Aralarında Turkey Human Rights Litigation Support Project, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün de yer aldığı insan hakları ve hukuk meslek örgütleri, İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan ceza davasına ilişkin ortak bir açıklama yayımladı.
Ortak açıklamada, savcılığın İstanbul Barosu yöneticilerinin “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan cezalandırılmasını talep etmesinin, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokratik normların içinde bulunduğu durumu çarpıcı biçimde ortaya koyduğu ifade edildi. Örgütler, 5–9 Ocak tarihleri arasında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi ve karar duruşması olması beklenen dava öncesinde suçlamaların derhal düşürülmesi çağrısı yaptı.
İmzacı kuruluşlar, İstanbul Barosu’nun insan hakları ihlalleri ve hukukun üstünlüğü konularında görüş bildirmesinin yasal ve etik bir görev olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda yapılan açıklamaların terör suçu olarak yorumlanmasının, ifade özgürlüğünün meşru kullanımını kriminalize ettiği ve ceza hukukunun kötüye kullanımı anlamına geldiği vurgulandı. Açıklamada, bu durumun açık bir “yargı tacizi” oluşturduğu belirtildi.
Yürütülen yargılamanın, avukatlık mesleğinin ve baroların bağımsızlığını hedef aldığına dikkat çekilen açıklamada; uluslararası insan hakları standartlarının, avukatların ve meslek örgütlerinin misilleme korkusu olmadan kamusal tartışmalara katılmasını güvence altına aldığı hatırlatıldı. Baro yöneticilerinin ifade ve örgütlenme özgürlüğünün cezai soruşturmalar yoluyla baskı altına alınmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na açıkça aykırı olduğu ifade edildi.
Örgütler ayrıca, İstanbul Barosu’nun 21 Aralık 2024 tarihli açıklamasının hukuka uygun ve kamu yararını ilgilendiren bir değerlendirme olduğuna işaret ederek, benzer içerikte açıklamalar nedeniyle yargılanan gazetecilerin beraat ettiğini hatırlattı. Bu durumun, söz konusu davanın terörle mücadele mevzuatının eleştirileri susturmak ve baroların özyönetimini zayıflatmak amacıyla kullanıldığına işaret ettiği kaydedildi.
Ortak açıklamanın sonunda Türkiye yetkililerine; İstanbul Barosu yönetimine yönelik ceza davasının derhal sonlandırılması, baroların bağımsızlığı ve özyönetiminin güvence altına alınması ve terörle mücadele yasalarının insan hakları savunucularına, avukatlara ve sivil toplum aktörlerine karşı kullanılmasına son verilmesi çağrısı yapıldı.
