Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Portekiz Parlamentosu’ndan ‘Rojava tasarısı’ onaylandı

    14 Şubat 2026

    Kobani’de kuşatma 25’inci gününde: İlaçlar tükeniyor, 2 bin kişi sudan zehirlendi

    14 Şubat 2026

    CHP’den Ocak ayı İfade Özgürlüğü Raporu: “Yargı siyasi baskı aracına dönüştü”

    14 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Kurumsallaşan faşizme karşı devrimci mevziyi savunmak: Hepimiz ESP’liyiz!

      12 Şubat 2026

      Hacıbektaş Dergâhı’nın tasfiyesi ve devlet aklı

      11 Şubat 2026

      Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

      6 Şubat 2026

      6 Şubat: Rant, beton, yıkım

      6 Şubat 2026

      İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

      6 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      Kölelik Afganistan’a geri döndü

      12 Şubat 2026

      Türkiye “normali” ve Amedspor

      10 Şubat 2026

      Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

      9 Şubat 2026

      Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

      8 Şubat 2026

      Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

      4 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » “Rant Yolu” hakkında konuşan Öncü: “Bu normal bir imar planlama işi değil, yol da yol değil”

    “Rant Yolu” hakkında konuşan Öncü: “Bu normal bir imar planlama işi değil, yol da yol değil”

    Siyasi Haber1 Aralık 2021
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Mansur Yavaş’ın ODTÜ’de yeniden ihaleye açtığı “Rant Yolu” hakkında konuştuğumuz ulaşım plancısı Erhan Öncü, “Şehir hastanesine erişim bahane edilip, ormandan yol geçirilerek parsel değerlendiriliyor. Bu normal bir imar planlama işi değil yol da yol değil” dedi.

    ODTÜ Kampüsü’nü bölmesiyle bilinen Bilkent-İncek Yolu Projesi’nin temelleri Melih Gökçek dönemine dayanıyor. 2017’de dönemin YÖK Başkanı, Ankara Valisi, ODTÜ’nün atanmış rektörü Verşan Kök ve ABB Başkanı Melih Gökçek arasında imzalanan bir protokolle bu süreç başladı. Kapalı kapılar ardında imzalanan protokolün ardından bir gece vakti yüzlerce polis eşliğinde, iş makineleriyle ODTÜ ormanına girilmişti. Yolun yapımına dair trafik sorununu rahatlaması gibi gerekçeler o dönemde de meslek odaları ve ODTÜ bileşenleri tarafından tartışıldı. Yolun trafik sorununu çözmediği, aksine Ankara’da daha derin ulaşım problemleri yaratabileceği, Ankara’daki ekolojik yapıya zarar vereceği bileşenler tarafından hukuki süreçler eşliğinde duyuruldu. Bu yolun yapılmasının gerekçelendirildiği ihtiyaçları karşılayabilecek yeni projeler oluşturuldu ancak ABB tarafından reddedildi. ODTÜ kampüsünü bölecek ve ranta açacak bu proje birlikte yürütülen mücadelenin sonucunda durduruldu. ODTÜ öğrencileri o dönemde de kampüsün ranta açılmasının karşısında yan yana gelmiş, ODTÜ bileşenlerinin izni olmadan kampüse yapılan müdahaleyi kabul etmemişti. 

     

    ODTÜ öğrencileri ve ekoloji çevreleri tarafından “Rant Yolu” olarak da bilinen  Bilkent-İncek Yolu Projesi, Mansur Yavaş döneminde tekrardan ihaleye açıldı. Ulaşım plancısı Erhan Öncü’yle, Mansur Yavaş’ın ODTÜ’de yeniden ihaleye açtığı “Rant Yolu” hakkında konuştuk.

