1926 yılında doğan Kemal Türkler 100 yaşında. 2026 yılı, Türkiye emek ve sendika hareketinin önde gelen liderlerinden Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kurucu Genel Başkanı, Türkiye Maden-İş sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler’in 100. doğum yılı. Türkiye Maden-İş sendikasının devamı olan Birleşik Metal-İş sendikası, Kemal Türkler Eğitim ve Kültür Vakfı (KETEV) ve Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) yaptıkları ortak açıklamayla 2026’yı Kemal Türkler Yılı ilan ettiler. Kemal Türkler 2026 yılında bu üç kurum tarafından yapılacak çeşitli etkinliklerle anılacak.
Mücadeleci bir sendikacı
Kemal Türkler, 1960-1980 döneminde Türkiye sendikal hareketini en çok etkileyen sendikal liderlerden biridir. Türkler, 1954-1980 arasında aralıksız 26 yıl Türkiye Maden-İş’in, DİSK’in kuruluşundan Aralık 1977’ye kadar 11 yıl DİSK’in genel başkanlığını yaptı. 1961’de Türkiye İşçi Partisinin (TİP) ve 1967’de DİSK’in bir numaralı kurucusu olan Türkler, 1961 Saraçhane mitingi, 1963 Kavel grevi, 15-16 Haziran 1970 direnişi, 1976 DGM direnişi, 1 Mayıs 1976 ve 1977 kutlamalarının da aralarında olduğu sayısız işçi eyleminin, grevinin mimarı olarak, mücadeleci ve kararlı sendikacı niteliğiyle öne çıktı.
Türkler, 1926 yılında Denizli’de doğdu. 1947 yılında İstanbul’a gelerek Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Aynı yıl Bakırköy’de kurulu Emayetaş fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı. Okul ile işçiliğin birlikte götürülmesinin olanaksız hale gelmesi nedeniyle 1949 yılında Hukuk Fakültesi ikinci sınıftan ayrıldı.
Türkler Emayetaş fabrikasında dört yıl çalıştı. Emayetaş fabrikasında çalışırken daha sonra Maden-İş adını alan İstanbul Demir ve Madeni Eşya İşçileri Sendikasına (Demir-İş) üye oldu. Türkler, işyerinde toplulukla iş uyuşmazlığı çıkarınca işten atıldı. Ancak İl Hakem Kurulu Türkler’i işe iade etti. Türkler, önce sendikanın Bakırköy Şubesi’nde yöneticilik yaptı. 1950’li yıllarda amatör olarak çizdiği karikatürler Demir-İş sendikasının haber bülteninde yayımlandı.
Demir-İş’in 1954 Genel Kurulu’nda Yusuf Sidal ve Üzeyir Kuran’ın rahatsızlıklarını ve yorgunluklarını gerekçe göstererek görevi kabul etmemeleri üzerine sendikanın genel başkanlığına seçildi. Türkler İstanbul İşçi Sendikaları Birliği’nde (İİSB) üç dönem Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.
Sanayi işçisinin şafağında…
Türkler, sendikanın genel başkanlığına seçilmesinden sonra, Ekim 1956’da sendikanın Türkiye çapında örgütlenmesine karar verildi ve sendikanın adı Türkiye Maden, Madeni Eşya ve Makine Sanayii İşçileri Sendikası (Türkiye Maden-İş) olarak değiştirildi. Maden-İş bu değişikliğin ardından hızla örgütlenmeye ve büyümeye başladı. Kemal Türkler’in başkanlığında Maden-İş kurumsallaşmaya ve güçlü bir sendika olarak öne çıkmaya başladı. Sonraki yıllarda Maden-İş ülkenin en mücadeleci ve en kurumsallaşmış sendikası haline geldi.
Türkler, Maden-İş’in uluslararası alanda da temsili için yoğun çaba sarf etti. Maden-İş özellikle Avrupa sendikalarıyla bağlarını geliştirdi. Türk-İş yönetimi ABD sendikacılığı ile yakınlaşırken, Türkler uluslararası sendikal hareketin demokratik kanadı ile ilişkiler kurdu.
