Mirzam İrem Kabataş, ALİAĞA, (İZMİR), (SH)
Rafineriler, petrokimya tesisleri, gemi söküm alanları ve yoğun liman faaliyetleriyle çevrili Aliağa, uzun süredir hava, deniz ve toprak kirliliğinin yarattığı sağlık riskleriyle tanınıyor. Marina projesi kapsamındaki dolgu, tarama ve dalgakıran uygulamalarının, zaten baskı altında olan kıyı ekosistemlerine kalıcı zarar vereceğine dikkat çekiliyor. Balıkçılıkla geçinenler ve kıyıyı kamuya açık alan olarak kullananlar için projenin ciddi sonuçlar doğuracağı ifade ediliyor.
Projeye yönelik tepkilerde, marina yatırımlarının “turizm” ve “kalkınma” gibi başlıklarla sunulmasına rağmen, sanayi kentlerinde bu tür projelerin kamuya açık alanların özel kullanıma açılması ve kâr odaklı dönüşüm anlamına geldiği vurgulanıyor. Ayrıca, sanayi kazaları ve kimyasal kirlilik riskinin yüksek olduğu bir bölgede yeni kıyı yapılaşmalarının halkın yaşam güvenliğini tehdit ettiği belirtiliyor.
DEM Parti: “Bu proje kamu yararına değil”
DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü, marina projesine ilişkin yaptığı açıklamada, kararın Aliağa halkının ihtiyaçlarından değil, sermaye önceliklerinden kaynaklandığını savundu. Açıklamada, Aliağa’nın yıllardır sanayi yükü altında yaşadığı hatırlatıldı. Yeni marina projesinin ekolojik yıkımı derinleştireceği ve kıyıların kamusal niteliğini zayıflatacağı ifade edildi.
DEM Parti ,açıklamasında marina projelerinin emekçi kentlerinde istihdam yaratma iddiasının gerçeği yansıtmadığını; ortaya çıkan işlerin geçici ve güvencesiz olduğunu belirtti. Kıyıların lüks tüketime ve ayrıcalıklı kullanıma açılmasının, Aliağa halkının denizle olan bağını kopardığı vurgulandı. Ayrıca, proje sürecinde yerel halkın, meslek odalarının ve çevre örgütlerinin görüşlerinin dikkate alınmadığına dikkat çekildi.
Parti, Aliağa’nın bir yatırım alanı değil, bir yaşam alanı olduğunu vurgulayarak, ilçenin ihtiyacının yeni rant projeleri değil, ekolojik rehabilitasyon, kamuya açık kıyı düzenlemeleri ve halk sağlığına dayalı politikalar olduğunu belirtti.
