Dış Haberler, (SH)
“Küba, Amerika Birleşik Devletleri için hiçbir tehdit oluşturmuyor. Bir nüfusu aç bırakarak boyun eğdirmek diplomasi değil, bir terörizm biçimidir.”
Trump yönetiminin, 60 yılı aşkın süredir ekonomik ve ticari abluka altında olan Küba’ya yakıt satacak ülkelere gümrük vergisi uygulama kararı ile genişletmesi adadaki insani krizi şiddetlendiriyor.
ABD’nin Venezuela’ya karşı yürüttüğü askeri harekat, petrole yönelik deniz ablukası ve Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Modura ve karısı Cilia Flores’in ABD askerleri tarafından kaçırılması, Küba’nın petrol elde etme konusundaki tek alternatiflerinden birini ortadan kaldırdı.
Küba Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel, Aralık ayından bu yana Küba’ya hiçbir yakıt girişinin olmadığını bildirdi. 2026 yılı boyunca Küba’ya hiçbir petrol sevkiyatının gelmemesi, yakıt tedarikindeki aksama, okulların, ulaşımın ve hayati önem taşıyan sağlık altyapısının bağlı olduğu elektrik tedarikini ciddi şekilde zorlaştırıyor. Bu bağlamda, birçok analist Trump’ın Küba’ya uyguladığı ambargoyu “soykırım” olarak nitelendiriyor.
Díaz-Canel, yaptığı konuşmada, “Küba terörist bir ülke değildir, Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliği için de bir tehdit oluşturmaz. Küba, Amerika Birleşik Devletleri’nin toprak bütünlüğünü, güvenliğini veya hükümetinin istikrarını tehlikeye atacak hiçbir saldırgan eylemde bulunmamış, böyle bir eylem önermemiş veya organize etmemiştir. Teröristleri korumuyoruz ve Küba’da başka uluslardan veya başka gruplardan askeri güçler yok. Küba’da gerçekten bir askeri üs var – yasadışı bir askeri üs – ve bu, Küba halkının iradesine aykırı olarak, Guantanamo eyaletinde, Küba topraklarında kurulmuş yasadışı bir Amerika Birleşik Devletleri askeri üssüdür.” dedi.
Küba’nın her zaman Washington ile diyaloğa girmeye istekli olduğunu ve olmaya devam ettiğini de belirten Díaz-Canel, “ancak baskı altında diyalog, diyalog değildir” diyerek bazı ülkelerin diğerlerine uyguladığı şantaj, tehdit ve dayatmaları müzakere yöntemi olarak reddettiğini söyledi. Bu nedenle Küba’nın egemenliğine saygı gösterilmesini talep etti.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Mart 2024 ile Şubat 2025 arasındaki dönemde Küba’ya uygulanan ekonomik ablukanın yol açtığı zararın 7,556 milyar ABD dolarına ulaşmış olduğunu, bunun da önceki döneme kıyasla %49’luk bir artışı temsil ettiğini ve ablukanın zaman içinde daha büyük hasara yol açtığını belirtti.
Rodríguez Telegram üzerinden şunları söyledi: “ABD, egemen devletlerin haklarına kendi iradesini dayatmaya çalışıyor ve 67 yıldır Küba’ya karşı güç ve saldırganlık kullanıyor. Onların tarafında muazzam askeri güç ve ekonomisinin büyüklüğü, ayrıca saldırganlık ve suç konusunda engin deneyim var. Bizim tarafımızda ise akıl, uluslararası hukuk ve bir halkın vatansever ruhu var. Biz Kübalılar ülkemizi satmaya, tehditlere ve şantajlara boyun eğmeye razı değiliz; kendi kaderimizi dünyanın geri kalanıyla barış içinde inşa etme ayrıcalığımızdan da vazgeçmeye niyetimiz yok.”
Trump’ın Küba’ya karşı uyguladığı ambargoya karşı “Vicdan Çağrısı”
New York Şehir Konseyi’nin 20’den fazla üyesi, oyuncular, müzisyenler ve aktivist örgütlerden oluşan bir Koalisyon, Trump yönetiminin Küba’nın enerji arzını hedef almasına karşı “Vicdan Çağrısı” başlıklı bir mektup yayınladı. Bildiride Küba’ya uygulanan ambargo, adada kıtlık ve kitlesel acılara yol açmaya yönelik kasıtlı bir çaba olarak nitelendirildi.
“Vicdan Çağrısı”nda şu ifadeler yer aldı: “ABD Başkanı Donald Trump, Küba’da kıtlık çıkarmaya çalışıyor. Bu bir ulusal güvenlik politikası değil; tüm bir nüfusu boğmayı amaçlayan kasıtlı bir ekonomik savaş eylemidir.”
