Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

    2 Nisan 2026

    Yeni bir yol yapmak

    1 Nisan 2026

    Düzce’de iş cinayeti: İşçi İsmail Başer hayatını kaybetti

    1 Nisan 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

      2 Nisan 2026

      Fedakârlık değil hak ihlali: Engelli politikalarında devletin geri çekilişi

      28 Mart 2026

      COP neyi başaramadı ve kapitalizmde yeşil dönüşüm mümkün mü?

      27 Mart 2026

      Eğitim kimin için ve ne için?

      26 Mart 2026

      Sınıf dayanışması: Mümkün olanı, mümkün kılmak gerek

      17 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      Yeni bir yol yapmak

      1 Nisan 2026

      İşsiz gençler, çalışan emekliler!

      30 Mart 2026

      İran savaşında gerçekliği kavramak, gerçekliği fiyatlamak

      30 Mart 2026

      Tarihimiz ve hakikat-sonrasının açmazları

      23 Mart 2026

      ABD kaybederse

      22 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Dr. Levent Koşar: ‘İşçi sağlığı bir sağlık sorunu değil, sınıf mücadelesi sorunudur!’

      1 Nisan 2026

      Gazze’de soykırım hâlâ sona ermedi

      26 Mart 2026

      Iskalanmış Hayatlar: Tarihsel ayrımcılık, deprem ve Domariyi yitirmek

      23 Mart 2026

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

    Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

    MUHSİN DALFİDAN yazdı: YZ teknolojisinin gelişimine karşı durmak toplumsal gelişime karşı durmak olur ki,  bu işçi sınıfının ve ezilenlerin işi olamaz. Mesele YZ teknolojisinin üretim aracı olarak sermayenin özel mülkiyetinde olup olmamasıdır. Mesele teknolojinin kim tarafından, ne için ve kimin yararına kullanıldığıdır. Sermayenin sömürü ve tahakkümünü pekiştirmenin aracı olarak mı, yoksa insanlığın ve parçası olduğu doğanın yararına mı kullanıldığıdır.
    Muhsin Dalfidan2 Nisan 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    İlk çeyreğini tamamladığımız 21. yüzyılda, dijital teknolojilerdeki gelişmeler ve son olarak yapay zekâ (YZ) teknolojisi, tüm toplumsal sınıfların ana gündemlerinden biri haline geldi. Yapay zekâ gündemleri birkaç başlıkla sınırlandırılamayacak düzeyde çeşitlilik içermekle birlikte, her sınıf ve temsilcilerinin kimi öncelikli gündemleri var. Bu bağlamda emperyalist devletleri arkasına alan uluslararası sermayenin teknoloji tekellerinin gündemi sermaye birikimine olan etkilerine odaklanırken, devletler ise YZ altyapısını geliştirme çalışmalarına ve kapitalizmin bekasını güvenceye alma –yapay zekânın savaş teknolojilerinde kullanımı, toplumun denetimi ve baskı mekanizmalarının yetkinleştirilmesi vb.-  işlevine dair gündemlere yoğunlaşmaktalar. Ezilen sınıflar ise, üretimden gelen güçlerini zayıflatıp zayıflatmayacağına, sınıf mücadelelerinin seyrine, toplumsal ve siyasal muhalefetin örgütlenme ve mücadele araçlarına etkilerine dair gündemlere ağırlık vermekteler. Kapitalizmin çöküşüne ve komünizmin inşasına etkileri gibi konularla ilgilenmekteler.

    Yapay zekâ nedir? YZ’nin popülerleşmesinin bireysel ve toplumsal yaşama etkileri neler olmaktadır? YZ canlı emeğin yerine geçebilir mi? YZ teknolojisiyle üretimde verimliliği ve nispi artı-değer üretimini artırmanın sınırları var mıdır? Sermaye sınıfı, emek gücü (canlı emek) ile YZ ( ölü emek) arasındaki ilişkinin yaratacağı sorun alanlarını nasıl değerlendirmektedir? Canlı emeğin tümüyle devre dışı bırakıldığı YZ teknolojisiyle robotik üretim, kapitalizmin ihyası mı sonu mu olur? Bu üretimin YZ’nin tüm sektörlerde insanın yerine geçmesi biçiminde yapılması mümkün mü ve mümkünse sonucu ne olur? gibi sorular ışığında YZ teknolojisi ve kapitalizme dair bir çerçeve oluşturarak, toplumsal ve siyasal muhalefetin güncel tartışmalarına katkı sunabilmeyi umut etmekteyim. Toplumsal ve siyasal mücadele dinamikleri olarak dijitalleşme ve YZ konusuna daha yoğun ilgi göstermek zorunlu bir görev. Zira dijitalleşme ve yapay zeka teknolojisi sadece teknik bir mesele değildir. Eğer öyle olsaydı konuyu uzmanları mühendislere havale etmek yeterli olabilirdi. Ama yapay zeka teknik, ekonomik, sosyal ve siyasal boyutları olan bütüncül bir meseledir. Dolayısıyla mühendislere bırakılamayacak kadar ciddidir ve ciddiyetle, ivedilikle ve derinliğine ele alınıp ilgilenilmesi gereken meselelerdendir. Kendi durduğum yerden bu ilgiye bir giriş yapabilmiş olmayı umuyorum.

