ABD tarafından kaçırılan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Güney Bölgesi New York Federal Mahkemesi’nde bugün ilk kez hâkim karşısına çıkarıldı. Mahkemeye ayakları kelepçeli olarak getirilen Maduro, hakkındaki tüm suçlamaları reddederek kendisini “savaş esiri” olarak tanımladı.
Maduro ve eşi, tutuldukları Brooklyn Metropolitan Gözaltı Merkezi’nden çıkarılarak helikopterle Manhattan Adası’na getirildi. Çift, daha sonra yoğun güvenlik önlemleri altında zırhlı araçlarla New York’taki federal adliye binasına götürüldü.
Maduro’ya yöneltilen suçlamalar
ABD Adalet Bakanı Pamela Bondi, Nicolas Maduro ve Cilia Flores’in “narkoterörizm, kokain ithalatı, makineli silahlar ve yıkıcı cihazlara sahip olma ile Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı makineli silahlar ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarıyla yargılanacağını açıkladı.
Savcılık, Maduro’nun Meksika’nın Sinaloa ve Zetas kartelleri, Kolombiyalı FARC gerillaları ve Venezuela merkezli Tren de Aragua çetesiyle iş birliği yaparak uluslararası bir kokain kaçakçılığı ağını yönettiğini iddia ediyor. İddialara göre bu faaliyetler, Maduro’nun 2000 yılında Ulusal Meclis üyesi olduğu döneme kadar uzanıyor ve dışişleri bakanlığı ile 2013’te devlet başkanı seçilmesinin ardından da devam ediyor.
İlk olarak 2020 yılında hazırlanan iddianame, 3 Ocak’ta güncellenerek Cilia Flores’in de aralarında bulunduğu yeni sanıklar ve ek suçlamalarla genişletildi.
Davaya 11 Eylül davalarına bakan hâkim başkanlık ediyor
Davaya, 1998 yılında ABD Başkanı Bill Clinton tarafından atanan ve halen New York Güney Bölgesi’nde kıdemli yargıç olarak görev yapan 92 yaşındaki Federal Yargıç Alvin K. Hellerstein başkanlık ediyor.
Hellerstein, 11 Eylül 2001 saldırılarıyla bağlantılı davaların yanı sıra terörizm ve ulusal güvenlik başlıklarını içeren çok sayıda davada görev aldı. Yaz aylarında eski Venezuelalı general ve istihbarat şefi Hugo Carvajal Barrios da uyuşturucu terörizmi suçlamalarıyla Hellerstein huzurunda ifade vermişti.
Federal yargıç, geçmişte Trump yönetiminin Yabancı Düşmanlar Yasası’nı kullanarak Venezuelalıları sınır dışı etmesini durduran kararlara da imza atmıştı.
“Ben hâlâ Venezuela Devlet Başkanıyım ve bir savaş esiriyim”

Yerel saatle 12.02’de başlayan ilk duruşmada Hâkim Hellerstein iddianamedeki suçlamaları özetledi. Ardından savunma aşamasına geçildi. Turuncu ve bej renkli hapishane kıyafetiyle mahkemeye çıkarılan Maduro, duruşmayı kulaklık ve tercüman aracılığıyla takip etti.
Maduro’nun mahkemedeki ilk sözleri, “Ben hâlâ Venezuela Devlet Başkanıyım. Ben masumum ve iyi bir adamım. Ben bir savaş esiriyim” oldu. Duruşma sonunda Maduro ve eşi, yoğun güvenlik önlemleri altında yeniden hapishaneye götürüldü. Maduro, salonu terk ederken de “Ben bir savaş esiriyim” diye bağırdı.
Maduro’nun kefaletle serbest kalma talebinde bulunmadığı aktarıldı. Yargılamanın 17 Mart’ta devam etmesine karar verildi.
Yargılama süreci ve savunma hattı
The Guardian’ın aktardığına göre ilk duruşma büyük ölçüde usule ilişkin olsa da uzun soluklu bir hukuki sürecin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. ABD hukuk sistemi kapsamında Maduro, sıradan New Yorklular arasından seçilecek bir jüri önünde yargılanma hakkına sahip olacak.
Maduro’nun avukatlarının, egemen bir devlet başkanı olarak yargılanmaya karşı dokunulmazlığı bulunduğunu savunarak tutuklanmanın hukuka aykırı olduğu yönünde bir savunma hattı izlemesi bekleniyor.
Maduro’yu Washington merkezli savunma avukatı Barry Pollack temsil ediyor. Pollack, daha önce WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın avukatlığını da üstlenmişti. Maduro’nun suçlu bulunması halinde her bir suçlamadan on yıllarca, toplamda ise müebbet hapis cezası riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
Adliye önünde destekçiler daha kalabalıktı
ABD basını, duruşma sırasında adliye binası önünde Maduro karşıtı az sayıda Venezuelalı göçmenin bulunduğunu, buna karşın Maduro destekçilerinin daha kalabalık bir grup oluşturduğunu aktardı.
