Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi-3 / Türkiye kapitalizminin yeni dinamikleri

    17 Şubat 2026

    Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı atamasına Danıştay’da iptal davası

    17 Şubat 2026

    TBMM’de gündem yoğun: DEM Parti’den liderler zirvesi çağrısı, CHP’den Akbelen ve İliç tepkisi

    17 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi-3 / Türkiye kapitalizminin yeni dinamikleri

      17 Şubat 2026

      Münih’te Kürtler ve Diplomasi Eşiği

      17 Şubat 2026

      Çanlar kimin için çalıyor?

      16 Şubat 2026

      Kurumsallaşan faşizme karşı devrimci mevziyi savunmak: Hepimiz ESP’liyiz!

      12 Şubat 2026

      Hacıbektaş Dergâhı’nın tasfiyesi ve devlet aklı

      11 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      Cemil’in manifestosu

      16 Şubat 2026

      Sağlamlık Sözleşmesi’nin bir türlü reddedilemeyişi

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası ve patriyarkal kapitalizmin ifşası

      15 Şubat 2026

      Başkanın tüm tarafları

      15 Şubat 2026

      Sınırdan dönen meyve sebzeyi yiyor muyuz?

      15 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Olay TV olayının perde arkası: Neler oldu, kimler kapattırdı?

    Olay TV olayının perde arkası: Neler oldu, kimler kapattırdı?

    Siyasi Haber2 Ocak 2021
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Yayın hayatı 26 gün süren Olay TV’nin kaderi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve TMSF Başkanı Muhiddin Gülal’ın müdahaleleriyle belirlendi.

     


    30 Kasım'da yayın hayatına başlayıp 26 gün sonra kapanan Olay TV'nin perde arkasındaki gelişmeleri yazan gazeteci Banu Güven, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un kanalda çalışan bazı isimlerin işten atılmasını istediğini ancak Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Sarılar'ın bu talebe karşı koyduğunu söyledi.


    Televizyonun kapanma sürecinde yaşananları anlatan Banu Güven'in Deutsche Welle Türkçe'de "Olay TV hikayesinde boşlukları dolduralım" başlığı ile yayınlanan yazısı şöyle:  


    "Türkiye 2020'yi basın özgürlüğü ihlali açısından yeni bir skandalla kapattı. Olay TV'nin 26 günde kapanması muhtemelen birçok açıdan bir rekor olarak da tarihe geçti. Yirmi altı gün sadece bir yayın ömrü değil, bir kanalın sahibinin, Olay TV örneğinde lisans sahibinin bileğinin büküldüğü en kısa süre. Arka planda yaşananlar da cabası. Bu hikayede bugüne kadar ‘iktidardan ve yukarıdan' şeklinde bırakılan boşlukları eski Olay TV ekibinin edindiği bilgiler ve tanıklıkları üzerinden dolduralım.


    İktidarın henüz yayına geçilmeden bazı isimlerden rahatsızlık duyduğunu, bu kişilerin işten çıkarılması için baskı yaptığını biliyoruz. Birkaç konuşma sonunda bana aktarılanları yazıyorum: Fahrettin Altun Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Sarılar'dan başlayarak, kanalın Ankara Temsilcisi Özlem Akarsu Çelik'in, Haber Müdürü Ali Ekber Aydın'ın, Ana Haber moderatörü Nevşin Mengü'nün ve Ankara muhabirlerinden Alican Uludağ'ın ekipten çıkarılmasını ve yerlerine başkalarının gelmesini istedi. Kanalın tüm altyapısını kuran, bir süredir çalışmayan Olay TV'yi ulusal bir kanal haline getirecek yatırımı yapan Hüseyin Köksal ise ekipten ödün vermedi. Sanırım, kanalın yapılanmasında danışman olarak görev üstlenen deneyimli televizyoncu Nuri Çolakoğlu da tam da bu dönemde, filmin gerilim dozu iyice artmadan ‘Ben görevimi tamamladım' diyerek kanaldan ayrıldı. Ekibin planlanandan daha önce yayına girmesinin nedeni de halatın kopmasıyla sonuçlanabilecek bu gerginlikti. Halat kopmadan 30 Kasım 2020'de yayına girildi.


