Bu makalede, Halim Baki Kunter’in 14. 09. 1940 tarihli Hacıbektaş Dergahı ile ilgili raporu [1] ele alınmaktadır. Kunter’in raporu, Hacıbektaş Dergâhı ve müştemilatının durumu hakkında önemli bilgiler içermektedir.
Raporun özetinde, Hacıbektaş Dergâhı ile müştemilatının durumunu gösteren kroki ve fotoğrafların bulunduğu belirtilmiş olsa da, rapor metninde yalnızca yazılı tespitlere yer verilmiştir. Kroki ve fotoğraflar rapora eklenmemiştir.

Vakıflar İdaresi ve idari yaklaşım
Rapor, Kunter tarafından Vakıflar Umum Müdürlüğü Yüksek Makamı’na sunulmuştur. Kunter, raporun girişinde, Hacıbektaş Dergâhı’na ilişkin bu çalışmanın, Kırşehir idaresi dâhilinde yaptığı diğer idari inceleme raporlarından ayrı olarak hazırlandığını özellikle vurgulamaktadır.
Kunter’in konuya ilişkin başka raporlarının olup olmadığı sorusu önemini korumaktadır. Benzer şekilde, aynı dönemde başka araştırmacıların ya da bürokratların bu konuda hazırladığı raporlar da ayrıca incelenmeye muhtaçtır.
1925 sonrası kapatma ve süreklilik
Kunter’in 1925 yılında Hacıbektaş Dergâhı’nın kapatılmasına ilişkin aktardığı bilgiler, Hamit Zübeyir Koşay’ın “Bektaşilik ve Hacı Bektaş Türbesi” başlıklı çalışmasında [2] yer alan verilerle büyük ölçüde örtüşmektedir.
Dergâhın parçalanması ve satış girişimleri
Raporu önemli kılan hususlara kısaca değinmek gerekir. Kunter, Kırşehir ve Hacıbektaş havalisinde incelemelerde bulunmuş olan Remzi Gürel’in raporunda, dergâh arazisinin ve natamam misafirhane binasının satılmasının teklif edildiğini belirtmektedir. Bu teklifin, Kırşehir Vakıflar Memurluğu tarafından da esas alındığını ifade eden Kunter, söz konusu yapının dergâhın mütemmim cüzlerinden biri olduğunu ve dergâh ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Kunter, 1939 yılında Kırşehir Vakıflar Memurluğu tarafından Balımevi’nin enkazının kaymen satıldığını; oysa bu yapının onarılarak dergâh ile birlikte korunması gerektiğini belirtmektedir. 1940 yılı itibarıyla türbelerin Maarif Vekâleti’nin, dergâh kısmının ise Vakıflar İdaresi’nin elinde olduğunu; Balımevi olarak bilinen ve dergâh dışında yer alan tarihî yapının ise metruk bir harabe hâline getirildiğini vurgulamaktadır.
Burada Kunter’in, “Kırkbudak Hacıbektaş İncelemelerine Giriş” adlı çalışmasında [3] yer alan şu kısa bilgiyi de aktarmakta yarar var:
“Hacıbektaştaki eserlerden Cuma Camii ile Kadıncık Ananın evi de meşhurdur. Kadıncık Ananın evi bir gaflet eseri olarak 70 – 80 liraya bir şahsa satılmış, alan adam da yapının revaklarını ve diğer bazı kısımlarını yıkarak taşlarını satmıştır. Satılan bu binadan yalnız
Kadıncığın tandırı ve Hacıbektaşı Veli’nin el ile durdurduğu eğri büğrü duvar bir oda içerisinde durmaktadır.”
Bu durum, tarihî ve inançsal mirasın idari parçalanma ve ilgisizlik sonucu nasıl tahrip edildiğini açıkça göstermektedir.
Osmanlıca belgeler ve özgün alıntılar
Makalenin devamında yer alan Osmanlıca rapor metinleri ve alıntılar, özgün hâlleriyle korunmuş; yalnızca imla ve noktalama açısından günümüz Türkçesine uyarlanmıştır. Alıntıların içeriğine hiçbir şekilde müdahale edilmemiştir.
Halim Baki Kunter’in 1940 tarihli raporu:

“Hacıbektaş dergâhı ile müştemilâtına ait olan işbu rapor, temas eylediği mevzuun hususiyetine binaen, Kırşehir idaresi dahilindeki tetkiklerim netayicini ihtiva eyleyen diğer idarî raporlardan tefrik edilerek 10 kıt’a fotoğraf ve bir kroki ile birlikte ayrıca tanzim ve yüksek huzurlarına takdim kılınmıştır.
