Suruç için adalet isteyenlerin değil katillerin yargılanması gerektiğini vurgulayan SGDF MYK üyesi Özge Doğan, “Hiçbir düş yarım kalmayacak. Suruç için adalet herkes için adalet!” dedi.
İzmir’de Suruç için adalet istedikleri için işkenceyle gözaltına alınan 10 kişi, “Toplantı, gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet” iddiasıyla bugün Karşıyaka Adliyesi’nde, mahkeme karşısına çıkacak. Kentte bulunan sosyalist örgütler, duruşması öncesi Karşıyaka Adliyesi önünde bir araya gelerek, duruşmaya dikkat çekmek için basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Merkez Yürütme Kurulu(MYK) üyesi Özge Doğan okudu.
SGDF MYK üyesi Özge Doğan açıklamaya, 20 Temmuz 2015 günü yıkılmış bir kenti inşa etmek için yola çıkan çoğu üniversite öğrencisi yüzlerce kişinin Urfa’nın Suruç ilçesinde katledildiğini hatırlatarak başladı.
Gerçekleşen katliamda 33 düş yolcusunun ölümsüzleştiğini ve yüzlerce kişinin de yaralandığını hatırlatan Doğan, “33 düş yolcusunun yoldaşları, arkadaşları, onların düşlerini sahiplenenler olarak bizler, o günden bu güne kadar katliamın aydınlatılması için adalet mücadelesi veriyoruz. Mahkeme salonlarında, sokaklarda, meydanlarda, şiirlerde, şarkılarda verdiğimiz bu adalet mücadelesinin uğraklarından birini de, katliamın yıldönümlerinde birçok kentte yaptığımız anma ve yürüyüşler oluşturuyor. Ancak ellerimizde 33 düş yolcusunun fotoğrafları, dilimizde adalet şiarıyla gerçekleştirdiğimiz bu yürüyüşlerde, her sene muazzam bir devlet terörüyle karşılaşıyoruz. Karşımıza, iktidarını iddia ettiği topraklar üzerinde IŞİD gibi tarihin en barbar çete sürüsünün saldırısına engel olamamış bir devletin utancından ziyade, katliamı alenen sahiplenen bir pişkinlikle kılıfına uydurulmuş yürüyüş yasakları dikiliyor” dedi.
“Katliamı açığa çıkarmayan devlet, gücünü Suruç için adalet isteyenler üzerinde sınadı”
Geçtiğimiz 20 Temmuz’da Karşıyaka’da yapmak istedikleri anma ve yürüyüşün tarif ettikleri tabloya sahne olduğunu ifade eden Doğan, şöyle devam etti: “Suruç’taki canlı bombalı katile yol veren, katliamdan sonra yaralılar üzerine gaz bombası atan, 6 buçuk yıldır katliamın planlaması ve hayata geçirilmesi sürecinde kimlerin parmağı olduğunu açığa çıkarmayan devlet, gücünü Suruç için adalet isteyenlerin üzerinde sınadı. Anayasal hakkı bir yana, insanlık onuru ve erdemine sahip çıkmanın meşruiyetine yaslanarak yürüyüş yapmak isteyenlerin üzerine devletin polisi, kalkanı, copu, biber gazı, kelepçesi sürülerek 10 arkadaşımız işkenceyle gözaltına alındı.
“Suruç için adalet isteyenler cezalandırılmak isteniyor”
İşte bugün, gözaltına alınan 10 arkadaşımız, toplantı gösteri yürüyüş kanununa muhalefet iddiasıyla arkamızda bulunan Karşıyaka Adliyesinde hakim karşısına çıkıyor. 6 yılı aşkın süren ve geçtiğimiz Ekim ayında karara bağlanan Suruç davası sürecinde, 33 düş yolcusunu örgüt üyesi ilan ederek terörist sayan ve o gün Suruç’ta oldukları için onları yüzde 50 kusurlu bulan, katliamın ardındaki organize işbirliğinin üzerini örten ve sorumluluğu tutuklu tek sanık üzerine yıkarak davayı sonlandıran yargı, tıpkı önceki senelerde olduğu gibi yine Suruç için Adalet İsteyenleri cezalandırmak istiyor.
“Suruç için adalet herkes için adalet!”
Katliamı sahiplenmek anlamına gelen bu duruşma öncesi ne polis saldırılarının ne de yargı sopasının bizleri mücadelemizden vazgeçiremeyeceğini buradan bir kez daha yineliyoruz. Ve yargı gücünü üzerimizde sınamaya kalkan tek adam rejimine karşı “Suruç için Adalet İsteyenleri değil Katilleri Yargıla!” diyoruz. Çağrımız, elindeki iktidar mührüyle siyasetin, yargının, toplumsal hayatın, yıkılmaz denilen bu adaletsiz düzenin kurallarını yazıp çizen halk düşmanı iktidara değil; sömürü, baskı, zulüm, katliamlarla inşa ettikleri bu oyunu bozacak olan, yüreği gerçek adalet özlemiyle yanıp tutuşan milyonlaradır. Çünkü biliyoruz, gerçek katilleri yargılayacak olan yegane terazi, bu adalet özlemini hayata geçirecek mücadelenin kendisidir.
Suruç’ta ölümsüzleşen 33 yürek şahsında, katliamcı politikalar sonucu öldürülen; eşit, adil, özgür bir dünya mücadelesinde şehit düşen ve kapitalist sömürü düzeni altında insanca ve onurlu bir yaşam hakkı gasp edilmiş tüm ezilen kesimlere sözümüzdür: Hiçbir düş yarım kalmayacak. Suruç için adalet herkes için adalet!”