Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Lozan Belediye Meclisi Rojava için üç önergeyi kabul etti

    18 Mart 2026

    Özgür Özel’den Gürlek’e: “12 taşınmazı gizlediniz”

    18 Mart 2026

    Samandağ’da taş ocağına tepki: Mahalleli yolu kapattı

    18 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Sınıf dayanışması: Mümkün olanı, mümkün kılmak gerek

      17 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 6 – AKP-MHP İktidar Bloku’ndan kurtulmadan bölge ve ülkede barış mümkün değildir

      16 Mart 2026

      Kötülüğün sol hali

      16 Mart 2026

      Türkiye’de borç ekonomisi ve kredi kartı kapitalizmi

      15 Mart 2026

      Oğuzhan Müftüoğlu’na kamuoyu önünde sitem

      14 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      Müthiş “Hokus Pokus”: SGK kurtuldu, emekli battı!

      16 Mart 2026

      Ezber hayatı karşılar mı?

      12 Mart 2026

      Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

      8 Mart 2026

      Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

      6 Mart 2026

      Varlık adı önceler

      5 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Çocuk katliamı

    Çocuk katliamı

    YILDIRIM TÜRKER İlke TV için yazdı: Çocuklarını açlıktan, soğuktan, şefkatsizlikten, tecavüzden koruyamayan; onları döven, yaralayan, kanatan, öldüren bir milletin, krizi kazasız belasız atlatacağı inancının iyimserlikle ve gelecek umuduyla en ufak bir ilgisi yoktur. Nicedir kendi çocuklarını yemekte olan bu aymazlığa en hafif tabiriyle intihar denir. Çünkü bir toplumun intiharı, çocukların katliyle başlar.
    Yıldırım Türker11 Eylül 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    60’lı yıllarda bütün gazetelerin manşet haberlerinde Ayla’nın yüzü vardı. Aylarca bütün millet yanlış hatırlamıyorsam 3-5 yaşlarındaki Ayla’yı konuştu, gözyaşı döktü. Ayla bir anda yok oluvermişti. İzine bir türlü ulaşılamıyordu. Her gün ilgi açı bir yığın insan Ayla’yı memleketin çeşitli yerlerinde görmüş olduğu iddiasıyla demeçler veriyordu. Ama ortak kanı, o günlerin sugeçirmez ötekisi Çingeneler tarafından kaçırıldığı yolundaydı. Yıllar sonra dahi Ayla’yı bir yerlerde gördüğünü sananlar eksik olmadı. Ayla’nın kaçırılması ile birlikte güvenli güvenceli orta sınıf tahayyülüne şiddetli bir şüphe sızdı. Bütün çocuklar Ayla’yla tembih edildi, analar evhamlarını ikiye katlayıp kapılarını bir kez daha çocukların üstüne kilitledi.

    Henüz batı medeniyetinin senaryosunda masumiyetini yitirmemiş bir insanlık aynasına bakılıyordu. Bir çocuğun kaybolması uğursuz bir fısıltı gibi kulakları sağır ediyor, gelecek rüyalarında sandık lekesi bırakıyordu.

    Şimdiyse, bütün alametler belirdi. Bankalar, dükkanlar, Meclis, kitlelerin saldırısına uğramıyor. Çok şükür. Ama gelecek duygusunu çoktan yitiren halk, hızla çocuklarını kurban ediyor.

    Son 17 günde 9 çocuğun öldürüldüğünü biliyor musunuz? Keyif kaçırmayı göze alan kimi yayınlarda her gün, ya suratları belirsizleştirilip görünmez kılınmış vahşet kurbanı çocukların ya terkedilmiş, kimsesiz bebeklerin fotoğraflarıyla karşılaşıyoruz. Bundan yirmi küsur yıl önce, ‘İşin ne noktaya geldiği hakkında bir fikir yürütebiliyor musunuz? İnsanların çocuklarından, yaşlı ana-babalarından vazgeçebildikleri o nokta nasıl bir geleceğin imlâsını oluşturuyor? O nokta, dükkanları yağmalayıp bankalara saldıran insanlarınkinden daha aydınlık bir gelecek resmi asıyor mu duvarlarımıza? Devletimiz batırılan bankaları kurtardığında mahalle aralarına bırakılmış özürlü çocukların çığlıklarını unutabilecek miyiz?’ yazmışım.