Trump’ın Küba’yı Amerika Birleşik Devletleri için “alışılmadık ve sıra dışı bir tehdit” olarak nitelendiren ve adaya petrol göndermeye veya adayla ticaret yapmaya çalışan herhangi bir ülkeye ağır ekonomik yaptırımlar uygulayan 29 Ocak tarihli başkanlık kararnamesine karşı olarak yayınlanan mektupta, Trump yönetiminin “alışılmadık ve sıra dışı bir tehdit” nitelendirilmesi reddediliyor, bunun “açıkça yanlış” ve yoğunlaştırılmış yaptırımlar için bir bahane olduğu ifade ediliyor.
Mektup ayrıca Trump’ı, yönetimine yönelik artan kamuoyu hoşnutsuzluğundan dikkatleri dağıtmak için Küba’yı kullanmakla suçluyor. Mektupta, “Bu, kamuoyunun dikkatini, kitlesel kamuoyu muhalefetine yol açan iç meselelerden uzaklaştırmak için kullanılan alaycı ve kaba bir taktiktir ve Venezuela’da gördüğümüz gibi, yasadışı bir askeri saldırının habercisidir” uyarısı yapılıyor, “en savunmasız kesimler – çocuklar, yaşlılar ve hastalar – bu zulmün en ağır yükünü çekecekler” diye vurgulanıyor. “Küba, Amerika Birleşik Devletleri için hiçbir tehdit oluşturmuyor. Bir nüfusu aç bırakarak boyun eğdirmek diplomasi değil, bir terörizm biçimidir.” deniliyor.
Mektup şu sözlerle sona eriyor: “Biz, Amerika Birleşik Devletleri halkı olarak, Küba ile normal ilişkiler kurmak, Küba’ya eşitlik ve saygıyla davranmak ve en önemlisi Küba’yı ve Küba halkını düşmanımız değil, komşumuz olarak görmek istiyoruz.”
Küba Hükümeti Tarafından Amerika Birleşik Devletleri’ne Yönelik Tehditlerle Mücadele Kararnamesi
29 Ocak 2026’da Başkan Donald J. Trump, “Küba Hükümeti Tarafından Amerika Birleşik Devletleri’ne Yönelik Tehditlerle Mücadele” başlıklı bir kararname yayımladı. Kararnamede, Küba hükümetinin politikaları ve eylemlerinin ABD ulusal güvenliği ve dış politikası için “olağanüstü ve alışılmadık bir tehdit” oluşturduğu belirtiliyor ve yeni bir gümrük tarifesi sisteminin oluşturulması için Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası (IEEPA), Ulusal Acil Durumlar Yasası (NEA) ve ABD Kanunlar Kitabı’nın 3. maddesinin 301. bölümüne atıfta bulunuluyor. Başkan, bu kararını Küba’nın Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, İran, Hamas ve Hizbullah dahil olmak üzere düşman devlet aktörlerini ve uluslararası terörist grupları desteklediği ve onlarla ittifak kurduğu, ayrıca ABD çıkarlarını tehlikeye atan yabancı askeri ve istihbarat faaliyetlerine ev sahipliği yaptığı iddialarına dayandırdı. Kararnamede ayrıca Küba’nın insan hakları ihlalleri, siyasi muhalefetin bastırılması ve Batı Yarımküre’yi istikrarsızlaştırma çabalarına da değinildi.
30 Ocak 2026’dan itibaren yürürlüğe giren bu önlemlerle, Küba hükümeti tarafından oluşturulduğu iddia edilen tehditlere ilişkin ulusal acil durum ilan edildi. Başkanlık kararnamesi ile Amerika Birleşik Devletleri’nin Küba’ya doğrudan veya dolaylı olarak ham petrol veya petrol ürünleri satan veya sağlayan herhangi bir yabancı ülkeden ithal edilen mallara ek ad valorem vergiler uygulayabileceği bir tarife sistemi oluşturuldu.
Başkanlık kararnamesi, Dışişleri Bakanı ve Ticaret Bakanı’na bu kararnamenin uygulanması ve yürürlüğe konulması için gerekli tüm adımları atma ve kural koyma ve uygulama sürecini başlatma yetkisi vermektedir. Ayrıca, başkanın değişen koşullara yanıt olarak, Küba veya etkilenen ülkeler tarafından atılan uyum adımları da dahil olmak üzere, eylemleri değiştirmesine izin vermektedir.
