Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Avrupa sokaklarında yeni çatışma: Kentlerin öfkesi, taşranın düzeni ve radikal sağın gölgesinde solun geleceği

    10 Ekim 2026

    Gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklandı

    9 Ekim 2026

    Bayraklı Belediyesi soruşturması: Eski Başkan Serdar Sandal tutuklandı

    9 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Avrupa sokaklarında yeni çatışma: Kentlerin öfkesi, taşranın düzeni ve radikal sağın gölgesinde solun geleceği

      10 Ekim 2026

      Eski eserler nasıl tahrip edildi? Arşiv belgeleri geçmişin izlerini anlatıyor

      9 Ekim 2026

      Sekiz Ekim

      7 Ekim 2026

      Anayasayı ihlal eden iktidarın yeni ve “sivil” Anayasa çağrısı

      5 Ekim 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir filozof, bir bilge, bir insan

      4 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026

      Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

      7 Ekim 2026

      Biraz da var olacağımıza inanmak

      3 Ekim 2026

      Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi – gönderene iade

      1 Ekim 2026

      14 maddede faşizm: Umberto Eco

      29 Eylül 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Yükselen faşizm, türcülük ve hayvan hakları

    Yükselen faşizm, türcülük ve hayvan hakları

    Siyasi Haber21 Ocak 2017
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    SEÇTİKLERİMİZ- Şilan Bingöl’ün Gazete Manifesto’daki yazısı: Yükselen faşizm, türcülük ve hayvan hakları

    ”Biz bütün zulümlerin birbiriyle ilişkili olduğuna inanıyoruz. Bütün canlılar özgür olana kadar; yani kötü muameleden, aşağılamadan, sömürüden, kirlenmeden ve ticarileşmeden kurtulana kadar hiçbir canlı özgür olmayacak.”

    Carol J. Adams

    Her gün yeni bir şiddet olayıyla sarsılan Türkiye’deki vahşetin, en acımasız haliyle hayvanlara ve hayvanlara yardım etmeye çalışan insanlara yöneldiğini görmekteyiz: Kadıköy’de kedi beslediği için çıkan tartışmada komşusu tarafından öldürülen psikolog Alper Engeler, Üsküdar’da sokağa kedi evi koyan gençlerin uğradığı saldırı, Samsun’da şehre inen domuzun ‘iman gücü’ ile linç edilmesi, yavru bir köpeğin bağlanarak kulaklarının kesilmesi…

    Bu sıralananlar yalnızca son bir haftada haberlere yansıyan ve kamuoyunun tepkisini çekenler. Yeteri kadar gündem olamayan fakat her gün tecavüze, lince, işkenceye uğrayan hayvanların çığlıklarından ise bihaberiz. Örneğin birer ölüm kampını andıran mezbaha ve çiftlikler hayvanların her gün sistematik olarak işkenceye maruz kaldığı alanlar. Geçtiğimiz günlerde Kütahya’da bir barınakta yiyecek verilmediği için birbirlerini yiyen köpekler, barınaklardaki vahşeti en açık haliyle gözler önüne sermişti. Yine Kırıkkale’de bir parkta bulunan güvercinlerin bilerek verilen zehirli yemler ile katledilmesi de hala hafızalarımızda.

    Ne hayvanlara yönelik bu şiddet ne de sömürü yeni değil. Aksine hayvan sömürüsünün tarihi oldukça eskiye uzanıyor. Tüm bu yaşananlar ise esasen “türcülük”ten kaynaklanıyor. Son dönemde hayvanlara yönelen bu şiddetin içinde bulunulan politik atmosferden bağımsız olmadığı da çok açık.  Çünkü toplumda yükselmeye başlayan tahammülsüzlük; kendi ırkından, dininden, cinsiyetinden olmayana yönelik nefret ve artan şiddet, başka türlere karşı olan şiddeti de farklı şekillerde ortaya çıkarabilmektedir. Bunun temeline inebilmemiz için hayvan hakları ve türcülük konusuna değinmekte fayda var.

    Hayvan hakları ve hayvanlara yönelik şiddetin kaynağı: Türcülük

    Öğrenci, siyah, Kızılderili, feminist ve LGBTİ hareketleri hakların evrenselliği sürecini aşarak insan özgürlüğüne daha fazla derinlik katmıştır. Bu hareketlerde hak elde etme mücadelesi ise çoğu zaman birbiriyle bağlantılı olarak ilerlemektedir. Örneğin, ırkçılık karşıtı hareket içerisinde olan siyahlar, siyah feminizmi çerçevesinde toplanmış veya LGBTİ hareket ile feminizm beraber hareket eder çoğu zaman. Hayvan hakları ise insanların son iki yüz sene içerisinde meydana getirdiği en ilerici etik ve politik gelişmelere yaslanır. Bir anlamda hayvan hakları argümanı ‘eğer insanların hakları varsa hayvanların da aynı sebeplerle haklara sahip olduğunu’ söyler[1].  ‘Aynı sebepler’ vurgusu ile kastedilen durum ise “haz duyma” ve “acı çekmek”tir.