    İşte gelecek, geldi. Hala aynı soruyu soruyoruz. Cinnet geçiren ana-babaları tarafından katledilen çocuklar, neyin sonu, sizce? Tecavüz edilip katledilen, çöplükten, dere yataklarından çıkarılan çocuk ölüleri nasıl bir cinneti anlatıyor? Gece sokaklarında mendilcilikle büyüyen, daracık, sıska omuzlarına hayat kadınlığı yüklenen kız çocukları; hayatı tinerle hafifletmeye çalışan vahşi, müstakbel katil oğlan çocukları yetiştiren bu memleketin toptan çökmesine ne kadar kaldı? Çocuklarını açlıktan, soğuktan, şefkatsizlikten, tecavüzden koruyamayan; onları döven, yaralayan, kanatan, öldüren bir milletin, krizi kazasız belasız atlatacağı inancının iyimserlikle ve gelecek umuduyla en ufak bir ilgisi yoktur. Nicedir kendi çocuklarını yemekte olan bu aymazlığa en hafif tabiriyle intihar denir.

    Çünkü bir toplumun intiharı, çocukların katliyle başlar.

    Narin olayının hala gözü kulağı olan habercilerin ısrarıyla hepimizin riya aynasına gerilmesiyle birlikte birçok ‘münevver’ fikir insanı (sosyal medyanın kerameti kendinden menkulleri dahil) o ‘bölgenin’ gelenek-görenek-töre ve bilumum zehirli inşaat malzemesinin kısacası Kürtlüğün bu tür vahşet pratiklerinden sorumlu olduğunu ilan ederek şehirlileri yatıştırmaya çalıştılar. Üçüncü yüzlerini takınıp ikiyüzlü ahlaktan dem vurdular.

    O toprakların çocuklarını rakamlarla anlatmaya gönlüm elverse belki daha soğuk kanlı olabilirdim. Ama o çocuklar onlarca yıldır dillerini konuşamadıkları kendi ana kucaklarında nelere tanık olmadılar ki? Ana babaları gözleri önünde işkence gördü, kendileri ‘terörist yaftasıyla yaşlarına bakılmadan işkence gördü, hapislere atıldı. Sağlık ve eğitim hakları olmadı, köyleri yakıldı, göçe zorlandılar. Kalanlara ‘terörist’ dendi. 2006 yılında BM Çocuk Hakları sözleşmesinin hemen ardından dönemin başbakanı, “Kadın da olsa çocuk da olsa terörün maşası olan herkes için gereği yapılacaktır” buyurdu. Yedi çocuk öldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı ve tutuklandı. Oradaki çocuklar kararnamelerle çocuk olmaktan çıkarıldı. 2006-2009 yılları arasında 4000’den fazla çocuk yargılandı, işkenceden geçti.

    Kürt illerinin çocukları hep ezildi, dayak yedi öldürüldü. Panzerin altında kalan Yahya, havan mermisiyle uçup giden Ceylan, çatışma arasında kalan Mizgin, mayına basan Erdal, Roboski’de bombalanan 19 çocuk, yataklarında uyurken evlerine giren zırhlı araçla öldürülen Furkan ile Muhammed (İHD raporlarına göre zırhlı araçlar tarafının ezilerek en az 18 çocuk öldürüldü) ve daha niceleri. O çocuklar devlet dersinde öldürüldü.

    Törelerden geleneklerden söz edeceksek devletimizinkilerden başlasak ya.