Türkler, 27 Mayıs sonrasında dönemin Türk-İş ve İİSB yönetimlerine karşı mücadele etti. Bu girişimler sonucu Türk-İş ve İİSB yönetimi değişti. Bir bölümü İİSB yöneticisi olan 12 sendikacı ile 13 Şubat 1961’de TİP’i kurdu. TİP’in kurulması Türkiye’de işçi hareketinin siyasallaşması ve siyasal mücadelesi açısından bir dönüm noktası oldu. TİP, Türkler’in sendikal mücadele yanında siyasal mücadeleye verdiği önemin de bir göstergesidir.
Türkler, TİP’te Genel Başkanlık ve Genel Başkanvekilliği yanında Merkez Yürütme Kurulu üyeliği ve Genel Yönetim Kurulu üyeliği, İstanbul il başkanlığı görevlerinde de bulundu. Türkler, sendikacılık ile milletvekilliğinin birlikte yapılabildiği o yıllarda milletvekili olmayı tercih etmedi.
Türkler, Türkiye işçi sınıfı hareketinin dönüm noktalarından biri olan Saraçhane Mitingi’nde aktif görev aldı. Türkler kendi önerdiği bu mitingin konuşmacıları arasındadır. Sendikal yasalar henüz çıkmadan Ocak 1963’te Kavel’de başlayan grev ile Maden-İş ve Kemal Türkler dikkatleri üzerine çekti. 1960’lı ve 1970’li yıllar boyunca çok sayıda işçi direnişi örgütledi. 4 Nisan 1964 günü başlayan gözaltı ve tutukluluk serüveni sonraki yıllarda sık sık tekrarlandı.
15 Temmuz 1966’da başkanı olduğu Maden-İş, Basın-İş, Lastik-İş ve Gıda-İş sendikaları Sendikalar Arası Dayanışma Anlaşması’nı (SADA) imzaladı. 1967’de Rıza Kuas, İbrahim Güzelce, Kemal Nebioğlu ve Mehmet Alpdündar ile birlikte DİSK’i kurdu ve DİSK Genel Başkanlığına getirildi.

Mücadelenin her alanında…
DİSK’in kuruluşundan sonra karşılaştığı en büyük tehlike Adalet Partisi (AP) hükümetinin 1970’te 1317 sayılı yasa ile Sendikalar Kanunu’nu değiştirerek DİSK’in önüne set çekme girişimi oldu. Kemal Türkler liderliğindeki DİSK bu girişime sert tepki gösterdi. DİSK’in karşı çıkmasına rağmen yasa parlamentonun gündemine gelince 15-16 Haziran 1970 tarihinde İstanbul ve Kocaeli illerinde on binlerce işçi DİSK tarafından alınan karar uyarınca iş bırakarak yürüyüşe geçtiler. 15-16 Haziran işçi eylemleri üzerine sıkıyönetim ilân edildi. Kemal Türkler ile çok sayıda sendikacı ve işçi tutuklandı. Türkler üç aya yakın Maltepe Askeri Cezaevi’nde tutuklu kaldı. Türkler 12 Mart 1971 yarı-askeri müdhalesinin ardından da Mayıs 1971’de gözaltına alındı ve 26 gün gözaltında kaldı.
Genel Başkanlıklarını yürüttüğü Maden-İş ve DİSK 1969 seçimlerinde TİP’i destekleme kararı aldılar. 1971 yılında TİP kapatılıncaya kadar TİP’te Genel Yönetim Kurulu üyesi olarak kalan Türkler, TİP’in kapatılmasının ardından 1973 seçimlerinde CHP’nin desteklenmesi yönünde tutum aldı. DİSK, 1973 seçimlerinde CHP’yi destekledi.
Kemal Türkler başkanlığındaki DİSK yönetimi 1976’da yaklaşık yarım yüzyıl sonra 1 Mayıs’ın Türkiye’de ilk kez yasal bir mitingle kutlanmasını sağladı. DİSK, Eylül 1976’da Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin yeniden yasalaşmasına karşı tutum aldı ve direnişe geçti. Bunun üzerine Türkler, bir grup DİSK yöneticisi ile birlikte yeniden tutuklandı. Genel Yas eylemi DGM ile ilgili tasarının yasalaşmasını önlemede başarılı oldu.
