İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, boykot çağrılarına yönelik “Nefret ve Ayrımcılık” ve “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik” suçlamasıyla soruşturma başlatması, daha önce AYM’nin benzer bir durumda verdiği “ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine” dair kararını gündeme getirdi.
AYM: Sert eleştiri de ifade özgürlüğüdür
AYM’nin incelediği davada başvurucu, bir GSM operatörünün bir vakfa mali destek verdiğini iddia ederek, sosyal medya hesabında “pedofili destekçisi ve sansürcü” ifadeleriyle boykot çağrısı yapmıştı. Şirketin açtığı manevi tazminat davasında mahkemeler başvurucuyu haksız bularak 500 TL tazminata mahkûm etmiş, ancak AYM bu kararı ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirmişti.
AYM, kamusal tartışmalara katılan şirketlerin daha fazla eleştiriye katlanma yükümlülüğü olduğunu vurgulamış ve boykot çağrısının, şirketin ticari itibarına hakaretten ziyade, vakıfla mali ilişkisine yönelik eleştiri niteliğinde olduğunu belirtmişti. Mahkeme, “ifade özgürlüğü yalnızca zararsız ve kabul gören görüşler için değil, rahatsız edici ve şok edici fikirler için de geçerlidir” diyerek ifade özgürlüğü lehine hüküm vermişti.
Savcılıktan boykot çağrılarına soruşturma
Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada yapılan boykot çağrılarını “halkın bir kesiminin ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemeye yönelik” ve “nefret söylemi” olarak değerlendirerek re’sen soruşturma başlattığını duyurdu. Ticaret Bakanı Ömer Bolat da boykot çağrısı yapanlara karşı ticari zarara uğrayanların tazminat davası açabileceğini söyledi.
AYM’nin kararında boykot çağrısının ticari bir şirketin mali ilişkilerine yönelik bir eleştiri olduğu ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıkça belirtilirken, savcılığın soruşturması, boykot çağrılarını “nefret ve ayrımcılık” suçu kapsamında ele alıyor.
AYM’nin kararına göre şirketler, kendilerine yönelik sert ve hatta rahatsız edici eleştirilere daha fazla katlanmak zorundayken, savcılığın soruşturması boykot çağrısını kriminalize ederek ifade özgürlüğü sınırlarını daraltıyor.