Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (II) Kıvılcımlı yayıncılığı ve kayıp “kitaplar”

    13 Ekim 2026

    Erbil’de düzenlenen forumda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: “Sorunlarımız çok ama yüz yıl sonra bir fırsat kapısı aralandı”

    13 Ekim 2026

    Fransa’da on binler sokakta

    13 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (II) Kıvılcımlı yayıncılığı ve kayıp “kitaplar”

      13 Ekim 2026

      Komün, konsey ve alternatif belediyecilik; Sosyalizmin ruhu nerede?

      12 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (I)

      10 Ekim 2026

      Avrupa sokaklarında yeni çatışma: Kentlerin öfkesi, taşranın düzeni ve radikal sağın gölgesinde solun geleceği

      10 Ekim 2026

      Eski eserler nasıl tahrip edildi? Arşiv belgeleri geçmişin izlerini anlatıyor

      9 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026

      Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

      7 Ekim 2026

      Biraz da var olacağımıza inanmak

      3 Ekim 2026

      Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi – gönderene iade

      1 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (II) Kıvılcımlı yayıncılığı ve kayıp “kitaplar”

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (II) Kıvılcımlı yayıncılığı ve kayıp “kitaplar”

    AHMET KALE yazdı: Kıvılcımlı İstanbul’da aranır duruma düşünce evinden iki çuval dolusu yazılı belgeyi o zaman en yakınlarında olan Fuat ve Latife Fegan çiftine emanet eder. Ölümünden sonra çuvallar içindeki bu eserler Feganlar tarafından önce Kıbrıs’a, sonra da Avrupa’ya taşınır. 1993 yılında da tamamı Amsterdam’daki Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü’ne bırakılır. Bu iki çuvala daha sonraları Türkiye’den az bir miktar daha ulaştırılır.
    Ahmet Kale13 Ekim 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Önceki yazımızda Kıvılcımlı’nın yayımlanmış 60’ı aşkın kitabının yayımlanış tarihlerini belirterek sıralamış, fazla ayrıntıya girmeden bir döküm vermiştik. Kitapların yayımlanış serüveni ve içerikleri hakkında da geniş özetler yazılabilir tabii. Ayrıca 2014 yılında yazıp, Bilim ve Gelecek Kitaplığı’ndan yayınladığımız Kıvılcımlı Külliyatı (Ayrıntılı Bibliyografya) kitabına da bakılabilir. O kitapta Kıvılcımlı’nın 57 kitabını ve 8 broşürünü ayrıntılarıyla tanıtmıştık.

    Bu yazımızda daha özel olarak Kıvılcımlı yayıncılığı üzerinde duracak, kitapların bugünkü durumu, arşiv üzerine özet bir bilgi verecek, kaybolan, artık ulaşılamaz durumda olan yazılarının da kısa bir öyküsünü vereceğiz.

    Geçen yazımızda aktardığımız bazı bilgilerin tekrarı bile olsa Kıvılcımlı yayıncılığını dönemler halinde özetleyelim.

    Kıvılcımlı yayıncılığını 2 döneme ayırmak mümkün. İlk dönem Kıvılcımlı’nın sağlığında, bizzat kendisinin kurup yönettiği yayınevlerinden çıkan kitaplar, ikinci dönem ise onun ölümünden sonra kurulan yayınevlerinden çıkarılan kitaplar.

    Önceki yazımızda basılmış bütün Kıvılcımlı eserlerinin dökümünü verdiğimiz için, bu yazıda yayınevlerinin tanıtımını yapmakla yetineceğiz.

    Sağlığında kurup yönettiği yayınevleri

    MARKSİZM BİBLİYOTEĞİ: 1929 TKP Davasında aldığı 4,5 yıllık cezasını tamamladıktan sonra “kendi elimle kurup Parti’ye mal ettiğim” dediği Marksizm Bibliyoteği yayınevini, o zamanki hayat ve parti arkadaşı Fatma Nudiye Yalçı ile birlikte kurarlar. Bu yayınevi ile çeviri ve telif eserler olarak toplam 17 adet kitap basılır.

