YKP tarafından yapılan açıklamada, fiber optik protokolünün imzalanma ve onay sürecinin kaygıyla takip edildiği ifade edildi. Açıklamada, Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın, “Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı, Türkiye Resmî Gazete’de yayımlandı, noktasını virgülünü değiştirmek mümkün değildir” sözlerine dikkat çekilerek, buna rağmen bazı çevrelerin konuyu yalnızca teknik bir mesele gibi ele almasının anlaşılamadığı belirtildi.
“Bu acele neden?”
YKP açıklamasında, geçmişte imzalanan birçok protokolün yıllarca onay yasası beklediği hatırlatıldı. “Ulusal Coğrafi Veri Altyapısı (KKTC-UCVA) Kurulması Protokolü”nün 2024’te imzalanıp ancak Ocak 2026’da yasalaştığı, “Konsolosluk Yardımı Sunulması Hakkında Anlaşma”nın ise 2023’te imzalanmasına rağmen 2025’te yürürlüğe girdiği ifade edildi.
Buna karşın fiber optik protokolünün hızla onaylanmasının soru işaretleri yarattığı vurgulanan açıklamada, “Bu acele peşkeş acelesi değilse, nedeninin kamuoyuna açıklanması gerekir” denildi.
“25 yıllık devir, doğrudan siyasi bir tercihtir”
Açıklamada, protokol kapsamında altyapı ve iletişim hizmetlerinin Türk Telekom’a devredilmesinin, meselenin merkezinde yer aldığı belirtildi. Türk Telekom’un Türkiye Varlık Fonu’na ait olduğuna dikkat çekilerek, Telefon Dairesi’nin en kritik hizmetlerinin 25 yıllığına Türkiye’deki siyasi iktidarın kontrolüne verilmesinin tartışıldığı ifade edildi.

YKP’ye göre bu durum, ihale yapılıp yapılmamasıyla sınırlı bir sorun değil; doğrudan siyasal bir tercihi ve bağımlılık ilişkisini ifade ediyor. Bu nedenle açıklamada, “Tayyip elini yakamızdan çek” sloganının sürece yönelik doğru bir siyasi tutum olduğu savunuldu.
“İletişimde tekelleşme Kıbrıs İstirdat Planı ile bağlantılı”
YKP, elektrikte olduğu gibi iletişim alanında da devlet kontrolündeki bir şirket aracılığıyla tekelleşmeye gidilmesinin, Kıbrıs İstirdat Planı ile doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Açıklamada, Kıbrıslı Rumlardan egemenlik talep edilirken, Türkiye’den aynı talebin dillendirilmemesinin ve iletişim altyapısının tümüyle Türk devletine devredilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Güney Kıbrıs’ta fiber optik altyapının birden fazla ülkeye bağlantılı olduğuna ve uydu dahil alternatif iletişim kanallarının bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, kuzeyde ise her şeyin tek bir merkeze bağımlı hale getirildiği belirtildi.
“Alternatifler konuşulmalı”
YKP, çözüm sonrası dönemde dahi Kuzey Kıbrıs’ı tek bir devlete bağımlı kılacak bir fiber optik protokolüne karşı olduklarını vurguladı. Elektrikte olduğu gibi iletişim alanında da iki toplumlu güven artırıcı önlemler çerçevesinde güneyle enterkonnekte bağlantıların tartışılması gerektiği ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, Telefon Dairesi’nin kamusal hizmet niteliğinin korunmasının önemine işaret edilerek, “yerli sermayeye devredelim” yaklaşımına da karşı olunduğu belirtildi.
Grev ve eylemlere destek çağrısı
YKP, pazartesi günü greve çıkacak ve eylem yapacak kesimlerle dayanışma içinde olduğunu duyurarak, sokağa çıkma çağrısı yaptı. Açıklama, “Talimatla yönetilmeye hayır”, “Bu memleket tüm Kıbrısındır” ve “Tüm Kıbrıslılar birlikte yönetmelidir” vurgularıyla sona erdi.