    Cavit Çağlar'ın yeni ekip kurmak üzere yönlendirildiği, çoğu kişinin adını ilk kez duyduğu Taha Dağlı'ya gelince… ‘Türkiye çizgisinde yayın yapacaktık' diye konuşma cüretinde olan bu şahsın, Cavit Çağlar'dan bir miktar ön ödeme aldığını, bununla birlikte Ülke TV'deki programını sürdürmeyi talep ettiği konuşuluyor. Doğruysa eğer, ‘Yeni Türkiye çizgisinde' bir pazarlıktan söz edebiliriz.


    Hüseyin Köksal kanalın lisansını almak için girişimde ve en önemlisi ciddi miktarda yatırımda bulunmuştu. Ne var ki, Cavit Çağlar'ın hisselerini satmasına izin verilmedi. Hatta Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu TMSF Başkanı Muhiddin Gülal'ın borçlarını yeni temizlemiş olan Cavit Çağlar ile en az bir kez görüştüğü ve kendisine net mesajlar verdiği konuşuluyor. Öğrendiğime göre, TMSF Başkanı, Çağlar'ın lisansını alıp gitmesinin ardından da ‘Böylesi herkes için iyi oldu' mealinde bir yorum yapıyor.


    Cavit Çağlar, nasıl bir hayale kapıldı da böyle bir dönemde olabildiğince bağımsız bir ana akım kanalın kuruluşuna ortak oldu? Çağlar'ı tanıyan konuştuğum kişilerden aldığım cevaplar ve benim izlenimim şöyle. Çağlar'ın Olay TV'si Olay FM ile birlikte 1994'te Bursa'da kurulmuştu ve yerel yayın yapıyordu. Kanal 2008'de TMSF'ye, iki yıl sonra da yine Cavit Çağlar'a geçti. Çağlar o sırada gözbebeği NTV'yi de çoktan Doğuş Grubu'na satmıştı. Çağlar, eski arkadaşının oğlu olan tekstilci Hüseyin Köksal'ın teklifi üzerine, Olay TV'nin eski NTV'nin boşluğunu doldurabileceği hayaline kapıldı, ne var ki, eski NTV Eski Türkiye'de kalmıştı. Yeni Türkiye'nin muktediri kendi tabanına da seslenebilecek bir ana akım kanal kurulmasına asla izin vermezdi. Çağlar belki de Tele 1, Halk TV ne biçim yayınlar yapıyor, bir şey olmuyor diyerek, tam da burada hesap hatası yaptı.


    Süleyman Sarılar da başka arkadaşlar da bağımsız bir ana akım kanalı özleminin dile getirildiğini anlattılar. İktidar tam da bu yüzden merkezde demokratik bir yayının kendi tabanına da ulaşıp, onu çözebileceğinden endişe etti. Olay TV devam etseydi, burada sadece HDP haberleri ve temsilcileri değil, sadece CHP ya da Ekrem İmamoğlu değil, Erdoğan'ın tehlike olarak gördüğünü düşündüğüm DEVA Partisi de dahil olmak üzere muhalefetin tüm sesleri yer alacaktı. Amaç, bu seslerle eskiden normal gazetecilik standartlarında olduğu gibi iktidar tarafını karşı karşıya getirebilmekti. İktidara da soru sorabilmekti. Ne var ki, iktidar için Bahçeli'ye muhtaç olan, giderek büyüyen bir gelecek kaygısı yaşayan Erdoğan, böyle bir ana akım kanala izin veremezdi.


    Cavit Çağlar her ne kadar ‘Ben baskı görmedim' dese de, kanalda çalışanlara söylenenler başka. Çağlar sonuçta bir gün Demirören gibi ağlamamak için kanalın lisansını aldı, çekti gitti ve burada toplanan, yayına çıkmak için aylarca emek veren 180 kişinin ve ortağının altından halıyı çekiverdi. O 180 gazeteci ve medya çalışanı şimdi 2021'e belirsizlik içinde, ama yine de kararlılıkla giriyor. Devam edecekler, görüştükleri bazı lisanslı kanallar var. Çıkan haberleri de sordum, bu satırları yazdığım sırada anlaşılmış bir kanal henüz yoktu.


