HDP, Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki yıkımla ilgili açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, Sur’ın ‘acele kamulaştırma’ adı altında yıkılarak tehcir politikalarının kültürel soykırım olduğu ve bu politikaya hemen son verilmesi gerektiği vurgulandı.
Halkların Demokratik Partisi, Diyarbakır’ın Sur kentinde 25 Mart 2016’dan bu yana “acele kamulaştırma” adı altında devam eden yıkım ve tehcir politikasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kürt halkına ve Kürt kültürü ile ilgili her şeye yönelik hırs ve intikam duygusuyla Sur’a yapılan saldırıyı tüm muhalif kamuoyu kendisine yapılan bir saldırı olarak görmelidir” dedi.
HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oruç imzasıyla yayımlanan açıklamada, kent genelinde sürdürülen yıkımın Anayasa’ya aykırı olduğunun altı çizilerek, “Sur’da yaşayan insanların çoğu daha önce yaşanmış olan köy boşaltmaları sonucu bu ilçeye göç etmiştir. Yerinden edilmiş olan Kürt halkı, bir kez daha yerinden edilmek istenmektedir” ifadeleri kullanıldı.
HDP açıklamasının tamamı şöyle:
“Bakanlar Kurulu tarafından 25 Mart 2016 tarihinde alınan Sur’un “acele kamulaştırılması” kararından bugüne kadar süren yıkım, bugün de tehcir politikası ile devam etmektedir.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinin Alipaşa ve Lalebey mahalleleri bu sabah itibari ile bariyerlerle abluka altına alınmıştır. Yıkım kararı bulunan evler zorla boşaltılmak istenmektedir.
2015’in Temmuz ayında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri’nin tampon bölgesi, yani dünya kültür mirası yönetim alanı içerisine giren Suriçi bölgesi zaten Kentsel Sit Alanı’dır. Ayrıca Sur’un yıkım planı içerisine girmeyen yüzde 18’lik kısım ise TOKİ tarafından, kentsel dönüşüm kapsamında kamulaştırılan bazı alanları kapsamaktadır. Yani yapılan Suriçi’nin tamamına el koyma projesidir.
Sur’da sürdürülen bu yıkım;
– Anayasa’nın 46. Maddesi’ndeki kamulaştırma hükmüne;
– Anayasa’nın 35. Maddesi’ndeki mülkiyet hakkına;
– Sur’un Dünya Kültür Mirası içerisinde yer alması nedeniyle, Türkiye’nin onayladığı “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme”ye
– Yurttaşların en temel hakkı olan kamu hizmetlerinden yararlanma ilkesine aykırıdır.
Sur’da yaşayan insanların çoğu daha önce yaşanmış olan köy boşaltmaları sonucu bu ilçeye göç etmiştir. Yerinden edilmiş olan Kürt halkı, bir kez daha yerinden edilmek istenmektedir.
Farklı sınıf, kimlik ve inançtan insanları tarihi boyunca barındırmış, çok katmanlı demografik yapısı ile tarihin her döneminde kozmopolit bir yerleşim yeri olan Suriçi`nde iktidar, toplumsal belleği, dayanışmayı, tarihsel kimliği yok etme çabasındadır.
Suriçi`nin özgün yapısının, sokak dokusunun, mahalle kültürünün, toplumsal belleğinin, kent tarihi ve kültürünün ağır darbeler aldığı, savaş süresince ve sonrasında ağır bir şekilde kent ve insan hakkı ihlallerinin yaşandığı net bir şekilde ortadadır.
Sur, İdil, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, Silopi`de katledilen yurttaşlarımızın, yıkılıp talan edilen kentlerin, yok edilmeye çalışılan kültürün üzerine rant odaklı, halkımızı yerinden etmeye dönük projeler üretilmesi açıkça bir tarihsel ve kültürel soykırımdır.
Kürt halkına ve Kürt kültürü ile ilgili her şeye yönelik hırs ve intikam duygusuyla Sur’a yapılan saldırıyı tüm muhalif kamuoyu kendisine yapılan bir saldırı olarak görmelidir. Sur halkına dayatılan bu tehcir politikasına karşı sesimizi yükseltelim, Sur’a ve Sur halkına sahip çıkalım.”