    Yapay Zekâ nedir?

    YZ ile ilgili fikri çıkışlar eski Yunan mitolojisindeki betimlemelere kadar geriye götürülebilir. Ancak bunların olgunlaştırma imkânından yoksun ve uygulamaya geçirilemeyen fikirler olarak kaldığını belirtmek gerekir. 1943’lerde bilgisayarın icat edilmesiyle, kimi somut adımlar atılmaya başlanmakla beraber, YZ konusunda ilk somut adım ve uygulama başlangıcının, 1956 yılında Massachusetts (ABD) eyaletinde bulunan Dartmounth kasabasında bir grup bilim insanının katılımıyla gerçekleştirilen konferans olduğu kabul edilmektedir. Bu konferansla birlikte  “Artificial Intelligence (AI)/ Yapay Zeka (YZ)” terimi kullanıma girmiş ve sonrasında yapay zeka program dilleri geliştirilmeye başlanmıştır.

    YZ kavramının mucidi olarak kabul edilen John McCarthy, yapay zekâyı “insan benzeri

    zeki makineler, özellikle zeki bilgisayar programları yapma bilimi ve mühendisliği” olarak tanımlamıştır. Bir başka ifadeyle YZ, insan beynini taklit edebilen, belirli kısıtlarla öğrenebilen ve karar alabilen bilgisayar yazılım ve donanım sistemleri olarak tanımlanabilir. YZ,  Large Language Model (LLM)/ Büyük Dil Modelleri’nin (BDM) teknik bir altyapı gerektirmeden kullanılabileceği versiyonlarıdır.

    Yapay Genel Zekâ (YGZ) ise, karmaşıklık ve hız konusunda insan beyniyle yarışan veya onu geçen, genel bilgi edinip onu manipüle edebilen ve onunla akıl yürütebilen ve esas olarak sınai veya askeri operasyonların normalde insan zekâsına ihtiyaç duyulan herhangi bir evresinde kullanılabilir YZ sistemi olarak tanımlanabilir. YGZ insana ihtiyaç duymayan bir sistem olarak düşünülmektedir. Bu bağlamda YGZ sisteminin gelişmesiyle insansız kapitalizm ve yapay proleterler çağı olasılığı üzerinde durulurken, bunun neye yol açabileceğine dair tartışmalar yapılmaktadır.

    Bu yıl Şubat ayında Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nda tarihçi Yuval Noah Harari, yapay zekâyı sıradan bir teknolojik sıçrama olarak değil, insanlık tarihindeki en köklü kırılmalardan biri olarak konumlandırırken kast ettiği YGZ sistemleriydi. Ve zirvede henüz teorik düzeyde olan YGZ’nin 10-15 yıl içinde veya 21. yüzyılın ikinci yarısında gerçek olacağı öngörüsü dile getirildi.

    Sonuç olarak YZ, insanlar tarafından oluşturulan ve belirlenen çerçevede, yine insanlar tarafından belirlenen amaçlar doğrultusunda işlev görmekte ve kendinden beklenen işlevleri yapmaktadır. En azından mevcut durum budur. Daha ötesi olabilir mi? İnsana ihtiyaç duymayan ve insandan bağımsızlaşan YGZ olabilir mi? Teorik olarak olabilir. O zaman ne olur?  Şimdi bu sorulara cevap üretmeye geçebiliriz. Bu arada, kapitalizm koşullarında bu belirleyici ‘insanın/insanların’ sermaye sınıfı ve temsilcisi kapitalist devlet olduğu, ayrıca YGZ ‘yi tasarlayarak geliştirenin son tahlilde insan zekası olduğu ve zekası neye yetiyorsa onu üretebileceği (insan beyninin duygusal kimi işlevlerine ilişkin halen bilinmezlikler olduğunu da belirteyim) notunu da düşmekte yarar var.