     

    Öncü, ODTÜ’de önce mimarlık sonrasında ise şehir planlama eğitimi aldıktan sonra, on yıl kamu kesiminde, sekiz yılda uluslararası danışmanlık firmalarında çalıştı.1991 yılından bu yana kendi danışmanlık firması ile yurtiçi ve yurt dışından çeşitli kentlerde ulaşım plan ve projelerde çalışan Öncü, Marmaray, İstanbul Metrosu, İzmir’de İzban, Ankara’da Çayyolu, Keçiören metroları, Ankara Çevre Yolu ve Gerede-Ankara Otoyolu gibi günümüzde hizmet vermekte olan önemli projelerin ulaşım ve fizibilite etütlerinde görev aldı. Öncü ayrıca, Konya, Samsun, Gaziantep, Antalya, Muğla gibi büyükşehirlerin ulaşım ana planlarında, sayıları 30’u geçen raylı sistem projesinin planlama ve fizibilite etütlerinde, bisiklet ve yaya ulaşım planlarında, trafik ve otopark düzenlemeleri gibi projelerde çalıştı. Öncü, toplam 48 yıldır ulaşım alanında çalışıyor.

     

    Ulaşım Plancısı Erhan Öncü’yle yaptığımız röportajın tamamı:

     

    Melih Gökçek döneminde projelendirilen Mansur Yavaş’ın yeniden ihaleye açtığı projeden bahseder misiniz? Nerelerden geçiyor? Ne kadar büyük?

    “Bu yolun tekil bir ulaşım projesi ve girişim olarak değerlendirilmesi doğru olmaz. Ankara’nın tarihsel gelişimi içinde konut ve çalışma alanlarının, kent merkezinin, yeşil alanların ve kamusal mekanların nasıl oluştuğu, geliştiğinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. 

     

    Cumhuriyet öncesinde Ulus çevresinde oluşan Angora Kasabası yeni cumhuriyetle birlikte güneye, planlı bir şekilde Yenişehir’e doğru gelişerek günümüzdeki Ankara’yı oluşturmaya başlamış, kent merkezi Ulus’tan Bakanlıklar’a kaymıştır. 

     

    Ankara Nazım Plan Bürosu tarafından hazırlanan 1980 Ankara Nazım Planı kentin gelişimini Batı’ya yönlendirince kentin en büyük yeşil alanı Atatürk Orman Çiftliği çevresinde bir kent oluşmaya başlamıştır. Kent merkezinin Eskişehir Yolu üzerinde geliştirilmesi planlanmış ve kamu binaları “yeni kent merkezi” oluşturulması için bu koridora kaydırılmıştır.

     

    Kent dışında ilk üniversite kampüsü olarak ODTÜ özel yasalarla çok geniş, çorak bir arazi üzerine kurulmuş ve zaman içinde bu alan ağaçlandırılarak günümüzde kentin en büyük yeşil alanları olan ODTÜ Ormanı ve AOÇ ile kentle bütünleşmiştir.

     

    Kent içindeki küçük yeşiller yok edilirken binalar yükselmiş ve yayılmış, merkezde kalan bu iki yeşil alan son 10-15 yılda müteahhitlerin ve kamudaki bazı karar vericilerin iştahını her geçen gün daha da arttırmıştır. Yeni yol yapmanın trafik sorunlarını çözmeyeceği tersine arttıracağı göz ardı edilerek trafik sıkışıklıkları bahane edilerek, Gökçek döneminde ODTÜ ve AOÇ arazisinden yollar geçirilmesi planlanmıştır. Bu yollar iki büyük yeşil alanın betona dönüştürme planının ilk adımları olarak uygulamaya konmuştur. Bu strateji adım adım “yol geçirerek parseller yarat, önce kamu hizmet binaları yerleştir, TOKi’ye ver, müteahhitte devret ve betonlaştır ve ranta dönüştür” şeklinde özetlenebilir.

     

    ODTÜ içinden planlanan üç yoldan birincisi olan bugünkü 1071 Malazgirt Bulvarı itirazlara rağmen ağaçlar kesilerek geçirilmiş, tüm dünyada denenerek görüldüğü gibi bu yol da tıkanmış ama iddia edildiği gibi Eskişehir Yolu ve Anadolu Bulvarındaki trafik sıkışıklığı çözülmemiştir. Bu yol sadece Mevlâna Bulvarı üzerindeki taşıtlar için alternatif bir yol yaratmış ama kısa sürede yeniden tıkanmıştır.

    Uzun tartışmalardan sonra ODTÜ’yü parçalayan doğu-batı yönündeki ikinci yol önce “tünel yol”a dönüştürülmüş, devam etse bile 3-4 km sonra zaten tıkanık kavşaklara ulaşacak bu yol itirazlar devam edince şimdilik durdurulmuştur.

