Kongolu lider Patrice Lumumba, Kongo’nun Belçika sömürge yönetiminden kurtuluşu için savaştı. Haksızlığa karşı sesini yükseltmesi ve Belçika yönetiminin şiddet ve aşağılamalarını vurgulamasıyla sembolik bir figür olarak kaldı. Düşünceleri nedeniyle işkence gördü, vuruldu ve sakat bırakıldı, ardından cesedi asit banyosunda eritildi.
Lumumba’nın işkence ile öldürülmesi, Kongo’yu Mobutu Sese Seko’nun darbeyle iktidarı ele geçirdiği ve 1997’ye kadar iktidarda kaldığı on yıllarca süren bir diktatörlüğe sürükledi.
Brüksel temyiz mahkemesi, 17 Mart Salı günü, eski üst düzey diplomat ve Avrupa Komiseri 93 yaşındaki Etienne Davignon’un, bağımsız Kongo’nun ilk Başbakanı Patrice Lumumba’nın öldürülmesindeki olası rolüyle ilgili soruları yanıtlamak üzere mahkemeye çıkması gerektiğine karar verdi. Bu karar, ülkenin sömürgeci geçmişiyle yüzleşme yolunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Eski Avrupa Komiseri ve Kongo liderinin ailesi tarafından cinayete karışmakla suçlanan 10 Belçikalıdan hayatta kalan tek kişi olan Etienne Davignon, “savaş suçlarına” katılmakla suçlanıyor. Eğer dava görülürse, Davignon, Lumumba’nın idam edilip cesedinin asitte eritilmesinden bu yana geçen 65 yıl içinde adalet karşısına çıkan ilk Belçikalı yetkili olacak. Davignon, “Sivil veya savaş esirini hukuka aykırı olarak gözaltına almak ve teslim etmek; savaş esirini adil ve tarafsız yargılanma hakkından mahrum bırakmak ve aşağılayıcı ve insanlık dışı muamelede bulunmak” suçlamalarına cevap vermek zorunda kalacak.

Etienne Davignon’un rolü neydi?
Cinayetin işlendiği sırada Davignon, Belçika Dışişleri Bakanlığı’nda stajyerdi ve Dışişleri Bakanı Pierre Wigny’nin Kongo biriminde çalışıyordu. Belçika, Lumumba hükümetini zayıflatmaya çalışıyor ve Katanga Eyaleti’nin ülkeden ayrılmasını istiyordu.
Bu durumun sağlanması Davignon’un sorumluluğundaydı. Suikastı araştıran parlamento komisyonunun raporunda, diğer hususların yanı sıra, Davignon’un Lumumba’nın görevden alınmasını haklı çıkaracak hukuki argümanlar sunması gerektiği belirtiliyor. Komisyonun bulgularının ardından, Belçika hükümeti Lumumba’nın öldürülmesinde Belçikalıların rolü nedeniyle özür diledi. Birkaç yıl önce, Lumumba’nın kalıntıları (tek bir dişten ibaret) Kongo’ya iade edildiğinde de ek özürler dilenmişti.
Asıl soru, Davignon’un rolünün ne kadar önemli olduğudur.
Kongo uzmanı ve ‘Lumumba Cinayeti’ kitabının yazarı Ludo De Witte’ye göre, onun rolü soruşturma komisyonunun belirttiğinden çok daha öteye uzanıyordu.
De Witte, diğer şeylerin yanı sıra, o döneme ait teleksleri örnek gösteriyor. De Witte’ye göre, örneğin Eylül 1960’ta Davignon, “Lumumba’yı görevden almak ve Kongolu liderler arasında ona karşı birlik sağlamak temel bir sorun gibi görünüyor” diye yazmıştı.
Bir diğer önemli unsur ise Lumumba’nın işkence gördüğü ve nihayetinde öldürüldüğü Katanga’ya nakledilmesidir. Belçika Dışişleri Bakanlığı’nın bu nakli onayladığı söyleniyor, ancak Davignon daha sonra tam tersini belirtti.