    YZ sohbet uygulamalarıyla gelen popülerleşme

    YZ teknolojisi esas olarak 2000’li yıllarda sadece maddi meta üretim süreçlerinde değil, sanattan spora gündelik yaşamın birçok alanında giderek artan ölçekte yer buldu. YZ sohbet botlarının art arda piyasaya sürülmesiyle yaygın bir popülerlik kazandı. OpenAl şirketi ChatGPT (Kasım 2022), Google şirketi Gemini (Mart 2023),  XAI şirketi Grok (Kasım 2023), Anthropic şirketi Claude (Mart 2023),  Microsoft şirketi Copilot (Şubat 2023), Çin merkezli DeepSeek şirketi DeepSeek-R1 (Ocak 2025) adlı yapay zeka sohbet uygulamasını piyasaya sürdü. Yapay zekâ uygulaması sohbet botları olumlu ve olumsuz etkileriyle insanların gündelik yaşamının kapsamlı bir parçası haline gelmiş bulunuyor. Sonuçlarının analizi üzerinden tutum oluşturarak harekete geçmek önemli bir mesele olarak önümüzde duruyor.

    Günümüzde yapay zekâ (YZ) gerçeği ve fetişleştirme

    Yapay zekâ yazınına baktığımızda ilk göze çarpan fetişize etme hali. Bu sermaye sınıfında da ezilen sınıflarda da ağırlıklı bir yaklaşım. Hakim sınıfların fetişleştirme yaklaşımının ideolojik boyutuyla bilinçli bir tasarruf olduğu söylenebilir. Ezilen sınıfların fetişleştirme hali ise, bir taraftan ideolojik hegemonyanın, diğer yandan söyleyemediğini söylettirdiği, yalnızlığını, yoksunluğunu, çaresizliğini unutturan “büyülü” dünya ile tanışma hissi ve bu tanışmanın çoğu zaman parasal karşılığının olmaması halinin sonucudur. Kimileri bu iletişim karşısında öyle “büyülenmiş” bulunuyor ki, sohbet botunun en iyi ve sadık dostu olduğuna, hatta karşılıklı aşık olduklarına inanmaya kadar işi vardırmakta. Hissizlikle malul mekanik iletişime duygu katarak sanal mutluluklara gark olmaktadır.

    Elbette, teknoloji ve YZ teknolojisi yaşamımızın önemli bir gerçeği ve küçümsememek gerek. Ancak fetişleştirme teknolojinin insana değil, insanın teknolojiye bağımlılığına yol açmakta, insanın kişisel gelişimine destek değil köstek olmakta, onu geliştiren sermaye sınıfının amaçlarını gizlemekte, sınıflar üstü bağımsız bir güç ve araç olduğu yanılsamasına yol açmakta. Bu bağlamda kendini bağımlı, YZ’yi bağımsız değişken olarak görmek fetişleştirmenin tipik ifadesi olarak tehlike arz etmektedir.

    Türkiye’nin YZ sohbet botlarının kullanımında zirveyi yakalamasının anlamı

    Digital 2026 Global Overview Raporu’na göre Türkiye, ChatGPT kullanımında yüzde %94,49 ile dünya birincisi. Dünya ortalaması ise % 80,92.  Türkiye’nin dünya ortalamasını büyük bir farkla aşmasını nasıl yorumlamak gerekir? Bu durum ufkumuzun genişliği, teknolojiye yatkınlık, statükoculuktan uzak duran yenilikçi insan profili ve bilimsel gelişmelere sahiplenme ile açıklanabilir mi? Gerek gündelik insan davranışları, gerekse toplumsal ve siyasal yaşama karşı yurdum insanının tutum alışları böyle olmadığını görmemiz için fazlasıyla malzeme sunmakta. Öyleyse nedir bu işin hikmeti?

