Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Oğuzhan Müftüoğlu’na kamuoyu önünde sitem

    14 Mart 2026

    SYKP’den Müftüoğlu’nun Kürkçü’ye ilişkin sözlerine tepki: Solda gerilim ve ayrışmaya değil, devrimci dayanışmaya ihtiyaç var!

    14 Mart 2026

    Aşırı sağ kadınlara karşı savaş açıyor

    14 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Oğuzhan Müftüoğlu’na kamuoyu önünde sitem

      14 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 5 – İktidar Bloku hak vermeye nasıl mecbur bırakılır?

      13 Mart 2026

      Kekê Salih: Rojava’nın sakin ama kararlı yüzü

      12 Mart 2026

      Kader değil sömürü, umut değil illüzyon: Gündelik hayatın zincirlerini kırmak

      12 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 4 – “Süreç” AKP-MHP İktidar Bloku’nun zorunluluğudur

      11 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      Ezber hayatı karşılar mı?

      12 Mart 2026

      Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

      8 Mart 2026

      Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

      6 Mart 2026

      Varlık adı önceler

      5 Mart 2026

      ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

      4 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Sınıfın değişen kompozisyonu ve ‘kendi için’ sınıf olmak

    Sınıfın değişen kompozisyonu ve ‘kendi için’ sınıf olmak

    Siyasi Haber13 Kasım 2018
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    MEHMET TÜRKAY yazdı: Türkiye’de sınıfın değişen kompozisyonunun bileşenlerinin asgari müştereklerinin tespit edilebilmesi “kendinde sınıf” olmaktan çıkıp “kendi için” sınıf olmaya ilk ve kritik aşamadır.

    MEHMET TÜRKAY*


    Atmışlı ve yetmişli yıllarda hiç sorgulanmayan “toplumculuk” kavramı yazı ve konuşma dilinde çok yaygın kullanılan bir kavramdı. Bu haliyle hala “sosyalist” cenahta yaygın bir biçimde kullanıldığı mecralar var. Elbette bu bir meseleyse eğer, nereden bakıldığıyla başlamak gerek. Gerekçesini kendi adıma şöyle açıklayabilirim; sınıf kategorisi yerine toplum kategorisini koymak, atmışlı ve yetmişli yıllar için, kendi tarihselliğinde bir anlam taşır ve karşılığı vardır.


    Sınıf kategorisini yeniden hatırlamak…


    Ancak, bugün bu kavramın, “sınıf kategorisinin”, itibarını artık kendisine saygıyla yeniden iade edelim ve yakın geçmişte de, esas olarak da “TEKEL DİRENİŞİ”yle, yaşanan, bir anlamda rol çaldığı bir analiz birimi olarak “sınıf”  kategorisini yeniden hatırlayalım. Direniş elbette işçi sınıfı direnişiydi. Bu elbette “boruda delik keşif etmek” anlamına gelmiyor.


    Öncelikle “toplum” kavramı bir toplulaştırmaya, hepimiz aynıyıza, ortak bir var oluşa işaret eder ve meşrulaştırır. Dolayısıyla “toplum” olmak görünüşte bir vakadır ancak yaşanan herhangi bir çatışmalı süreci açıklamaktan ziyade üstünü örter. Çünkü o kabulde bir “ortak iyi” zaten tanımlanmıştır. Burada tanımlama, özellikle yapılan bir müdahaledir. Müdahaledir, çünkü bir tasarıma ihtiyaç vardır.


    Yaşananları sınıf kategorisi çerçevesinde analiz etmeye çalışanların yıllardır yaptıkları vurgu üzerinden sürecin gerçekliğini teslim etmeliyiz. Mevcut durum neyse, odur demek yetmiyor. Ancak “mevcut durumu neye göre nasıl tanımlamak gerek” sorusu hala duruyor. Kapitalizmin hüküm sürdüğü bir toplumdan bahis ediyoruz saf haliyle. İşçiler bu coğrafyada hareket haline geçtiler. Örgütlü olan, olmayan her biçimde sürece müdahil görünüyorlar, bu gelecek için bir kıymettir, hakkını vermek en azından hafızalarımıza nakş etmek gerek.


    Sınıfı hatırlamaktan solun siyasetine…


    Elbette burada bir birikimden bahsediyorum, en yakını “TEKEL DİRENİŞİ”dir. “TEKEL DİRENİŞİ”inden ders çıkarılsaydı meselesi burada, sınıf mücadelesinin kendi içindeki parçalanmışlığı nedeniyle bir mesele olmaktan çıkmış görünüyor. Yaşanan süreç işçilerin haklı, gündelik yaşamlarını yeniden üretmeye dair talepleridir ve bunda her durumda ısrar etmek gerekir. Ancak bunun en geniş haliyle “sol” bir siyasete dönüşmesi meselesi kendi içinde ve dışında bir sorun olarak durmaktadır.