    EMEKÇİ KÜTÜPHANESİ: Marksizm Bibliyoteği Yayınevi’nin çeşitli nedenlerle kapanmasından sonra yine aynı ikili bu defa Emekçi Kütüphanesi’ni kurarlar. Bu yayınevinde geçen yazımda anmayı unuttuğum önemli bir çeviri yayını olur. Kıvılcımlı’nın Almanca aslından çevirdiği Karl Marx’ın KAPİTAL eseri 20’şer sayfalık fasiküller halinde okura sunulur. Ancak 1938 Donanma Davası tutuklamasıyla 7 fasikülden sonrası yayımlanamaz. Bu yayınevinden Kıvıclcımlı’nın DEMOKRASİ, TÜRKİYE EKONOMİ POLİTİKASI ÜZERİNE ve Fatma Nudiye Yalçı’nın çocuklar için yazdığı GÜNEŞİN ÇOCUKLARI, GÖLGENİN ÇOCUKLARI kitapları yayımlanır. Andığımız tutuklama üzerine bu yayınevi de kapanır.

    VATAN PARTİSİ YAYINLARI: 1954 Yılında Vatan Partisi kurulunca, o yıllarda basılan eserler Parti yayınevi tarafından yayımlanır. Ancak daha Vatan Partisi kurulmadan da 1953 yılında İstanbul’un Fethinin 500. Yıldönümü dolayısıyla kendi yayını olarak Fetih ve Medeniyet broşürünü yayımlar Kıvılcımlı. Vatan Partisi Yayınları’ndan da VATAN PARTİSİ TÜZÜK ve PROGRAMI, ANAYASA TEKLİFİ, SİYASETİMİZ ve SOĞAN EKMEK KONGRESİ kitapları yayımlanır.

    1957 seçimleri sonucunda Vatan Partisi’ne kapatma davası açılır ve tüm yöneticileri tutuklanır. 2,5 yıl tutuklu yargılama sonucu Parti ve yöneticilerin tamamı beraat ederler.

    1960-65 arası herhangi bir yayın faaliyeti söz konusu değildir.

    TARİHSEL MADDECİLİK YAYINLARI: 1965 yılında yeniden bir yayınevi kurarak art arda kitaplar yayımlamaya başlar. Bu yayınevi ile 1971 yılında yurt dışına çıkana dek önceki yazımızda listelediğimiz kitaplar çıkarılır.

    Yine bu yıllar 3 kitabı da Tarihsel Maddecilik Yayınları dışındaki bazı yayınevlerince yayımlanır. Bunlar, Ararat Yayınları tarafından basılan METAFİZİK SOSYOLOJİLER (1970), Ant Yayınları tarafından basılan 27 MAYIS ve YÖN HAREKETİNİN SINIFSAL ELEŞTİRİSİ ve Ekim Yayınları tarafından yayımlanan TOPLUM BİÇİMLERİNİN GELİŞİMİ kitaplarıdır.

    1967 yılında 7 sayı, 1970-71’de 26 sayı çıkarılan SOSYALİST GAZETESİ’ni de anarak bu dönemi sonlandıralım.  

    Ölümünden sonra Kıvılcımlı kitaplarını basan yayınevleri

    1971 Ekim ayında vefatından sonra da izleyicileri çeşitli yayınevleri ile onun eserlerini basmaya ve yaymaya devam ettiler. Ancak hemen belirtelim ki tüm izleyicilerinin hiç olmazsa eserlerin basımı için bir merkez oluşturdukları görülmedi. Grup ve çevreler birbirinden kopuk biçimde, herhangi bir sistem olmaksızın kitapları bastılar.

    1971 sonrası ilk basım faaliyetleri Avrupa’da Arşiv Yayınları, Türkiye’de ise TSİP’in girişimiyle kurulan Tarih ve Devrim Yayınlarınca yapıldı. Özellikle Tarih ve Devrim yayınlarından çıkan eserler, TSİP’in de gayretiyle en çok yayılan ve okunanlar oldu. Bir daha da o yaygınlığa ulaşıldığı söylenemez. Daha sonra yeniden kurulan Tarihsel Maddecilik Yayınları da birkaç kitap ve broşür yayımladı.

    1980 öncesi İstanbul’da YOL Yayınları, Ankara’da da Derleniş yayınları eserleri basma ve yayma işini sürdürdüler. Bu zamanlarda Çağrı Yayıncılık da Kıvılcımlı kitapları bastı.