    Söyleyemediğimizi söylettiriyoruz, yalnızlığımızı unutuyoruz, tembelliğimizi gizleme imkânı elde ediyoruz, ücretsiz “uzman” bulmanın cazibesini yaşayabiliyoruz, a-sosyalliğimize sosyallik katma ihtiyacımızı karşılıyoruz. Zira toplumun kahir ekseriyeti için bu tür ihtiyaçları reel olarak karşılama imkânları son derece kısıtlı. Dolayısıyla ChatGPT, yurdum insanı için bir teknoloji değil, sevgilisine söyleyecek iki çift söz bulamayanın bulanı (Ne var bunda ne güzel işte denebilir. Ama o güzellik duygudan uzak oluyor, gönül gözüne işlemiyor vb.), hastalığını izah etmeden ilaç reçetesini sonraki hastaya dönerek göz temasından bile uzak biçimde eline tutuşturan hekimin seçeneği,  müşfik ve ücret istemeyen uzman, içinden geldiği gibi sohbet edebildiği “sırdaş”, hiçbir kurumdan alamadığı desteği alabildiği zahmetsiz dost, terslenme riskini göze almadığı için anne babasına, bilgisizliğini yüzüne vurmamaları için eşine dostuna soramadığını, kaygısız ve sınırsızca sorabildiği ”sabırlı”, sessiz, karşılık beklemeyen ve tepe tepe kullanabildiği bir muhatap. Bu da başka bir fetişleştirme hali ki, insanı kendi isteğiyle edilgenliğe ve bağımlı değişken konumuna sabitleyebilmekte.

    YZ teknolojisinin değişken işlevi

    İşe YZ’nin bağımsız değil, bağımlı değişken olduğunu idrak etmekle başlamak atılacak ilk doğru adım olacaktır. Zira YZ sınıflardan bağımsız “çıplak bilimsel” çalışma ürünü değil, sermaye sınıfının yönlendirdiği ve fonladığı bilimsel çalışmaların ürünüdür. Ve “at sahibine göre kişner.” Bağımsızlaşma potansiyeli olması sonucu değiştirmez/değiştirmeyecektir.

    Egemen sermaye sınıfı tarafından fonlanan ve kapitalist sistem içinde geliştirilen YZ teknolojisinin, sermayenin özel mülkiyeti olarak sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda işlev yüklenmesi kaçınılmaz bir durumdur. Özgürleşmenin değil, tahakküm ve sömürünün aracı olacaktır. Ancak  ‘özgürleştiğinde’ özgürleştirecektir. Bu da kapitalizm ötesinin meselesidir.

    YZ teknolojisi,  artı-değer üretimi ve sermaye birikimi

    Artı-değer üretim ve gerçekleşme sürecini sadeleştirerek özetleyelim. Sadece işçi (canlı emek) tarafından artı-değer üretilir. Yapay zekâ teknolojisi ürünü robotlar (ölü emek) artı-değer üretmez. Kapitalist üretken sermaye döngüsü (P-M…M’-P’) şeklindedir. Para sermaye ile makine ve benzeri üretim araçları, üretim girdisi hammaddeler ve emek-gücü satın alınır ve böylece para sermaye meta sermayeye dönüşür.  Bu meta sermaye ve emek-gücünün yer aldığı üretim organizasyonuyla yeni bir meta üretilir. Bu yeni meta, satılmak üzere üretilen ve içinde artı-değeri de barındıran metadır. Üretim sürecinde üretim araçları ve hammadde kendi değerlerini metaya aktarırken emek-gücü kendi değerinden (ücretinden) daha fazlasını metaya aktarır. Bu fazla değer emek-gücü tarafından üretilen artı-değerdir. Üretilen bu meta satıldığında meta tekrar para sermayeye dönüşür. Bu para sermaye başlangıçtaki para sermayeden daha fazladır. Bu döngüyle kapitalist üretimin amacı gerçekleşmiş olur. Bu amaç sermaye birikimidir. Sermaye birikimi kapitalizmin var oluş amacı ve varlık koşuludur. Sermaye birikimi olmadan kapitalizmden söz edilemez.

    Busermaye devresinde (P-M…M’-P’)  üretim sürecinde artı-değer üretilir ve bu artı-değer emek-gücü tarafından üretilir ki,  emek gücünün tümüyle devre dışı bırakıldığı yapay zekaya sahip robotlarla yapılan ( karanlık fabrika üretimi) üretim sürecinde artı-değer üretilemez.

