Mehmet Murat YILDIRIM, (BERN), (İSVİÇRE), (SH)
D.G.G.’nin hikâyesi tek bir şiddet anından ibaret değil. Bu, 2013’den 2025’e uzanan, defalarca mahkeme kapılarında, karakollarda, devlet kurumlarında anlatılan ama bir türlü sonlandırılamayan bir şiddet döngüsünün hikâyesi.
Bugün 12 yaşında olan kızı E. ile birlikte İsviçre’de sığınmacı olarak bulunan D.G.G., Türkiye’ye geri dönme ihtimallerinin kalmadığını söylüyor:
“Çalacak kapım kalmadı.”
BELGELENEBİLEN ŞİDDET: 2016–2022
D.G.G., 2016’dan sonra yaşananları büyük ölçüde belgeleyebildiğini söylüyor.
Bu dönem, darp raporları, adli tıp kayıtları, polis tutanakları ve mahkeme evraklarıyla dosyalanmış durumda.

2017: REHİN ALINAN BİR ÇOCUK, YAKILAN BİR EV
2017 yılında yaşananlar dosyanın en ağır kısmını oluşturuyor.
O dönem yaklaşık 4 yaşında olan E., babası T.F.E. tarafından kaçırıldı. D.G.G. kızına günlerce ulaşamadı. Bulunduğu ev, çocuk içerideyken ateşe verildi.
Olay, Özel Harekât Timleri’nin katıldığı ve yaklaşık 6 saat süren bir operasyonla sona erdi. E. sağ olarak kurtarıldı.
Yangın raporları, kamera kayıtları, darp raporları ve operasyon tutanakları dosyada yer aldı.
“BÜTÜN DELİLLERE RAĞMEN SERBEST BIRAKILDI”
Bu olaya rağmen fail, üçüncü mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Bu süreçte:
• Çocuk en az üç kez daha kaçırıldı
• D.G.G. defalarca darp edildi
• İş yerleri basıldı
• Anne ve çocuğun hayat kurması sistematik biçimde engellendi
D.G.G., bu dönemde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na başvurarak mahkemeye gözlemci müfettiş atanmasını talep etti.

CEZA VAR, KORUMA YOK
Müfettiş atanmasının ardından görülen davada fail yaklaşık 10 yıla yakın bir ceza aldı.
Ancak yakalanamadığı için ceza infaz edilemedi ve firar süreci devam etti.
Fail daha sonra hırsızlık, gasp ve uyuşturucu ticareti gibi başka suçlardan yakalanarak cezaevine girdi.
COVID düzenlemeleriyle tahliye edildi.
Failin cezaevine giriş ve çıkışlarının, Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadeledeki yapısal sorunlarla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan D.G.G., özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ve 11. Yargı Paketi kapsamında yapılan son infaz düzenlemeleriyle failin cezaevinden tahliye edilmesine dikkat çekiyor.
D.G.G., “Her çıkışında bize yeni bir saldırı, yeni bir korku yaşattı.” dedi.
BOŞANMA DAVASI 6 YIL SÜRDÜ
Tüm bu şiddete rağmen boşanma davası 6 yıl sürdü ve 2022’de sonuçlandı.
2025’e kadar gizlilik kararı vardı.
Adres gizliydi.
2025 EKİM: CEZAEVİNDEN GELEN MEKTUP
2025 yılının Ekim ayında, cezaevinden D.G.G.’nin ailesinin ev adresine bir mektup ulaştı.
Mektupta fail,
“Duygularım hiç değişmedi” diyordu.
“Peşinizi bırakmayacağım” demek istiyordu.
Mektup, açık tehdit içermese de hem anneye hem çocuğa yönelik ısrarlı takibin sürdüğünü açıkça gösteriyordu.
T.F.E’nin Adalet Bakanlığı tarafından yürürlüğe sokulan 11. Yargı Paketiyle birlikte serbest kaldığı biliniyor.

“POLİS KAPIMA GELSE ÇOCUĞUMU ALABİLİR”
Bugün gelinen noktada, failin çocukla kişisel ilişki kararı hâlâ yürürlükte.
D.G.G.’ye göre bu, hayati bir risk anlamına geliyor:
“Polis kapıma gelse, mahkeme kararıyla çocuğumu alabilir.”
Failin antisosyal kişilik bozukluğu tanısı ve çok sayıda sabıkası bulunduğunu belirten D.G.G.,
“Beni bulamadığı her noktada çocuğa zarar vereceğini biliyorum” diyor.
“BURADAN GİTMEN LAZIM” DENİLDİ
D.G.G., Türkiye’de tüm resmi yolları denediğini söylüyor:
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kadın örgütleri, savcılık ve mahkemeler…
Dosyaları birleştiren bir savcının sözleri ise karar anı olmuş:
“Buradan gitmen lazım.
Gidebileceğin bir yer varsa git.”
İSVİÇRE’DE SIĞINMA SÜRECİ
D.G.G., kızıyla birlikte geçtiğimiz Eylül ayında İsviçre’ye geldi.
Şu anda İsviçre’de sığınmacı statüsünde bulunuyor ve bir kampta kalıyor.
Sığınma başvurusu ‘genişletilmiş süreç’ usullerine göre değerlendirilmesine rağmen, ilk başvuruda ret kararı verildi.
İtiraz süreci devam ediyor.
“TEK TALEBİM ÖZGÜR VE GÜVENLİ BİR YAŞAM”
İsviçre makamlarının kararlarında Türkiye’yi “kadını koruyan bir hukuk devleti” olarak değerlendirmesine itiraz eden D.G.G., yaşadıklarının bununla örtüşmediğini söylüyor:
“Benim talebim çok basit.
Kızımla birlikte, korkmadan, saklanmadan, özgürce yaşamak.
Türkiye’ye geri dönmek istemiyorum.”
SERBEST BIRAKILAN FAİLLER, KORUNAMAYAN KADINLAR
Son dönemde Türkiye’de yaşanan iki kadın cinayeti, D.G.G.’nin Türkiye’ye geri dönme konusundaki korkularının soyut değil, somut ve güncel bir riskten kaynaklandığını gösteriyor. Aralık 2025’te Diyarbakır’da, uyuşturucu ticareti suçundan cezaevinde bulunan O.G., 11. Yargı Paketi kapsamında tahliye edildikten yalnızca birkaç gün sonra birlikte yaşadığı R.Y.’yi öldürdü. Aynı günlerde Manisa’nın Alaşehir ilçesinde ise, boşanma sürecinde olduğu eşi tarafından daha önce tehdit edilen K.K., S.K. tarafından sokak ortasında silahla vurularak hayatını kaybetti. Her iki olayda da faillerin cezaevinden çıkmış olması ve kadınların ayrılık sürecinde ya da korunma ihtiyacı içindeyken öldürülmeleri dikkat çekti. D.G.G., kendi dosyasında da defalarca ceza almasına rağmen serbest kalan, firar eden ve yeniden şiddete yönelen bir faille karşı karşıya olduğunu belirterek, Türkiye’ye geri dönmesi hâlinde kendisi ve kızı için benzer bir sonun ihtimal değil, gerçek bir tehlike olduğunu söylüyor.
