Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Barış Anneleri: “Saldırılar dursun, barış sağlansın”

    11 Ocak 2026

    Silifke’de maden atığı tepkisi: “Ovacık’ta atık deposu istemiyoruz”

    11 Ocak 2026

    Emekliler: “Geçim yoksa sandık var”

    11 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Arşiv belgeleri ışığında Cumhuriyet’in erken döneminde Alevilere yönelik inançsal baskılar

      9 Ocak 2026

      Venezuela’da yaşananlara sol muhalefet ne diyor?

      8 Ocak 2026

      Bir fotoğraf karesine sığmayan hakikat

      8 Ocak 2026

      Venezuela: Uluslararası hukukun çöküşü, emperyalist barbarlık rejimi ve kapitalizm

      7 Ocak 2026

      ABD’nin Venezuela’ya saldırmasını görmek

      5 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Venezuela ve Trump doktrini

      11 Ocak 2026

      ‘Barış Bildirisi’nin 10’uncu yılında hali pür melalimiz

      9 Ocak 2026

      İlk Kürtçe ilkokul

      7 Ocak 2026

      Gangsterin dönüşü!

      5 Ocak 2026

      Faşizme ve emperyalizme karşı daha fazla enternasyonalizm, daha fazla sosyalizm

      5 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025

      Özlem Tolu: 2026 bütçesi eğitimin daha fazla piyasalaşacağı bir dönemin habercisi.

      15 Aralık 2025

      Onur Hamzaoğlu: “Sağlık Bakanlığı’nın bütçedeki payı yüzde 15’in altında olmamalı”

      13 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Cumhurbaşkanı uluslararası sözleşmeleri feshedebilir mi? ?

    Cumhurbaşkanı uluslararası sözleşmeleri feshedebilir mi? ?

    Siyasi Haber20 Mart 2021
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Anayasa Hukuku Profesörü Kemal Gözler, “Cumhurbaşkanının uluslararası sözleşmeleri feshetmeye yetkisi var mı?” başlıklı yazısında, “İstanbul Sözleşmesi TBMM tarafından 24 Kasım 2011 tarih ve 6251 sayılı Kanunla uygun bulunduğuna göre, feshedilmesine ilişkin bir kanun çıkarılmadıkça, sadece Cumhurbaşkanı kararıyla feshedilemez” ifadelerini kullandı.

    Anayasa Hukuku Profesörü Kemal Gözler, İstanbul Sözleşmesi’nin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla feshedilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

     

    Gözler’in .anayasa.gen.tr’de yer alan “Cumhurbaşkanının uluslararası sözleşmeleri feshetmeye yetkisi var mı?” başlıklı yazıda, “Iluslararası andlaşmaların onaylanmasının kanunla uygun bulunması, yasama yetkisi kapsamında olan bir konu olduğu için Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez; çünkü Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisini veren Anayasamızın 104’üncü maddesinin 17’nci fıkrasının daha ilk cümlesinde “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir” denmektedir. Cumhurbaşkanının yasama yetkisine ilişkin bir konuda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisi yoktur” ifadelerini kullandı.

     

    Gözler, yazısında, “İstanbul Sözleşmesi TBMM tarafından 24 Kasım 2011 tarih ve 6251 sayılı Kanunla uygun bulunduğuna göre, feshedilmesine ilişkin bir kanun çıkarılmadıkça, sadece Cumhurbaşkanı kararıyla feshedilemez” dedi.

     

    Gözler, “3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilen İstanbul Sözleşmenin onaylanması, TBMM tarafından 14 Kasım 2011 tarih ve 6251 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Bu Kanun hâlâ yürürlüktedir. Cumhurbaşkanının 6251 sayılı Kanunun yürürlüğü hakkında bir tasarrufta bulunması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

     

    Kemal Gözler’in yazısının tamamı şöyle:

     

    “Yine bir Cumartesi sabahı ve yine güne Resmî Gazetede yayınlanmış önemli bir kararı tartışmakla başladık. Bir “Cumartesi sabahı klasiği” tekrar yaşandı [1] .

     

    Bu gece çıkan Resmî Gazetede, 30 küsur önemsiz Cumhurbaşkanı kararının [2] yanında bir de çok önemli bir Cumhurbaşkanı kararı yayınlandı: Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Bakımından Feshedilmesi Hakkında 3718 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı. Önce bu kararın tam metnini verelim:

     

    Cumhurbaşkanı, yukarıda verilen Kararla, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni, yani kamuoyunda bilinen adıyla “İstanbul Sözleşmesi”nin “Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine” karar vermiştir. Hemen belirteyim ki, burada “fesih” kelimesi teknik olarak doğru bir kelime değildir. Çünkü söz konusu Sözleşme, hâliyle çok taraflıdır ve dolayısıyla varlığını sürdürmektedir.

