Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Yayladağı Sınır Kapısı’nda Halep protestosu: Saldırılar bölge barışına sıkılan kurşundur

    13 Ocak 2026

    Mardin’de sabah baskınları: Çok sayıda genç gözaltına alındı

    13 Ocak 2026

    KESK üyeleri yarın iş bırakıyor

    13 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Arşiv belgeleri ışığında Cumhuriyet’in erken döneminde Alevilere yönelik inançsal baskılar

      9 Ocak 2026

      Venezuela’da yaşananlara sol muhalefet ne diyor?

      8 Ocak 2026

      Bir fotoğraf karesine sığmayan hakikat

      8 Ocak 2026

      Venezuela: Uluslararası hukukun çöküşü, emperyalist barbarlık rejimi ve kapitalizm

      7 Ocak 2026

      ABD’nin Venezuela’ya saldırmasını görmek

      5 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Zor-yoğun alt-emperyalizm: Türkiye’de güvenlikçi devlet aklı, Kürt meselesi ve Rojava

      13 Ocak 2026

      İran yönetiminin kaos planı

      12 Ocak 2026

      Emekli aylıklarında sefalet: Asıl sorumluyu unutma!

      12 Ocak 2026

      Venezuela ve Trump doktrini

      11 Ocak 2026

      ‘Barış Bildirisi’nin 10’uncu yılında hali pür melalimiz

      9 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025

      Özlem Tolu: 2026 bütçesi eğitimin daha fazla piyasalaşacağı bir dönemin habercisi.

      15 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Alakır’da sermayenin doğa talanına karşı direnen Günel-Erkutlu çifti: Ali ve Aysin’in anısına sedir ormanları korunmalı

    Alakır’da sermayenin doğa talanına karşı direnen Günel-Erkutlu çifti: Ali ve Aysin’in anısına sedir ormanları korunmalı

    Siyasi Haber3 Ekim 2017
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Alakır vadisinde yapılmak istenilen HES’lere karşı mücadele eden Tuğba Günel ve Birhan Erkutlu çifti geçtiğimiz günlerde evlerinin yakınında havaya ateş açılarak taciz edildi. MÇD Erkutlu çiftiyle söyleşti: “Bundan sonra asıl yapılması gereken Ali ve Aysin çiftinin mücadelelerini devam ettirmek. Onların anısına saygı ile o sedir ormanlarını korumak

    Röportaj: Munzur Çevre Derneği (MÇD)


    14 yıldır Kumluca Alakır vadisinde yaptıkları Bioev’de yaşamlarını sürdüren Birhan ve Tuğba çifti vadiye yapılmak istenen HES projelerine karşı mücadele ediyor.

    Sermaye sahipleri, Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftini katlederek “ortadan kaldırdığını" düşündüğü gibi, rantın önüne çıkan her direnişi ya da direnişçiyi tehdit ve katliamcı saldırılarıyla yıldıracağını ve yok edeceğini düşünüyor. Ancak şunu unutuyorlar ki; bu saldırılar bizi daha çok güçlendiriyor ve Munzur'dan Alakır'a örülecek mücadeleye davet çıkarıyor…

    Yaşanan saldırıya ve mücadele yöntemlerine ilişkin, saldırıya uğrayan Birhan ve Tuğba çifti ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz:




    Çevre ve doğanın özgürlüğü için verdiğiniz mücadeleye, gazetelere vermiş olduğunuz röportajlardan doğru şahitlik etmiş olduk. Öncelikle bize biraz tüm bu tehdit ve baskılara rağmen doğanın özgürlüğü için sürdürdüğünüz mücadelenizi anlatır mısınız?



    Aslında bu, tüm canlıların yaşam hakkı ve özgürlüğü mücadelesi bizler için. Etrafımızdaki canlıların yaşama hakkı ve özgürlüğü gasp edilirken bizler özgür olamayız. Bu nedenden ötürü öncelikli olarak kendi yaşam alanımızın etrafında olup biten, direkt kendi gözlerimizle görüp şahit olduğumuz haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı bir mücadele bizimkisi. Barışçıl yöntemlerle yürüttüğümüz mücadelemizi bir sacayağı gibi üç başlıkta toplayabiliriz: Hukuksal, bilimsel ve eylemsel. Hukukun işlerliği her ne kadar sıkıntılı olursa olsun 'hukuk yok' deyip vazgeçmeden sonuna kadar haklarımızı alma konusunda girişimlerimizi devam ettiriyoruz. Konularla ilgili bilimsel araştırmalar yapıp ya da yapılmasını teşvik edip öğreniyor ve bilgileniyoruz. Yaratıcı ve sanatsal eylemlerle de hem doğada hem şehirde insanları bilinçlendirmeye yönelik eylemler organize ediyoruz.