    ODTÜ’nün batısından geçen üçüncü yol ise önce Şehir Hastanesine erişim amaçlı olacağı savunularak planlanmış ve güvenlik riskleri oluşturan kavşakları ile inşa edilerek Eskişehir Yoluna paralel bir koridor yaratılmaya çalışılmıştır. Bu yolun bahanesiyle Gökçek döneminde bir gece ODTÜ ormanına girilerek binlerde ağaç kesilmiş “önce yol ardından yapılaşma” kuralı uygulamaya sokulmuştur.

     

    Bugünlerde tartışılan ve ikinci yolun devamı olan üçüncü yol (İncek-ODTÜ Yolu) ise Şehir Hastanesine erişim için açılın ilk kısmı açılırken hiç gündeme getirilmeyen “Anayasa Mahkemesine erişim sağlanması” gerekçesi ileri sürülmektedir. Oysaki bu yolun planlama, yapım, durdurulma ve yeniden başlama aşamaları incelendiğinde ilginç ve oldukça karanlık ilişkiler ortaya çıkmaktadır.”

     

    ODTÜ öğrencileri ve sizler gibi kent ve ekoloji çevreleri bu yolu, “Rant Yolu” olarak nitelendiriyor. Bunun sebebi nedir?

    “Bu yolun amacının eski yönetimle ilişkili olduğu söylenen bir şirketin arsalarına erişim sağlamak olduğu söyleniyor ama tavuk-yumurta ilişkisi gibi hangisinin önce geldiği beldi değil. Yani, önce ODTÜ arazisinden geçen bir yol fikri ortaya çıktı ona göre uygun parseller ele geçirildi ve oraya yüksek yapılama hakları mı verildi, yoksa önce yolu olmadığı için değersiz olan arsalar satın alınıp oralara orman kesilerek yol mu götürüldü bilemiyoruz. Ama sonuç ortada, bir tarafı ODTÜ ormanı, diğer tarafı iki katlı villaların olduğu boş bir alana 30-35 kat izinle yapılaşma veriliyor ve Şehir Hastanesine erişim bahane edip, ormandan yol geçirilerek parsel değerlendiriliyor. Bu normal bir imar planlama işi değil, yol da yol değil. 

     

    Aslında sadece bu yol ile değerlenen ve arsaya dönüşen tarlalar bu parsel ile sınırlı değil. Hazine de bu yolun üzerindeki Gölbaşı çevresindeki kamu mülklerini satışa çıkarıyor ve birileriyle değer artışını paylaşıyor ama kimlerle nasıl paylaşılıyor belli değil. Aslında domino taşları gibi, ODTÜ-İncek Yolu tekrar mahkeme tarafından iptal edilirse bu yol üzerine kurulan senaryodaki bütün taşlar devrilecek, kentin yayılması ve altyapı maliyetlerinden dar gelirlilere düşen yük de azalacak.

     

    Bütün bunlar dikkate alındığında bu yola “rant yolu” denilmesi yanlış değil, ama yol inşaatı ihalesini yapan belediye geri planda olanları görmezden gelerek sadece “bizin rantla ilgimiz yok, bu planda var” diyebiliyor oysaki beklenen plan değişiklikleri yapılarak bu yolun iptal edilmesi. Zaten eleştirilen konu belediyenin rantla ilgili olması değil, perde arkasında dönen senaryoya destek olması, önlememesi yani birilerinin değirmenine kamu bütçesiyle yol götürmesi. Bu yolun iddia edildiği gibi kentteki trafik sıkışıklığının çözülmesi ve ulaşımın kolaylaşmasına herhangi bir katkısı olmayacak tersine çok sınırlı bir alana ve kesime yarar sağlarken kentin büyük bölümünü olumsuz etkileyecektir. Çünkü bu yolun bağlandığı zaten günün bölümünde tıkalı olan Eskişehir Yolu ve Bilkent Kavşağı buraya eklenecek ilave trafikle daha da ciddi boyutlarda ve daha uzun saatler tıkanacak, Eskişehir Yolu koridorunu kullanan her iki yöndeki kentlilerin yolculuk süreleri çok daha uzun sürecektir.

