Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    2025’te 94 çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

    3 Şubat 2026

    SDG Sözcüsü: Heyetler geçici süreliğine kalacaklar – Dera şartı

    3 Şubat 2026

    Kuzey ve Doğu Suriye’de Ocak ayı bilançosu: 2 bin 200 kişi öldürüldü, 2 binden fazla kişi kaçırıldı

    3 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Kürtler için garanti mi, sessiz tasfiye mi?

      30 Ocak 2026

      Sermaye karanlığının “sıradanlığına” karşı…

      30 Ocak 2026

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

      27 Ocak 2026

      Rojava’da karşı-devrim hamlesi

      26 Ocak 2026

      Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

      22 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

      1 Şubat 2026

      Emperyalizm ve enternasyonalizm

      29 Ocak 2026

      Dayanışma yaşatır: Rojava

      28 Ocak 2026

      ABD’den genel grev manzaraları

      26 Ocak 2026

      Yaşama yolculuk: Duygu ortaklığı ve duygu kırılmasının kesişiminde Rojava

      26 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Erkek / devlet şiddeti ve kadın tutsaklar

    Erkek / devlet şiddeti ve kadın tutsaklar

    İrem KABATAŞ yazdı: "Kadın tutsakların maruz kaldığı tecrit, işkence, cinsel taciz ve sağlık hakkı ihlalleri, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin aslında en ağır, en kök salmış biçimini oluşturuyor."
    İrem Kabataş8 Kasım 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Her 25 Kasım’da kadınlar olarak erkek ve devlet şiddetine, cinayetlere, eşitsizliğe karşı adalet için sokaklarda buluşuyoruz.

    Ancak mücadelemizde hala gerektiği kadar konuşulmayan çünkü devletin mutlak kontrolü altında, gizli kapıların ardında tuttuğu bir durum var: Cezaevlerinde yaşanan şiddet.

    Kadın tutsakların maruz kaldığı tecrit, işkence, cinsel taciz ve sağlık hakkı ihlalleri, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin aslında en ağır, en kök salmış biçimini oluşturuyor.

    Bu şiddetin tarihsel kökleri çok daha eski olmakla beraber, en bilinenlerinden biri 19 Aralık 2000’deki “Hayata Dönüş Operasyonu”nun bir parçası.

    Sorumlular yargılanmadı

    Yirmi cezaevine eş zamanlı düzenlenen bu askeri operasyon, açlık grevindeki siyasi tutukluları F-Tipi denilen tecrit sistemine zorla geçirmek amacıyla yapıldı. Otuz kişi bu kasıtlı ‘’operasyonda’’ öldürüldü, yüzlercesi yaralandı.

    Bayrampaşa Cezaevi’nin kadın koğuşlarında yaşananlar ise bu operasyonun planlı bir imha girişimi olduğunu gösterdi. Kadınların üzerine gaz bombaları atıldı, koğuşlar ateşe verildi, kapılar dışarıdan kilitlendi.

    “Açın kapıyı!” çığlıkları arasında yanarak ölen kadınların hikayesi, bu ülkenin adalet tarihine kazınmış sayısız utançtan biri olarak yazıldı.

    O günden bugüne şaşırtıcı olmayan bir şekilde hiçbir sorumlu yargılanmadı.

    Bu ülkede cezasızlık, bir devlet refleksi hâlinde biz kadınların kabusu olmaya devam ediyor.

    Cezasızlık teşvik ediyor

    Bu refleks, yıllar sonra Kandıra Cezaevi’nde Garibe Gezer’in ölümüyle yeniden kendini gösterdi. Mardin Dargeçit’teki sokağa çıkma yasaklarının ardından 2016 yılında tutuklanan Garibe Gezer, Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 2021 yılında işkenceye, cinsel saldırıya ve ağır tecride maruz bırakıldı. Hücresine gönderildi, günlerce yalnız tutuldu, psikolojik olarak kasıtlı olarak çöktürüldü. Cezaevi yönetimi iddiaları reddetti, savcılık elbette ki dosyayı kapattı.

    Resmî kayıtlara “intihar” olarak geçen ölüm, sistematik şiddetin daha doğrusu devlet eliyle işlenen cinayetin güncel bir göstergesiydi. Ancak adaletsizlik, ölümle de son bulmadı: 9 Aralık 2021’deki şüpheli ölümüne rağmen, Yargıtay 3. Ceza Dairesi 29 Mart’ta Gezer hakkında daha önce verilmiş olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı. Bu onama, devletin siyasi düşmanlığının ve adalet mekanizmalarını araçsallaştırma refleksi olduğunu gösteren, emsali görülmemiş bir adımdır.

    Garibe Gezer, 19 Aralık’ta kapısı kilitlenen kadınlardan biri olsa bile erkek devletin kadın bedenine yönelen politik düşmanlığı biçim değiştirse de özü aynı kaldı.Bugün de tablo farklı değil.