    Yazar Jeremy Bentham kendi döneminde hayvan hakları konusunda oldukça ilerici görüşlere sahip biri olarak şunları söyler:

    Belki bir gün hayvanlar dünyasının geri kalanı da kendilerinden ancak zorbalık yoluyla esirgenen haklara sahip olacaktır. Fransızlar bir insanın sırf derisi siyah diye kayıtsız şartsız bir zalimin keyfine terk edilemeyeceğini anladılar. Belki bir gün, bacak sayısının, derideki tüy miktarının ya da sağrı kemiğinin nerede bittiğinin de duyguları olan bir varlığı aynı akıbete terk etmek için eşit derecede yetersiz sebepler olduğu anlaşılır. Bu aşılamaz sınırı çizecek başka ne olabilir? Akıl yürütme yetisi mi? Ya da belki konuşma yetisi mi? Ama yetişkin bir at ya da köpek, gerek akıl gerekse iletişim kurma açısından, bir günlük bir haftalık, hatta bir aylık bir bebekten kat kat üstündür; ama öyle olmasa bile bu neyi gösterirdi ki? Sormamız gereken soru, “Akıl yürütebiliyorlar mı?” ya da “ Konuşabiliyorlar mı?” değil, “Acı çekebiliyorlar mı?” olmalıdır[2].

    Türcülük kavramı ise ilk olarak Richard D. Ryder[3] tarafından 1970 yılında kullanılan bir kavram. Peter Singer ise daha sonra Hayvan Özgürleşmesi kitabında bu kavramı ayrıntılı olarak inceliyor. Buna göre;

    Türcülük, bir kişinin kendi biyolojik türlerinin çıkarları lehine ve diğer biyolojik türlerin çıkarları aleyhine önyargılı ya da yanlı davranmasıdır. Daha zeki olmak bir insana başka insanları kendi amaçları doğrultusunda kullanma hakkı vermiyorsa, nasıl olur da genel olarak insanlara insan olmayanları sömürme hakkı verebilir? [4]

    İnsan merkezli toplumun bir eleştirisi olarak ortaya çıkan türcülük kavramı, tıpkı cinsiyetçilik ve ırkçılık gibi eşitsiz bir duruma işaret eder. Cinsiyet eşitsizliğine dayanan cinsiyetçilik kavramı ve ırk farklılığına dayanan ırkçılık kavramları gibi; tür farklılığından ortaya çıkan eşitsizlikler de türcülük olarak adlandırılır.

    Meclis’ten bir örnek: ‘Köpek giremez’

    Geçtiğimiz günlerde TBMM’de yaşanan hadiselerden biri içimizdeki türcülüğü gözler önüne seren olaylardan biriydi.

    Meclis’te ‘başkanlık sistemini’ içeren Anayasa değişiklik teklifinin oylaması sırasında çıkan kavgadan sonra bazı AKP milletvekilleri “Dikkat! Köpek giremez” dövizleri açmıştı.

    Bu yaşananların Meclis’te olmuş olması türcülüğün ülke geneline ne denli nüfuz ettiğinin de işareti esas olarak.

    Ancak bu türcülük karşısında kamuoyunun tepkisine de dikkat çekmek gerekiyor. Birçok kişi AKP’lilerin açtıkları dövizlerin türcü olduğunu belirtirken, kullanılan dilin yanlış olduğu noktasında eleştiriler sunmuştu.

    Türcülüğün artık bilinen ve dil noktasında dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunun bilinmesi umut verici olsa da diğer taraftan yapılan eleştirilerin yetersiz olduğunu ve buna dair politikalar üretilmesi gerektiğini de bilmemiz gerekiyor.

    Hayvanlara yönelen şiddet diğer şiddetlerden bağımsız mı?

