ve emperyalizme karşı daha fazla enternasyonalizm, daha fazla sosyalizm

      5 Ocak 2026

      Belirsizlikler yılı 2025 geride kalırken 2026 ne getirecek?

      4 Ocak 2026

      Albanese’nin raporu Türkçede: “Gazze Soykırımı – Toplu Bir Suç”

      2 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025

      Özlem Tolu: 2026 bütçesi eğitimin daha fazla piyasalaşacağı bir dönemin habercisi.

      15 Aralık 2025

      Onur Hamzaoğlu: “Sağlık Bakanlığı’nın bütçedeki payı yüzde 15’in altında olmamalı”

      13 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Karışık günlerden geçerken

    Karışık günlerden geçerken

    M. ENDER ÖNDEŞ Yeni Yaşam için yazdı: Bu çocuklar, bu memleketin çocukları. Uzaydan filan gelmediler. Sen şurada yürüyorsun, o da dibinde yürüyor. Senin bayrağını taşımıyor, senin sloganını atmıyorsa, bu senin sorunun. Ben işte buradayım, doğruları temsil ediyorum, niye herkes bunu kabul etmiyor diyemezsin. Öyle olmuyor o iş, hiç olmadı.
    M. Ender Öndeş26 Mart 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Türkiye bir haftadır olağanüstü günler ve geceler yaşıyor. Bir yandan Kürtlere yönelik içeriği bir türlü anlaşılamayan ve sonunda “Malazgirt’te PKK kongresi” absürtlüğüne kadar varan tuhaf bir hamle yapan iktidar, diğer yandan CHP’ye ve toplamda muhalefete yönelik akılları durduracak adımları peş peşe atıyor, Gezi’den bu yana hiç görülmemiş ölçüde sokakları ateşe veriyor.

    Hep söylediğim gibi, siyasette, özel olarak Türkiye’deki siyasette olan biten her şeyi rasyonalite ile açıklamaya çalışmak yersiz. İrrasyonel bir ülke burası. Oturup “yahu bu mantıklı değil, Erdoğan bunu niye yapıyor” diye düşünemezsiniz. Yapıyor ve her yapılan mutlaka sınıfsal ya da ideolojik yönelimlerle açıklanamıyor bazen. İktidar hırsı, intikamcılık, adeta genetik hale gelmiş kör nefret… Her şey bir arada olabiliyor; zaman zaman bütün bunlar sahiplerine yanlış planlamalar yaptırabiliyor. Yani bizim büyük teorik çözümlemelerle anlamaya çalıştığımız şeyler, o kadar derin olmayabiliyor. Ben mesela, Gezi döneminin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in Kalyon inşaatın sahibi Cemal Kalyoncu ile diyalogunu içeren bir ses bandını hâlâ hatırlarım. Güler, kayıtta Erdoğan’ı kastederek “Başbakana yalvardım, Nuh diyor peygamber demiyor. Eylemciler açıklama yapıp çıkacağız diyor, izin vermiyor” diyor ve sonra önemli bir şey söylüyor: “Başbakan’ın kafasında şey var, Tekel işçileri geldiler Ankara’da, bir daha çıkmadılar ya…” Böyle oluyor mesela, işte bak, geçmişin ruhu günün korkularını besleyebiliyor, vb…

    Bugün olup bitenler için de bin tane komplo teorisi kurulabilir ama ben her zamanki gibi basit düşünmeyi yeğliyorum. Bana kalırsa, Erdoğan (ve ironik bir şekilde CHP de) böyle bir büyük hareketin oluşabileceğini hesaplayamadı ve dayadığım yerden geçerim, bağırırlar unuturlar diye düşündü. Açıkçası, üniversite gençliği devreye girmeseydi böyle de olabilirdi, CHP bir süre oyalanıp sonra Anayasa Mahkemesi yollarına filan düşebilirdi. Açıkçası sol, sosyalist güçler de yıllardır bastırılmış, susturulmuş gençlikten böyle bir hamle beklemiyordu. Oysa, Gezi zamanında da metropol kentlerde bizim hiç tanışmadığımız yüzbinlerce genç insanın var olduğunu ve türlü çeşitli motivasyonlarla sokağa çıkıp dövüşebildiğini görmüştük.