    Antalya son zamanlarda taş-maden ocakları ve HES yapımları gibi çeşitli doğa talanları ile sık sık gündem oluyor. Siz bu konu hakkında (bizzat orada yaşayanlar olarak) ne düşünüyorsunuz?



    Antalya’da yaşanan doğa kıyımlarının bu coğrafyanın ve hatta dünyanın diğer güzel köşelerinde yaşananlardan aslında hiçbir farkı yok. Doğayı bir hammadde olarak gören küresel boyutta kalkınmacı anlayışın yürüttüğü politikaların saldırısı altındayız. Bu anlayış HES, maden, termik, nükleer, kentsel dönüşüm gibi şekillerde karşımıza çıkmakta. Bizim bulunduğumuz vadide bu ilk olarak HESlerle karşımıza çıktı. Ama doymak bilmeyen bu tüketim anlayışı daha birçok yıkımıyla her an karşımıza çıkabilir.



    Sizce de bu yaşadıklarınız Ayşe Büyüknohutçu ve Ali Ulvi çiftinin yaşadıklarına benzemiyor mu? Bize biraz bu benzerliğin sebeplerini anlatabilir misiniz?



    Ali ve Ayşe Büyüknohutçu çifti de aynı bizim gibi kırsalda yaşamayı ve etraflarındaki canlıların yaşamını barışçıl ve hukuki yollardan korumaya çalışan insanlardı. Ve aynı bizim gibi mücadele edenlerin yaşadığı tehdidi yaşıyorlardı muhtemelen. Bu tarz samimi yaşam ve mücadeleleri daha çok hedef haline geliyor. Çünkü direkt sistemin hammaddesinin üzerine oturmuş onu koruyorsunuz. Milyonlarca liralık rantın ortasında mütevazı bir yaşam ve koruma mücadelesi sizi ormanın ortasında hedef haline getiriyor. Yerinde mücadeleler direkt göz önünde olup mimlenirler. Rahatsız edilip, tehdit edilirler. Korkmaları, kaçmaları ve korudukları yaşam alanını terk etmeleri beklenir. Parayla kandıramayıp, tehditle korkutup kaçıramadıklarını en son çare ortadan kaldırmak durumunda kalırlar. Dünyada bunun örnekleri artarak devam ediyor. Geçen sene dünya genelinde 200'ü aşkın çok nadide çevreci katledildi. Bir önceki sene sayı 160 idi.



    Bildiğiniz üzere katledilen çevreci çiftin katili daha soruşturmada bir yere varılmadan “intihar” etti! Peki, bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?



    Konuyu başından beri çok yakından takip etmekteyiz. Ali ve Aysin çiftini ellerimizle toprağa verdik. Ama sadece yaşananları alt alta koyup konudan hiç haberi olmayan herhangi bir insan bile bu gidişat hakkında çok derin şüphelere sahip olur kolayca. Soruşturma devam ederken katilin şirketin azmettiricisi olduğu ile ilgili beyanları, ardından güvenlik nedeniyle başka hapishaneye naklini istemesi ve o naklin hemen ardından da intihar etmesinin neredeyse mümkün olmadığı yeni tip bir cezaevinin tuvaletinde ölü bulunması… Adı geçen mermer ocaklarından kimsenin konu hakkında sorgulanmaması. Bu sırada tüm sponsorları bu mermer ocakları olan Finike Festivalinin ilk konuğunun mafya lideri Sedat Peker oluşu… Bunlar ve benzerlerini alt alta koyunca aslında her şeyin ne kadar açık olduğu anlaşılıyor bizim açımızdan. Bundan sonra asıl yapılması gereken Ali ve Aysin çiftinin mücadelelerini devam ettirmek. Onların anısına saygı ile o sedir ormanlarını korumak. Bu konudaki girişimlerin içindeyiz biz de.



    Son olarak: Sizler de biliyorsunuz ki yaşadığımız coğrafyanın meralarından tutalım da sahillere kadar dört bir yanı talan ve yağma tehlikesiyle karşı karşıya. Buradan doğru vereceğiniz bir mesajınız var mı? Bu talana nasıl dur diyebiliriz?



