ABD ve İsrail’in Tahran çevresindeki petrol depolarına düzenlediği saldırılar, büyük miktarlarda zehirli hidrokarbon, kükürt dioksit ve azot oksit salınımına neden oldu. Tahmini 10 milyon insan tehlikeli kimyasallara maruz kalma riskiyle karşı karşıya.
ABD ve İsrail’in petrol depolama tesislerine düzenlediği hava saldırılarının ardından Tahran’da zehirli petrol yağmuru yağdığı iddia ediliyor. Tahmini 10 milyon insan, cilt yanıkları ve akciğer hasarı da dahil çeşitli hastalıklara yol açacak şekilde tehlikeli kimyasallara maruz kalma riskiyle karşı karşıya.
Şahran ve diğer rafinerilerden yükselen yoğun siyah duman bulutları güneşi kapatarak şehrin bazı bölgelerini karanlığa gömdü ve “nükleer kış” etkisi yarattı.
ABD ve İsrail’in Tahran çevresindeki petrol depolarına düzenlediği saldırılar, büyük miktarlarda zehirli hidrokarbon, kükürt dioksit ve azot oksit salınımına neden oldu. Yağla doymuş yağmur suyu şehri kaplayarak çatıları, balkonları ve sokakları kalın, bulanık siyah bir sıvı ve yağlı isle kapladı. Bu kirlilik, nikel ve vanadyum gibi ağır metallerin toprağa ve yerel su sistemlerine sızması açısından uzun vadeli bir risk oluşturuyor.
İranlı yetkililere göre bu kimyasallar, temas halinde cilt yanıklarına ve ciddi akciğer hasarına yol açabilen son derece asidik yağışlara neden oluyor. Yetkililer, bu zehirli dumanların akut solunum sıkıntısına ve göz tahrişine neden olduğu konusunda uyardı.
İran Kızılayı da yağmurun tehlikelerine karşı uyararak, vatandaşları kendilerini korumaya ve açıkta kalan yiyecekleri yağlı kurum parçacıklarından korumaya çağırdı.
Çevre uzmanları petrol sızıntıları konusunda uyarıda bulunuyor
Ukrayna, Gazze ve İran’daki savaşlar, 150 milyon ton emisyon salınımına yol açarak bu ülkelerdeki yeraltı sularının %97’sini kirletti ve tarım arazilerinin %40’ını yok etti.
Çevre uzmanları ABD ve İsrail’in petrol tesislerine yönelik saldırıların yaratacağı sonuçlar konusunda uyardı. Buna göre petrol tesislerine yönelik saldırılar nedeniyle,
- İnsan sağlığı için oldukça tehlikeli olan ciddi oranda uçucu organik maddelerin rüzgarın etkisiyle kilometrelerce yayılabileceği,
- Topraklarda kalıcı organik madde kirliliğine neden olabileceği, toprağın kimyasını bozup kalıcı hasarlara neden olabileceği,
- Su kaynaklarının ciddi zarar göreceği,
- Bölgedeki orman yangınlarının artabileceği belirtildi.
İspanyol internet sitesi Aeroactipo’nun yayınladığı bir rapora göre, en önemli risklerden biri, Körfez’deki petrol tankerlerini ve hayati önem taşıyan limanların hedef alınmasından kaynaklanabilecek petrol sızıntısıdır; bu da deniz ortamına uzun vadeli zararlar verebilir ve Avrupa pazarlarının gıda ithalatı için bağımlı olduğu balıkçılık ve deniz ürünleri çiftliklerini tehdit edebilir.
Çevre uzmanları, bu bölgelerde meydana gelebilecek büyük ölçekli petrol sızıntılarının mercan resiflerine ve deniz ekosistemlerine ciddi zararlar verebileceği gibi, Körfez ülkelerinin bağımlı olduğu tuzdan arındırılmış su kaynaklarını da tehdit edebileceği konusunda uyarıyor ve bu hasarın giderilmesinin maliyetinin çok büyük olabileceğini vurguluyor. İlk tahminler, çevresel olarak tahrip olmuş alanların rehabilitasyonunun önümüzdeki on yıllarda 500 milyar dolardan fazla bir maliyet gerektirebileceğini gösteriyor. Bu, bazı raporlarda günümüz savaşlarının yol açtığı çevresel yıkım olarak tanımlanan durumla mücadelede uluslararası toplumun karşı karşıya olduğu zorluğun boyutunu yansıtıyor.
ABD ve İsrail savaş suçu işliyor
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, yakıt depolama tesislerine yapılan saldırıların İranlılara karşı “kasıtlı kimyasal savaş” anlamına geldiğini söyledi. Bakanlık, “ABD’nin yürüttüğü suç savaşı…” ve İsrail’in İran halkına karşı saldırganlığının, İran’ın enerji altyapısını kasıtlı olarak hedef almasıyla tehlikeli yeni bir aşamaya girdiğini belirtti.
Açıklamada, yakıt depolarına yapılan saldırıların “İran vatandaşlarına karşı kasıtlı bir kimyasal savaştan başka bir şey olmadığı” ve bu tesislerin hedef alınmasının havaya tehlikeli ve zehirli maddeler saldığı kaydedildi.
Açıklamaya göre, saldırılar “sivilleri zehirliyor, ciddi çevresel hasara neden oluyor ve geniş çapta nüfusun hayatını tehlikeye atıyor” ve bu çevresel ve insani felaketin sonuçlarının “İran sınırlarıyla sınırlı kalmayacağı” uyarısında bulunuldu.
İran Dışişleri Bakanlığı, yakıt tesislerinin hedef alınmasını “savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım” olarak değerlendirdi.