    Bu durumda akla gelen soru şudur? Peki bu durumda karanlık fabrikaların sahibi sermaye sınıfı, sermaye birikiminden yoksun mu kalmaktadır? Tabii ki hayır. Çünkü artı-değer üretimi ile artı-değerin gerçekleşmesi aynı şey değildir. Artı-değer üretim sürecinde üretilirken, artı değerin gerçekleşmesi metanın satışıyla olur.

    Artı-değerin üretimi ile gerçekleşmesi arasındaki bu fark karanlık fabrika sahibinin ürettiği metaı sattığında toplumsal artı-değerden pay almasını sağlamaktadır ve bu kapitalizmin işleyişinin temelini oluşturur. Artı değerin üretimi ve gerçekleşmesi her bir üretim işletmesi bazında olsaydı, karanlık fabrika sahibi kâr elde edemezken, emek-gücü yoğun olan fabrika sahibi en fazla artı-değere el koyabilirdi. Ama durum bunun tam tersi olabilmekte, emek-gücü verimliliği ne kadar yüksek ise, piyasa için o kadar fazla meta üretilip satılabilmekte ve el konulan artı-değer payı da o denli fazla olabilmektedir.

    Bir başka ifade ile metanın değişim değeri, bünyesindeki maddeleşmiş emek miktarıyla belirlenir. Ama bu emek soyut emektir. Yani verili metanın üretimi için fiilen kullanılan somut emeği ifade etmez. Bu toplumsal olarak gerekli emek/emek zamanı, soyut emek/kişiliksizleşmiş emektir. Bu biçimde ölçülen metanın değişim değeri, artı-değeri de içerir.

    Artı-değer metaların satışıyla gerçekleşirken, farklı şirket ve sektörler arası piyasada zamanla ortalama kâr oranı oluşur. Bu mekanizmada, her bir sermaye sahibi emek-gücünü satın aldığı proleterler tarafından üretilen artı-değere ya da bununla sınırlı artı-değere el koymaz, toplumsal artı-değerden pay alır. Bu artı değer farklı biçimler altında ortalama kâr oranına bağlı olarak paylaşılır. Bu bağlamda artı-değer üretmeyen bankalar faiz adı altında artı-değerden pay alır. Meta satışına aracılık eden tüccar sermayesinin kârı, yine benzer biçimde üretim sürecindeki artı-değerden pay alma biçiminde gerçekleşir. Karanlık fabrikaların devasa artı-değer payını almaları da bu kapitalist piyasa mekanizmasının sonucudur. Dolayısıyla karanlık fabrikaların varlığı, artı değerin gerçekleşmesini engellemez ama ortalama kâr oranlarının düzeyinde etkili olur.

    Tüm kapitalist üretimin Yapay Genel Zekâ (YGZ) tarafından yapılması

    YZ teknolojisi uygulamasının sonucu, işçisiz üretimin gerçekleştiği bir kapitalist sisteme doğru gidiş olamaz. Zira YZ teknolojisi üretim robotları artı-değer üretmez. Hiçbir işçinin çalışmadığı “karanlık fabrika” mümkündür, ama tüm sektör ve alanlarda hiçbir işçinin olmadığı kapitalizm/kapitalist üretim, kapitalizmin doğası gereği mümkün değildir.

    “Mükemmel makine değer yaratabilen bir makinedir ve bu yüzden artık bir makine değildir.”(Kjosen 2018) Bu yaklaşımla genel zekâya sahip bir makine canlı emek olsa ve emek sarf etse dahi, bu artı-değer yaratacağı anlamına gelmez. Çünkü YGZ sermaye sahibinin özel mülkiyetindedir. Kendisi bir metadır. Alınıp satılan meta, YGZ’nin emek-gücü değil, kendisidir. YGZ proleterleşmelidir ki, sermaye sahibinin sabit sermayesi ve özel mülkiyeti olmaktan çıkıp, emek-gücünü sermayeye satabilsin. Bu mümkün müdür? Teorik olarak mümkün denebilir ama, bu teori kapitalizmin doğasına ve varlık koşuluna aykırıdır. YGZ makinelerin/sistemlerin kendilerinin tekil özne ve/veya tüzel kişilik kazandığı, tekil-özne/kişilik olarak yapay proleter, tüzel kişilik olarak yapay sermaye sahibi şirket olduğu bir sitem kapitalizm olamaz. Ne insansız kapitalizm, ne de kapitalist toplum mümkün değildir. Bu tahayyül başka bir kurgu evren için olabilir ki, bizim işimiz kurgu evrenle değil, insan toplumu ve insanın insanı sömürüsü ve de sömürü düzeni kapitalizmle mücadeledir.

