Editör: Elif Gamze BOZO, (SH)
TBMM Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon Alt Komisyonu’nun 8 Nisan 2026 tarihli toplantısında, “hızlı boşanma” tartışmaları gündeme damga vurdu. AKP İstanbul Milletvekili Adem Yıldırım’ın tek taraflı boşanmayı savunan sözleri, kadın hakları örgütlerinin sert tepkisine neden oldu.
Toplantıda konuşan Yıldırım, boşanma süreçlerinde “kusurun ortadan kaldırılması” ve “irade esaslı boşanma” modeline geçilmesi gerektiğini savundu. Nikâh sürecine benzer bir usul öneren Yıldırım, taraflardan birinin mahkeme huzurunda “hayır” demesi halinde boşanmanın gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti. Yıldırım, uzun süren boşanma davalarının gençlerin evlilikten uzaklaşmasına neden olduğunu ileri sürdü.
Bu açıklamalar, kamuoyunda “tek taraflı boşanma” ve “boş ol sistemi” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Kadın örgütleri, söz konusu yaklaşımın erkekler lehine bir sistem yaratacağını, kadınların nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi ekonomik haklarını zayıflatacağını belirtti.
Toplantıda söz alan CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise öneriye itiraz ederek, evliliğin iki tarafın iradesiyle kurulduğunu ve boşanmanın da aynı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Karaca, boşanma davalarının uzamasının nedeninin usul değil, yargı sistemindeki iş yükü olduğunu ifade etti.
Öte yandan Adalet Bakanlığı’nın 12. Yargı Paketi kapsamında gündeme getirdiği “hızlı boşanma” düzenlemesinin, tarafların boşanma konusunda anlaşması halinde sürecin hızlandırılmasını öngördüğü, ancak Yıldırım’ın önerisinin bundan farklı olarak tek taraflı beyanla boşanmayı mümkün kılmayı hedeflediği belirtildi.
Kadın örgütleri tarafından yapılan değerlendirmelerde, “hızlı boşanma” adı altında getirilecek düzenlemelerin, özellikle kadınların ekonomik güvencelerini ortadan kaldırabileceği ve boşanma sürecinde yeni şiddet biçimlerine yol açabileceği ifade edildi. Nafaka, velayet ve tazminat gibi konuların boşanmadan ayrı düşünülemeyeceği vurgulandı.
Açıklamalarda ayrıca, mevcut hukuk sisteminde anlaşmalı boşanmanın zaten kısa sürede gerçekleşebildiğine dikkat çekilerek, yeni düzenlemelerin kadınların kazanılmış haklarını geriletme riski taşıdığı kaydedildi.
Kadın örgütleri, Medeni Kanun’un eşitlikçi yapısının korunması gerektiğini belirterek, kadınların ve çocukların ekonomik ve hukuki güvencelerini zayıflatacak hiçbir düzenlemeyi kabul etmeyeceklerini açıkladı. “Boşanmayı hızlandırma” söylemi altında hak kaybına yol açacak adımlara karşı mücadele çağrısı yapıldı