    Eski Olay TV ekibiyle dayanışma çok önemli. Basın tarihinde bu ayıpla beraber yerini alacak bir dayanışma bu. O ekranda 26 Aralık akşamı yapılan son yayının sonunda ekibin alkışlarla stüdyoda toplandığını gördüğümde sarsıldım. Ben ve 150 kişi benzer bir durumu 4 yıl önce İMC TV kapatılırken yaşamıştık. Arada bir fark vardı: Bizim kanalı önce hiç haber vermeden Türksat'tan atmışlar, fişini de sonradan KHK marifetiyle, polisler eşliğinde doğrudan rejide çekmişlerdi. İMC TV'nin ‘suçu,' memleketin en önemli sorunları sıralamasında hep en üstlerde olan Kürt meselesine dair korkmadan, evrensel değerleri esas alarak, konjonktüre bağlı kalmadan yayın yapmaktı. IŞİD'lilerin Suriye sınırını ellerini kollarını sallayarak nasıl geçtiklerini canlı yayında vermemiz, hendek çatışmaları sırasında özellikle Cizre'de yaşanan sivil ölümlerini, yaşam hakkı ihlallerini haber yapmamız rahatsızlık yaratmıştı. Kameramanımız Refik Tekin Cizre'de çekim yaparken üzerine nişan alınarak vuruldu, yaralıyken işkence gördü, darp edildi, gözaltına alındı ve en nihayetinde hakkında soruşturma açıldı, neden sonra takipsizlik kararıyla kapandı. Bütün bunların yaşayıp en sonunda da emeklerimizle büyüttüğümüz kanalımıza veda etmek zorunda kaldık. O gün Hayatın Sesi TV de kapatılmıştı. Dayanışma vardı, ama hep aynı muameleye tabi olanlar arasında. ‘Keşke o gün dayanışma daha büyük olsaydı, yaşanan haksızlığın duyurulmasında keşke herkes aracı olabilseydi' diye düşündüm, içim sızladı.


    Muhtemelen bizim yaşadığımız bir daha yaşanmaz sanıldı. Sivri bir kanaldık ya, o yüzden. Aradan 4 yıl geçti, aynı tablo herkese eşit mesafede yayın yapmak isteyen Olay TV stüdyosunda yaşandı. 2021'de daha beterini görmemek umuduyla."


    Olay TV Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Sarılar ise T24'ten Candan Yıldız'a verdiği mülakatta, kanalın baskılar nedeniyle kapatıldığını belirtti ve HDP'nin Meclis toplantısının yayınlanması gerekçesinin bahane olduğunu savundu.


    Sarılar, 26 gün içinde partilere ait canlı yayın rakamlarını şu şekilde açıkladı;


    "AK Parti toplam 26 günde 766 dakika, 12 saniye. CHP yayınları, doğrudan canlı yayınlardan bahsediyorum, 605 dakika 3 saniye. MHP yayınları 194 dakika 18 saniye. İyi parti yayınları 72 dakika 9 saniye. HDP 51 dakika 3 saniye." 


    Sarılar, HDP yayını olmasa da kapatılacaklarını belirterek, "Kapatılacaktık. Maalesef Türkiye neleri tartışıyor? Bu kadar garip ve eksen kaydırıcı bir tartışma olabilir mi? AK Parti yayını yaptım diye kapatılabilirdik, CHP yayını yaptık diye kapatılabilirdik, HDP yayını yaptık diye kapatılabilirdik, MHP yayını yaptık diye de kapatılabilirdik, İyi Parti yayını yaptık diye de kapatılabilirdik. Bakın beş tane parti saydım, bu beş tane parti Meclis’te varlar. Seçilmiş milletvekilleri görev yapıyor. HDP Meclis Başkanvekili Meclis’i yönetiyor. Türkiye’nin yaşamsal konularında kanun yapıyorlar ve oy veriyorlar. HDP yayını yaptın gibi garip bir şey olabilir mi?" dedi.


    RTÜK'ten lisans almanın yıllar sürdüğü ve çok zor olduğunu kaydeden Sarılar, yollarına dijital platform olarak devam edebileceklerini ifade etti. Bu konuda bütün teknik donanımın olduğunu, bir gün içinde dijital platformlarda yer alabileceklerini söyleyen Sarılar, "Artık sosyal medya, kitlelere ulaşma araçları, çok daha imkan tanıyor insana. Ben geleneksel medyada başladım gazeteciliğe, basılı kağıt ile başladım. Hani burada engellendiysem başka bir yerde aynı ekip arkadaşlarımla birlikte bir dijital alanda yine aynı gazeteciliği yapacağıma olan inancım beni daha özgür hissettiriyor" ifadelerini kullandı.


