Maraş’ın Afşin–Elbistan Havzası, yıllardır Türkiye’nin en ağır hava kirliliği sorunlarından biriyle karşı karşıya. Afşin–Elbistan A ve B termik santralleri ile yıllardır kontrolsüz bırakılan kül barajları, bölge halkını zehirlemeye devam ediyor. Hava kalitesi ölçüm istasyonlarının sık sık “ölçüm yapılamıyor” uyarısı vermesi ise kirliliğin gerçek boyutunun kamuoyundan gizlendiğine dair endişeleri artırıyor. Bilimsel raporlar, bölgenin PM2.5 ve PM10 değerlerinin Dünya Sağlık Örgütü limitlerinin katbekat üzerinde olduğunu ortaya koyuyor.
“Hava değil, zehir soluyoruz”
Afşin ve Elbistan’da yaşayan yurttaşlar yıllardır aynı şikâyeti dile getiriyor:
“Çamaşır asamıyoruz, sabah arabaların üzeri kül kaplı. Nefes alamıyoruz.”
Termik santral bacalarından çıkan duman ve kül barajlarından rüzgârla taşınan partiküller, özellikle sabah ve akşam saatlerinde bölgeyi yoğun sis tabakasına benzer bir kirliliğe büründürüyor. Yerel sağlık çalışanları, özellikle çocuklarda burun akıntısı, kronik öksürük, astım ve bronşit vakalarında keskin artış yaşandığını belirtiyor.
Bilimsel veriler alarm veriyor
Çevre mühendisleri ve halk sağlığı uzmanlarının son yıllarda yayımladığı araştırmalardan öne çıkan bulgular şöyle:
• PM2.5 ve PM10 değerleri yılın büyük bölümünde WHO sınırlarının 4–8 kat üzerinde.
• KOAH ve solunum yetmezliği vakaları Türkiye ortalamasının çok üzerinde.
• Bölgedeki doktorların ifadelerine göre kanser vakaları son 10 yılda belirgin şekilde arttı.
• Kül barajlarındaki ağır metallerin tarım alanlarına taşınması, gıda güvenliğini tehdit ediyor.
TMMOB, TTB ve bağımsız bilim insanları, Afşin–Elbistan’ın “Türkiye’nin kirli hava başkenti” haline geldiğini defalarca açıkladı.
Tarımda verim düşüyor: “Biber, buğday artık aynı değil”
Kirlilik yalnızca solunan havayı değil, toprağı da etkiliyor. Çiftçiler, kül yağışının bitkilerin yapraklarını yaktığını ve özellikle sebze üretiminde verim kayıplarının arttığını söylüyor.
Bir çiftçinin sözleri durumu özetliyor:
“Toprağın üstü adeta gri bir film tabakasıyla kaplanıyor. Eskiden bu kadar verimsizlik yoktu.”
Çocuklar en riskli grupta
Halk sağlığı uzmanlarına göre:
• PM2.5 maruziyeti çocuklarda akciğer gelişimini yavaşlatıyor
• Astım, alerjik reaksiyonlar ve solunum yolu enfeksiyonları artıyor
• Kirli havaya bağlı okul devamsızlıkları yükseliyor
Elbistan’da bir aile hekimi bu durumu şöyle anlatıyor:
“Polikliniğe her gün nefes darlığı yaşayan çocuklar geliyor. Bu bölge için artık olağan hale geldi ama kabul edilmemesi gereken bir tablo.”
Yerel halk: “Yıllardır çözüm bekliyoruz”
Santrallerde filtre yatırımlarının tamamlanmaması, kül barajlarının kontrolsüz bırakılması ve verilerin şeffaf paylaşılmaması halkta güvensizliği artırmış durumda.
Esnaflar ise durumu şöyle anlatıyor:
“İş yapamıyoruz, turist gelmiyor, gençler göç ediyor. Bu kirli havada kim yaşamak ister?”
Uzmanlara göre acil eylem planı şart
Çevre ve sağlık uzmanlarının önerileri özetle şöyle:
• Bağımsız ve kesintisiz hava kalitesi ölçümü
• Kül barajlarının rehabilitasyonu
• Santrallerde modern filtre teknolojilerinin zorunlu hale getirilmesi
• Kömürden çıkış takvimine geçilmesi
• Çocuklar ve kronik hastalar için koruyucu sağlık programı
Uzmanlara göre, aksi takdirde Afşin–Elbistan Havzası önümüzdeki yıllarda çok daha büyük bir halk sağlığı krizine sahne olabilir.
“Bu sadece çevre sorunu değil, yaşam hakkı sorunu”
Afşin–Elbistan’daki hava kirliliği artık yalnızca çevresel bir mesele değil; temel bir insan hakkı ihlali boyutunda. Halkın nefes alma hakkı, sağlıklı yaşam hakkı ve çocukların geleceği tehdit altında. Bilimsel raporların, sahadaki gözlemlerin ve vatandaşların tanıklıklarının ortak noktası ise aynı:
“Bölgede acil önlem alınmazsa can kayıpları ve hastalık yükü artmaya devam edecek.”