    Oldu işte. Bir kinetik enerji kendine yol buldu ve yıllardır herkesin umudunu kestiği gençlik bir kez daha ayağa kalktı.

    Ama bu kez her şey daha karmaşık. Gezi zamanında MHP’nin kafa biraz başka bir kafaydı, pek sağa sola bulaşmıyorlardı; sahadaki ırkçı yoğunluk esas olarak Perinçek’in TGB’si üzerinden görünür haldeydi, ki onlar da örneğin Gezi parkında öyle sanıldığı gibi çok etkin değillerdi. Elinde Türk Bayrağı olan herkesi kendilerinden saydıkları için bir güç hüsn-ü kuruntusuna kapılsalar da, aslında yurttaşların çoğunun Erdoğan’a karşı ayaklanırken eline bayrak alması biraz spontane bir şeydi.

    Şimdiki durum bu açıdan oldukça farklı. Sokaktaki gençlik kocaman bir topluluk şu anda ve içinde olmayan yok. Bütün dünyada ırkçılık ve yabancı düşmanlığının zirve yaptığı koşullarda Türkiye’de de ırkçı milliyetçi eğilimler hem güçlendi, hem de çeşitlendi. Türkiye solu uzun süredir seçim hengâmeleriyle uğraşırken sosyolojik bakışı, toplumu anlama çabasını gevşettiği için, ilk bakışta her şey herkese çok karışık ve çok karanlık görünüyor. Sokaklarda binlerce genç insan kaynaşıyor; şurada ‘andımız’, burada ‘gençliğe hitabe’ okunuyor, az ötede bir başkası “Enver Cemal Talat, İttihat” diye abuk sabuk sloganlarla kendini paralıyor, biraz ötede “İsyan, devrim, özgürlük!” çığlıkları duyuluyor. Bunların hepsi de birlikte gaz yiyorlar. Bi nefeslik gaz yiyip on sene bunu anlatacak olanların ötesinde, ciddi ciddi dövüşen, dövüşmek isteyen insanlar var.

    Bu karmaşık bir tablo. Bu çocuklar geleceklerinin olmadığını biliyorlar. Okuduklarında bir şey olamayacakları biliyorlar. Sosyal hayatları, gelecek umutları yok. Ve büyük çoğunluğu bunun sorumlusu olarak neredeyse doğduklarından beri içinde yaşadıkları Erdoğan rejimini görüyorlar. Ama bu sorumlu tutma da değişik motivasyonları barındırıyor. Bir kesim yoksulluk ve geleceksizliğin Erdoğan’ın da ötesinde sistemden kaynaklandığını düşünürken, bir kesim, hiç oralara gitmeden sadece yolsuzluk ve hırsızlıkları kafaya takıyor, bir kesim de Erdoğan’ın ‘Arapları memlekete doldurduğunu’, ‘Kürtleri şımarttığını’, memleketin bu yüzden battığını varsayıyor ve eninde sonunda vara vara yine Kürt düşmanlığına varıyor. Ayrıca artık, 90’lardan sonra devletin yönlendirmesiyle nispeten ‘gevşeyen’ MHP’nin karşılayamadığı bu ruh halini karşılayan daha radikal ırkçı partiler mevcut. Ve en önemlisi, bütün bu şeyleri karman çorman hale getiren, ortamı zehirleyen sosyal medya var.

