Van’da 2011 yılında meydana gelen ve yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği depremin üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen, kentte deprem hazırlıkları konusunda kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Depreme dayanıksız yapı stokuna ilişkin kapsamlı ve güncel bir envanterin hâlâ oluşturulmadığı belirtiliyor.
Van’daki yapı stokunun deprem güvenliğine ilişkin belirsizlik sürüyor. Türk Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) Van Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Üyesi Saim Hakan, kentte yaklaşık 200 bin konutun deprem risk durumu hakkında herhangi bir güncel veri bulunmadığını söyledi.
“Yeni Bir Envanter Çalışması Yapılmalı”
2011 Van depremlerinin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yaklaşık 200 bin bina üzerinde inceleme yapıldığını hatırlatan Hakan, bu yapıların az, orta ve ağır hasarlı olarak sınıflandırıldığını ancak elde edilen verilerin kamuoyuyla paylaşılmadığını ifade etti.
Hakan, “Bir çalışma yapıldığını biliyoruz ancak bu veriler ne meslek odalarıyla ne de kamuoyuyla paylaşıldı. Sonraki yıllarda da yerel yönetimler ya da bakanlık tarafından yeni bir envanter çalışması yapıldığına dair bilgimiz yok” dedi.
“Ali Paşa Mahallesi Pilot Çalışma Olarak Kaldı”
Van genelini kapsayan kapsamlı bir veri bulunmadığını belirten Hakan, yalnızca Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi tarafından Ali Paşa Mahallesi’nde sınırlı bir akademik çalışma yapıldığını aktardı.
Bu pilot çalışmada incelenen 442 yapının yaklaşık yüzde 33’ünün depreme dayanıklı olmadığının tespit edildiğini belirten Hakan, “Bu oran Van geneline uyarlandığında, yaklaşık 200 bin konuttan oluşan yapı stokunun önemli bir bölümünün riskli olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Ancak yıkım, yeniden yapım ve yeni imar alanlarına rağmen bu değişimleri kapsayan güncel bir veri yok” diye konuştu.
“Toplanma Alanları Yetersiz”
Deprem sonrası belirlenen toplanma alanlarının da yetersiz olduğunu vurgulayan Hakan, özellikle Van merkezdeki Şerefiye ve Hafiziye gibi mahallelerin ciddi risk taşıdığını söyledi.
Dar sokaklar ve yüksek yapılar nedeniyle afet anında sağlıklı tahliye ve toplanmanın zor olacağını ifade eden Hakan, “Bu bölgelerde insanların güvenle ulaşabileceği net ve yeterli toplanma alanları olduğunu düşünmüyorum. Bu durum ciddi bir kriz riskini beraberinde getiriyor” dedi.
“Yerel Yönetimler Sistematik Bir Envanter Çıkarmalı”
Çözüm önerilerini de sıralayan Hakan, yerel yönetimlerin öncelikle yapı stoku envanteri oluşturması gerektiğini belirtti.
“Kentte kaç bina var, kaçı depreme hazır, hangileri yıkılmalı; bunların net şekilde ortaya konulması gerekiyor” diyen Hakan, bu sürecin mimarlar odası, inşaat mühendisleri odası, AFAD ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.
AFAD’ın eğitim çalışmalarının da yetersiz kaldığını ifade eden Hakan, deprem senaryolarının mahalle ölçeğine kadar indirilmesi ve muhtarlıkların da sürece dâhil edilmesi gerektiğini vurguladı.
“Deprem Bilinci Süreklilik İstiyor”
Deprem bilincinin yalnızca afet sonrası gündeme geldiğini belirten Hakan, bu yaklaşımın değişmesi gerektiğini söyledi.
“Deprem bilinci dönemsel değil, sürekli bir eğitim ve bilgilendirme süreciyle topluma yerleştirilmeli. Aksi hâlde afet anında halkı yönlendirecek bir sistem ortada olmayacak” ifadelerini kullandı.
