Türkiye’nin karanlığını simgeleyen olay olan, devlet-mafya ilişkilerini ortaya çıkaran Susurluk kazasında ölen ülkücü mafya Abdullah Çatlı, Cumhuriyet Üniversitesi’nde düzenlenen panelle “devlet kahramanı” gibi anıldı
Balıkesir'in Susurluk İlçesi'nde 3 Kasım 1996 tarihinde meydana gelen kazada ölen Abdullah Çatlı'nın kızı Yrd. Doç. Dr. Gökçen Çatlı, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde (CÜ) düzenlenen konferansta babası ve 6 arkadaşının "ASALA'ya karşı verdiği mücadeleyi" anlattı.
CÜ Şiir, Edebiyat ve Tarih Topluluğu'nun üniversite kültür merkezinde düzenlediği konferansa yaklaşık 500 kişi katıldı.
'Babam Çatlı' kitabının yazarı İstanbul Aydın Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gökçen Çatlı, babasının 1980'li yıllarda ASALA'ya karşı verdiği mücadeleyi anlattı.
ASALA ile mücadele edilen dönemlerde kendisinin 8 yaşında olduğunu ve 15 yaşına kadar o dönemin tanığı olduğunu belirten Gökçen Çatlı, şöyle dedi:
"Babam yurtdışına göç ettiğinde ASALA terör örgütünün devlet adamlarına yönelik katliamları söz konusuydu. Fakat devlet hiç bir şey yapmıyordu, yapamıyordu. Çünkü bizim NATO'ya girdiğimizden beri elimiz, kolumuz bağlıydı. Sene 1981'de ben annem ve kardeşim henüz yurt dışına gitmemişken babam ve 6 ülküdaşı ASALA terör örgütüne karşı tamamen kendi başlarına ve kendi imkanlarıyla birlikte bir eylem başlattılar. Kendilerinden evvel Avrupa'ya gitmiş olan teşkilat mensuplarından, oradaki Türk derneklerinden bilgi topluyorlar. Avrupa ASALA'nın başlatmış olduğu bu katliamlara, soykırıma sessiz kaldığı, hatta lojistik destek sağladığı için birçok şey aleni ve bilgiler de böyle toplanıyor. Ve ceplerinde para olmayan bu 7 kişi, çoğu zaman patates kaynatarak operasyonlara gidiyorlar. 7 kişinin bu kahramanca mücadelesi Avrupa'da çok ses getiriyor."
Çatlı, babası ve arkadaşlarının daha sonra devletle birlikte hareket etmeye karar verdiğini belirterek, şunları söyledi: "Daha sonra devlet desteğiyle birlikte çok daha güçlü operasyonlar yapıldı. 1984'ün sonlara geldiğinde ASALA büyük darbe aldı. Medyaya yansıdığı kadarıyla yaklaşık 20 operasyondan bahsediliyor. Hayır eksik. 100'den fazla operasyon yapıldı. 100'dan fazla lidere yönelik durdurucu hareketler yapıldı. Babam 1984'in sonunda cezaevine girdikten sonra 1985'in başlarında içeriden anneme verdiği direktiflerle ve dışarıdaki 6 ülküdaşının neredeyse babam kadar lider vasıflı özellikleriyle ASALA terör örgütü tamamen bitirildi. Sağ kalan militanları, Ermenistan'a, bugün Ortadoğu diye bahsettiğimiz bölgelere kaçtı. Bir kısmı da Avrupa'da devlete sığındı."
Susurluk'ta ne oldu?
Susurluk skandalı ya da Susurluk kazası, 3 Kasım 1996'da saat 19.25 sularında Balıkesir-Bursa karayolunda Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde meydana gelen trafik kazası sonucu, devlet-polis-mafya ilişkilerinin ortaya çıkması ile patlak veren skandal. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli skandallarındandır.
DYP Şanlıurfa milletvekili Sedat Edip Bucak, İstanbul Kemalettin Eröge Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı ile 1970 doğumlu Gonca Us, 1 Kasım 1996 günü akşam saatlerinde Kuşadası Onura Otel'e gelmişlerdir. Bucak'a ait 06 AC 600 plakalı Mercedes marka siyah renkli otomobille Hüseyin Kocadağ yönetiminde İstanbul'a gitmek üzere yola çıkan grup, 3 Kasım 1996 günü saat 19.25 sularında Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde benzin istasyonundan yola çıkan Hasan Gökçe yönetimindeki 20 RC 721 plakalı kamyona çarparak trafik kazası yapmıştır. Bu kaza, basın literatürüne "Susurluk Skandalı" veya "Susurluk Kazası" olarak geçmiştir.
Kazada, Mercedes'i kullanan Hüseyin Kocadağ, üzerinde Mehmet Özbay kimliği bulunan Abdullah Çatlı ve Melahat Özbay sahte kimlikli, Gonca Us ölmüş, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak yaralı olarak kurtulmuştur.Olay sonrası DGM Sedat Edip Bucakhakkında soruşturma açmış ve hakkında 2 yıl hapis cezası istenmiştir.