Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Zeren Ertaş davasında karar çıkmadı: Savcı “taksirle öldürme” mütalaası verdi

    24 Mart 2026

    İstanbul ve Diyarbakır’da Newroz gözaltıları: 27 kişi tutuklandı, bir çocuk da dahil

    24 Mart 2026

    Bahçeli: “Hep birlikte Türk milletiyiz”

    24 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Sınıf dayanışması: Mümkün olanı, mümkün kılmak gerek

      17 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 6 – AKP-MHP İktidar Bloku’ndan kurtulmadan bölge ve ülkede barış mümkün değildir

      16 Mart 2026

      Kötülüğün sol hali

      16 Mart 2026

      Türkiye’de borç ekonomisi ve kredi kartı kapitalizmi

      15 Mart 2026

      Oğuzhan Müftüoğlu’na kamuoyu önünde sitem

      14 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      Tarihimiz ve hakikat-sonrasının açmazları

      23 Mart 2026

      ABD kaybederse

      22 Mart 2026

      Komün dersleriyle geri geliyor

      19 Mart 2026

      ‘Cereyanlar’ kitabında yapılan yanlışlar üzerine

      19 Mart 2026

      Müthiş “Hokus Pokus”: SGK kurtuldu, emekli battı!

      16 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Iskalanmış Hayatlar: Tarihsel ayrımcılık, deprem ve Domariyi yitirmek

      23 Mart 2026

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » İsrail’in nükleer politikası ve stratejik silah sistemleri 

    İsrail’in nükleer politikası ve stratejik silah sistemleri 

    COŞKUN ÖZDEMİR yazdı: İsrail’in NPT’yi reddetmesi, küresel güç ilişkilerindeki eşitsizliği açıkça gözler önüne sermektedir. 1970’te yürürlüğe giren NPT, nükleer silahların yayılmasını önlemeyi hedeflese de, pratikte büyük güçlerin nükleer tekellerini koruma aracına dönüşmüştür. İsrail, NPT’ye taraf olmayarak nükleer programını Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetiminden uzak tutmaktadır. 
    Coşkun Özdemir24 Haziran 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    İsrail, 1960’lardan bu yana nükleer silahlara sahip olmasına rağmen, nükleer programının varlığını hiçbir zaman resmi olarak teyit etmeyen bir “nükleer opaklık” politikası sürdürmektedir. Bu bağlamda İsrail, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nı (NPT) hiçbir zaman imzalamamıştır. Teknolojik olarak gelişmiş balistik füzeler, seyir füzeleri ve füze savunma sistemlerinden oluşan geniş bir yelpazede üretim yapmakta ve bunları konuşlandırmaktadır.

    2025 yazında İran ile İsrail arasındaki savaş, bu nükleer gölgeyi yeniden bölge gündemine taşımaktadır. İran’ın nükleer programına yönelik İsrail’in sert söylemleri ve saldırıları, nükleer bir savaş riskini tırmandırmaktadır. Bu çekişme yalnızca iki ülke arasındaki rekabetle sınırlı kalmamakta; küresel güçlerin -özellikle ABD’nin- Ortadoğu’yu enerji kaynakları ve stratejik çıkarlar için bir satranç tahtasına çevirme çabalarını da gözler önüne sermektedir. İran’ın nükleer programı, kendi elitlerinin çıkarlarını savunsa da, İsrail’in nükleer tekeline ve Batı’nın çifte standartlarına karşı bir denge arayışı olarak değerlendirilebilir.

    İsrail’in nükleer belirsizlik politikası: Kapitalist hegemonyanın örtüsü

    İsrail’in nükleer serüveni, 1950’lerin sonunda Fransa’nın desteğiyle Dimona’daki Negev (Necef) Nükleer Araştırma Merkezi’nin kurulmasıyla başlamıştır. İsrail’in nükleer silah programı hakkında çok az bilgi bulunmakta; ülke bu konuda ne doğrulama ne de yalanlama yapmaktadır. Ancak 1980’lerden kalma deşifre edilmiş belgeler, araştırmalar ve tanıkların açıklamaları, İsrail’in nükleer silahlara sahip olduğunu kanıtlamıştır. Nükleer Tehdit Girişimi’ne göre İsrail’in yaklaşık 90 nükleer savaş başlığına sahip olduğu ve yaklaşık 200 nükleer silah daha üretebilecek kadar plütonyum rezervine sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktarın, 187 ila 277 nükleer silah üretmeye yetecek kapasitede olduğu öngörülmektedir.