    Narin’in cansız bedeninin bulunması üstüne çanak çömlek patladı. Koskoca Türk Devleti, 19 gün boyunca bir kasaba ve çevresinde, üstelik kuş uçurmadığı, bir karışını kaptırmamak için ümüğüne çökmüş olduğu topraklarda Narin’i bulamamıştı. Bulduğundaysa perdenin arkasında kalabalık bir örgütlenmenin çırpınışları hissediliyordu. Koca bir nüfus çocuğu bulsunlar diye dizlerini döverken beklenmedik bir kalabalığın onun ölümünden haberdar olduğu, hatta bildiklerini nasıl örtbas edecekleri üstüne kafa yordukları anlaşıldı. Henüz tam olarak olup bitenler açığa çıkmadıysa da zamanla hiç değilse birkaç ayrıntıyı öğrenebileceğiz.

    En çarpıcı enstantane ise iktidar partisinin Diyarbakır milletvekilinin Narin bulunmadan iki gün önceki demecinin dili.

    O gün beyefendi fevkalede ferah, söylediklerinin kamuoyu vicdanınca paylaşılacağından emin bir ifadeyle bildiği şeyleri bizimle paylaşamayacağını çünkü ailenin dostu olduğunu söylüyordu. Onları incitmek istemezmiş. Hangimiz isteriz dostlarımızı incitmek, değil mi ama?

    Ortada bir çocuğun katledilmesi varken (sonradan 40 yıllık dostlar diye söyleşi verdi) dostlarını suratında çarpık bir gülümsemeyle yad etmesi ve bir vekil olarak suç ortaklığına soyunması kanımca ‘zamanın ruhu’nu en iyi yansıtan görüntüydü.

    Vekil efendinin bu cinayetin örtbas edilmesi aşamasında aktif görev aldığı konusunda nice iddia var. Belki bir gün aydınlığa kavuşur. Ama biz o topraklarda katledilen çocukların ardından kimselere ceza verilmemesine de alışığız.

    Mesele vekilin söyledikleri değil. Öyle düşünenlerin hep iktidarda olduğu bir memleket Türkiye. Ama açıkça ve mütebessim söyleyebiliyor olmasındaki rahatlık gelmiş olduğumuz noktayı işaret ediyor. Artık utanmıyor, çekinmiyorlar. Artık ölen çocukları hiçe saydıklarının aşikar olmasından sakınmıyorlar. Nasılsa ‘medeni’ bilinen dünya Gazze’de önünde yaşanan çocuk katliamını görmezden geliyor.

    Nasılsa gelecek katilleri dünyaya hükmediyor.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Newroz kutlamaları birçok kentte coşkuyla sürüyor: Kadınlar meşalelerle alanlarda

    18 Mart 2026

    Müthiş “Hokus Pokus”: SGK kurtuldu, emekli battı!

    16 Mart 2026

    Ezber hayatı karşılar mı?

    12 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Muhsin Dalfidan

    Sınıf dayanışması: Mümkün olanı, mümkün kılmak gerek

    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 6 – AKP-MHP İktidar Bloku’ndan kurtulmadan bölge ve ülkede barış mümkün değildir

    Tuncay Yılmaz

    Kötülüğün sol hali

    Ertan Eroğlu

    Türkiye’de borç ekonomisi ve kredi kartı kapitalizmi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    Müthiş “Hokus Pokus”: SGK kurtuldu, emekli battı!

    M. Ender Öndeş

    Ezber hayatı karşılar mı?

    Ümit Akçay

    Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

    Siyasi Haber

    Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Karabağlar Belediyesi emekçilerinden ödeme tepkisi: “Haklarımız lütuf değil”

    18 Mart 2026

    GYO işçileri: “Tüm haklarımız ödenene kadar buradayız”

    16 Mart 2026

    BES-AR: Açlık sınırı 45 bin lirayı aştı, yoksulluk sınırı 109 bin liraya yükseldi

    16 Mart 2026
    KADIN

    Aşırı sağ kadınlara karşı savaş açıyor

    14 Mart 2026

    İran için devrimci Feminist tutum: Otoriterliğe, emperyalizme, Siyonizme ve savaşa hayır!

    12 Mart 2026

    Dilan Karaman raporu tartışma yarattı: Aile “geri çekilsin” dedi, arkadaşları “eksik ve hatalı” buldu

    10 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.