    Dolayısıyla, durum siyah-beyaz değil. Keşke öyle olsa. Keşke gece boyunca polisle cebelleşen, ellerinde bayraklarla tomalara saldıran bütün bu yığının üstüne kocaman bir gamalı haç çizip içimizi rahatlatsak. Ama öyle değil. Daha doğrusu, kendisine sosyalist sıfatını yakıştıran insanlar ve yapılar için bu bir yol değil. Kürt bunu dert etmeyebilir. Sonuçta bütün dertlerimizi de onlar çözecek değil ya! Onlar kendi yollarında yürürler, yürüsünler. Ama kendisini Türkiye solunun, sosyalist hareketinin içinde tanımlayan insanlar ve yapılar, içinde yaşadıkları siyasal-sosyolojik yapının tezahürü olan bir gerçekliğe kolaycı bir şekilde yaklaşamazlar. Bu çocuklar, bu memleketin çocukları. Uzaydan filan gelmediler. Sen şurada yürüyorsun, o da dibinde yürüyor. Senin bayrağını taşımıyor, senin sloganını atmıyorsa, bu senin sorunun. Ben işte buradayım, doğruları temsil ediyorum, niye herkes bunu kabul etmiyor diyemezsin. Öyle olmuyor o iş, hiç olmadı. Geçenlerde sevgili Haziran’ın sosyal medya hesabında işçi sınıfı için yazdığı bir şey vardı, çok öğreticiydi: “Sınıf, sinirleriniz bozulduğunda sizi kurtaracak bir insan yığını değildir. Sınıfın böyle krizlerde bir aktöre dönüşmesini istiyorsanız önce onu diğer günlerde güçlendireceksiniz.” Aynısı öğrenciler için de, bütün ezilenler için de geçerli. Yani, spontane bir ayaklanma çıksın, ben de istasyonda bekleyip tren geçerken bineyim derseniz, binersiniz binmesine ama yolcu olarak. Öncülük, doğruları söylemekle değil, o doğruları örgütlemek, sosyolojik bir güç olmakla ilgilidir.

    Kimseye akıl veriyor değilim. Benim aklım bana zor yetiyor. Ayrıca, koşulların ne kadar negatif olduğunu da elbette biliyorum. Ama yine de bunun bir fırsat olduğunu, insanların dövüşürken birbirlerini daha iyi anladıklarını düşünüyorum. Bu büyük bir hareket. Armudun sapı var, evet, üzümün çöpü var, o da doğru. Üstelik 2013’e göre sap da çöp de çok daha fazla. Ama hayat böyle. Buradayız. Enlem burası boylam burası. Kavafis’in dediği gibi, yok başka bir ülke, yok başka bir şehir.

    Sokaktayız. Belki bir karanfil, elden ele…

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Gökhan Günaydın: Meclis çalıştırılamıyor, emekli açlığa mahkûm ediliyor

    8 Ocak 2026

    İlk Kürtçe ilkokul

    7 Ocak 2026

    Gangsterin dönüşü!

    5 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Fatoş Osmanağaoğlu

    Venezuela’da yaşananlara sol muhalefet ne diyor?

    Elif Gamze Bozo

    Bir fotoğraf karesine sığmayan hakikat

    Remzi Altunpolat

    Venezuela: Uluslararası hukukun çöküşü, emperyalist barbarlık rejimi ve kapitalizm

    Muhsin Dalfidan

    ABD’nin Venezuela’ya saldırmasını görmek

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Alp Altınörs

    İlk Kürtçe ilkokul

    Fehim Taştekin

    Gangsterin dönüşü!

    Remzi Altunpolat

    Faşizme ve emperyalizme karşı daha fazla enternasyonalizm, daha fazla sosyalizm

    Ümit Akçay

    Belirsizlikler yılı 2025 geride kalırken 2026 ne getirecek?

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) YouTube
    EMEK

    Gökhan Günaydın: Meclis çalıştırılamıyor, emekli açlığa mahkûm ediliyor

    8 Ocak 2026

    MESS dayatmasına karşı fabrikalar ayakta: Metal işçileri iş bıraktı

    8 Ocak 2026

    Metal işçileri 8 Ocak’ta dördüncü kez iş bırakıyor: “Patronların ellerini cebine atma zamanı”

    7 Ocak 2026
    KADIN

    Kadınlardan 10 Ocak’ta Ankara’da büyük buluşma çağrısı: “Haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkıyoruz”

    7 Ocak 2026

    Kadınlar 10 Ocak’ta yan yana: “En güçlü yanıt örgütlü mücadeledir”

    5 Ocak 2026

    Kadınlardan “Aile Yılı” politikalarına karşı ortak çağrı: 10 Ocak’ta Ankara’da kadın mitingi

    3 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.