    1980 sonrası da yine değişik yayınevleri kurulup, dağınık biçimde bastı Kıvılcımlı kitaplarını. Bunları da analım. Bibliyotek Yayınları, Tarih Bilimi Yayınları, Sosyalist Kütüphanesi, Diyalektik Yayınları. Bu yayınevleri de Kıvılcımlı eserlerinin basılıp yayılmasında mütevazı görevler yaptılar.

    1980 öncesinde Ankara’da Kıvılcımlı yayıncılığına başlayan Derleniş Yayınları, 80 sonrasından bugüne kadar Kıvılcımlı’nın eserlerini basıp yaymaya devam etmekte.

    Nihayet 2006 yılında benim de kurucularından olduğum Sosyal İnsan Yayınları, Kıvılcımlı’nın bütün eserlerini sıralı ve derli toplu biçimde “Bütün Eserler” formatında yayımlamaya girişti. 5,5 yıl gibi bir sürede toplamda 57 kitabı, 8 broşürü arka arkaya basıldı. 2011 yılında yayınevi finansörünün isteğiyle benim ayrılmamdan sonra bu yayınevi de faaliyetlerini satış ve pazarlamayla sınırlandırdı. (Faaliyetlerini dondurdu ya da fiilen son verdi dersem kızıyorlar.) Bugüne kadar 15 yılda yeni bir Kıvılcımlı kitabı çıkarmadılar.

    2011 sonrasında küçük bir çevrenin katkısıyla yayımladığımız eserleri de önceki yazımda sıralamıştım.

    Arşivin durumu

    Kıvılcımlı İstanbul’da aranır duruma düşünce evinden iki çuval dolusu yazılı belgeyi o zaman en yakınlarında olan Fuat ve Latife Fegan çiftine emanet eder. Ölümünden sonra çuvallar içindeki bu eserler Feganlar tarafından önce Kıbrıs’a, sonra da Avrupa’ya taşınır. 1993 yılında da tamamı Amsterdam’daki Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü’ne bırakılır. Bu iki çuvala daha sonraları Türkiye’den az bir miktar daha ulaştırılır. Yazımın sonlarında bu az miktarın ve kaybolanların öyküsünü yazacağım.

    Çuvalların kısmen tasniflenip Enstitü’ye teslimine kadar olan serüveni Latife Fegan hem anılarında, hem de bazı yazı ve konuşmalarında ayrıntılı biçimde aktarıyor. Benim o yazılan ve anlatılanlardan başka bir bilgim yok. Yeri gelmişken bu girişimleri için minnetlerimizi tekrarlayayım.

    Kayıp ve artık ulaşamayacağımız “kitap” ve yazılar

    Yukarda Feganların taşıyıp korudukları 2 çuval evraka “Türkiye’den az bir miktar daha ulaştırılır” diye yazmıştım. İşte bu az miktarın ve kaybolan yazıların öyküsünü yazacağım demiştim. Başlıkta kitap kelimesini tırnak içinde yazdım. Çünkü kitap hacminde bir şeyler var mı bilmiyoruz. Ancak kaybolmuş epey evrak olduğu kesin. Bu konuda elimizde yazılı bir belge falan yok. Ancak olayın içinde olanlar ve tanıklardan öğrendiklerimi yazıya geçmek amacındayız.

    Konunun anlaşılması için biraz geriye dönerek o günlere gelmek durumundayız. Şöyle ki:

    Kıvılcımlı’nın ölümünden sonra varisi eşi Emine Kıvılcımlı’dır. TSİP kurulurken, Kıvılcımlı kitaplarının telif hakkını ondan almak isterler. Yalçın Yusufoğlu ve Atila Türk (İkisi de yaşamıyor, anılarına saygılar) Emine hanımla görüşüp telif haklarını alırlar. Tarih ve Devrim yayınları tarafından basılan eserler o telife dayanmaktadır. Ancak 1 yıl sonra Orhan Aksungur (Kıvılcımlı ile yurt dışına kaçan iki kişiden biri) ve çevresi tarafından Vatan Partisi yeniden kurulur. Bu defa onlar Emine Kıvılcımlı’dan telifi alırlar, TSİP’lilerinki iptal edilir. Böylece Kıvılcımlı’nın Feganlara teslim ettiği çuvallardan artakalan evindeki 1 çuval dolusu yazılar da onların kontrolüne geçer. Bu defa onlar kurdukları Tarihsel Maddecilik Yayınları ile Kıvılcımlı kitapları basmaya başlarlar. O zamanlardaki yayın sorumluları Süleyman Şaşmaz’dır. (Bu isim bundan sonra yazacağım üçüncü yazının baş kahramanıdır.)