    Tıpkı cinsiyetçilik ve ırkçılık gibi türcülük de büyük bir adaletsizliği içinde barındırır ve aynı sömürü düzeninden beslenir. Türcülüğün neredeyse herkesin içinde bir nebze de olsa bulunduğu varsayımı dışında, hayvanlara yapılan bu işkence ve linçlerin başka bir duruma tekabül ettiğini de belirtmek gerekiyor. Öyle ki karşıdaki güç, kadına, doğaya, ırka, hayvana ve diğer birçok gruba aynı temelde şiddet uygular. Şu anki Türkiye koşullarında da, son zamanlarda tanık olduğumuz hayvanlara yönelik şiddet olayları tüm bunlardan bağımsız değil. Çünkü hâlihazırda toplumdaki birçok kişi arkasını dayadığı güçle beraber insanları sokak ortasında öldürebilmekte, kadınlara her türlü şiddeti uygulayıp katledebilmekte, doğaya istediği gibi zarar vermekte ve aynı şekilde hayvanları linç etmekte bir beis görmemektedir.

    Türkiye’de hayvanlara yapılan işkence, toplumda yükselen insan merkezci-dindarlıktan uzak değil. Nitekim tüm tek tanrılı dinlerde insan ‘en üstün varlık’tır, doğa-hayvan ve her şey onun için yaratılmıştır, insan tüm bunlar üzerinde her türlü tahakkümü kurma hakkına sahiptir. Dolayısıyla hayvanlara yönelik hiçbir şiddetin yaptırımı da yoktur. Bu noktada toplumun insan merkezci-dindarlığa sürüklenmesi bu şiddeti tetiklemektedir. Aydınlanma ve Rönesans hümanizminin de hayvanları benzer şekilde değerlendirdiği görülür.  Bu anlayışa göre hayvan bir ‘eşya’dan farksızdır. Böylece insani ‘toplumsal sözleşme’ de hayvana sırtını döner:  Hukuk alanında hayvanlara yönelik şiddete hiçbir yaptırım uygulanmaz. Örneğin Kant, ‘etik’ derslerinde öğrencilerine şunları söyler:

    ”Hayvanlara karşı hiçbir dolaysız görevimiz yoktur. Hayvanlar kendi varlıklarının bilincinde değildir. Onlar sadece bir amaç uğruna araç olarak kullanılmak için vardır. Bu amaç insandır.”

    Ve benzer şekilde Descartes da hayvanların birer otomat olduğunu ve acı çekmediklerini savunur.

    Yüzyıllardır süren insan merkezci tavrın hayvanları birer şiddet nesnesine dönüştürdüğü görülmektedir. Tüm bu türcülük, insan merkeziyetçilik şuan yaşananların da kaynağıdır.

    Bugün Türkiye’de de şahit olduğumuz, temelini türcülükten ve hayvan haklarının yok sayılmasından alan şiddet olayları, devlet-güç-din etkisi altındaki toplumda yaşananlarla ilişki içerisindedir. Tıpkı ırkçılık ve cinsiyetçilik gibi aynı sömürü düzeninden beslendiği görülmeli ve bu şiddet olayları için bir “öncelik” sıralaması yapılmamalıdır.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Şimdi Che okuma zamanı

    9 Ekim 2026

    Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

    7 Ekim 2026

    Biraz da var olacağımıza inanmak

    3 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Toros Korkmaz

    Avrupa sokaklarında yeni çatışma: Kentlerin öfkesi, taşranın düzeni ve radikal sağın gölgesinde solun geleceği

    Mahsuni Gül

    Eski eserler nasıl tahrip edildi? Arşiv belgeleri geçmişin izlerini anlatıyor

    Ertan Eroğlu

    Sekiz Ekim

    Remzi Altunpolat

    Anayasayı ihlal eden iktidarın yeni ve “sivil” Anayasa çağrısı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    M. Ender Öndeş

    Şimdi Che okuma zamanı

    Siyasi Haber

    Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

    Maral Dink

    Biraz da var olacağımıza inanmak

    Ertuğrul Kürkçü

    Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi – gönderene iade

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    CHP’de kıyım sürüyor: Mutlak butlan yönetimi 3 emekçiyi daha işten çıkardı

    9 Ekim 2026

    MESEM’li Mahir Buğra’nın ölümüne ilişkin davada iki sanığa tahliye: ‘Çocukları sermayeye peşkeş çekiyorlar’

    8 Ekim 2026

    İSİG Meclisi raporu açıkladı: Eylül ayında en az 226, dokuz ayda 1736 işçi katledildi

    7 Ekim 2026
    KADIN

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026

    Erkek şiddeti bir can daha aldı: 18 yaşındaki Gökçe Alkan, Bursa’da katledildi

    4 Ekim 2026

    DEM Parti’li erkeklerden kadın katliamlarına karşı yürüyüş: “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz”

    1 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.