DEM Parti Engelliler Komisyonu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında Ankara’da bir basın toplantısı düzenleyerek engellilerin karşı karşıya bırakıldığı yapısal sorunlara dikkat çekti. Komisyon Eşsözcüsü Hatice Betül Çelebi, erişilebilirlikten eğitime, sağlıktan istihdama kadar pek çok alanda engellilerin haklarının sistematik biçimde ihlal edildiğini ifade etti. Çelebi, “Biz artık bu masalsı kutlamaların figüranı olmayacağız. Kendi hikayemizi yazmak için, her mayısın ilk pazarında Engelliler Onur Yürüyüşü’nde buluşacağız” dedi.
“Ezber kutlama cümleleri sağlamcılığı yeniden üretiyor”
Komisyon açıklamasında, 3 Aralık geldiğinde her yıl tekrarlanan klişelere dikkat çekildi. Çelebi, sosyal medyada sıkça rastlanan “Hepimiz engelli adayıyız”, “Engelli kardeşlerimiz sevilmeyi bekler”, “Sevgi her engeli aşar” gibi ifadelerin, farkındalık yaratmak yerine engellilere yönelik sağlamcı bakışı yeniden ürettiğini vurguladı.
“Bu cümleler engelliliği bireysel ve duygusal bir meseleye indirgerken, toplumun ve devletin sorumluluğunu görünmez kılıyor,” diyen Çelebi, bu yaklaşımın engellileri romantize eden ama hak mücadelesini görmezden gelen bir anlayışın ürünü olduğunun altını çizdi.
“Engel bireyde değil, sistemde”
Açıklamada, Türkiye’de engellilerin karşı karşıya bırakıldığı çok sayıda yapısal sorun sıralandı.
Erişilebilirlik sorunları:
– Ankara’daki üniversitelerin kampüs tuvaletlerinden şehirlerin kaldırımlarına kadar birçok yerin hâlâ erişilebilir olmadığı hatırlatıldı.
– “Erişilebilirlik Yasası”nın yıllardır ertelenmesi, “engelliyi reddeden mimari” olarak nitelendirildi.
Bakım evleri ve cezasızlık:
– Bakımevlerinde engellilere yönelik şiddet vakaları ve bu vakalardaki cezasızlık politikaları toplumdaki sessizlikle birlikte en büyük engellerden biri olarak tanımlandı.
Eğitimde ayrımcılık:
– Nöroçeşitli çocukların okulların bodrum katlarında izole edildiği, öğretmen ve akran zorbalığına maruz bırakıldığı belirtildi.
– Kaynaştırma eğitiminin hakkını veren bir politika yerine “izolasyonun” dayatıldığı ifade edildi.
Rapor ve hizmet kesintileri:
– Engellilik oranlarının yeni raporlarla sistematik biçimde düşürülmesi, engellilerin birçok haktan mahrum bırakıldığını gösteren bir uygulama olarak değerlendirildi.
İstihdam ve mobbing:
– Engelli kadrolarının doldurulmaması ve atamaların yapılmaması eleştirilirken, yetkin engelli çalışanların “bu işi daha rahat yaparsın” denilerek santrallere yönlendirilmesi “mobbing” olarak nitelendirildi.
Sağlıkta erişilemezlik:
– Döviz farkıyla artan tıbbi malzeme ve ilaç fiyatlarının engelliler için sağlık hizmetini neredeyse imkânsız hale getirdiği ifade edildi.
Toplumsal tutum:
– Engellilere yönelik meraklı ve yargılayıcı bakışların, bitmeyen soruların ve üsttenci tavırların “psikolojik bir şiddet” olduğu belirtildi.
“3 Aralık’ta masalsı kutlamalar, 4 Aralık’ta gerçekler devam ediyor”
Komisyon, her yıl 3 Aralık’ta düzenlenen sembolik kutlamaları sert sözlerle eleştirdi. Çelebi, “3 Aralık gecesi saat 24’te araba balkabağına dönüşüyor; ertesi gün ayrımcılık kaldığı yerden devam ediyor,” diyerek farkındalık çalışmalarının yüzeysel kaldığını dile getirdi.
Engelliler için düzenlenen yemekler, fotoğraf çekimleri, temsilî kürsü konuşmaları gibi pratiklerin “vicdan rahatlatma ritüeli” olduğu ifade edildi.
“Biz artık bu tiyatronun parçası olmayacağız”
DEM Parti, 3 Aralık’ın parti içinde özeleştiri ve dönüşüm günü olacağını duyurdu. Çelebi, “Senaryosu belli bu oyunun figüranı olmayacağız. Kendi hikayemizi artık kendimiz yazıyoruz,” ifadelerini kullandı.
Her mayısın ilk pazarı: Engelliler Onur Yürüyüşü
Komisyon, 2026 yılı itibarıyla her mayıs ayının ilk pazarını “Engelliler Onur Yürüyüşü Günü” ilan ettiklerini açıkladı.
İlk yürüyüşün Diyarbakır’da yapılacağı duyuruldu. Çelebi, 25 Kasım’daki yürüyüşte taşınan “İçindeki sağlamcıyı sustur” dövizine atıfta bulunarak, “Özgürlükler şehri Diyarbakır’dan bu yürüyüşü başlatıyoruz,” dedi.
“Bir yol varsa hakikate varan…”
Açıklama, Mevlana’nın “Bir yol varsa hakikate varan, bir yolcu lazım kendini arayan” sözleriyle son buldu. Çelebi, tüm engelli bireyleri, aileleri ve hak savunucularını 3 Mayıs’taki yürüyüşe davet ederek, “Bu yol hakikat yolu, bu yol onur yolu. Birlikte yürüyelim,” dedi.