    Bu arada yine 1975 yılında Süleyman Demirel Başkanlığında 1. MC (Milliyetçi Cephe) hükümeti kurulur. Bir süre sonra Orhan Aksungur, o zamanki VP yöneticileri, akrabaları, çoluk çocuk, “Alman Nazi Emperyalizmi Türkiye’ye faşizm getirdi, hedef partimizdir” diyerek topluca Suriye’ye kaçarlar. Kaçarken de Emine hanımdan aldıkları Kıvılcımlı yazıları çuvalını Ankara’nın bir gecekondu mahallesindeki boş bir eve koyarlar. Bu insanlar bir süre sonra geri döndüler, çeşitli provakatif işlere giriştiler ama konumuz o değil, biz evraklarla ilgilenelim.

    Bu arada 12 Eylül gelmiş, herkes başının derdine düşmüşken, evraklar hala o evde dağınık biçimde yığılı durmaktadır. Bir gün evin olduğu sokakta yaralamalı bir mahalle kavgası çıkar. Yaralanan mı, yaralayan mı o evin bahçesine sığınır, böylece ev polisçe basılır ve evraklar sıkıyönetime teslim edilir. Mamak garnizonu içinde de boş bir odaya yığılır evraklar.

    O günlerde Mamak’ta görev yapan solcu genç bir astsubay tesadüfen girdiği odada yazılara göz atar ve bazı yazılarda Kıvılcımlı ismine rastlayınca, Kıvılcımlı izleyicisi olan dayısına haber verir. Dayısı da ihraç edilmiş eski bir havacı subaydır. Dayısının çevresindeki devrimciler ve genç astsubay kafa kafaya vererek bu yazıları Mamak’tan çıkarmanın yollarını ararlar. Assubayımız her gün mesai saatinden önce boş bir spor çantası ile odanın önüne gelir, nöbetçi ere spor kıyafetlerini giyeceğini söyleyerek odaya girer ve her girişinde bir kısım yazılı kağıdı çantasına doldurup çıkar. Bu böylece bir müddet sürer. Epey miktar çıkarılır ama bir gün Mamak’ta başka bir olaydan dolayı oda kilitlenir ve taşıma süreci biter. Böylece odada kapalı kalan yazılar ilk kayıplar olur, artık ulaşmak da mümkün değil. Epey bir evrak çıkarılmıştır ama çıkarılanların ne yapılacağı sorun olur. Arşivin aslını yurt dışına çıkaran Fuat Fegan ile konuşup, ellerinde bir kısım Kıvılcımlı evrakı olduğunu, bunu kendisine teslim etmek istediklerini söylerler. Fuat Fegan “Ben yasaklıyım, Türkiye’ye giremem ama siz Almanya’ya aktarabilirseniz ben bir yolla alırım” der. Böylece evrakların Almanya’ya nakil işine başlanır. Bunun için de eski subay olan dayı, dönem arkadaşlarından görev başında olanlar vasıtasıyla ve kendilerine özgü yöntemlerle eldeki evrakları Almanya’ya gönderir. Ancak bir süre sonra kullandıkları mekanizma güvenli olmaktan çıktığı gerekçesiyle bu nakil işlemini durdururlar. Ama elde daha bir çanta dolusu yazı vardır ve dönem 12 Eylül’ün koyu dönemidir. Dolu çantayı da tanıdıkları ve solcu olduğunu bildikleri görevdeki bir albaya muhafaza için bırakırlar. 2021 yılında bütün ilgili ve tanıklarla konuştuğumda durum buydu. Çantanın tesliminden 40 yıl geçmişti. Buna rağmen albayı aratmaya çalıştık ama bir iz bulamadık. O çanta ve içindekiler de kayıp “kitaplar” ve yazılardı. Hayatı boyu her türlü çileyi çekmiş olan Kıvılcımlı’nın emekleri de çileliydi böyle.

