Gönül istiyor ki, şöyle sakin ve gündem dışı bir “bayram yazısı” yazayım.
Günümüz koşullarında maalesef mümkün değil gönlün bu isteği.
Hele ki, “Yeni Türkiye”de. Hele ki, nefes aldığımız coğrafyada.
Hele ki, hafta sonu başlayacak bayramın adının bile nasıl kullanılacağı yönünde kitleler arasındaki kamplaşmanın yaşandığı topraklarda.
Hele ki, daha yakın geçmişe kadar bayram sebebiyle birbirlerini tebrik eden siyasi parti temsilcilerinin kavgalarının görüldüğü ülkede, hayal ötesi oldu.
Dolayısıyla, pazar günü başlayacak Ramazan/Şeker Bayramı’nda bu satırların yazarından “duygu yüklü” bayram yazı beklememeniz gerektiğini üzülerek hatırlatayım.
Amasra faciasının yargılama sonucu
Geride kalan haftada iki önemli adli yargılama vardı.
İstanbul ve Ankara’da yaşanan adliye bağlantılı siyasi gelişmeler yanında pek akıllara veya gündeme gelmese de her iki olayın onlarca mağduru var.
Kaybettikleri canlarının ardından ağıt yakıp, hak arama çabası içinde ter döken, buna karşın nedense dikkate alınmayan insanlar, boğucu atmosfere karşın nefes almaya çalışıyorlar bu coğrafyada.
Büyüteç’e konu edeceğim ilk yargılama, Amasra’daki maden faciasıyla ilgili dosyada verilen mahkeme kararları…
Hatırlanacağı üzere; Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı Amasra ocağında 14 Ekim 2022’de facia yaşandı, 43 maden işçisi hayatını yitirdi.
Başlatılan adli soruşturmada, 24 şüpheli gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.
Tutuklamanın gerekçesi, “bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olmak”tı.
Şüphelilerin içinde dört kişiyi ayırmak gerekecek.
Savcılık, hazırladığı iddianamede, Amasra Müessese Müdürü Cihat Özdemir, İşletme Müdürü Selçuk Ekmekçi, İşletme Başmühendisi Mehmet Tural ve İş Güvenliği ve Eğitim Başmühendisi Volkan Soylu hakkında yaşamını yitiren her madenci için ‘olası kast ile öldürme’ suçundan 25’er yıla kadar hapis istedi.
TTK yöneticileri hakkında ayrıca, ‘olası kast ile kişinin yaşamını tehlikeye sokacak şekilde kasten yaralama’ suçundan da ağır yaralanan 4 kişiden her biri için 12 yıla kadar hapis talep edildi. Diğer 19 sanığın ise ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 22,5 yıla kadar hapsi cezası istendi.
Başlayan yargılama sırasında görüşünü veren savcı, tutuklu sanıklar Cihat Özdemir, Selçuk Ekmekçi, Mehmet Tural ve Volkan Soylu hakkında, yaşamını yitiren her madenci için 43 kez “olası kast ile öldürme” ve yaralı kurtulan 9 işçiden 4’ünün yaşamları tehlikeye girecek şekilde yaralanmaları sebebiyle de dört kez “muhtemel kast ile yaralama” suçlarından ayrı ayrı 1123’er yıla kadar hapis cezası talep etti.
Dikkatinizi çekerim; her sanık için ayrı ayrı 1123’er yıl ceza istendi mütalaada!

Dosyadaki diğer sanıklar hakkında ise işledikleri iddia edilen suçların karşılığıyla orantılı cezalar talep edildi.
Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden yargılama, pazartesi günü karara bağlandı.
Yakınlarını kaybeden aileler, sanıkların yakınları, sanıkların ve mağdurların avukatları, izleyiciler, gazeteciler, kısacası süreci takip eden hemen herkes mahkemenin vereceği karara odaklandı.
Mahkeme Başkanı Harun Ceyhan’ın kararı okumaya başladığı cezalar öğrenilince mağdur ailelerin yüzünde acı, hüzün ve kızgınlık; sanıklar ve aileleri ile avukatlarının yüzlerinde ise belli belirsiz mutluluk yaşandı.
Zira, mahkeme yargılamayı, savcılığın talep ettiği olası kasttan değil, bilinçli taksirden verdi.