    Kürt hareketinin öncelikleri!


    Yukarıda “sol” derken sosyal demokratları da kattığım bir tanım yaptım elbette. Bu durumda sosyal demokratlar dışındakiler ne yapacaklar sorusu haklı bir soru. Kürt hareketi dışında herhangi bir inisiyatif yok dememek lazım; ancak sürece müdahale açısından en azından şimdilik görünmüyor. Ancak, Kürt hareketinin öncelikleri meselesi burada önem kazanıyor. Her halükarda, yanlışsam düzeltilir elbet, bir Kürt Toplumu yaratılması esas hedef. Ancak, böyle bir hedefin hasıl olması zaman ve mekana göre farklı coğrafyalara, farklı siyasi var olma biçimleri olarak yansıyacaktır. Eğer böyleyse nasıl bir toplum hedefinin öngörüldüğü yeniden siyaseten açıklanmalı. Bu elbette haklı ya da haksız talep önermesi anlamına gelmez. Her hedef elbette sürecin dinamik, müdahale eden siyasi aktörlerine bağlı olarak gelişecektir. Ancak soru hala ortada.


    Bir toplum tasavvuru ya kendi tarihselliğinde yapılır ya da genel geçer evrensellik tasavvurunda yapılır. Esas olarak sürece karakterini veren tarihselliğidir, evrensellik sadece anlamayı kolaylaştırır ama bozar. Burada kabuller öne çıkmaktadır. Umalım ki Kürt Hareketi iç düşünsel çatışmaları nihayetinde bu sürece bir yön verecektir.    


    Sınıf söylemini siyasete tahvil etmek


    Yaşanan süreç terminoloji sorunumuzu daha da bozduğu için bir ek olmayacak. Terminoloji kavramlarla inşa edilir. Ancak, her kavramın bu inşa sürecinde bir diğeriyle ilişkilenmesi gerekmektedir. Bu anlamda “sol”dan gelecek bir siyaset önermesinin gerçekliği öncelikle tercih ettiği kavram setinde ifade bulacaktır. Siyaseten “halk” kavramının gerçek bir karşılığı var mıdır?


    Hayatın işleyişi içinde bir kimlik biçiminde “ortaklık” iması içeren kavramların gerçek karşılığı “son tahlilde” bir analiz birimi olarak sınıf kategorisini yok saymak anlamına gelmektedir. Diğer taraftan sınıf kategorisini analiz birimi olarak kullanmanın teorik isabetinin gerçek siyasete tahvil edildiğinde karşılığı ne olmaktadır ve/veya ne olacaktır? Bu, kadim bir sorudur. Sürekli yüzleşilen ancak cevabı genel olarak muallâkta kalan bir tartışmadır.


    Sanırım burada, yine kadim bir vurguyla, kısa vade/uzun vade meselesi karşımıza çıkmaktadır. Uzun vade genel olarak ertelenmesi gereken bir duruma zımnen işaret eder ki hayat böyle geçti ve geçiyor. Kısa vadeye dair bir cevap nasıl verilebilir? Sanırım esas soru bu.


    Gücün varsa dilin karşılık buluyor. Ancak o gücü sosyalistler olarak nereden ve nasıl bulacağız? Esas soru bu. Bulamadık çünkü yeterince sormadık, hem kendimize hem de, herkimse, muhatabımıza. Çünkü sorulabilmesi için bunun kanallarının oluşturulması lazımdı, hâlâ lazım ancak aynı sorunun etrafında dönüp duruluyor.


    Bu noktadan sonra tehlikeli sulara giriyoruz. Bence genel olarak sosyalistler dillerini “kitlelere” ulaştıramadıkları oranda sahiplenip kadük hale getirdiler. Bu durum ciddi bir güçsüzlük anlamına geldi ve genel anlamda sosyalist hareketlerin önemli bir kesimi Kürt hareketine eklemlenerek sürece devam etti. Burada eklemlenme hem destek verme hem de bir anlamda sığınma olarak yaşandı, yaşanıyor.


    Kimlik siyasetini seyreltmek sınıf siyasetinin önünü açmak


    Diğer taraftan Kürt hareketi Ortadoğu’da Dünya ölçeğinde yaşanan bir hesaplaşma denklemine dahil olmuş durumda ve anlaşıldığı kadarıyla öncelikleri de değişmiş görünüyor.


