Yaşar Kemal’i yalnızca büyük bir romancı olarak anmak yetmez; Onun ölüm yıl dönümü aynı zamanda bu toprakların vicdanının, belleğinin ve direncinin yıl dönümüdür.
Yaşar Kemal’in ilkokul mezunu olduğunu biliyor muydunuz?
Bu soruyu her sorduğumda, gözlerde önce şaşkınlık, sonra hayranlık belirir. Çünkü biz, çoğu zaman diplomanın bilgiyi temsil ettiğine inandırıldık. Oysa Yaşar Kemal bize başka bir hakikati gösterdi: Gerçek bilgi, insanı ve hayatı tanımaktan geçer. Toprağı dinlemekten, yoksulluğu görmekten, acının dilini çözmekten, haksızlığın karşısında susmamaktan geçer.
Onca insan okuduğu üniversitenin reklamını yaparken, Yaşar Kemal’in bu dünyayı anlama ve anlatma biçimi kadar gerçekçi olamaz. Çünkü o, hayat üniversitesinden mezundu. Çukurova’nın pamuk tarlalarında, Toroslar’ın rüzgârında, ağıt yakan kadınların sesinde yetişti. Onun edebiyatı, masa başında değil; hayatın tam ortasında yoğruldu.
Halkın içinden gelen bir edebiyat
Yaşar Kemal İnce Memed ile yalnızca bir roman yazmadı. Bir halkın direnişini yazdı. Eşkıyalık ile adalet arasındaki ince çizgiyi, zalim düzen ile onurlu başkaldırı arasındaki gerilimi yazdı. İnce Memed, yalnızca bir karakter değil; ezilenlerin içindeki cesaretti.
Yaşar Kemal’in kaleminde doğa bile bir karakterdir. Rüzgâr konuşur, dağ anlatır, toprak hatırlar. Çünkü o, insanı doğadan ayrı görmezdi. Belki de bu yüzden romanlarını okurken yalnız insanı değil; bir coğrafyayı, bir kaderi, bir tarihi okuruz.
Diploma değil, vicdan
Bugün hâlâ akademik unvanlarla övünülen bir dünyada Yaşar Kemal’in ilkokul mezunu oluşu bir eksiklik değil; aksine sistemin dar kalıplarını aşan bir özgürlük sembolüdür. Çünkü onun eğitimi hayattan aldığı dersti.
Yazan biri ve bir hak savunucusu olarak şuna inanıyorum: Hakikat, yalnızca kitaplardan değil; adaletsizliğe tanıklık etmekten doğar. Yaşar Kemal bunu yaptı. Yoksulluğu romantize etmedi; gösterdi. Acıyı estetik bir süs yapmadı; haykırdı.
Onun kaleminde susmak yoktur.
Onun cümlelerinde teslimiyet yoktur.
Ölüm yıl dönümünde bir soru
Bugün kendimize şunu sormalıyız:
Yaşar Kemal yaşasaydı, ülkenin şimdiki bakıp ne yazardı?
Yoksulluk, eşitsizlik, adaletsizlik karşısında yine aynı kararlılıkla mı konuşurdu? Evet. Çünkü o hiçbir zaman iktidarların yazarı olmadı; halkın yazarı oldu.
Onun mirası yalnız roman raflarında değil; adalet arayan her insanın yüreğinde yaşıyor.
Ve belki de en büyük dersi şudur:
Gerçek büyüklük, hangi okulu bitirdiğinle değil; hangi acıya ses olduğunla ölçülür.
Ölüm yıl dönümünde Yaşar Kemal’i anarken, sadece bir yazarı değil; bir duruşu, bir vicdanı, bir direnişi anıyoruz.
Toprağın sesi susmaz.
Halkın hafızası silinmez.
Ve büyük yazarlar ölmez.
Onlar, cümlelerde yaşamaya devam eder.