    İşçisiz bir kapitalizm, teoriyi salt YZ teknolojisinin teknik gelişimi üzerine kuran, iş sonrası toplum kuramcılarının akıl yürütmesi olarak kalacaktır. Oysa tekrar vurgularsak, YZ teknolojisi bağımsız bir değişken değil, sermaye birikim rejiminin bir ögesidir ve bu öge sadece teknikle belirlenen bir öge değildir. Kapitalist üretim biçimi içerisinde iktisadi, sosyal ve siyasal bağlamları içinde anlam ifade eder. Örneğin robotlara ilişkin kişilik hakları bağlamında hukuksal düzenlemeler yapılsa da, bu insansız ve işçisiz kapitalizme gidişin değil, YZ’nin sermaye sahibinin özel mülkiyeti olması güvencesinin bir unsuru olarak yaşam bulmaktadır/bulacaktır. İş sonrası toplum kuramcılarının teorisi gerçekleşirse, insansız kapitalizme varmak şöyle dursun, ortada toplum kalmayacak ve insanlık toplumu toptan yok olacaktır. Gelecek ya toptan yok oluş, ya da komünizmdir. Ancak komünizm önümüzde kendiliğinden açılan bir kapı olmayacaktır.

    Kaldı ki, YZ teknolojisi işçi sınıfını yok etmemekte, üretim birimi ve/veya sektör bazında işçi sayısının azalmasına yol açmaktadır. Ama toplam işçi sayısı artmaktadır.  YZ nedeniyle toplam işçi sayısının azaldığı yer yer sermayenin bilinçli olarak da ( işçi mücadelesini etkisizleştirmek adına) pompaladığı yanılsamadan ibarettir. Nitekim Uluslararası Çalışma Örgütü’nün verileri de, toplam işçi sayısının azalmadığını, tam tersine arttığını göstermektedir.  Çünkü YZ teknolojisi, kimi alanlarda işçinin yerine geçerken, yeni iş alanlarının devreye girmesine yol açmakla işçi sayısını artırmaktadır. Burada önemli olan YZ ve YGZ teknolojilerinin, otomasyon ve otonomasyonun işçinin ve işin sonunu getirmesi değil, işin yapılma biçiminde, içeriğinde, işsizliğin yapısal sınırlarının zorlanmasında, sürekliliğinde ve işçi sınıfının bileşiminde yarattığı değişimlerdir.

    YZ teknolojisinin kapitalist iş ve üretim süreçlerinde yol açtığı/açacağı kimi sorun alanları

    YZ emeğin verimliliğini muazzam düzeye çıkarmaktadır. Bir işçi bir haftada yapabileceği işi, yapay zekâ teknolojisiyle birkaç saatte, bilemedin bir günde yapabilir hale gelmektedir. Ama bu verimlilik artışı, işçinin ücretine yansımamakta tümüyle nispi artı-değer olarak sermaye sahibi tarafından el konulmaktadır. Kendileri yerine robotların geçeceği ve tümüyle işsiz kalabilecekleri anlatısıyla işçilerin bu duruma razı olmaları sağlanmaktadır.

    Üretimde YZ teknolojisinin kullanımı, makineleşme ve otomasyonda olduğundan çok daha fazla emek-gücünü vasıfsızlaştırmakta. Vasıfsızlaştırılan emek gücünün pazarlık gücü zayıflamaktadır. Bir başka boyutuyla daha çok fiziki işleri azaltmakta ve esas olarak mavi yakalı üretim işçilerinin işsiz kalmasına yol açmaktadır. Açılan yeni iş alanları bu işçilerin mevcut becerileriyle iş bulabileceği alanlar olmamaktadır. YZ teknolojisinin giderek üretimde daha yaygın kullanımı, kapitalizmin genel doğasının sonucu olan işsizliği (yedek sanayi ordusu)  daha fazla kitleselleştirmekte ve işçilerin bir kısmının giderek artan oranda sürekli üretim dışı nüfus olarak dışlanmasına yol açmaktadır.

    Ortalama kâr oranlarının düşüşü daha bir genelleşerek kalıcılaşabilecektir. Bu düşüş güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması ve “normalleşmesi” yanında, yaşamın her alanında olduğu gibi üretim süreçlerinde de baskı ve tahakkümün artmasına, emek sömürüsünün artmasına ve çalışma koşullarının giderek daha da kötüleştirilmesine yol açacaktır.

