Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    ESP dosyasında “hukuki zorbalık” iddiası: 83 kişi için tahliye ve hızlı karar talebi

    10 Nisan 2026

    Artemis II Dünya’ya dönüyor: Tarihi Ay görevi tamamlanıyor

    10 Nisan 2026

    Öğretmenlik Meslek Kanunu pedagojik reform mu, hegemonik yeniden yapılanma mı?

    10 Nisan 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Öğretmenlik Meslek Kanunu pedagojik reform mu, hegemonik yeniden yapılanma mı?

      10 Nisan 2026

      KSK70’te “toplumsal cinsiyet” krizi

      7 Nisan 2026

      Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

      2 Nisan 2026

      Fedakârlık değil hak ihlali: Engelli politikalarında devletin geri çekilişi

      28 Mart 2026

      COP neyi başaramadı ve kapitalizmde yeşil dönüşüm mümkün mü?

      27 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Yeni bir yol yapmak

      1 Nisan 2026

      İşsiz gençler, çalışan emekliler!

      30 Mart 2026

      İran savaşında gerçekliği kavramak, gerçekliği fiyatlamak

      30 Mart 2026

      Tarihimiz ve hakikat-sonrasının açmazları

      23 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Newroz, Akitu ve Paskalya: Mezopotamya’nın kadim bayramları yeniden sahipleniliyor

      5 Nisan 2026

      Dr. Levent Koşar: ‘İşçi sağlığı bir sağlık sorunu değil, sınıf mücadelesi sorunudur!’

      1 Nisan 2026

      Gazze’de soykırım hâlâ sona ermedi

      26 Mart 2026

      Iskalanmış Hayatlar: Tarihsel ayrımcılık, deprem ve Domariyi yitirmek

      23 Mart 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » AKP yıpranmıyor mu?

    AKP yıpranmıyor mu?

    Siyasi Haber14 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Kadir Akın yazdı

    Onca yolsuzluk ve rüşvet dosyalarına, ardı ardına ortaya çıkan ses kayıtlarına ve tapelere, kuvvetler ayrılığını ayak bağı olarak görüp yargıyı denetim altına almak için alelacele meclisten çıkartılan gayri meşru kararnamelere, hukuksuz yasalara ve göz göre göre kendi diktatörlüğünü pekiştirme hamlelerine karşın, AKP yıpranmıyor mu?

    Elbette yıpranıyor ve 30 Mart yerel seçimlerinde AKP’nin oy oranında ciddi bir düşüş yaşayacağı aşikar. Ne var ki bu durum AKP’nin ve hatta Erdoğan’ın 31 Mart’ta tümüyle işinin bittiği anlamına gelmiyor. Ne oylarındaki düşüş AKP’yi birinci parti olmaktan çıkartacak ne de Erdoğan siyaset sahnesinden silinip gidecek. Canhıraş, kan ter içinde geleceği kazanma mücadelesi devam ediyor. Üstelik AKP’nin hitap alanında bulunanların büyük bir bölümünün ses kayıtlarının yayımlandığı interneti kullanmadığını ve Erdoğan’a kumpas kurulduğu inancı içinde olduğunu da gözlerden kaçırmayalım!

    AKP’nin, kendinden önce gelen DP, AP, ANAP gibi bir konjonktür partisi olduğunu daha önce yazmıştık. ABD’nin Ortadoğu’daki planlarının tümüyle farklılaşması ve siyasal İslami seçenek kılan konjonktürün değişmesiyle birlikte Erdoğan’ın bunun tersi politikalar izleyerek ABD ile zıtlaşması, yine bir kriz sonrası ABD onayıyla iktidara gelmiş bir parti için selefleri gibi ömrünün sonuna doğru geldiğinin işareti olarak görülmeliydi.

    Cemaatin sadece “cemaat” olmadığını, hizmet hareketinin dünyanın dört bir tarafına yayılmış okul ve tesisleriyle birlikte sadece “hizmet hareketi” olmadığını bildiğimiz gibi biliyoruz. AKP’nin iktidara gelişinde, 11 yıl boyunca iktidarda kalışında ve “askeri vesayet”le sürdürdüğü kavgasında arkasında olanlar, şimdi karşısında gibi görünüyor. AKP’nin “sağlam bir anti-emperyalist odak” olduğu iddiasında bulunmayacaksak, AKP’nin 12 yıla giren iktidar başarısının arkasında duran emperyalist güçlerle şimdi yaşadığı çatışma ve zıtlaşmayı da iyi analiz etmemiz gerekiyor.