Mahkeme heyeti, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan tutuklu sanıklar Cihat Özdemir’i 17 yıl, Selçuk Ekmekçi’yi 16 yıl 6 ay, Mehmet Tural’ı 16 yıl 6 ay hapis, Volkan Soylu’yu da 15 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Heyetin kararına göre; diğer sanıklardan Levent Aydın 9 yıl, Şahan Kahraman 9 yıl, Recep Orhan 5 yıl, Hakkı Oğuz Karakuş 5 yıl, İbrahim Hakan Mengeş 5 yıl, Hidayet Gökdere 5 yıl, Fazıl Karaküp 5 yıl, Serkan Özdoğan 3 yıl 9 ay, Süleyman Sırrı Bayraktar 3 yıl 1 ay 15 gün, Mustafa Olgun 3 yıl 1 ay 15 gün, Mehmet Özdemir 3 yıl 9 ay, Ferhan Güneş 3 yıl 1 ay 15 gün, Hüseyin Ogan 3 yıl 9 ay, Mehmet Güneş 3 yıl 1 ay 15 gün, Şenol Kaya 3 yıl 1 ay 15 gün ve Selami Yeşilsu da 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası aldı.
Yanı sıra; sanıklardan Salih Atmaca, Tayfun Uça ve Onur Öztürk ise yargılama sonucunda beraat etti.
İki suç arasındaki “küçük” fark!
Bu noktada mevcut Türk Ceza Kanunu’na göre, olası kastla adam öldürmek/ölümüne sebep olmak ile bilinçli kast ile adam öldürmek/ölümüne neden olmak arasındaki küçük (!) farkı açıklamak gerekecek.
Mevzuata bakıldığında; bilinçli taksirde, fail tarafından öngörülen ve gerçekleşen netice, istenen bir netice olmadığıdır.
Olası kastta ise öngörülen neticenin istenip istenmemesinden bahsedilmemektedir. Dolayısıyla, olası kast ile bilinçli taksir arasında bulunan en önemli fark, failin ‘gerçekleşmesi muhtemel neticeyi ne derece göze aldığı’ konusudur.
Yürürlükteki TCK’da kasten adam öldürmek suçunun karşılığı “müebbet hapis” cezasıdır. Suçun olası kast ile işlenmesi halinde ise, TCK hükmü gereğince, olası kastla bir kişinin ölümüne neden olan sorumlunun alacağı ceza, en az 20 yıl hapis cezası olacaktır.
Yani burada “olası kastla adam öldürmek/ölümüne neden olmak” iddiasıyla yargılanan TTK personeli sanıkların, yaşamını yitiren her madenci için en az 20 yıl hapis cezası alması gerekirdi.
Buna karşın bilinçli taksirle adam öldürmek/ölümüne neden olmak suçunun TCK’daki karşılığı ise şöyle:
“Taksirle adam öldürme neticesinde 2 yıl ceza alacak bir fail, bilinçli taksir halinde 2 yıl 8 ay ile 3 yıl arası ceza alır.”
Kısacası; ortada öldürülmüş bir kişi var. Ancak kişi, olası kastla öldürüldüyse katile en az 20 yıl, bilinçli taksirle öldürüldüyse öldürene en fazla 3 yıl hapis cezası veriliyor!
İşte, bir öldürme olayına yönelik yargılamada verilecek iki karar arasındaki fark böylesine küçük!
Bin yıl derken 17 yıla bağlanan ceza
Şimdi gelelim, haklarında tam 1123 yıl hapis cezası istenen dört sanığa verilen cezalara…
Mahkeme, sanıklardan Cihat Özdemir’i 17 yıl, Selçuk Ekmekçi’yi 16 yıl 6 ay, Mehmet Tural’ı 16 yıl 6 ay, Volkan Soylu’yu da 15 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Savcılık ne talepte bulunmuş, mahkeme ne karar vermiş?
Faciada yaşamını yitiren 43 madenci ve diğer yaralılar için binlerce yıllık hapis cezası isteminden, bir kişinin olası kastla öldürülmesine verilen 20 yıllık hapis cezasının bile altında kalan, en yükseği 17 yıllık hapis cezasına!
İstanbul’daki İBB operasyonu başta olmak üzere her kritik yargı sürecine yönelik aynı açıklamayı yapan ve aynı zamanda Bartınlı [olan] Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un dediği gibi, bağımsız yargının kararlarına saygı duymak ve güvenmek gerekiyor.
Bu arada, Amasra’daki yargı sürecini yakından takip eden meslektaşım Can Bursalı, yakın zamanda yayınına son veren Gazete Duvar’da 23 Nisan 2023’te ilginç bir yazı kaleme aldı. Bayramda boş zamanınız olursa göz atabilirsiniz.
Bakın; kimler, kimlerle neden beraberler? Kimler, kimleri ne amaçla kullanıyor? Gayet açık tabloyu görünce, mahkeme kararı daha net anlaşılacaktır.
Bayram tatili içinde kalacak salı günkü Büyüteç’te de benzer bir konuyu aktaracağım bir aksilik olmadığı takdirde.
Şeker Bayramınız/Ramazan Bayramınız kutlu olsun.