    Küresel düzeyde tekelleşme artarken eşitsiz gelişimde makas açılmakta

    YZ teknolojisi şirketleri, üretimdeki verimliliğin artışında belirleyicilikleriyle hem üretim hem de lisans, teknik bilgi vb. alanlarda tekel konumlarını güçlendirirken, artı-değerden aslan payını alan konuma yükselecekleri görülmekte. Bu konu uluslararası sermayenin de gündeminde.  Zira Davos 2026 zirvesinde öne çıkan başlıklardan biri de buydu: ‘Dijital eşitsizlik.’ YZ muazzam bir enerjiye ihtiyaç duymakta ve teknik altyapı maliyeti çok yüksek bir teknoloji. Bu bağlamda teknoloji tekelleri emperyalist devletlerin altyapı desteğiyle iş yapabilmektedirler. Bu işbirliği uluslararası teknoloji tekellerinin gücünü artırırken, dünya ölçeğinde eşitsizlikleri ve sömürüyü artıracaktır.

    Bu bağlamda Davos 2026 zirvesinde, yüksek işlem gücüne ve büyük veri kaynaklarına sahip ülkelerin yapay zekâ alanında belirleyici konuma geleceği; bunun da mevcut küresel eşitsizlikleri derinleştirebileceği vurgusu dikkat çekiciydi. Avrupa Birliği liderlerinin, kendi yapay zekâ altyapısını geliştiremeyen ülkelerin “dijital sömürge” riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtmeleri de, emperyalist ülkeler ile bağımlı ülkeler arasındaki ekonomik, sosyal uçurumun ve bağımlılık ilişkisinin daha da artacağının sermaye cephesinden beyanı oldu.

    Yine Davos 2026’da, Microsoft’un üst düzey yöneticisi (CEO) Satya Nadella’nın, yapay zekânın devreye alınmasının dünyaya eşit dağılmayacağını, bunun başlıca sermaye ve altyapıya erişim tarafından kısıtlanacağını vurgulaması anlamlıydı. Devamla elektrik şebekeleri gibi kritik altyapıların esas itibarıyla hükümetler tarafından yönlendirilebileceğini ve enerji ile telekom ağları gibi temel sistemler yerleşmeden özel şirketlerin etkili biçimde çalışamayacağını” belirtmesi bizim gördüğümüzü sermayenin de gördüğünü hatta daha fazlasını hesaba kattığını göstermektedir.

    YZ uygulamalarının birey ve toplum yaşamındaki kimi olumsuz yansımaları

    YZ sohbet botları zihnimizi tembelliğe yönlendirmekte ve bunun sonucunda zihinsel yetilerimizin körelmesine yol açmaktadır. Bu durum özellikle totaliter ülkelerin, eğitim ve bilişsel gelişimi zayıf çoğunluğu için bir kat daha fazla geçerli olmaktadır. YZ sohbet botlarına her şeyi soruyor ve hazır cevaplarla yaşamımıza yön veriyoruz. Bu uygulamalar, konuyu araştırarak, üzerinde düşünüp farklı yaklaşımları sorgulayarak bilimsel şüphecilikle yaklaşıp sonuca gitmeyi terk etmemizi sağlıyor. En gündelik konulardan ödev yaptırmaya kadar her şeyi sorup verilen yanıtlarla yetinmekteyiz. En azından çoğunluk böyle yapıyor. Sohbet botlarıyla ‘yatıp kalkmak’ birçok insanda odaklanma, problem çözme, akıl yürütme, muhakeme gibi zihinsel yeteneklerinin giderek körelmesine yol açmaktadır. Ne yazık ki, bu konuda farkındalık çok düşük olup, çoğu insan, YZ sayesinde muazzam düzeyde bilgilendiği ve geliştiği yanılsamasıyla, başına gelenin farkında olmadan yaşayıp gitmektedir. İnsanlar sosyal medya bağımlılığından, YZ sohbet botları bağımlılığına level atlamış bulunuyor.

    YZ sohbet botları ile ‘yatıp kalkmak’ kişilerde toplumsal duyarlılığı zayıflatmakta ve sosyal yaşamlarını yok edebilmektedir. YZ, veri hırsızlığını normalleştirmekte ve kişisel verilerin mahremiyetini ortadan kaldırmaktadır. Tüm toplumu ve kişileri manipüle eden bilgilerin engellenmesi imkanını ortadan kaldırarak, kişiye özel olarak farklılaştırılarak herkese ulaştırılması ve dolaşıma sokulması, kişisel ve toplumsal iradeyi yıkıma uğratmaktadır/uğratacaktır.

