Mehmet Murat YILDIRIM, (BERN), (İSVİÇRE), (SH)
İsviçre’nin Zug kantonunda, Maraş nüfusuna kayıtlı Kürt sığınmacı Yaşar Akkoyun’un (39) cansız bedeni Zug Gölü’nde bulundu. Akkoyun’un ölümüyle ilgili yetkililerden henüz resmi ve kapsamlı bir açıklama yapılmazken, olayın intihar olduğu iddia ediliyor. Arkadaşlarının aktardıkları ise, bu ölümün uzun süredir devam eden ihmaller zincirinin sonucu olduğunu gösteriyor.
Bir aydır kayıptı, arama yapılmadı
Arkadaşlarının verdiği bilgilere göre Yaşar Akkoyun yaklaşık bir aydır kayıptı. Bu süre boyunca herhangi bir kapsamlı arama-kurtarma çalışmasının yapılmadığı, dosyanın fiilen askıda bırakıldığı ifade ediliyor. Akkoyun’a ait kıyafetlerin yaklaşık bir hafta önce göl kenarında bulunmasına rağmen, arama faaliyetlerinin genişletilmediği belirtiliyor.
Arkadaşları, “Kıyafetleri bulunduğunda artık durum çok açıktı. Ama yine de etkili bir arama başlatılmadı” diyerek sürece tepki gösteriyor.
Daha önce intihar girişimi vardı
Akkoyun’un yakın çevresi, olaydan yaklaşık altı ay önce ciddi bir intihar girişiminde bulunduğunu aktarıyor. Kaldığı sığınma merkezinde yatağını yakarak kendini ateşe vermek istediği, son anda müdahale edildiği ifade ediliyor. Buna rağmen, bu girişimin ardından Akkoyun’a sürekli ve nitelikli bir psikolojik destek sağlanmadığı belirtiliyor.
Bir arkadaşı, “Bu kadar açık bir risk varken yalnız bırakıldı. Hepimiz bunun tekrar yaşanmasından korkuyorduk” sözleriyle durumu özetliyor.
“Oturum alamazsam cenazem Türkiye’ye gider”
Arkadaşlarının anlatımına göre Yaşar Akkoyun, İsviçre’deki sığınma sürecine dair yoğun bir umutsuzluk yaşıyordu. Türk solu üzerinden sığınma başvurusunda bulunan Akkoyun’un, uzun bekleme süresi ve belirsizlik nedeniyle sık sık kaygılarını dile getirdiği aktarılıyor.
Yakın çevresine zaman zaman, “Oturum alamazsam cenazem Türkiye’ye gider” dediği ifade edilen Akkoyun’un, bu sözleriyle içinde bulunduğu ruh hâlini açıkça ortaya koyduğu belirtiliyor.
Uzun bekleme süreleri ve psikolojik çöküş
Akkoyun’un ölümü, İsviçre’deki sığınma sisteminin özellikle uzun bekleme süreçlerinin yarattığı psikolojik tahribatı yeniden gündeme getirdi. Yıllarca süren belirsizlik, statüsüzlük, çalışma yasağı ve toplumsal dışlanma, birçok sığınmacıyı ağır bir ruhsal baskı altına sokuyor.
Sığınmacılar yalnızca barınma değil; güvenli, şeffaf ve insan onuruna uygun bir süreç talep ediyor. Ancak Akkoyun örneğinde olduğu gibi, psikolojik riskler çoğu zaman görmezden geliniyor, erken uyarı işaretlerine rağmen önleyici adımlar atılmıyor.