     

     Cumhurbaşkanının yaptığı şeyin adı “fesih” değil, “çekilme (retrait)”dir. Aynı hata Sözleşmenin kendi metninde de vardır.

    Uluslararası hukukta, uluslararası sözleşmenin kendisi çekilmeye izin vermiş ise, bu sözleşmeden taraflar çekilebilir. Söz konusu “İstanbul Sözleşmesi”nin kendisi de 80’nci maddesinde taraf devletlere bu Sözleşmeden çekilme izni vermiştir.

     

     Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetinin İstanbul Sözleşmesinden çekilmesinde uluslararası hukuka uygunluk bakımından bir problem yoktur [3] .

     

    Ancak söz konusu “Çekilme Kararı”nın uluslararası hukuka uygun olması, hâliyle, Kararın iç hukukumuza uygun olduğu anlamına gelmez. İşte bu makalede Türkiye Cumhuriyetinin İstanbul Sözleşmesinden çekilmesine dair 19 Mart 2021 tarih ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının hukuka uygun olup olmadığı sorunu tartışılacaktır.

     

    Söz konusu Çekilme Kararının kendi metninde bu Kararın “9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesi gereğince” alındığı belirtilmiştir. Anılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesinin ilgili hükmü şöyledir:

    “MADDE 3- (1) Milletlerarası andlaşmaların … hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme, Cumhurbaşkanı kararı ile olur”.

     

    Burada sormamız gereken birinci soru şudur: 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesindeki bu hüküm, Anayasamıza uygun mudur?

     

    1. 9 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü Maddesindeki Bu Hüküm Anayasamıza Uygun mudur?

     

    Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin çıkarılma ve hukuka uygunluk şartları Anayasamızın 104’üncü maddesinin 17’nci fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:

     

    “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir”.

     

    Uzun bir fıkra. Bu fıkrayı burada ayrıntılarıyla inceleyecek değilim. Bu fıkra benim Türk Anayasa Hukuku (Bursa, Ekin, 3. Baskı, 2019) isimli kitabımda 53 sayfa boyunca (s.917-970) incelenmiştir. Arzu edenler bu kitabıma bakabilirler. Ben burada, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin yukarıdaki fıkranın öngördüğü sadece birinci şarta [4] uygun olup olmadığını inceleyeceğim.

     

    Yukarıdaki fıkradan da görüleceği gibi Anayasamızın 104’üncü maddesinin 17’nci fıkrasının daha ilk cümlesinde açıkça “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir” denmektedir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilmesinin ilk şartı, çıkarılacak kararnamenin “yürütme yetkisine ilişkin” bir konuda olmasıdır.

     

    O hâlde mesele şundan ibarettir: Uluslararası andlaşmaların onaylanması konusu, “yürütme yetkisine ilişkin bir konu” ise, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, bu ilk şart bakımından Anayasamıza uygun; “yürütme yetkisine ilişkin bir konu” değil ise, söz konusu Kararname, bu ilk şart bakımından Anayasamıza aykırıdır.

     

    Peki uluslararası andlaşmaların onaylanması konusu, “yürütme yetkisine ilişkin bir konu” mudur?

     

    Bu sorunun tartışmasız basit bir cevabı vardır. Hayır, “yürütme yetkisine ilişkin bir konu” değildir. Çünkü, Anayasamızın kurduğu sistemde, pek çok ülkede de olduğu gibi, uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisi, yürütme organı ile yasama organı arasında paylaştırılmıştır. Anayasamızın 104’üncü maddesinin 11’inci fıkrası uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisini Cumhurbaşkanına vermektedir. Ancak aynı Anayasanın 90’ıncı maddesi, Cumhurbaşkanının uluslararası andlaşmaları onaylayabilmesini Türkiye Büyük Millet Meclisinin “onaylamayı bir kanunla uygun bulması” şartına bağlamaktadır. Zira Anayasamızın 90’ıncı maddesinin ilk fıkrasında açıkça, “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır” denmektedir [5].

