Emek Servisi, (SH)
3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü kapsamında Ankara’da basın açıklaması düzenlendi. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu ve Ankara Tabip Odası’nın ortak açıklamasında iş cinayetlerinin önlenebilir olduğuna vurgu yapıldı.
“En az 32 bin emekçi hayatını kaybetti”
Açıklamada, AKP iktidarı döneminde en az 32 bin emekçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği belirtildi. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ise en az 20 bin emekçinin hayatını kaybettiği ifade edildi.
“Her gün en az 6, yılda yaklaşık 2 bin emekçi iş cinayetleri sonucu aramızdan koparılmaktadır. Bu tablo kader değil, siyasal tercihlerin sonucudur” denildi.
“Denetim mekanizması fiilen işlemiyor”
TMMOB verilerine göre Türkiye’de 2 milyon 290 bin 160 işyeri bulunmasına rağmen 2025 yılında bunların yalnızca 8 bin 161’inin, yani yüzde 0,35’inin iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetlendiği aktarıldı.
Bu oranın, kamusal denetim mekanizmasının fiilen işlemediğinin en açık göstergesi olduğu vurgulandı.
“Esnek ve kuralsız çalışma yaygınlaştırıldı”
Açıklamada; taşeronlaştırma, geçici iş ilişkisi ve esnek çalışmanın yaygınlaştırıldığı, kıdem tazminatı ve sendikal hakların budandığı ifade edildi. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin kamusal bir sorumluluk olduğu belirtilerek, mevcut düzenlemelerin işveren lehine şekillendiği savunuldu.
“Örgütsüz çalışma yaşamı emekçiyi savunmasız bırakıyor”
Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Sendikasız uzman, sendikasız işçi, örgütsüz bir çalışma yaşamı ile emekçiler tüm olumsuzluklara açık ve savunmasızdır” denildi.
Emekçilerin ölmeyeceği, yaralanmayacağı ve sakat kalmayacağı bir çalışma düzeni talep edildi.
“Bağımsız bir işçi sağlığı kurumu kurulmalı”
Açıklama, iş cinayetlerinin büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğuna dikkat çekilerek sona erdi. Bilimsel ve teknik ölçütler doğrultusunda kamusal ve bağımsız bir denetim sistemi kurulması, üniversiteler, sendikalar ve meslek örgütlerinin katılımıyla idari ve mali açıdan bağımsız bir ulusal işçi sağlığı ve güvenliği kurumu oluşturulması çağrısı yapıldı.
“İş cinayetleri sona erene, emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” denildi.