    “Nükleer belirsizlik” politikası, İsrail’in bu cephaneliği caydırıcılık aracı olarak kullanmasını sağlarken, uluslararası denetimlerden kaçmasına da imkân vermektedir. Bu strateji yalnızca askeri bir hamle değil, aynı zamanda ideolojik bir kalkandır. İsrail, “varoluşsal tehdit” söylemiyle nükleer programını meşrulaştırmakta, böylece Ortadoğu’daki güç dengesini kendi lehine sabitlemektedir. Bu belirsizlik, bölgesel rakiplerine psikolojik baskı uygularken küresel arenada diplomatik manevra alanı yaratmaktadır. ABD’nin bu politikaya verdiği örtülü destek, İsrail’in nükleer programını Batı’nın stratejik çıkarlarıyla bütünleştirmektedir.

    İran-İsrail savaşında bu belirsizlik, her iki tarafın elit kesimlerinin hegemonya yarışını körüklemekte; fakat bu yarışın bedelini emekçi sınıflar ve yoksul halklar ödemektedir.

    NPT ve küresel çifte standartların yüzü

    İsrail’in NPT’yi reddetmesi, küresel güç ilişkilerindeki eşitsizliği açıkça gözler önüne sermektedir. 1970’te yürürlüğe giren NPT, nükleer silahların yayılmasını önlemeyi hedeflese de, pratikte büyük güçlerin nükleer tekellerini koruma aracına dönüşmüştür. İsrail, NPT’ye taraf olmayarak nükleer programını Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetiminden uzak tutmaktadır. ABD’nin bu duruma göz yumması, küresel çifte standartları daha da görünür kılmaktadır.

    İran gibi NPT’yi imzalayan ülkeler sıkı denetimlere tabi tutulurken, İsrail’in nükleer cephaneliği sorgulanmamaktadır. İsrail; ABD, Rusya, Birleşik Krallık, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore ile birlikte nükleer silahlara sahip olduğu bilinen dokuz ülkeden biridir.

    Bu durum, kapitalist dünya sisteminin gelişmekte olan ülkelerin teknolojik ve askeri kapasitelerini sınırlama stratejisini yansıtmaktadır. İsrail’in NPT dışındaki konumu, onun emperyalizmin Ortadoğu’daki ileri karakolu olduğunu göstermektedir. İran’ın nükleer programı bu eşitsizliğe bir itiraz gibi görünse de, rejimin baskıcı karakteri bu itirazın halk lehine bir harekete dönüşmesini engellemektedir.

    Füze ve savunma sistemleri: Teknolojik hegemonyanın silahları

    İsrail’in nükleer cephaneliği, ileri teknoloji füze ve savunma sistemleriyle desteklenmektedir. Bu sistemler yalnızca savunma amacı gütmemekte; aynı zamanda bölgesel üstünlüğü pekiştirmeyi hedeflemektedir. İsrail, ABD üretimi F-15, F-16 ve F-35 uçaklarına sahiptir; bu uçaklar nükleer bombalar taşıyabilecek şekilde modifiye edilebilmektedir. Ayrıca, Almanya’da üretilen ve nükleer seyir füzeleri fırlatabilecek kapasitede olduğu düşünülen altı adet Dolphin sınıfı denizaltı da donanmasında bulunmaktadır. Jericho balistik füzeleri ise 4.000 km’ye kadar menzile sahiptir. Yaklaşık 24 tanesinin nükleer başlık taşıyabileceği tahmin edilmektedir, ancak kesin sayı bilinmemektedir.

    İsrail’in füze savunma sistemleri çok katmanlı bir koruma sunmaktadır: Arrow (Ok) balistik füzelere, David’s Sling (Davut’un Sapanı) orta menzilli tehditlere, Iron Dome (Demir Kubbe) ise kısa menzilli roketlere karşı etkilidir. Bu sistemler büyük ölçüde ABD’nin finansal ve teknolojik desteğiyle geliştirilmiş, bu da İsrail’in askeri kapasitesinin küresel kapitalist sistemle olan bağlarını ortaya koymuştur. Bu teknolojilerin yüksek maliyeti, İsrail’in kaynaklarını sosyal refah yerine militarizme yönlendirdiğini de göstermektedir.