    Cezaevlerinde şiddet devam ediyor

    F-Tipi ve T-Tipi cezaevlerinde kadın siyasi tutsaklar hâlâ çıplak aramalara zorlanıyor.

    Reddedildiğinde disiplin cezalarıyla, tehditlerle karşılaşıyorlar.

    Ayakta sayım dayatması, kelepçeli sevk uygulaması, kişisel eşyaların keyfi biçimde engellenmesi — tümü bir teslimiyet ritüeline dönüştürülmüş durumda.

    Birçok cezaevinde temel sağlık hakkı dahi fiilen ortadan kaldırıldı.

    Kronik hastalığı bulunan kadınlara ilaçları verilmiyor, hastane sevkleri kasıtlı olarak geciktiriliyor.

    Bazı vakalarda reçeteli ilaçların “temin edilemediği” gerekçesiyle tamamen kesildiği, kadınların tedavilerinin yarım bırakıldığı rapor ediliyor.

    İHD’nin verilerine göre, son beş yılda onlarca kadın mahpus, tedavi edilmediği için yaşamını yitirdi.

    Bu ölümler, ihmalle ya da kazayla değil, politik bir tercih sonucu gerçekleşiyor.

    Devlet, cezaevlerini yalnız birer “güvenlik” alanı olarak değil, kadın kırımı laboratuvarları olarak işletiyor.

    Kadın tutsaklar için bu, hem bedensel hem simgesel bir savaş anlamına geliyor: direnme iradesini yok etme, susturma, izimizi silme savaşı.

    “Biz buradayız.”

    Ancak bu savaşın karşısında bir direniş hattı var.

    Zindanlardan dışarıya gönderilen mektuplarda, aynı cümle tekrar ediyor:

    “Biz buradayız.”

    25 Kasım, yalnızca evlerde, sokakta öldürülen kadınların değil, cezaevlerinde sessizleştirilen kadınların da günü olmalı.

    Çünkü devlet şiddetiyle kadın düşmanlığı birbirini besliyor; biri bitmeden diğeri sona ermiyor. Devletin şiddetine baş kaldırmadıkça sokaklardaki erkekleri dönüştüremeyeceğimizin farkına varmalıyız.

    Garibe Gezer’in hücresindeki sessizlik, kadınların tecrit odalarına ses oluyor, Hacer Arıkan’ın koğuşunda onu yakan ateş bu sefer bizim meşalelerimize ışık oluyor.

    Cezasızlık politikası sürdükçe 19 Aralık’ın yarası kapanmayacak, yeni Garibe’ler öldürülecek.

    Bu yüzden 25 Kasım, bir yas günü değil, hesap günüdür.

    Kadınların yaşam hakkını, onurunu ve direnişini korumak hepimizin boynunun borcudur ve biz bu borcu da bedelini de ödemeye hazırız.

    08.11.2025

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Afganistan’da kadınlara yönelik baskılar derinleşiyor: Taliban’ın ceza tüzüğüne ve eğitim yasağına sert tepki

    3 Şubat 2026

    Kadına yönelik şiddet ve tacize karşı ILO 190 Birleşik Metal-İş ile MESS arasındaki toplu sözleşmeye girdi

    2 Şubat 2026

    Kürtler için garanti mi, sessiz tasfiye mi?

    30 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ömer Bölüm

    Kürtler için garanti mi, sessiz tasfiye mi?

    Muhsin Dalfidan

    Sermaye karanlığının “sıradanlığına” karşı…

    Volkan Yaraşır

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

    Tuncay Yılmaz

    Rojava’da karşı-devrim hamlesi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Fehim Taştekin

    ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

    Ertuğrul Kürkçü

    Emperyalizm ve enternasyonalizm

    Ercan Jan Aktaş

    Dayanışma yaşatır: Rojava

    Kıvanç Eliaçık

    ABD’den genel grev manzaraları

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    2025’te 94 çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

    3 Şubat 2026

    Depo işçilerine Ankara’da destek eylemi: Migros’u boykot et, depo işçisinin sesi ol!

    2 Şubat 2026

    Kadına yönelik şiddet ve tacize karşı ILO 190 Birleşik Metal-İş ile MESS arasındaki toplu sözleşmeye girdi

    2 Şubat 2026
    KADIN

    Afganistan’da kadınlara yönelik baskılar derinleşiyor: Taliban’ın ceza tüzüğüne ve eğitim yasağına sert tepki

    3 Şubat 2026

    Kadına yönelik şiddet ve tacize karşı ILO 190 Birleşik Metal-İş ile MESS arasındaki toplu sözleşmeye girdi

    2 Şubat 2026

    İzmir’de kadın Cinayetlerine karşı yürüyüş: “Koruma, aklama, yargıla”

    29 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.