Hacıbektaş dergâhı tekke ve zaviyelerin kapatılması sırasında seddolunmuştur. İçinde bulunan eşyalar evkaf ve maarif mümessillerinin de iştirak eylediği bir heyet tarafından tefrik olunarak alakasına göre vakfa veya maarif idaresine teslim edilmiş, kıymetsiz diye ayrılanlar satılmıştır. Muhtelif odalarda bulunan kitaplar da toplattırılarak Ankara’ya nakledilmiş ve Maarif vekâleti emrindeki umumi kütüphaneye konulmuştur.
Dergâh kendine ait emval ve arazi ile birlikte, Ziraat numune mektebine tahvil edilmiştir. Fakat bu mektebin faaliyete geçebilmesi mümkün olamamış, daha sonra bu fikirden vazgeçilmiştir.
Hacıbektaş kasabasında (Hacıbektaşı Veli) ve (Balım Sultan) türbelerile bunların ittisalindeki bir birine muttasıl daireciklerden ibaret olan (Kilerevi, Meydanevi, Mihmanevi, Aşevi, Ekmekevi) gibi evler ve dergâhın seddinden evvel yıktırılmış olan eski misafirhanenin yerine vaktile evkafca inşasına başlanarak tekke ve zaviyelerin seddi üzerine yarıda kalmış olan (iki katlı büyük ve kargir natamam bina) ve bunların avluları ve müştemilatı ve arkalarındaki küçük bağçe yerleri bir kül halinde (Hacıbektaş Veli dergâhı) nı teşkil etmektedir.
Dergâhı teşkil eden mebaniden (Kilerevi) ile (Meydanevi), (Ekmekevi) ve (Aşevi) nin dergâhın etrafında ve bu binaların haricinde ve bitişiğinde birer parça bahçeleri vardır. Kiler, Meydan ve Ekmekevlerinin bağçeleri takriben ikişer dönüm, Mihmanevin bağçesi takriben bir dönüm, Meydanevinin eski bağ yeri tahminen 8 dönümdür.
Hacıbektaş ve Balımsultan türbeleri le dergâhı teşkil eden binalar, natamam misafirhane binası ve dergâhın arka bağçeleri merbut krokide birer birer gösterilmiştir. Bunlar hakkında sırasile izahat arzedilecektir.
1 – Krokide (1) işaretile gösterilen yer dergâh avlusunun haricî büyük kapısıdır. Natamam misafirhaneye bitişiktir. Natamam misafirhane biter bitmez bu kapı gelmektedir. 1936 – 1937 senelerinde dergâhın eski kapısı yıktırılarak yerine inşa edilmiştir.
(1) ve (2) No. lı resimler bu kapının ön ve arka cephelerini göstermektedir. İnşa malzemesi olarak kullanılan beyaz küfeki taşlarının mühim bir kısmı tahallül etmeğe başlamıştır. Bu itibarla kapının metaneti yoktur.
2 – Krokide (2) No. ile gösterilen yer cephesi sokağa nazır olan natamam Misafirhane binasıdır. Bu misafirhanenin yan tarafları mermerli bir kapısı vardır. Bu kapı kenardaki mermer aksam ile beraber 5. 50 metre genişliğindedir.
Dergâh avlusunun haricî büyük kapısından natamam Misafirhanenin ucuna kadar olan mesafe yani misafirhanenin cephe uzunluğu 69. 90 metredir. Bu binanın derinliği de vasatî olarak 16. 70 metredir.
Bina iki kat üzerine inşaya başlanmış, üstü kapanmadan yarıda kalmıştır. Bu ikinci kat tesirâtı havaiyeden çok müteessir olmuştur. Duvarlarda yer yer çatlaklık ve yarıklar vardır. Bunlar bazı yerde yıkılmak tehlikesi göstermektedir. Yol üzerindeki çatlak kısımların müstacelen yıktırılması ve tehlikenin kaldırılması lâzımdır.
Bu natamam binanın cephesinde 9 adet natamam dükkân mevcuttur.
Bu binanın arka cephesini gösteren bir fotoğraf (3) numara ile arzedilmiştir. Natamam Misafirhane binası dergâh kapandığı sırada vakıflar idaresi tarafından mekteb ittihaz edilmek şartile, dergâha ait arazi ile birlikte, ziraat vekâleti emrine tahsis olunmuştur. Fakat mektep açılamadığından burası da dergâhın aksâm-ı asliyesile beraber idaremizin elinde kalmıştır.
