Haber Merkezi, (SH)
“Jin, jiyan, azadî” sloganlarıyla karşılandı
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis’te partisinin haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları, salona girişinde Mersin’den gelen Barış Anneleri tarafından “Jin, jiyan, azadî” sloganlarıyla karşılandı. Toplantıya Koma Amed müzik grubu, Barikat Ankara taraftar grubu, Bulam Belediyesi Eş Başkanları ve çok sayıda yurttaş katıldı.
“Türkiye bölgeye asker değil diplomasi ihraç etmeli”
Konuşmasına Barış Anneleri’ni selamlayarak başlayan Hatimoğulları, iktidarın Mekke Anlaşması gerekçesiyle Suudi Arabistan’a asker gönderme planlarına karşı çıktı. Anlaşmanın henüz Meclis komisyonuna ve Genel Kurul’a gelmediğini, hukuki zemininin bulunmadığını hatırlatan Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de bir barış sürecinden konuşuyoruz ama kendi içimizde barışı büyütmeye çalışırken başka bir bölgedeki çatışmalara asker gönderme tartışmaları almış başını gidiyor. Çatışmalar yeni çatışmaları doğurur, müzakere ise barışı inşa eder. Türkiye bölgeye asker ve çatışma değil diplomasi ve müzakere ihraç etmeli. İnsanlığı kurtaracak şey daha fazla çatışma değil, taraflarla görüşme ve Yemen ile Suudi Arabistan’ı barış masasına oturtacak bir düzlemin oluşmasıdır.”
“20 milyar dolarlık vurgunu tiyatro izler gibi izlediler”
Fon krizinin iktidarın göz yummasıyla büyüdüğünü belirten Hatimoğulları, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Finansal İstikrar Komitesi’nin riski önceden görmesine rağmen adım atmadığını vurguladı:
“Bir emekli bankaya gitsin, ‘Ben kredi almak istiyorum’ desin, hemen kredi notuna bakılıyor. Küçücük bir kredi için birçok incelemeden geçiyorsunuz. Ama 20 milyar dolarlık vurgunu tiyatro izler gibi izlediler. Kim kime ne söyledi? Kim hangi bilgiyi önceden paylaştı? Kim kazanırken kim kaybetti? Hangi iktidar yetkilisi fon şirketlerinin sahipleriyle ilişkilidir? İşte Türkiye’de bütün yurttaşlar bu soruların yanıtlarını bekliyor. Ortada organize bir suç örgütü var. Bu işin sermaye, siyaset ve bürokrasi ayağı var.”
İktidara somut adım çağrısı devam ediyor
Hatimoğulları, konuşmada sürece ilişkin ‘çerçeve yasanın’ ne zaman uygulanacağının ve sürecin bundan sonra nasıl ilerleyeceğinin belirsizliğini koruduğunu belirterek iktidara somut adım çağrısında bulundu. Hareket yönetiminin 8 Ekim’de Türkiye sınırları içinden ve sınıra yakın bölgelerden çekildiğini duyurmasını “tarihi öneme sahip bir adım” olarak nitelendiren Hatimoğulları, “Artık yeni bir dönemin kapısı aralanmıştır. İktidarın ve devletin yapması gerekenler, ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan vaatlere bırakılamaz” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın, çerçeve yasanın uygulanması için olağan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının beklenmesine gerek olmadığı yönündeki açıklamasına katıldıklarını belirten Hatimoğulları, “Yalnızca Kürt halkı değil, Türkiye toplumunun tamamı artık somut gelişmeler görmek istiyor. Hayırlı işlerde zaman kaybedilmemelidir” ifadelerini kullandı. Takip, Koordinasyon ve Uygulama Kuruluna bağlı oluşturulması öngörülen dört alt komisyonun bir an önce kurulmasını isteyen Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın koordinatörlüğünü üstleneceği Barış ve Siyasallaşma Kurulunun da gecikmeden faaliyete geçmesi gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Siyasallaşma Koordinatörlüğü İmralı’da bulunan kişinin hakkıdır” sözlerini de bu açıdan önemli bulduklarını ifade etti.
Barış ve Siyasallaşma Kurulunun etkin çalışabilmesi için siyasi, hukuki ve teknik koşulların oluşturulması gerektiğini belirten Hatimoğulları, “Bunun için Sayın Öcalan’ın özgürce yaşayabileceği ve çalışmalarını özgürce yürütebileceği koşullar sağlanmalıdır” dedi. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un girişimiyle kurulması planlanan Meclis İzleme Kuruluna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, kurulun oluşturulması için daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğini söyledi. Kurtulmuş’un Meclis’te temsil edilen bütün siyasi partilerle görüşerek kurulun oluşum yöntemi, görevleri ve yetkileri konusunda görüş almasını isteyen Hatimoğulları, kurulun çoğulcu, kapsayıcı ve bağımsız bir yapıda olması gerektiğini vurguladı.
Kurulun sembolik bir yapıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Hatimoğulları, sahadaki gelişmeleri izlemesi, süreçteki gecikmeleri ve tıkanıklıkları tespit ederek raporlaması ve gerektiğinde taraflarla görüşebilmesi gerektiğini ifade etti. Kurulun, Cevdet Yılmaz başkanlığındaki Takip, Koordinasyon ve Uygulama Kuruluyla düzenli bilgi alışverişinde bulunmasını da öneren Hatimoğulları, süreç kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun 6. ve 7. maddeleri doğrultusunda demokratikleşme yasalarına ilişkin çalışmalar yürütülmesini istedi. Sivil toplum kuruluşları ve demokratik kitle örgütlerinin de karar alma süreçlerine doğrudan katılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, özellikle kadın örgütleri ve Alevi kurumlarının yalnızca izleyici değil, kararların alındığı masanın bir parçası olmak istediğini belirtti.
