DEM Parti Çocuk Komisyonu, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında Genel Merkez’de basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı yapan Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Beritan Güneş Altın, Türkiye’de çocukların yaşam, eğitim ve güvenlik haklarının sistematik şekilde ihlal edildiğini belirterek, “Türkiye Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesine koyduğu şerhleri kaldırmak zorundadır” dedi.
Beritan Güneş Altın, konuşmasının başında 15 yaşında iş cinayetinde yaşamını yitiren Muhammed K.’yı anarak Türkiye’de çocukların işçileştirilmiş yaşam koşullarına dikkat çekti. Urfa’nın Bozova ilçesinde çırak olarak çalıştırılan Muhammed’in ölümünün, “çocukların nasıl hedef haline getirildiğinin göstergesi” olduğunu söyleyen Altın, çocuk işçiliğinin her yıl yüzlerce çocuğun hayatına mal olduğunu belirtti.
“Cizre’deki dava çocuk adalet sisteminin çöktüğünü gösteriyor”
Altın, Cizre Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Burak Ercan’ın 48 çocuğu istismarla suçlandığı davanın yeniden görülmeye başlanmasının önemine dikkat çekerek, bu dosyanın Türkiye’de çocuk adalet sisteminin çöküşünü açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Cezasızlık politikalarının istismar vakalarını artırdığını vurgulayan Altın, “Çocukların güvenliği için sorumluların korunmadığı, gerçek anlamda hesap verilebilir bir adalet sistemi zorunludur” dedi.
Kaymaz davası hatırlatıldı: “Savaş çocukları hedef alıyor”
20 Kasım’ın hemen ardından gelen 21 Kasım’ın, 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babasının katledilişinin yıl dönümü olduğunu hatırlatan Altın, savaşın ve çatışma politikalarının en ağır bedelini yine çocukların ödediğini söyledi. Kaymaz’ın ölümünün sembolik önemine vurgu yapan Altın, “Devletin derin yapıları tarafından hedef alınan çocukları saygıyla anıyoruz” dedi.
“2024 yılında en az 777 çocuk önlenebilir nedenlerle hayatını kaybetti”
Altın, Türkiye’de yaşam hakkının en temel düzeyde ihlal edildiğini belirterek çarpıcı veriler paylaştı. Buna göre:
• 2024’te en az 777 çocuk önlenebilir nedenlerle hayatını kaybetti.
• Bu çocuklardan 59’u devletin negatif yükümlülüğünü yerine getirmemesi,
• 716’sı ise pozitif yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yaşamını yitirdi.
Savaş artıkları, polis ve asker ateşi, zırhlı araç çarpmaları gibi nedenlerle çocuk ölümlerinin arttığını söyleyen Altın, Gazze’deki tabloya da dikkat çekerek UNICEF verilerine göre 64 binden fazla çocuğun İsrail saldırılarında öldüğü veya yaralandığını hatırlattı.
“Şerhler kaldırılmalı: Anadilde eğitim engelleniyor”
Türkiye’nin Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne koyduğu ve özellikle anadilinde eğitim ile kültürel hakların uygulanmasını engelleyen şerhlerin kaldırılması gerektiğini vurgulayan Altın, Kürt çocuklarının yıllardır bu haklardan mahrum bırakıldığını söyledi. “Anadilinde eğitimin engellenmesi pedagojik değil, politik bir tercihtir” dedi.
“Çocukları öğüten MESEM’ler kapatılmalıdır”
Altın, mesleki eğitim merkezleri (MESEM) adı altında çocukların ağır ve güvencesiz işlerde çalıştırıldığını belirterek bu sistemin “çocuk emeğini sömüren ve çocukları ölüme sürükleyen bir yapı” olduğunu söyledi. Son haftalarda yaşanan ölümlere dikkat çekti:
• Kocaeli Dilovası’nda 16 ve 17 yaşında iki çocuk iş cinayetinde yanarak öldü.
• Mersin Anamur’da 16 yaşında Alperen Uygun, MESEM kapsamında çalıştırıldığı inşaatta asansör boşluğuna düşerek öldü.
İstismar ve cezasızlık: “Bir kereden bir şey olmaz anlayışı çocukları savunmasız bırakıyor”
2023’te güvenlik birimlerine gelen 242 bin çocuk vakanın %12’sinin cinsel istismarla ilgili olduğunu söyleyen Altın, istismar vakalarındaki artışın en büyük nedeninin cezasızlık olduğunu ifade etti. Çocuklara yönelik istismarın “evde, okulda, yurtta ve dijital alanlarda yaygınlaştığını” vurguladı.
Yoksulluk, bağımlılık ve deprem bölgelerinin durumu
Altın, Türkiye’de çocuk yoksulluğunun OECD ülkeleri arasında ikinci sırada olduğunu hatırlatarak şu verileri paylaştı:
• 6,7 milyon çocuk günde bir kez bile et, tavuk, balık veya yumurta tüketemiyor.
• 7 milyondan fazla çocuk Afrika ülkeleri düzeyinde açlık yaşıyor.
Bağımlılığın çocuklar arasında ciddi bir toplumsal krize dönüştüğünü belirten Altın, deprem bölgelerinde yaşayan çocukların temel ihtiyaçlara hâlâ erişemediğini söyledi.
“Barışın varlığı çocukların haklarına erişmesi demektir”
Altın açıklamasını, çocukların eşit, özgür ve güvenli bir ülkede yaşaması için mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek tamamladı:
“Barışın varlığı demokratik toplumun varlığıdır; çocukların anadilinden mahrum bırakılmaması, istismardan ve yoksulluktan korunmasıdır. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tüm maddeleri Türkiye’deki her çocuk için uygulanana kadar mücadelemizi büyüteceğiz.”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti)