    Tayyip Erdoğan da başına gelenlerin ve hatta daha da gelebilecek olanların farkında. Kendinden önceki konjonktür partilerinin akıbetine uğramamak için “yeni dönemin” siyasi gücü olmaya çalışıyor. Çalışıyor ama bugüne değin yaptığı hatalar önüne öyle bir fatura çıkarttı ki, bunları nasıl telafi edeceği en temel soru olarak ortada duruyor.

    Türkiye, besleyip sınırlarından geçişine göz yumduğu ve sayıları 70 bine ulaşan  “cihatçı” çetelerin Suriye’den tasfiyesi konusunda inandırıcı bir proje geliştirebilecek mi?

    Irak’ta ABD’nin kendisine verdiği Irak merkezi hükümetiyle, özerk Kürdistan bölgesi arasındaki arabulucuk görevini ABD’nin petrolden elde edilecek çıkarlarını da gözeterek  layıkıyla yerine getirebilecek mi?

    İran’la ilişkilerini ABD’nin istediği biçimde yeniden tanzim edebilecek mi, Mısır’da Sisi darbesiyle ilgili ettiği o kadar “köşeli” laflarını unutup ortaya çıkan durumla ilgili manevra yapabilecek mi?

    Kuşkusuz AKP’nin başına gelen ve gelmekte olanları ve bütün bu olup bitenleri, “dışarıdan planlanan, iç ilişki ve çelişkileri hesaba katmayan bir oyun/komplo” basitliğiyle ele alıp değerlendiremeyiz. Türkiye’de emperyalizmin bir iç olgu haline geldiği tarih, epey eskilere dayanıyor, dolayısıyla dünyadaki ve bölgedeki gelişmelerin Türkiye siyasetine bir sismograf gibi yansıdığını hesaba katmalı, analizi ona göre yapmalıyız. Uzun süredir uykuda olan ve bir kaç haftadır yeniden başlayan Kıbrıs sorununun müzakere sürecine de; Ukrayna’da Rusya’nın olası bir askeri hareketine ve NATO’nun karşı atağına da, Karadeniz’e geniş bir kıyısı olan Türkiye’nin bu gerilimdeki aldığı pozisyona da iyi bakmak gerekiyor.

    Erdoğan’ın ABD’nin yeniden gözüne girmek için, eline geçen fırsatları sonuna kadar kullanmayı, bir “salto mortale” atarak yeni dönemde de seçeneklerden birisi olarak kalmayı isteyeceğinden asla şüphe edilmemeli.

    Ne var ki bu takladan boynunu kırarak çıkması da sözkonusu. Çünkü Erdoğan’ın dertleri bu kadarla bitmiyor. Dünya para piyasalarındaki dalgalanma ve döviz kurlarının engellenemeyen yükselişi, Erdoğan’ın uzun süredir lehine gelişen ekonomik göstergeleri her an tepetaklak edebilir.

    Seçim sonrası en temel mallara bir dizi zam geleceğini neredeyse bütün ekonomistler söylüyor. Henüz sokaktaki sıradan insana ekonomideki olumsuz gelişmeler yansımış değil. AKP iktidarı ile birlikte sermaye bloğunun değiştiğini ve ortada dönen milyar dolarların AKP yandaşı sermaye guruplarına aktığını tahmin ediyorduk, şimdi artık tapelerden biliyoruz.

    Dolayısıyla 17 Aralık’ta ortaya saçılanlara da, 17 Aralık tutuklularının serbest bırakılmalarına da, bugün ortaya çıkan Tayyip-Bilal ses kayıtlarına da “halkımızın fazla tepki vermemesi” ve  pek de “Erdoğan bitti” havasında olmamasını, henüz ” ekonomik krizi” hissetmiyor oluşuyla açıklayabiliriz.