1977-78 yıllarında Turgut Özal’ın Başkanı olduğu işveren sendikası MESS ile Türkler’in Başkanı olduğu T. Maden-İş arasında yürütülen toplu iş sözleşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlanınca, MESS grevleri olarak bilinen yaygın grevler yaşandı. Türkler’in liderliğindeki Maden-İş sendikası 1980 öncesinde imalat sanayindeki sınıf mücadelesinin ana odağı oldu.
Türkler, İkinci Milliyetçi Cephe hükümetinin kurulması sırasında Ulusal Demokratik Cephe (UDC) çağrısı yaptı. Bu çağrı sonrasında DİSK’te ciddi bir kriz yaşandı ve krizi çözmek için DİSK erken Olağan Genel Kurulu toplandı. 1977 Aralık ayı sonunda toplanan DİSK 6. Genel Kurulu’nda Kemal Türkler ve Abdullah Baştürk genel başkanlığa aday oldu. İlk tur oylamanın sonucunda Türkler adaylıktan çekildi. Böylece Kemal Türkler’in kuruluşundan itibaren 11 yıl aralıksız sürdüğü genel başkanlık görevi sona erdi ve Genel-İş Genel Başkanı Abdullah Baştürk DİSK Genel Başkanı seçildi.
Cinayet ve cezasızlık
1977 Genel Kurulunun ardından Türkler’in Başkanı olduğu Maden-İş ile DİSK arasındaki gerilim daha da arttı. DİSK kararlarına aykırı hareket ve disiplinsizlik gerekçeleriyle Mart 1979’da Maden-İş, Bank-Sen ve Baysen bir yıl süreyle, Yeraltı Maden-İş sendikası ise 4 ay süreyle DİSK üyeliğinden ihraç edilirken, bazı Maden-İş yöneticileri kesin olarak, Kemal Türkler ise bir yıl süreyle geçici olarak DİSK üyeliğinden ihraç edildi. Böylece Türkler, kurucusu olduğu ve 11 yıl genel başkanlığını yaptığı DİSK’ten ihraç edilmiş oluyordu.
22-24 Aralık 1979 tarihinde toplanan Maden-İş Genel Kurulu’nun açılışında Enternasyonal marşı söylendiği gerekçesiyle, Türkler başta olmak üzere, divan başkanı ve bazı yöneticiler sıkıyönetim mahkemesi tarafından tutuklandılar. 1959 yılında Maden-İş adına resmi bir yazıyla Başbakan Menderes’e başvurarak okuttukları mevlidin radyodan yayını isteyen Kemal Türkler, 20 yıl sonra Enternasyonal marşı söylediği için tutuklanıyordu. Bu 20 yıl aslında mevlitten enternasyonale bir sendikacının öyküsüydü. Türkler hem mevlit okutmuş hem Enternasyonal okumuş bir sendikacıydı.
Kemal Türkler 22 Temmuz 1980 günü İstanbul Merter’de, sabah evinden çıkıp sendikaya gitmek üzere arabasına binerken kurşunlanarak eşinin, çocuklarının gözlerinin önünde faşist katiller tarafından öldürüldü. Türkler’in cenaze töreni büyük bir gösteri ve anti faşist protestoya dönüştü. Türkler, bir genel grev havasında yüzbinlerce emekçinin katıldığı bir törenle İstanbul Topkapı mezarlığına defnedildi.
