-MA
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık grup toplantısında Türkiye’deki barış süreci, deprem bölgesindeki sorunlar, ekonomi politikaları ve Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları, barış için tarihsel bir fırsatın bulunduğunu ancak iktidarın bu fırsatı somut adımlarla karşılamadığını söyledi.
Konuşmasına 1 Ocak’ta hayatını kaybeden gazeteci Hüseyin Aykol’u anarak başlayan Hatimoğulları, Aykol’un Kürt Özgürlük Hareketi ile Türkiye Devrimci Hareketi’nin kesişim noktasında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Hatimoğulları ayrıca, 4 Ocak 2016’da Silopi’de katledilen Pakize Nayır, Seve Demir ve Fatma Uyar’ı da yıl dönümlerinde anarak, “Aydınlattıkları yolda kadın özgürlük ve demokrasi mücadelesini büyüteceğiz” dedi.
6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen yaraların hâlâ sarılmadığını belirten Hatimoğulları, Hatay başta olmak üzere deprem bölgelerinde insanların konteynerlerde yaşamaya devam ettiğini söyledi. Elektrik kesintilerinin sürdüğünü, mücbir sebep beklentisinin karşılanmadığını vurgulayan Hatimoğulları, “Depremzedeler 2026’ya karanlıkta girdi” ifadelerini kullandı.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın çağrısı ve PKK’nin kendini feshetme kararının barış açısından büyük bir imkân sunduğunu söyledi. Buna rağmen iktidarın beklentileri karşılayacak adımları atmadığını belirten Hatimoğulları, “Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Barış açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister” dedi.
Hatimoğulları, sürecin Meclis merkezli ilerlemesi gerektiğini vurgulayarak, demokratikleşme ve barış paketinin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Abdullah Öcalan’ın özgür iletişim ve haberleşme koşullarının sağlanması gerektiğini belirten Hatimoğulları, kayyım uygulamalarının son bulmasını, Demokratik Entegrasyon Yasası’nın çıkarılmasını, infaz hukukunda kapsamlı düzenlemeler yapılmasını ve siyasi tutsakların serbest bırakılmasını talep etti.
Ekonomiye de değinen Hatimoğulları, emeklilere ve kamu emekçilerine yapılan zamları “sefalet zammı” olarak nitelendirdi. “Bu emekli ne yesin, taş mı yesin?” diyen Hatimoğulları, TÜİK verileriyle belirlenen zamların yoksulluğu gizleyemediğini söyledi.
Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hatimoğulları, Venezuela, İran ve Suriye üzerinden yürütülen politikaların bir “kuşatma stratejisi” olduğunu savundu. İran’da süren baskılara ve idamlara dikkat çeken Hatimoğulları, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara sessiz kalınmasının büyük bir suç olduğunu ifade etti.
Suriye’de Kürtlere yönelik tehdit dilini eleştiren Hatimoğulları, “Bu süreç tehditlerle yürümez” dedi. MHP’ye de çağrıda bulunan Hatimoğulları, silahların değil diyaloğun konuştuğu bir döneme ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Hatimoğulları, konuşmasının sonunda IŞİD tehdidine dikkat çekerek, bu tehdidin ancak demokrasi ve adil bir kardeşlik hukukunun tesis edilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini söyledi. “IŞİD karanlığını ancak demokrasi ışığıyla söndürebiliriz” dedi.