Vaktile Kırşehir ve Hacıbektaş havalisinde tetkikatta bulunmuş olan Remzi Gürel’in raporunda burasının satılması teklif edilmiştir. Kırşehir vakıflar memurluğunca da bu esas üzerinden yürünülmektedir. Halbuki bu natamam bina dergâhın mütemmim eczasındandır. Dergâh ile birlikte bir kül halinde mütalea edilmelidir.
3 – Dergâh avlusunun haricî büyük kapısından içeri girilince bir avlu vardır. Karşıda dergâhın (üçler kapısı) denilen kapısı görünür. Avlunun haricî büyük kapısından (üçler kapısı) na kadar olan mesafe 42 metredir. Üçler kapısının haricinde sağ tarafta yıkılmış bir takım binaların temelleri ve duvar ankazı vardır. Bunlar (Güvercinlik, Anbar, Ekmekevi, fırın, odunluk) vesaire gibi eski binaların harabesidir.
Bunlar krokide (3, 4, 5, 6) numara ile gösterilmiştir. (7) numara ile işaret olunan yerde Feyzibaba bahçesi denilen 3 oluklu bir çeşme vardır. (8) numara ile işaret olunan yer (üçler kapısı) dır. Bu kapıdan içeri girilince 19 x 28 ebadında dahilî bir avlu vardır. Üçler kapısından girer girmez 8.70 x 8.70 ebadında ve bir metre kadar yüksekliğinde bir havuz, avlunun cenub kısmını işgal etmektedir. (Resim No. 4) krokide bu havuz (9) numara ile ve aslanlı çeşme namile maruf olan çeşme de (10) numara ile işaret edilmiştir.
Bu dahilî avlunun iki tarafında revaklar vardır. Sağda 8 solda da 6 adet direk bulunmaktadır.
Krokide (11) numara ile gösterilen yer Ekmekevinin aralığı, (12) numara ile gösterilen yerler de Aşevidir. (13) numara ile işaret olunan yer dergâhın Mahmut II zamanında inşa olunan camidir.
Karşı tarafta yani Üçler kapısından girince solda (Mihmanevi, Meydanevi ve Kilerevi) vardır. Krokide Mihmanevi (14) numara ile Meydanevi (16) numara ile ittisalindeki şeyh dairesi (15) numara ile ve Kilerevi de (17) numara ile gösterilmiştir. Aşevi ile Kilerevinin üzerlerinde fevkanî küçük birer kısım vardır.
4 – Avlunun şimal cihetinde yani üçler kapısının mukabilinde (Altılar kapısı) vardır. Buradan (Hazret avlusu) denilen daha geniş bir avluya girilir ki türbeler buradadır.
Dergâhın dahilî avlusunu, üçler ve altılar kapılarını, dergâh camiini, Aş ve Kilerevlerinin fevkanî kısımlarını gösteren resim (5) numara ile ve camiin kapısı ile önündeki kemerleri gösteren bir resim de (6) numara ile takdim kılınmıştır. (7) numaralı resim de camiin kubbesile minaresi yakından görünmektedir.
Hazret avlusunun sol köşesinde (Hacıbektaşı Veli) ve sağ köşesinde (Balım Sultan) türbeleri vardır.
Hacıbektaş-ı Veli türbesi hazreti pirin metfun bulunduğu kısımdan maada (Kırklar meydanı) denilen üstü kubbeli geniş bir yer ile (Güvençaptal) türbesi vesaire gibi müştemilâttan mürekkeptir.
Krokide Hacıbektaş türbesi (19) numara ile gösterilmiştir. (A) işaretli yer Hazreti pirin türbesini (B) işaretli mahal de (Kırklar meydanı) nı göstermektedir.
Balımsultan türbesi krokide (20) numara ile işaret edilmiştir.
(8) numaralı fotoğraf Hacıbektaşı Veli’nin türbesini, (9) numaralı fotoğraf da Balımsultan türbesini göstermektedir.
5 – Bu manzumenin haricinde kasabanın başka başka yerlerinde (Bektaşefendi) türbesi ile (Balımevi) denilen tarihî bina vardır. Bektaşefendi türbesi, Hacıbektaş ve Balımsultan türbeleri gibi, bir tarz-ı mahsusda olan kubbesi ve aksamı sairesile güzel ve şayan-ı dikkat bir binadır. Bektaşefendi türbesinin kitabesinde Şeyh Bektaş bin Mahmud’un Hacıbektaşı Veli evlâdından olduğu ve haricî 1012 de türbenin inşa edildiği yazılıdır.