Türkler’in öldürülmesi Türkiye sendikal hareketinde bir dönemin sonunu işaret ediyordu. Ölümünden bir buçuk ay sonra 12 Eylül darbesi ile DİSK’in faaliyetleri durdurulacaktı. Türkler’den sonra bu kez de kurduğu örgüt DİSK yok edilmek isteniyordu…
12 Eylül’den sonra hazırlanan MHP ve Ülkücü Kuruluşlar İddianamesinde Kemal Türkler’in ölüm emrinin bizzat Alparslan Türkeş tarafından verildiği ayrıntılarıyla anlatılıyordu. Ancak MHP yöneticilerine bu nedenle ceza verilmedi. Uzun yıllar süren hukuk mücadelesinin ardından tetikçilerinden birinin yargılanması sağlansa da dava sürüncemede bırakıldı ve zaman aşımı ile sonuçlandı. Böylece ne azmettiriciler ne de tetikçiler ceza aldı.
Kemal Türkler’in mirası
30 yıllık sendikal mücadelesi ile bir döneme damgasını vuran Türkler, 1980 öncesi dönemin en önemli sendikacılarından biridir. Türkler’in sendikal mücadele mirası günümüzdeki sendikal mücadele açısından da büyük önem taşıyor.
Türkler Türkiye sendikal hareketinde sınıf sendikacılığının, mücadeleci sendikal geleneğin önde gelen temsilcilerinden biridir. DİSK’in diğer kurucuları Rıza Kuas ve İbrahim Güzelce gibi özel sektörde, imalat sanayinde işçilik yapmış, sendikal mücadele yürütmüş ve bu mücadeleleri sonucunda işten atılmış bir sendikacıydı. Dolayısıyla sınıf mücadelesinin açık biçimde yaşandığı özel sektörde şekillenmiş, pişmiş bir sendikacıydı. Türkiye sendikal hareketinin ana akım kuşağı ise 1947 sendikacılığı olarak bilinen kamu işletmelerinde devlet-hükümet güdümüyle gelişen “ılımlı” sendikacılıktır.
Türkler ve Kuas gibi işçi liderlerinde sembolleşen sendikal gelenek bir yandan devlet güdümlü sendikacılığa karşı bir yandan da özel sektörde sarı sendikacılığa karşı mücadele içinde şekillendi. 1960’lı yıllarda Maden-İş ve Lastik-İş’in gerçekleştirdiği pek çok fabrika eyleminin temel amacı sarı sendikalara karşı işçinin sendika seçme hakkının savunulmasıdır.
Politika gazetesi, MİTES dinlenme tesisleri, Maden-İş Tüketim Kooperatifi, Merter’deki Maden-İş Kooperatifi, DİSK-KENT gibi çalışmaları zaman zaman tartışmalara yol açsa da Türkler’in sendikacılığı işçilerin yaşamının her alanını kapsayacak biçimde görmesini işaret eder.
Uzun sendikal yaşamı boyunca Kemal Türkler’in bazı uygulama ve fikirleri tartışma konusu olsa da herkesin üzerinde mutabık olduğu konu onun mücadeleci ve sınıf eksenli bir sendikacılığın en önemli ismi olduğudur. Türkler’in militan ve mücadeleci çizgisi, ters düştüğü ve yollarını ayırdığı sendikacılar tarafından da takdir edilmiştir.
Kemal Türkler Türkiye işçi sınıfının tarih sahnesine çıktığı, sanayi işçisinin şafağıyla birlikte ortaya çıkan kuşağın en önemli temsilcisi, emek hareketinin 1980’lere kadar devam eden yükselişinin öncülerinden biridir. Türkler’in sendikal yaşamı boyunca mücadele ettiği sendikal ilkelerin (işçilerin sendikalarda söz ve karar sahibi olması, sendikalarını özgürce seçmeleri, siyasete müdahale etmeleri, sendikaların etkili mücadele örgütleri olması) hayata geçirilmesi günümüzde çok daha yakıcı öneme sahip ilkelerdir. Günümüz sendikacılığında bu ilkelerin ciddi biçimde aşındığı görülüyor.
Günümüzde Türkler kuşağı cesur, kararlı ve pusulası olan işçi ve sendika önderlerinin önemi çok daha fazla anlaşılıyor. Kemal Türkler Yılı vesilesiyle 2026’da Türkiye emek ve sendika hareketinin sorunlarının daha fazla tartışılması ve çözüm yolları bulunması dileğiyle Kemal Türkler’i saygıyla anıyorum.
