Midyat’ta Seyfo Komitesi tarafından Süryanilere yönelik soykırımının 100’üncü yılı dönümü nedeniyle yapılan açlık grevi bugün yapılan yürüyüş ve basın açıklamasıyla son buldu.
Mardin Midyat ilçesinde 100.Yıl Sayfo Komitesi tarafından “100. Yıl dönüm için 100 saat” sloganıyla başlatılan açlık grevi bugün yapılan açıklamayla sonlandırıldı.
Basın açıklaması ise şöyle:
“Osmanlı İmparatorluğu’nda 1. Dünya Savaşı’nın gölgesinde, İttihat ve Terakki ile işbirlikçileri 1915 yılında Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasında yaşayan Hıristiyan halklara karşı büyük bir soykırım gerçekleştirdi. Ermeni, Süryani (Asuri,Arami,Keldani) ve Pontus-Rum halklarını tarihsel ve kültürel değerleriyle birlikte yok etmek amacıyla yapılan soykırım, aslında insanlığa karşı işlenen ve inkar edilmesi mümkün olmayan bir suçtur.
100 yıl önce yapılan bu soykırım ile iki milyonun üzerindeki insan katledilirken yüz binlerce kişi yerinden yurdundan tehcir edilerek sürgün durumuna düşürülmüş, on binlerce kız çocuğu ve genç kadın din değiştirtilerek gayri insani evliliklere zorlanmıştır. Binlerce yerleşim birimi, kilise ve manastır, okul ve kütüphane ile işyerleri yakılıp yıkılmış ve talan edilmiştir. Değeri tahmin edilemeyecek kadar çok miktarda mal-mülk ile maddi zenginliklere el konularak gasp edilmiştir. Cihat çağrılarıyla etnik ve dinsel temizlik fermanı yayınlanmış. Süryani halkı yok edilmek, tarihsel ve kültürel izleri silinmek istenmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun işgal ettiği ve yüzyıllar boyunca sömürdüğü Mezopotamya ve Anadolu topraklarında 1915 yılında gerçekleştirilen bu soykırım kanamaya devam etmektedir. 1915 yılında gerçekleştirilen bu soykırım kanamaya hala devam etmektedir. Ayrıca halkların bu soykırım nedeniyle yaşadığı travma, yüzyıldır nesilden nesile geçen ve acı hatıralarla dolu bir trajedi haline gelmiştir. 1915 soykırımından kurtulanlar ve dönemin tanıkları ise, yaşayıp gördükleri, duydukları olay ve manzaraları anlatım yoluyla kısmen de olsa gelecek nesillere aktarırken, insanların beyninde derin izler oluşmasına neden olmuştur. Bu da halklar arasında güvensizlik, kin ve nefret duygularının oluşmasına ve süreklileşmesi tehlikesiyle birlikte olası bir barışın önünde hep engel oldu.
Bu nedenle Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti devleti, kendi tarihiyle yüzleşmesi ve 1915 Soykırımı (Sayfo)’yu kabul etmesi halklar arasındaki dostluk ilişkileri açısından bir sayfanın başlangıcı olacaktır. Ayrıca 1915 soykırımında rol alan Kürt ve diğer etnik grupların temsilcilerinin de güven verici, samimi ve işlenen suçları telafi edecek affettirici adımları atmaları barış ve birlikte yaşam için büyük bir önem taşımaktadır. Bunun yanında soykırım sürecinde Osmanlı İmparatorluğu ile hareket eden devlet ve güçlerin de özür dilemeleri,uluslararası ve bölgesel düzeyde işlenebilecek yeni katliam ve insanlık suçlarının önüne geçecek ve demokrasiye hizmet edecektir. Dolayısıyla 100 yıldır devam eden inkâra bir an önce son verilmesi gerekmektedir.
1915 Soykırımı’nın 100. yıldönümünde yaşanan gelişmelere bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti hükümetine, devletlere, kurum kuruluşlara, aydınlara ve dünya kamuoyuna barışa giden yolda tarihi görevler düşmektedir. Bu görevlerin yerine getirilmesi soykırıma ilişkin taleplerimizin kabul edilmesi ile mümkündür.
Bu temelde; Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğu için kendi tarihiyle yüzleşmesi ve halklar arasında yeniden güven verici ilişkileri kurup, barışmayı sağlamak amacıyla 1915 soykırımını kabul etmesi gerekmektedir. Buna bağlı olarak, Türkiye Cumhuriyet sınırları içerisinde bulunan, Süryani halkına ait mal-mülk ve ibadethanelerinin tespit edilip asıl sahiplerine iade edilmelidir.
Süryani halkına karşı yapılan 1915 Soykırımı’nı bugüne kadar resmen tanımayan ülkelerin parlamento ve yetkili kurumları en kısa zamanda Sayfo’yu tanımaları ve gereklerini yerine getirmeleri gerekir. Bu halkların yaşadığı her yerdeki yerel yönetim ve belediyelerin 1915 Soykırım anıtları dikmesi ve Soykırıma uğrayan halklar için, anma günleri belirleyip, kutlaması gerekmektedir. Bir bütün olarak 1915 soykırımının tahribatlarını ortadan kaldırmak için, eğitim müfredatının düzeltilmesi, basın-yayında belgesel ve araştırmalara yer verilmelidir. Bütün bu çalışmaların ve diğer faaliyetlerin yapılması için de ortak kurumların oluşturulması gerektiğine inanıyoruz.
Ortak ve birbirimizle barışık bir yaşamdan yana olan bizler, yeni bir yaşamın kurulması gerektiğine bu temelde yüz yıldır devam eden inkara son verilmesini, 1915 Soykırımı’nın kabul edilmesini ve yarattığı tahribatların giderilmesi için adımlar atılmasını bekliyoruz.