     

    Bu yol az önce değinilen yeşili betona açma planının ilk uygulama adımlarından birisi. Bu yolun devam ederek AOÇ içinden geçmesi ve İstanbul Yoluna bağlanması ile AOÇ, Atatürk’ün kente bıraktığı miras talana ve müteahhitlere açılacak ve Ankara en değerli alalarını kaybedecek. Zaten diğer taraftan bu alanların yapılaşması için Anka Park da milyonlarca dolar harcanarak inşa edilmiş, kente ve kentlilere harcanması gereken kaynaklar birilerine transfer edilmiş, oralarda da yapılaşma başlatılmıştı.”

     

    Yıllar önce yine ODTÜ ormanı Malazgirt Bulvarı’nın yapımı için tahrip edil ve o dönem de trafik sorununun çözümü için bu projenin yapıldığı ifade edilmişti. Şu anda bu bulvarın ciddi bir trafik sorunu olduğunu gözetirsek kente yeni yollar açmak çözüm müdür?

     

    “Malazgirt Bulvarı yapılırken önce Eskişehir Yolu üzerindeki trafiği azaltacağı söylenmişti ama herhangi bir katkısı olmayacağı açıktı ve zamanla bu gerekçenin yanlışlığı görüldü. Malazgirt Bulvarı iki farklı trafiği kendine çekti, birincisi tıkanmış olan Mevlâna Bulvarına bir alternatif oluşturdu ama kısa sürede her ikisi de tıkandı.

     

    Malazgirt Bulvarı stratejik açıdan da çok yanlış bir projeydi. Ankara Çevre Otoyolu projesi Ankara’ya ülkenin her tarafından, her yönden gelen transit trafiğin kente girmeden dışından dolaşarak, kent içi karayolu altyapısı üzerinde gereksiz baskı ve sıkışıklık yaratmaması için yapılmıştı. Oysaki Malazgirt Bulvarı, Anadolu Bulvarını tamamlayacak şekilde yapıldı ve transit trafiğin çevreden dolaşmadan kentten geçişine yol açtı. Yani yeni bir koridor oluşturarak çevre yolunun işlevini aksattı ve transit trafiği kent içine, hatta yeni kent merkezinin Eskişehir Yolu üzerinde oluştuğu dikkate alındığında, transit trafiği “kentin yeni merkezine” soktu. Yeni kent merkezinde, Anadolu ve Malazgirt Bulvarlarında yaşanan sıkışıklığın sebeplerinden birisi de bu yanlış adımdır.”

     

    Sizce bu tip yol projeleri yerine kentin iyileştirilmesi ve daha planlı olması için neler yapılabilir?

    “Kentin iyileştirilmesine önce ulaşımın iyileştirilmesi için benimsenen yaklaşımların değiştirilerek başlanması gerekir. Yeni yollar yaparak, şerit sayılarını arttırarak ve alt-üst geçitler yaparak trafik sıkışıklığının çözülemediğini tüm dünya yetmişli yılların ortasındaki petrol krizleriyle anlamıştır. Yol yapmak trafik sıkışıklığını çözmez tersine taşıt kullanımını kışkırtarak tıkanıklığı arttırır. Ancak trafik sıkışıklığı bahanesi bizde kentleri betona dönüştüren ve kentleri insanlar için değil taşıtlar için yapan arsa spekülasyonu, otomotiv, beton ve asfalt sektörleri için kullanışlı bir bahane olmuştur. Belediyeler ve yerel politikacılar da bu girişimlerin tam göbeğinde yer alır. Hazırlanan imar planları her ay yapılan belediye meclis toplantılarındaki imar plan değişiklikleriyle yeniden düzenlenir ve imar rantları parti farkı gözetmeksizin paylaşılır.