Balımevi denilen yer ise meşhur Kadıncıkananın ve Hacıbektaşı Veli’nin hatıralarını saklıyan önünde direkler ve kemerler bulunan tarihî bir binadır. Burası 4×5 ebadında ve 4 metre yüksekliğinde üzeri yuvarlak ahşap direklerle ve Aksaray hasırı ile kapalı bir oda ile sağında ve solunda müteaddit odalardan mürekkeptir. Kadıncıkananın tandırının bulunduğu yer ile Hacıbektaşı Veli’nin sırtını dayamasile meşhur olan eğri duvar birinci odadadır. Bir iki ağacın çökmesi ve binanın bazı kısımlarının akması dolayisie geçen sene sonbaharında Kırşehir Vakıflar memurluğunca Balımevi’nin enkazı kaimen satılmıştır. Halbuki burasının da tamiratı icra edilerek dergâh ile birlikte muhafazası lâzımdır.
Bugün türbeler Maarif vekâletinin dergâh kısmı da vakıflar idaresinin elindedir. (Balımevi) denilen ve hariçte bulunan tarihî bina ise metrûk bir harabe vaziyetindedir.
Yukarıda da arzedildiği veçhile dergâh ve türbeler hatta natamam misafirhane binası ile hariçte bulunan Balımevi ve Bektaşçelebi türbesi ve dergâhın ve türbelerin haricinde ve bitişiğinde bulunan bağçelerin hepsi bir kül teşkil etmektedir. Bunların hepsinin bir elde toplanarak idare, imâr ve muhafaza edilmesi daha amelî bir yoldur.
Natamam misafirhane binasının ikmalile burada köy enstitüsü ve eğitmen okulu tarzında bir müessese küşadı Kırşehir Maarif Müdürlüğünden Maarif Vekâletine arz ve teklif edildiği öğrenilmiştir.
Vilâyet Makamı natamam misafirhane binasının takdiri bedelle Belediyeye veya hususî muhasebeye devrini temenni etmektedir. Bu hususda Vilâyet makamından 20/ 9/ 939 tarih ve 5403 sayılı tahriratla Umum Müdürlüğe ve ayrıca Maarif vekâletine de müracaatta bulunulmuştur. Ancak gerek Hacıbektaş ve Balımsultan türbeleri ile ittisalindeki dergâh odaları gerek hariçteki Bektaşefendi türbesi ve Balımevi harimlerindeki ve etraflarındaki meydan ve bağçeler ile birlikte bir kül teşkil etmektedir. Hacıbektaş dergâhının etrafındaki 5 küçük bağçe de buna dahildir. Bunlar merbut krokide birer birer gösterilmiştir.
Natamam misafirhane binası da bu manzume içerisindedir. Bunların heyeti mecmuasının bir elde tevhidi ile muhafaza esbabının istikmâli muvafık olacağından natamam misafirhane binasının da bu manzumeden ayrılmıyarak heyeti mecmuasının, bugün esasen türbeleri elinde bulunduran Maarif vekâletine devri muvafık mütalea edilmektedir.
Vakıflar idaresinin elinde bulunan kısım türbelere muttasil bir iki harab dergâh odasından ibaret olub bunların içindeki eşya vaktile maarif vekâleti tarafından Ankara Etenografya müzesine kitablar da yine maarıf vekâletince Ankara umumî kütüphanesine nakledilmiştir.
Eşyası Maarif Vekâleti tarafından alınmış olan bu dergâh odalarının da müştemilâtı sairesi (ittisalindeki) bağçeleri ve natamam misafirhane binası ile birlikte bir kül halinde Maarif vekâletinin yedi muhafaza ve idaresine tevdii…
Hususunun tetkikine müsaadelerini derin saygılarımla arzeylerim
14. IX. 1940 Merkezde Müfettiş Halim Baki Kunter
[1] Salt Araştırma Ali Saim Ülgen.
[2] Hamit Zübeyir Koşay Bektaşilik Ve Hacı Bektaş Türbesi Erişim Tarihi 09. 02. 2026.
[3] Halim Baki Kunter Kırkbudak Hacıbektaş İncelemelerine Giriş 2. Erkek Sanat Enstitüsü Matbaacılık Bölümü Ankara 1951, Sayfa 46, 47.