    Ara söz

    YZ teknolojisinin gelişimine karşı durmak toplumsal gelişime karşı durmak olur ki,  bu işçi sınıfının ve ezilenlerin işi olamaz. Mesele YZ teknolojisinin üretim aracı olarak sermayenin özel mülkiyetinde olup olmamasıdır. Mesele teknolojinin kim tarafından, ne için ve kimin yararına kullanıldığıdır. Sermayenin sömürü ve tahakkümünü pekiştirmenin aracı olarak mı, yoksa insanlığın ve parçası olduğu doğanın yararına mı kullanıldığıdır. YZ ve YGZ teknolojisinin ne olup olmadığını ve sermayenin mülkiyetinde olmasının kapitalist toplumda nelere yol açtığını-açacağını özetledik. Eğer iş sonrası toplum kuramcılarının öne sürdüğü gibi, tümüyle canlı emek yerine geçtiği ve/veya insan sermaye sahibinden bağımsızlaşıp kendi başına sermaye olarak gelişerek hareket ettiği durumda, kapitalizmin ihyası ya da sonunu değil, dünya toplumunun topyekûn yok oluşunu hazırlayacağını yukarıda ifade ettik. Sınıf mücadelesine etkileri, toplumsal kurtuluşun yolunu açma ve komünist YZ kısmını da sonraki yazıya bırakalım.

    Kaynakça

    K.Marx, Grundrisse, Birikim yayınları

    K.Marx,Kapital I.Cilt, II. Cilt, III.Cilt, Sol yayınları

    Melda Yaman-Özgür Narin-Özgür Öztürk, Grundrisse’den Kapital’e Patikalar, SAV, 2017

    Yuval Noah Harari, 21. Yüzyıl İçin  21 Ders,   Kolektif Kitap, 2018

    Nıck Dyer-Wıtheford, Atle Mıkkola KJØSEN, James Steınhoff, Yapay Zeka ve Kapitalizmin Geleceği, İnsandışı Bir Güç, İletişim Yn. 2022

    Socialist Register 2024, 21. Yüzyılda Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi, Yordam yay. 2014

    Nick dyer-Witheford, Siber Marx, Yüksek Teknoloji Çağında Sınıf Mücadelesi, Aykırı yn. 2004

    01.04.2026

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Fedakârlık değil hak ihlali: Engelli politikalarında devletin geri çekilişi

    28 Mart 2026

    COP neyi başaramadı ve kapitalizmde yeşil dönüşüm mümkün mü?

    27 Mart 2026

    Eğitim kimin için ve ne için?

    26 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Muhsin Dalfidan

    Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

    Elif Gamze Bozo

    Fedakârlık değil hak ihlali: Engelli politikalarında devletin geri çekilişi

    Yekta Armanc Hatipoğlu

    COP neyi başaramadı ve kapitalizmde yeşil dönüşüm mümkün mü?

    Ertan Eroğlu

    Eğitim kimin için ve ne için?

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Yeni bir yol yapmak

    Aziz Çelik

    İşsiz gençler, çalışan emekliler!

    Akdoğan Özkan

    İran savaşında gerçekliği kavramak, gerçekliği fiyatlamak

    Ertuğrul Kürkçü

    Tarihimiz ve hakikat-sonrasının açmazları

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Düzce’de iş cinayeti: İşçi İsmail Başer hayatını kaybetti

    1 Nisan 2026

    Hatay Defne’de şantiye konteynerlerinde yangın: 26 konteyner kül oldu

    1 Nisan 2026

    Dr. Levent Koşar: ‘İşçi sağlığı bir sağlık sorunu değil, sınıf mücadelesi sorunudur!’

    1 Nisan 2026
    KADIN

    EŞİK’ten doğum izni düzenlemesine tepki: “Çocuk bakımı sadece kadınların sorumluluğu değildir”

    31 Mart 2026

    DEM Parti Milletvekili Saliha Aydeniz TBMM İdare Amiri görevinden istifa etti

    24 Mart 2026

    CSW70’te ABD duvarı: Kadın haklarına açık politik müdahale

    24 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.