Kongo’daki görevinden sonra Davignon, Belçika Dışişleri Bakanı’nın özel kalem müdürü ve daha sonra Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı oldu. Ayrıca, holding şirketi Generale Maatschappij ve daha sonra enerji sağlayıcısı Engie’de ve Brussels Airlines’ın başkanlığı da dahil olmak üzere çok sayıda yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu. 2004 yılında Kraliyet Danışmanı oldu.
Davignon şimdi yargılanacak, ancak bu karara itiraz etme hakkı hala mevcut. Bu durumda, hakim önce nihai bir karar vermek zorunda kalacak.
Lumumba’nın ailesi kararı ihtiyatlı bir şekilde karşıladı: “Rahatladık; umduğumuzu elde ettik. Bu bir adım ileri; adalete biraz daha yaklaştık,” diyor torunu Yvan. İntikam peşinde olmadığını, sadece tanınma istediğini söylüyor. “Lumumba’nın kaybı, Kongo için ve bizim için hala çok ağır bir yük.”
Lumumba’nın öldürülmesiyle ilgili dava 65 yıl sonra hâlâ mahkemeye taşınabilir mi?
Soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları gibi uluslararası suçların kovuşturulması zaman sınırlamasına tabi değil; yani bu suçlar zaman aşımına uğramaz veya af kapsamına girmez. Bu nedenle Lumumba’nın öldürülmesi gibi vakalar on yıllar sonra bile soruşturulmaya devam edebilir.
Lumumba’nın öldürülmesinin “geçtiğimiz yüzyılın en yıkıcı siyasi cinayetlerinden biri” olduğunu söyleyen Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi (ECHHR) Genel Sekreteri Wolfgang Kaleck, “Bu tür şiddet yalnızca bireyler tarafından değil, aynı zamanda bir aygıt tarafından da işleniyor. Bu bir iş bölümü, yani herkes kendi rolünü oynadı” dedi.
Davignon yargılaması tarihi bir adım
2021 yılında iki siyahi kadın, Liliane Umubyeyi ve Amah Edoh tarafından kurulan, Avrupa ve Afrika genelinde tarihsel ve güncel ırksal adaletsizliklerden devletleri ve özel aktörleri sorumlu tutmak için çalışan African Futures Lab, Brüksel Birinci Derece Mahkemesi Ön Yargılama Dairesi’nin Étienne Davignon’un Joseph Okito ve Maurice Mpolo ile birlikte Patrice Lumumba suikastı ile bağlantılı olarak ceza mahkemesine sevk edilmesi kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Davanın uzun yıllar suçların ağırlığına ve derin tarihsel sonuçlarına rağmen, sessizlik, engelleme ve yargısal hesap verebilirliğin yokluğuyla damgalanmış olmasına dikkat çekilen açıklamada, “Bugünkü karar, bu döngünün nihayet sona ermekte olduğunun sinyalini veriyor. Bu karar, belirleyici bir değişimin habercisidir: Uzun zamandır tarih veya siyasi sorumluluk meselesi olarak ele alınan konu, artık yargısal inceleme alanına giriyor” denildi.
Belçika sömürgeci geçmişinin yol açtığı zararı onarmak için yeterince çaba göstermedi
Brüksel’deki Kongo topluluğu üyeleri ve aktivistlerinin, Patrice Lumumba’nın suikastının 65. yıldönümünü anmak için bir araya geldiği etkinliğin organizatörü Stephanie Ngalula, “Patrice Lumumba, emperyalizme ve sömürgeci güce karşı direniş yoluyla elde edilen zaferin siyasi bir rol modelidir” dedi. Belçika devleti 2001’de Lumumba’nın öldürülmesinden dolayı ahlaki sorumluluğunu kabul etmiş ve 2022’de ailesinden özür dilemiş olsa da, Belçika’nın sömürgeci geçmişinin yol açtığı zararı onarmak için yeterince çaba göstermediğini belirten Ngalula, “Belçika, sömürgeciliğe ve suistimale karşı sesini yükseltme fırsatı bulduğu her seferinde bundan kaçındı ve hatta statükonun korunmasına katkıda bulundu,” dedi.