     

    Dolayısıyla Türkiye’de uluslararası andlaşmaların onaylanması konusu, münhasıran yürütme yetkisi alanında bulunan bir yetki değildir. Bu yetki aynı zamanda yasama yetkisi alanında da bulunur. Zira bir uluslararası andlaşmanın onaylanması için her şeyden önce yasama organının bu uluslararası andlaşmanın onaylanmasını kanunla uygun bulması gerekmektedir [6].

     

    Nitekim bu makalede tartışma konusu yapılan İstanbul Sözleşmesinin onaylanması da, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 24 Kasım 2011 tarih ve 6251 sayılı Kanunla, uygun bulunmuştur [7].

     

    Özetle, uluslararası andlaşmaların onaylanmasının kanunla uygun bulunması, yasama yetkisi kapsamında olan bir konu olduğu için Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez; çünkü Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisini veren Anayasamızın 104’üncü maddesinin 17’nci fıkrasının daha ilk cümlesinde “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir” denmektedir. Cumhurbaşkanının yasama yetkisine ilişkin bir konuda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisi yoktur. Dolayısıyla 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin, uluslararası andlaşmaların onaylanması ve sona erdirilmesine ilişkin hükümleri ratione materiae yetkisizlik ile sakat hükümlerdir.

    Bu nedenle, İstanbul Sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Bakımından Feshedilmesi Hakkında 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, bu Kararın dayanağı olan 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin kendisi hukuka aykırı olduğu için hukuka aykırıdır.

     

    Uluslararası andlaşmaların onaylanması ve sona erdirilmesi konusu, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle değil, 244 sayılı Kanun [8] döneminde olduğu gibi, bugün de Kanunla düzenlenmelidir.

     

    2. Uluslararası Andlaşmaların Sona Erdirilmesi Yetkisi Cumhurbaşkanına Kanunla Verilmiş Olsaydı, 3718 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Hukuka Uygun Olur muydu?

     

    Yukarıda açıklandığı gibi uluslararası andlaşmaların onaylanması ve sona erdirilmesi konusu, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile değil, kanunla düzenlenmelidir. Cumhurbaşkanına uluslararası andlaşmaları sona erdirme yetkisi verilecekse, bu yetki ona kanunla verilmelidir. Ancak böyle bir yetki, Cumhurbaşkanına kanunla verilmiş olsa bile, bu yetkinin, yasama organı devreye sokulmadan sadece Cumhurbaşkanı kararıyla kullanılması yine de hukuka aykırı olurdu [9]. Şöyle:

     

    Türkiye Büyük Millet Meclisinin “onaylamayı bir kanunla uygun bulması”ndan sonra Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan bir uluslararası andlaşma, bu andlaşmanın sona erdirilmesi konusunda TBMM yeni bir kanun çıkarmadıkça, sadece Cumhurbaşkanı kararıyla sona erdirilemez [10]. Bu makalenin tartışma konusu açısından söylersek, İstanbul Sözleşmesi TBMM tarafından 24 Kasım 2011 tarih ve 6251 sayılı Kanunla uygun bulunduğuna göre, feshedilmesine ilişkin bir kanun çıkarılmadıkça, sadece Cumhurbaşkanı kararıyla feshedilemez.

     

    Bu konuda çok ileri düzey bir tartışma içine girmeye gerek yok. Hukukta “bir şey bağlandığı şekilde çözülür (Unumquodque eodem modo quo colligatum est dissolvitur) [11]. Buna “yetkide ve usûlde paralellik ilkesi” denir. Bir uluslararası andlaşma, TBMM’nin onaylamayı uygun bulma kanunundan sonra Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe konulmuş ise, ancak yine TBMM’nin bir kanun çıkarmasından sonra Cumhurbaşkanı tarafından sona erdirilebilir [12].

     

    TBMM’nin çıkaracağı bu Kanun, söz konusu uluslararası andlaşmanın sona erdirilmesinin uygun bulunması hakkında olabileceği gibi çıkardığı ilk uygun bulma kanununun ilgasına ilişkin de olabilir. Anayasanın bu konuda TBMM’ye ayrıca ve açıkça yetki vermesine de gerek yoktur. Bu yetki, yetkide paralellik ilkesinden istihraç edilebilir. Kaldı ki, TBMM’nin bir kanun çıkarması için Anayasadan yetki almasına da gerek yoktur. Yasama yetkisi secundum constitutionem bir yetki değil, sadece intra constituionem bir yetkidir.