    AKP kurmayları ve Erdoğan bunu bildiği için son günlerdeki bütün konuşmalarında “bu kadar yatırım yapan, bu kadar mega projeyi hayata geçiren, IMF’ye borcumuzu sıfırlayan bir iktidar nasıl yolsuzluk yapar” diyor. Ama ekonomik krizin boylu boyunca kendini gösterdiği koşullarda, toplu işten çıkarmaların kapıya dayanıp, peş peşe zamlar açıklandığında ve elde avuçta olanların kaybedilmeye başlandığında, bu izah tarzının pek bir işe yaramayacağını hep birlikte göreceğiz.

    Geçtiğimiz ay bianet’te yayımlanan “AKP’nin işi bitti mi” başlıklı yazımın son cümlesi şöyle bitiyordu, “tek başına iktidarı alsa bile Tayyip Erdoğan’ın AKP’nin başında kalması parti tüzüğü gereği de AKP içinde başlayacak hoşnutsuzluklar sonucu da zaten mümkün görünmüyor. Yaptığının ‘amok koşusu’ olduğunu kendisi de biliyor elbette. Dolayısıyla onun için en uygun görünen makam mevcut yetkisizliğiyle Cumhurbaşkanlığı köşküne oturmak olacaktır. Bütün AKP kurmaylarının da kulağına fısıldadıkları budur. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı aylık bir zaman dilimi kaldı, bu göreve hazırlanmak ve AKP’yi rahatlatmak için yeterli bir süre. Tersi bir durum ise bilinmez bir yolculuğun kapısını aralayabilir”

    Şimdi artık Cumhurbaşkanlığının da Erdoğan için “kolay” bir makam olduğunu düşünmemek gerekiyor. Son bir ayda Erdoğan’ın kullandığı üslup, yolsuzlukla ilgili gelişmeler, muhtemel yeni ses kayıtlarının yaratacağı etki ve Abdullah Gül’ün HSYK yasasını imzalarken takındığı tutum, mevcut gerilimin artarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar devam edeceğini gösteriyor. Ayrıca geri çekilmiş de olsa, kendisini arada bir hatırlatan “Taksim-Gezi isyanı”nın enerjisinin hala ortalıkta dolaşıyor olduğunu görmek gerekiyor. Bunca rezilliğe ve kepazeliğe karşı “öğrenilmiş ve tecrübe edilmiş” o enerjinin nerede nasıl sokaklara akacağını gerçekten kimse bilemez.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Öğretmenlik Meslek Kanunu pedagojik reform mu, hegemonik yeniden yapılanma mı?

    10 Nisan 2026

    KSK70’te “toplumsal cinsiyet” krizi

    7 Nisan 2026

    Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

    2 Nisan 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ertan Eroğlu

    Öğretmenlik Meslek Kanunu pedagojik reform mu, hegemonik yeniden yapılanma mı?

    Elif Gamze Bozo

    KSK70’te “toplumsal cinsiyet” krizi

    Muhsin Dalfidan

    Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

    Elif Gamze Bozo

    Fedakârlık değil hak ihlali: Engelli politikalarında devletin geri çekilişi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

    Ertuğrul Kürkçü

    Yeni bir yol yapmak

    Aziz Çelik

    İşsiz gençler, çalışan emekliler!

    Akdoğan Özkan

    İran savaşında gerçekliği kavramak, gerçekliği fiyatlamak

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    TGS’den basın özgürlüğü uyarısı: “Gazetecilik suç değildir”

    10 Nisan 2026

    Ankara’da 1 Mayıs çağrısı: “Tandoğan’da birleşelim”

    10 Nisan 2026

    İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevi 67. gününde: “Grev kırıcılığına son verilsin”

    9 Nisan 2026
    KADIN

    Tedbir var, koruma yok: 2025’te 1 milyonu aşkın karar, şiddet sürüyor

    9 Nisan 2026

    KSK70’te “toplumsal cinsiyet” krizi

    7 Nisan 2026

    EŞİK’ten doğum izni düzenlemesine tepki: “Çocuk bakımı sadece kadınların sorumluluğu değildir”

    31 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.