    Böyle bir tespitte bulunmak doğal olarak gerekçesini de ifade etmeyi gerektirir. Kürt hareketinin Suriye’de, diğer yakın coğrafyada tutunma ve yerleşme koşulları Türkiye’ye göre çok daha uygun ve mümkün. Mümkün çünkü Türkiye’de devlet aklının sürekliliği Kürt sorununu sürekli olarak kendi kısa dönemli varoluşunu uluslararası konjonktürün sağlayacağı fırsatlara göre yönlendirebilme kapasitesine sahip oldu. Elbette tek gerekçe bu olamaz ama farklı bir toplumsal gerçekliği de görmemiz gerekiyor. O da yerleşim yerlerinden sürülen insanların gittikleri yerde yaşadıkları/yarattıkları farklılık.


    Türkiye’de boşaltılan köyler ve diğer nedenlerle batıya doğru yaşanan göç farklı bir toplumsal görüntü çıkarmış durumda. Göç eden insanların gittikleri yerlerde büyük ölçüde o ortamın koşullarına uyum sağlamaya çalıştıkları bir vakıadır. Dolayısıyla geniş bir kitlenin hayata dair kaygıları farklılaşmakta ve toplumsal pozisyon olarak hızla işçileşmektedir. Siyasetin sorunu da burada zorlanmaya başlıyor, kimlik siyasetinin seyreltilip sınıf siyasetinin önünü açması nesnel bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. Ancak, siyaseten böyle bir durum elbette kendiliğinden olamayacaktır, pratik, aktif müdahalelere ihtiyaç olmaktadır, olacaktır.


    “Kendi için” sınıf olmak


    Böyle bir tespit ve/veya önerinin altını doldurmak gerekmektedir. Gerçekçi hedeflere ulaşılabilmesi sürece dair isabetli soruların sorulması ile mümkündür. Böyle bir noktadan hareketle Türkiye’de değişen sınıf kompozisyonunu göz önüne alarak, söz konusu kompozisyonun bileşenlerinin asgari müşterekinin ve/veya müştereklerinin tespit edilmesi/edilebilmesi ilk ve kritik aşamadır.


    Malum olduğu üzere sosyolojik olarak işçi sınıfına aidiyet bir asgari müşterektir ancak yetmemektedir. Tarihsel bir kategori olarak kendi sınıf çıkarı adına sürece aktif müdahalelerde bulunmak, “kendinde sınıf” olmaktan çıkıp “kendi için” sınıf olmaya dair dönüşümü gerçekleştirmenin yollarını bulmak gerekmektedir.


    Söz konusu aranacak ve bulunacak yolların hem referansı hem de rehberi büyük ölçüde göçler nedeniyle önemli ölçüde değişen işçi sınıfının parçalı kompozisyonu olmalıdır. Elbette bu durum sınıfa ulaşırken kullanılacak dilin de faklılaşmasını gerektirecektir.    


    *Prof. Dr. (Emekli), Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Oğuzhan Müftüoğlu’na kamuoyu önünde sitem

    14 Mart 2026

    Rojava hakikatinin ışığında 5 – İktidar Bloku hak vermeye nasıl mecbur bırakılır?

    13 Mart 2026

    Kekê Salih: Rojava’nın sakin ama kararlı yüzü

    12 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Kemal Kaçaroğlu& Mahir Sayın

    Oğuzhan Müftüoğlu’na kamuoyu önünde sitem

    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 5 – İktidar Bloku hak vermeye nasıl mecbur bırakılır?

    Mehmet Murat Yıldırım

    Kekê Salih: Rojava’nın sakin ama kararlı yüzü

    Ertan Eroğlu

    Kader değil sömürü, umut değil illüzyon: Gündelik hayatın zincirlerini kırmak

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    M. Ender Öndeş

    Ezber hayatı karşılar mı?

    Ümit Akçay

    Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

    Siyasi Haber

    Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

    Ertuğrul Kürkçü

    Varlık adı önceler

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Eğitim Sen çalışanlarının TİS görüşmeleri tıkandı: Sosyal-İş’ten “insanca ücret” vurgusu

    13 Mart 2026

    Antalya’da TOKİ şantiyesi işçileri hakları için eylemde

    12 Mart 2026

    İtalya’da USB sendikasından protesto ve toplantı çağrısı

    11 Mart 2026
    KADIN

    Aşırı sağ kadınlara karşı savaş açıyor

    14 Mart 2026

    İran için devrimci Feminist tutum: Otoriterliğe, emperyalizme, Siyonizme ve savaşa hayır!

    12 Mart 2026

    Dilan Karaman raporu tartışma yarattı: Aile “geri çekilsin” dedi, arkadaşları “eksik ve hatalı” buldu

    10 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.