     

    Sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya için öncelikle kentlerimizi otomobiller için değil insanlar için tasarlamamız ve geliştirmemiz gerekir. İklim krizi, pandemi, petrol fiyatları, çevresel kaygılar, trafik ölümleri artık dünyada karayolu ulaşımına farklı bakış açıları gerektirmiştir. Artık kentler ve ulaşım “kısa ve yavaş yolculuklar” için planlanmaktadır. İnsanların taşıt kullanmadan yaya ve bisikletlerle, daha uzun mesafelerde toplu ulaşım araçları ile günlük yaşamlarını sürdürmesi planlanmaktadır. Dolayısıyla bizim kentlerimizde bunun tersine yapılan, taşıtları hareket ettirmeye odaklı çözümler artık terk edilmiş projelerdir. Bir belediye başkanı da önüne getirilen bir yol projesine bakarken öncelikle otobüs şeridi, bisiklet yolu, kaldırım nerede, otobüsten inenler karşıya nasıl geçecekler gibi sorularla projeyi değerlendirmesi gerekir. Artık başkanlar otomobillere değil ulaşım için toplu taşımaya, yaya ve bisiklete yatırım yapmaya, projeler hazırlanmaya odaklanmalıdır.”

     

    ODTÜ’den geçecek Rant Yolu projesi yerine ne önerirsiniz?

    “Bu projenin durdurulmasından başka çözüm önerisi olmamalıdır. Çünkü bu yola ihtiyaç yoktur, hatta o rant kulelerinin, satılan Hazine arsaların da bu yola ihtiyacı yoktur. Yapılması planlanan kaldırımı, bisiklet yolu, otobüs şeridi olmayan bu yol yeni kent merkezdeki trafik sıkışıklıklarını daha da artıracaktır. Otoyolla Adana’dan gelen otomobiller, kamyonlar bu yol ile doğrudan kent merkezinde günün büyük bölümünde tıkalı olan Eskişehir Yolundaki kavşağa gelerek kentin bu ana koridorunu felç edecektir. Önerilen bu yolun kentin ulaşımına faydadan çok zararı olacaktır.

     

    Bu koridorda yeni bir yatırıma ihtiyaç bulunmamaktadır. ihale edilen koridorun yarısında zaten 2×2 şeritli bölünmüş bir yol olan Prof. İhsan Doğramacı Bulvarı bulunmakta ve üzerinde hiç trafik bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu yolun âtıl kapasitesi kullanılmalı, geriye kalan ve henüz yapılaşmamış tarla niteliğindeki kısımda da kent içi cadde-sokak standartlarında yıllarca trafik sinyalizasyonu bile gerektirmeyecek yol şebekesi geliştirilmelidir. Kent içinde kaldırımsız ve bisiklet yolu olmayan, yayaların karşıya geçişlerine, taşıtların sağa-sola dönüşlerine izin vermeyen otoyollar kesinlikle yapılmamalıdır. Bu koridorda da yüksek hız ve kapasite gerektirecek bir talep bulunmamaktadır. Aslında Ankara Ulaşım Ana Planı olmadan bu tür büyük ve önemli bir ulaşım kararının alınması en temel yanlıştır, bu Gökçek tarafından yıllarca uygulanmış bilimsel olmayan bir yaklaşımdır.”

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

    10 Şubat 2026

    Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

    14 Ocak 2026

    Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

    12 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Siyasi Haber

    Kurumsallaşan faşizme karşı devrimci mevziyi savunmak: Hepimiz ESP’liyiz!

    Mahsuni Gül

    Hacıbektaş Dergâhı’nın tasfiyesi ve devlet aklı

    Zeynel A. Göçer

    Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

    Mehmet Murat Yıldırım

    6 Şubat: Rant, beton, yıkım

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Alp Altınörs

    Kölelik Afganistan’a geri döndü

    Akif Kurtuluş

    Türkiye “normali” ve Amedspor

    Siyasi Haber

    Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

    Kansu Yıldırım

    Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Smart Solar Grevi 114 günün ardından kazanımla sonuçlandı

    12 Şubat 2026

    Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevi 10. gününde: “Aynı okulda iki farklı dünya olmaz”

    11 Şubat 2026

    Divriği OYAK Maden Direnişi 78. Gününde: “Ya hepimiz ya hiçbirimiz”

    10 Şubat 2026
    KADIN

    Özgül Saki: Tekçi ve dinci dayatmalara karşı demokratik yaşamı ve laikliği savunacağız!

    13 Şubat 2026

    Güney Kore’de “Konfor Kadınları”ndan ABD Ordusuna karşı yarım asırlık hesaplaşma

    10 Şubat 2026

    Nebahat Yükçü’nün katiline ağırlaştırılmış müebbet

    5 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.