    Kıvılcımlı eserlerinin telif durumu

    Zaman zaman birileri “Kıvılcımlı eserlerinin telif hakkı bizde” diye böbürlenerek dolaşırlar. Hatta bizlerin büyük zorluklarla kitap bastırdığımız dost yayınevlerini tacize bile yeltenirler. Kıvılcımlı eserlerinin telif hakkı konusunda geçen yıllarda kitap bastırmak için temas ettiğim bir yayınevine yazdığım yazıdan bir bölümü paylaşayım:

    “Önce Telif hakları nedir, nasıl kullanılır ona bakmalıyız. Telif yasasına göre fikri mülkiyetin yani sözlü ya da yazılı olarak üretilen fikir ve sanat eserlerinin kullanımı eseri üretenin (resmi olarak ispat etmesi şartıyla) iznine tabidir. Eseri üreten ölmüşse bu hakları devretmek ya da kullandırmak eser sahibinin varislerinin yazılı izniyle olabilir ancak. Hemen yazayım; eser sahibinin ölümünün üzerinden 70 yıl geçmişse o zaman o eserler kamu malı haline geliyor. Dolayısıyla ölümünün üzerinden 70 yıl ve daha fazla bir zaman geçmiş olan birçok ünlü yazar ve sanatçının ürünleri telif hakkı ödenmeksizin kullanılabiliyor, yayınlanabiliyor. Bu açıdan baktığımızda Kıvılcımlı’nın eserleri henüz kamu malı haline gelmiş değil. Daha 20 yıl kadar telif izniyle yayınlanabilir ancak.

    Telif haklarının şimdiki durumunu yaşadığımız bir örnekle açıklayayım. 2007 yılının Şubat ayında Sosyal İnsan Yayınları olarak Kıvılcımlı’nın önemli eseri Osmanlı Tarihinin Maddesi’ni bastıktan sonra yayınevi olarak elimizde telifle ilgili bir belge olması gerektiğini düşündük. Hayatta olan bir yakını var mı diye araştırdığımızda Mudanya’da yaşayan bir yeğeni olduğunu öğrendik. Ağabeyi Şerafettin Demiryol’un oğlu olan yeğene ulaştık. Adı Yurtışığı Demiryol olan bu yeğeni bulup, yayınevimize davet ettik. (Son yıllarda yoğun sağlık problemleri olduğunu duyduğum bu ağabeye yaşıyorsa sağlık diliyorum). Yayınevinde yaptığımız görüşmelerde kendisinden “amcasının bütün kitaplarının yayın haklarını yayınevimize devretmesini” istedik, kabul etti. Bir süre sonra yayınevinin kurucu büyük ortağı H. Atahan Mudanya’ya giderek Yurtışığı Demiryol’dan bir noter belgesi alarak döndü. Bu belgede “Amcam Hikmet Kıvılcımlı’nın bütün kitaplarının yayın haklarını 1(bir) TL karşılığında H. Atahan’a devrediyorum” yazıyordu. Yani Sosyal İnsan Yayınları adına değil, şahıs adına alınmıştı belge.

    Bu belgenin geçerli olması için: 1) Noterden belgeyi veren kişinin resmi olarak varislerden biri olması da yetmez, temsile yetkili olması lazım. 2) “Ben bütün kitapların yayın hakkını devrettim” demek de olmaz. Kanunen hangi kitabın kaç adedi ya da hangi kitabın yayın hakları ne kadar süreliğine devredildiğinin belgede açıkça yazması lazım. Yani Kıvılcımlı’nın 60 kitabı yayınlandıysa o yayınevinden, her birinin tek tek adet ya da süre olarak belirtilmesi lazım. Dolayısıyla alınan belgenin yasal olarak hiçbir değeri yoktur.