     

    Hâlâ ikna olmamış birileri var ise onlara da şunu söylemek isterim:

     

    3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilen İstanbul Sözleşmenin onaylanması, TBMM tarafından 14 Kasım 2011 tarih ve 6251 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Bu Kanun hâlâ yürürlüktedir. Cumhurbaşkanının 6251 sayılı Kanunun yürürlüğü hakkında bir tasarrufta bulunması mümkün değildir. Aksini düşünenler var ise, bize, 14 Kasım 2011 tarih ve 6251 sayılı Kanuna ne olduğunu ve bu Kanunun nasıl olup da kimin tarafından yürürlükten kaldırıldığını açıklamaları gerekir.

     

    Hâlâ ikna olmayanlar var ise onlara da şu soruyu sorayım: 6251 sayılı Kanun, Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlükten kaldırılabiliyorsa, bütün kanunlar Cumhurbaşkanı kararıyla neden yürürlükten kaldırılmasın? Yarın 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun bir maddesi veya bazı maddeleri Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlükten kaldırılırsa o zaman söyleyecek tek bir sözünüz olmaz.

     

    Sonuç

     

    Ortada iki sorun var:

     

    Bu sorunlardan birincisi, uluslararası andlaşmaların onaylanması usûlünün kanunla değil, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu sorun, 15 Temmuz 2018 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle ortaya çıkmış bir sorundur. Bu sorunu çözmek için, bu Kararnamede düzenlenen yasama yetkisine ilişkin konuları bu Kararnameden çıkarıp, kanunla düzenlemek gerekir. Bu sorun, Cumhurbaşkanı hükûmet sisteminin yarattığı bir sorundur.

     

    Sorunlardan ikincisi ise, yetkide ve usûlde paralellik ilkesine aykırı bir şekilde Cumhurbaşkanına uluslararası andlaşmaları fesih yetkisinin verilmesidir. Bu sorun yeni bir sorun değildir. Bu ikinci sorun, 31 Mayıs 1963 tarih ve 244 sayılı Kanun döneminde de olan bir sorundur. Bu sorunu çözmek için, çıkarılacak bir kanunla, Cumhurbaşkanının uluslararası andlaşmalara son verme yetkisini ancak TBMM’nin çıkaracağı son vermeyi uygun bulma kanunundan sonra kullanabileceği hususu hüküm altına alınmalıdır.”

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    ABD’de ICE karşıtı protestolar 50 eyalete yayıldı: “Tarih sizi izliyor!”

    11 Ocak 2026

    Ateşkese rağmen İsrail’den Lübnan’ın güneyine yoğun hava saldırısı

    11 Ocak 2026

    Gökhan Günaydın: Meclis çalıştırılamıyor, emekli açlığa mahkûm ediliyor

    8 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Mahsuni Gül

    Arşiv belgeleri ışığında Cumhuriyet’in erken döneminde Alevilere yönelik inançsal baskılar

    Fatoş Osmanağaoğlu

    Venezuela’da yaşananlara sol muhalefet ne diyor?

    Elif Gamze Bozo

    Bir fotoğraf karesine sığmayan hakikat

    Remzi Altunpolat

    Venezuela: Uluslararası hukukun çöküşü, emperyalist barbarlık rejimi ve kapitalizm

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ümit Akçay

    Venezuela ve Trump doktrini

    Murat Sevinç

    ‘Barış Bildirisi’nin 10’uncu yılında hali pür melalimiz

    Alp Altınörs

    İlk Kürtçe ilkokul

    Fehim Taştekin

    Gangsterin dönüşü!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) YouTube
    EMEK

    Tıkla Gelsin motokuryeleri Urfa’da kontak kapattı: “Aynı işi yapıp daha az kazanıyoruz”

    11 Ocak 2026

    Kuşadası’nda iş cinayeti: Fırtınada çalışmaya zorlanan İşçi hayatını kaybetti

    9 Ocak 2026

    2025’te en az 94 çocuk işçi hayatını kaybetti: iş cinayetleri rejimi derinleşiyor

    9 Ocak 2026
    KADIN

    Kadınlar Tandoğan’da buluştu: “Umutsuzluğa teslim olmuyoruz

    11 Ocak 2026

    Kadınlardan 10 Ocak’ta Ankara’da büyük buluşma çağrısı: “Haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkıyoruz”

    7 Ocak 2026

    Kadınlar 10 Ocak’ta yan yana: “En güçlü yanıt örgütlü mücadeledir”

    5 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.