    "Hep listeden söz edildi. Taha Dağlı da dedi ki Cavit Çağlar benle görüştü. Ama Taha Dağlı şöyle bir şey söyledi 6-7 kişilik bir ekipten söz ediyoruz. Liste bu kadar mıydı?" sorusuna ise Süleyman Sarılar, "Ben listedekileri biliyorum hani kimlerle görüşüldüğünü biliyorum, bu listenin nereden geldiğini de biliyorum. Bir kanal yönetecek kadar bir yönetici listesiydi birinci liste. Bu listeyi isim isim söylemenin bir manası yok. Burada benimle birlikte gelen bütün yöneticilerin yerine bir isim listesi dayatıldı" cevabını verdi.


    Cavit Çağlar'ın da mağdur olduğunu aktaran Sarılar sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Cavit Çağlar da mağdur, o da mağdur duruma düşürüldü. NTV’yi kuran, bakanlık yapmış bir iş adamı. 26 günün sonunda televizyonunu kapatmak durumunda kalıyorsa, aslında o da mağdur, o da bu baskının mağduru. Satıp çıkabilirdi ama Türkiye’de kendi malını bile satamıyorsun. Türkiye öyle bir iklimde yaşıyor."


    "Peki, siz 26 gün boyunca Cavit Çağlar'ın en ufak bir müdahalesinin olmadığını söylediniz. Cavit Çağlar sizce neden vazgeçti?" sorusuna ise Sarılar şu yanıtı verdi;  


    "Ben şunu biliyorum, liste geldiğinde Cavit Bey listedeki insanlarla görüştü, hani tanımadığı insanlardı bunlar. 26 günlük yayın politikamızdan 'rahatsızım' demedi. Ama şu garip değil mi?  Bu ekibin yaptığı yayın politikasından rahatsızsanız, dükkanı kapatmazsınız. Hani değiştirirsiniz bu ekibi ya da dersiniz ki ben bu yayın politikasından rahatsızım böyle yapmayın. Dükkanı tam kapatıp, şalteri indirip televizyonu siyaha düşürüyorsan, ya da düşürtülüyorsa bu bir yayın politikası rahatsızlığı olamaz. En azından bu siyaha düşüren patronun iradesi olamaz."


     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi Yalova’da: İmamoğlu’ndan adalet vurgusu, Özel’den iktidara sert sözler

    24 Ocak 2026

    Kadın cezaevlerinde hak ihlali iddiaları Meclis’te: Sağlık ve iletişim kısıtlamaları gündemde

    15 Ocak 2026

    IŞİD’lilere vatandaşlık ve kimlik verilmiş: Savcılık belgeleriyle ortaya çıktı

    12 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Volkan Yaraşır

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi-3 / Türkiye kapitalizminin yeni dinamikleri

    Ömer Bölüm

    Münih’te Kürtler ve Diplomasi Eşiği

    Muhsin Dalfidan

    Çanlar kimin için çalıyor?

    Tuncay Yılmaz

    Kurumsallaşan faşizme karşı devrimci mevziyi savunmak: Hepimiz ESP’liyiz!

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Mehmet Horuş

    Cemil’in manifestosu

    Deniz Yazgan

    Sağlamlık Sözleşmesi’nin bir türlü reddedilemeyişi

    Siyasi Haber

    Epstein dosyası ve patriyarkal kapitalizmin ifşası

    Fehim Taştekin

    Başkanın tüm tarafları

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Kıbrıs’ta Tel-sen’den grev kararı 

    17 Şubat 2026

    Dilovası’ndaki fabrika yangınının üzerinden 100 gün geçti: Aileler adalet istiyor

    16 Şubat 2026

    Maden işkolunda bir kadın sendikacı

    15 Şubat 2026
    KADIN

    Maden işkolunda bir kadın sendikacı

    15 Şubat 2026

    Ayrılmak istediği erkek tarafından katledilen Alev Koç Maraş’ta toprağa verildi

    15 Şubat 2026

    Özgül Saki: Tekçi ve dinci dayatmalara karşı demokratik yaşamı ve laikliği savunacağız!

    13 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.