    İran-İsrail Savaşı: Sınıfsal dinamiklerin gölgesi

    İran-İsrail savaşı, nükleer silah tehdidini yeniden gündeme taşımıştır. İsrail, İran’ın nükleer programını “varoluşsal tehdit” olarak tanımlamakta; İran ise faaliyetlerinin barışçıl olduğunu savunmakta ve İsrail’in nükleer tekelini eleştirmektedir. Bu çekişme, iki ülkenin burjuva elitleri arasındaki hegemonya mücadelesinin bir yansımasıdır.

    İsrail’in nükleer kapasitesi, bölgedeki üstünlüğünü koruma arzusuyla şekillenmektedir. İran’ın programı ise Batı yaptırımlarına ve İsrail’in tehditlerine karşı bir savunma kalkanı olarak değerlendirilmektedir. Ancak İran’daki teokratik rejim, bu programı halk üzerindeki baskıyı artırmak için de bir araç olarak kullanmaktadır. Nükleer silahlar, emekçi sınıfların değil, burjuva elitlerin çıkarlarına hizmet etmektedir.

    Nükleer tehditten kurtuluşun yolu

    İsrail’in nükleer belirsizlik politikası, füze sistemleri ve savunma teknolojileri, kapitalist sistemin Ortadoğu’daki yıkıcı dinamiklerini ortaya koymaktadır. İran-İsrail savaşı bu krizleri derinleştirirken, nükleer silah tehdidi bölge halklarını felaketin eşiğine sürüklemektedir. Nükleer silahlar, kapitalist devletlerin sınıfsal hegemonyalarını sürdürme çabasının bir ürünüdür. Bu tehdit ancak emekçi sınıfların birleşik mücadelesiyle ortadan kaldırılabilir.

    Ortadoğu’da nükleer silahlardan arındırılmış bir gelecek için küresel bir dönüşüm gereklidir. Emekçi sınıflar; İsrail’in nükleer tekeline ve İran’ın burjuva rejiminin militarist politikalarına karşı örgütlenmeli ve mücadele etmelidir. NPT gibi uluslararası anlaşmaların reformu değil, kapitalist sistemin ortadan kaldırılması nükleer silahlardan kurtuluşun gerçek koşuludur. Tarihsel materyalizmin ışığında, Ortadoğu’nun emekçi halkları nükleer tehditten kurtulmak ve eşitlikçi, barışçıl bir dünya kurmak için mücadeleyi büyütmelidir.

    Bu, yalnızca bir umut değil; tarihsel gerçekliklerin ve maddi koşulların zorunlu kıldığı somut bir hedeftir.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    İsrail-Lübnan gerilimi tırmanıyor

    23 Mart 2026

    Tahran hedefte: ABD-İsrail saldırıları sürüyor

    21 Mart 2026

    Lübnan’da çatışmaların bilançosu ağırlaşıyor: 1001 ölü

    19 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Muhsin Dalfidan

    Sınıf dayanışması: Mümkün olanı, mümkün kılmak gerek

    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 6 – AKP-MHP İktidar Bloku’ndan kurtulmadan bölge ve ülkede barış mümkün değildir

    Tuncay Yılmaz

    Kötülüğün sol hali

    Ertan Eroğlu

    Türkiye’de borç ekonomisi ve kredi kartı kapitalizmi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Tarihimiz ve hakikat-sonrasının açmazları

    Ümit Akçay

    ABD kaybederse

    Ertuğrul Kürkçü

    Komün dersleriyle geri geliyor

    Siyasi Haber

    ‘Cereyanlar’ kitabında yapılan yanlışlar üzerine

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Grevdeki İtalyan Lisesi öğretmenleri grev kırıcılara barikat kurdu

    24 Mart 2026

    Gaziantep’te 13 yılda en az 555 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

    23 Mart 2026

    Mehmet Türkmen’in tutuklanmasına uluslararası tepki büyüyor

    21 Mart 2026
    KADIN

    DEM Parti Milletvekili Saliha Aydeniz TBMM İdare Amiri görevinden istifa etti

    24 Mart 2026

    CSW70’te ABD duvarı: Kadın haklarına açık politik müdahale

    24 Mart 2026

    Aksaray ve Kayseri’de iki kadın katledildi

    21 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.