    Bu bizim ilk gençlik yıllarımızda kendimize sorduğumuz soru idi. Hayata atılmadan önce gerçekten nasıl bir dünya arzuladığımızı ve bunun için bizim neler yapabileceğimizi düşündük hep. Önce kendi yaşamımızı sorguladık. Olabildiğince bu talan kültürüne hizmet etmemek için bir yol aradık. Ne aldığımız plastik şişe sularla su gaspçılarına, ne yediğimiz gıda ile tohum mafyasına, ne tükettiğimiz elektrik ile HESlere, nükleere… ne kiraladığımız evler yüzünden inşaat sektörüne ne de tüm bu tüketimlerimizin üretimleri aşamasında yaşanan iş cinayetleri ve doğa katliamlarına dolaylı yoldan hizmet etmek istemiyorduk artık. Banka kartlarından ve faturalardan kurtulmalıydık en baştan samimi bir mücadele yürütebilmek için. Çünkü daha küçük yaşlardan itibaren yaşadığımız şehirde de haksızlıklara karşı tepkiselliğin ve eylemselliğin hep içinde olduk. Ama bir süre sonra dediğim gibi bunu daha samimi bir çizgiye çekmek istedik. Bir yandan sistemi beslerken bir yandan ona karşı olmayı sürdürülebilir bulmadık hem felsefi hem ahlaksal hem de psikolojik açıdan. Onun için kendine yeter bir yaşam kurmak için yola çıktık. Kendi evimizi yapıp, bostanımızı kurup, suyumuzu çıkarıp, kendi enerjimizi üretip olabildiğince bu yıkıcı kapitalist sisteme yaptığımız hizmetlerden çekildik. Bizim bulduğumuz naçizane çözüm buydu. Herkesin kendine göre bir çözümü vardır. Ama bize sorarsanız bu talanı ancak ona ortaklık etmeden durdurabileceğimizi söyleyebilirim ancak. Çünkü tüketimimiz ve  dayatılmış yaşamsal alışkanlıklarımız yüzünden şirketlere ve hükümetlere bu talanın kapısını aralıyoruz. Her birimiz kendi tüketimini sorgulayabilir başlangıç olarak; az ya da çok demeden önce kendimizde ve yaşantımızda değişiklikler yaparak. Sonrası samimi bir mücadele zaten, mutlaka kazanılacak olan.


     


    Alakır’da sermayenin doğa talanına karşı direnen Günel-Erkutlu çifti: Ali ve Aysin’in anısına sedir ormanları korunmalı


     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    İlham Ehmed: Halep’teki saldırılar Kürtlere karşı soykırım harekâtıdır

    7 Ocak 2026

    İlerici Enternasyonal’in ABD’nin Venezuela’yı işgaline dair açıklaması: “Sessizlik suç ortaklığıdır!”

    4 Ocak 2026

    Cumartesi Anneleri’nden yeni yıl çağrısı: Hakikatle yüzleşmeden adalet gelmez

    3 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Mahsuni Gül

    Arşiv belgeleri ışığında Cumhuriyet’in erken döneminde Alevilere yönelik inançsal baskılar

    Fatoş Osmanağaoğlu

    Venezuela’da yaşananlara sol muhalefet ne diyor?

    Elif Gamze Bozo

    Bir fotoğraf karesine sığmayan hakikat

    Remzi Altunpolat

    Venezuela: Uluslararası hukukun çöküşü, emperyalist barbarlık rejimi ve kapitalizm

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Remzi Altunpolat

    Zor-yoğun alt-emperyalizm: Türkiye’de güvenlikçi devlet aklı, Kürt meselesi ve Rojava

    Arif Keskin

    İran yönetiminin kaos planı

    Aziz Çelik

    Emekli aylıklarında sefalet: Asıl sorumluyu unutma!

    Ümit Akçay

    Venezuela ve Trump doktrini

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) YouTube
    EMEK

    KESK üyeleri yarın iş bırakıyor

    13 Ocak 2026

    TÜİK ciro endeksleri: Sermayenin cirosu artıyor, emekçinin payı eriyor

    13 Ocak 2026

    ÇAYKUR mevsimlik işçilerinin güvencesizliği Meclis gündeminde

    13 Ocak 2026
    KADIN

    Kadın hakim ayrıldığı savcı tarafından Adliye’de vuruldu

    13 Ocak 2026

    Kadınlar Tandoğan’da buluştu: “Umutsuzluğa teslim olmuyoruz

    11 Ocak 2026

    Kadınlardan 10 Ocak’ta Ankara’da büyük buluşma çağrısı: “Haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkıyoruz”

    7 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.