Başlıktaki soru Türkiye’deki birçok tüketici için endişe kaynağı. Avrupa Birliği ülkelerine ihraç ettiğimiz sebze ve meyvelerin pestisit ve aflatoksin kirliliği nedeniyle, gümrük kapılarından geri çevrilmesi, bu ürünlerin akıbetine yönelik soru işaretleri yaratıyor.
Sosyal medyaya yansıyan yorumlara bakılırsa, halkın önemli bir kesimi bu ürünlerin iç piyasada tüketime sunulduğuna inanıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri ise, pestisit kalıntı oranı ya da aflatoksin yükü Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne uygun olmayan ürünlerin ya imha edildiğini ya da üçüncü bir ülkeye ihraç edildiğini belirtiyor.
Bu konuda geçtiğimiz günlerde Gıda ve Kontrol Müdürü Ersin Dilber art arda birkaç açıklama yaptı. Türkiye’den Avrupa’ya yoğun bir şekilde sebze ve meyve ihracatı yapıldığına dikkat çekerek, geri çevrilen sevkiyatın binde 1 seviyelerinde olduğunu dile getirdi.
Dilber’in vurguladığı konulardan biri de; ülkeler arasında kalıntı limitlerine yönelik farklılıklardı. Avrupa’nın yüksek oranda tarım zehri içerdiği gerekçesiyle geri çevirdiği narın Rusya’daki limitlerin daha yüksek olması nedeniyle Rusya’ya satılabildiğini anlatarak, her geri çevrilen sebze veya meyvenin zehirli anlamına gelmediğini söyledi. Hatta narenciyede saptanan Akdeniz meyve sineği nedeniyle ürünlerin iade edilmesinin bile kamuoyunda meyvelerin zehirli olarak yorumlanmasına yol açtığını; ancak bir üründe sineğin, yani canlı organizmanın bulunmasının aslında ilaçsız olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Pestisitte asıl odak yurt içinde olmalı!
Dilber’in yakındığı durum, aslında pestisit meselesinde sadece Avrupa Birliği’ne odaklanmanın bir sonucu. Ancak bunun dışında da bir seçeneğimiz yok. Çünkü, pestisitlere dair tek şeffaf veriyi AB Gıda Alarm Sistemi’ne yansıyan, ihracat bildirimlerinden alabiliyoruz.
Maalesef Tarım ve Orman Bakanlığı, yurt içinde gerçekleştirdiği pestisit kalıntı denetim sonuçlarını kamuoyuna açıklamıyor. Yani biz bugün pazara-markete gittiğimizde hangi üründe ne oranda pestisit yükü ile karşı karşıyayız bilemiyoruz. Ancak Greenpeace gibi sivil toplum kuruluşlarınca ya da akademik çalışmalar yapıldığında sebze ve meyvelerimizdeki pestisit tablosuna dair işaretleri görebiliyoruz.
Pazar ve marketlerde hangi zehirler var?
O çalışmalardan biri yaklaşık 2 yıl önce Bursa’da yapılmış.(*) Araştırma kapsamında, Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerindeki 5 semt pazarı ve 6 yerel marketten, meyve (armut, elma, mandalina, muz ve portakal) ve sebze (dereotu, havuç, maydanoz ve marul) numuneleri toplanarak analiz edilmiş.
Elde edilen sonuçların bir bölümü endişe verici boyutta. Numunelerde saptanan tarım zehirlerinin kalıntı limitleri, özellikle çocuklar için, belirlenen akut referans dozun katbekat üzerinde.
Mesela bir marul numunesinde, referans dozdan yüzde 168 daha fazla Captan adlı etken madde saptanmış.
Bir elma örneğindeki İndoxacarb, limiti yüzde 171 oranında aşıyor.
Portakal ve mandalinadaki sonuç ise korkutucu.. Portakalda “lambda cyhalothrin” referans dozdan yüzde 198, “İmizalil” yüzde 400 fazla. Mandalina numunesinde ise, yasaklı tarım kimyasalı “Klorprifos” yüzde 667, Prochloraz’ yüzde 665 oranında aşılıyor.
Çalışmada analizi yapılan 11 armut numunesinde 22 farklı pestisit kalıntısı tespit edilmiş. Bu pestisitlerden 3’ünün kullanımı ise yasak. Araştırma bir armut numunesinde 14 farklı pestisitin kalıntısının olduğunu gösteriyor. Ancak bu pestisitlerin yüzde 4,93’ü limiti aşıyor. Portakalda ise bu oran an yüzde 14’e çıkıyor.
Çalışmada analiz edilen 11 elma numunesinin 11’inde de pestisit kalıntısı saptanmış ve bu pestisitlerden 4’ü, Türk Gıda Kodeksi’ne göre yasaklı ilan edilen etken maddeler içeriyor.
Bir dereotunda bu kadar zehir olur mu?
Çalışma aslında evlerin balkonunda bile kolaylıkla yetiştirilebilecek sebzelerin azımsanmayacak miktarda tarım zehri içerebildiğini gösteriyor. Dereotu analiz sonuçlarına göre 11 adet dereotu numunesinde 43 farklı pestisit kalıntısı saptanmış. Bir numunede ise 17 farklı pestisitin kalıntısı ölçülmüş. Pestisit kalıntısı bulunmayan sadece 1 dereotu numunesi var.
Çalışma kapsamında analiz edilen 120’den fazla meyve sebze örneğinin yüzde 13’ünde limitleri aşan oranda bir veya birden fazla pestisit kalıntısının bulunduğunu görüyoruz. Daha önce yapılan benzer çalışmalar da, pazar ve marketlerde satılan sebze ve meyvelerin yüzde 10-15’inin limit aşan oranda pestisit içerebildiğini gösteriyordu. Bu sonuçlara bakarak, güncel tabloda her 1 kilo sebze ve meyveden 100-150 gramının sağlık açısından tarım kimyasalı riski taşıdığını söyleyebiliriz.
Geri dönen mi, hiç gitmeyen mi?
Bu noktada, yazının başlığında yer alan “Sınırdan dönen meyve sebzeyi yiyor muyuz” sorusuna yeni bir perspektiften bakmakta fayda var. Asıl endişelenmemiz gereken; Avrupa’ya ihraç olmadan önce sağlık sertifikası verilmiş, analize tabi tutulmuş ve tek bir etken maddesi limiti belli oranda aşmış bir sebze meyve mi olmalı, yoksa bakanlığın sonuçlarını açıklamadığı, akademik çalışmalarda birden fazla tarım kimyasalının yüksek oranda saptanabildiği pazar ve marketlerde satılan sebze ve meyve mi olmalı? Karar sizin!
* “Bursa İlinde Satışa Sunulan Taze Tüketim Ürünlerinin Tarım İlacı Kalıntı Risklerinin Değerlendirilmesi adlı çalışma