    Kıvılcımlı’nın bir varisi yoktu resmi olarak. Abisi ve abisinin çocukları Kıvılcımlı’nın ölümünden sonra çıkarılan veraset ilamında yer almıyorlardı. İlamda sadece eşi Emine Kıvılcımlı ve onun yakınları yer almıştı. Dolayısıyla H. Atahan’a bu belgeyi veren Yurtışığı Demiryol da varis olmadığından belgesi geçersizdi. Ancak, Kültür Bakanlığı bu konularda şikayetle işlem yapıyordu. Yani siz “işte benim belgem” diye elinizdeki bir belgeyi ekliyorsunuz, bakanlık, eğer bir şikayet olmazsa konuyu araştırmıyordu. Biz de bir süre böyle devam ettik ama bir yandan da Yurtışığı ağabeyi varis yapmanın yollarını aradık. O zamanki avukatımızın tavsiyeleriyle, verasete ekleme davası açtık. Rahmetli Suat Şükrü Kundakçı ağabeyi tanık gösterdik mahkemeye de. Suat ağabeyin “Evet ben hatırlıyorum, Yurtışığı küçük bir çocukken Kıvılcımlı’nın muayenehanesine gelirdi, ben görürdüm. Kıvılcımlı’nın abisinin oğlu olduğunu biliyorum” demesiyle de mahkeme Yurtışığı Demiryol’un da varisler arasına katılmasına karar verdi. Ancak bu defa başka bir sorun çıktı. Yeni bir varisin eklendiği tüm varislere (Emine Kıvılcımlı’nın yeğenlerine) mahkeme tarafından tebliğ edildi ve bütün varislere “… tarihinde Tereke Mümessili seçimi için mahkemede bulunma” çağrısı geldi. Bundan sonrasını pek ciddiye almadık ve bir süre sonra mahkemeden “Tereke Mümessili falan kişi seçilmiştir” diye bir yazı geldi avukatımıza. Emine hanımın bilmem ne tarikatına mensup sülalesinden bir kişi tereke mümessili yani mirasın her türlü temsilcisi olarak atandı. İşte şimdi telifin durumu bu“.

    Bu bilgilerden sonra “sorunun nasıl aşıldığını” da yazayım. Şöyle kısa bir örnek yazayım konu hemen anlaşılır. En son Nota Bene Yayınları ile bastığımız “”HEGEL ve FELSEFE NOTLARI kitabı Kıvılcımlı’nın yazışından 70 yıl kadar sonra eski yazıdan çevirtip ilk defa yayınladığımız bir kitaptır. Tamamen orijinaldir. Bunu Kültür Bakanlığı’na “Kıvılcımlı’nın Hegel ve Felsefe Notlarından Ahmet Kale Derlemesi” olarak kaydettirdik.

    Gelecek yazı: Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Kıvılcımlı kitapları üzerine sahtekârlıklar

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Dr. Hikmet Kıvılcımlı mezarı başında anıldı

    12 Ekim 2026

    Komün, konsey ve alternatif belediyecilik; Sosyalizmin ruhu nerede?

    12 Ekim 2026

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (I)

    10 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (II) Kıvılcımlı yayıncılığı ve kayıp “kitaplar”

    Cemalettin Efe

    Komün, konsey ve alternatif belediyecilik; Sosyalizmin ruhu nerede?

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (I)

    Toros Korkmaz

    Avrupa sokaklarında yeni çatışma: Kentlerin öfkesi, taşranın düzeni ve radikal sağın gölgesinde solun geleceği

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Alp Altınörs

    Ucuz hammadde avı

    M. Ender Öndeş

    Şimdi Che okuma zamanı

    Siyasi Haber

    Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

    Maral Dink

    Biraz da var olacağımıza inanmak

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde direniş 14’üncü gününde: “Haklarımızı alana kadar ayrılmayacağız”

    13 Ekim 2026

    Emekliler kefen fırlatarak isyan etti: “Ya geçim ya seçim”

    13 Ekim 2026

    Smart Solar işçileri sokakta: “Direne direne kazanacağız”

    12 Ekim 2026
    KADIN

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026

    Erkek şiddeti bir can daha aldı: 18 yaşındaki Gökçe Alkan, Bursa’da katledildi

    4 Ekim 2026

    DEM Parti’li erkeklerden kadın katliamlarına karşı yürüyüş: “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz”

    1 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.