Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü Tarafından düzenlenen 3.Arapça Kültür Sanat Festivali Yoğun ilgi ve katılımla Antakya Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.
SiyasiHaber
Geceye, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, İnsan Hakları Derneği Hatay Şube Başkanı Mithat Can, DİSK Genel-İş Hatay Şube Başkanı Yusuf Berkyürek, Samandağ Eğitim-Sen Başkanı Serap Aldıç Sakallı, Emep il yönetim kurulu, Hatay Tabip Odası yönetim kurulu, HDP 27. dönem milletvekili adayları Av. Çetin Sakallı ve Naim Özbek, SYKP PM üyesi Hülya Kavuk, Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü Yönetim Kurulu başkanı Dr. Selim Matkap, yönetim kurulu üyeleri ve halktan yoğun bir katılım oldu.
Festival programında, Arapça Şiirleriyle Mehmet Düşer ve Mehmet Doğru izleyenlerin beğenisini alırken, Semir Aslan Udu ve sesiyle birbirinden güzel şarkıları geceye renk kattı.
Arapça tiyatro Mesreh El Hırriy, güncel olayları mizahi bir tarzla sahneleyerek izleyenleri yine hem güldürdü hem düşündürdü.
Gecenin finalini Göksel Yılmaz Ensemble yaparak şarkılarıyla izleyenleri adeta tarih yolculuğuna çıkarttı.
Gecede, Enstitü yönetim kurulu başkanı Dr. Selim Matkap yaptığı konuşmada “ Birbirini farklı görmeye çalışan insanlar duvarın öte tarafında. Siz nereden bakıyorsanız dünyayı oradan okursunuz. Bizim enstitünün ambleminde gördüğünüz gibi onlarca yüzlerce çizgi var, hepsi kendi rengiyle ama sonsuz bir şekilde birbirinin içine bir ebru gibi girmiş çizgilerdir. Bu bizim yaşam felsefemizdir. Güneş böyle oluşuyor, bu güneşi söndürmeyeceğiz. Festivalimize katılan ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Enstitü kurucularından Adana HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları Arapça olarak yaptığı konuşmada, anadilin önemine bir kez daha vurgu yaptı.
Hatimoğulları konuşmasında “Değerli dostlar hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bugün bu etkinliğin organizasyonunda görev üstlenmiş olan ve kurucusu olduğum için büyük bir onur duyduğum Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü adına hepinize hoş geldiniz diyorum. Bu coğrafyadan konuştuğumuz zaman içimiz acır çünkü bu coğrafyada insanlar kadar, bu coğrafyada bütün canlılar kadar dil ve kültür katledilmiştir, yok edilmiştir. Bakın yanı başımızdaki Suriye’de IŞID ve benzeri çetelerin ilk saldırdığı yerlerden birisi ve yok ettiği yerlerden birisi Tedmur’dur. Çünkü Tedmur Suriye’nin bütün kültürel dokusunu bir arada görebileceğimiz ve bizi tarihin en eski sayfalarına götürüp taşıyan yerdir. Dolayısıyla bizim kültürümüz savaşlarda da baskı ve şiddet altındadır. Ama bir baskı ve şiddet vardır ki az görülür fakat hissederiz. Geriye dönüp baktığımızda eksikliğini fazlasıyla hissederiz. O da bugüne kadar uğramış olduğumuz asimilasyondur, dilimizin unutturulmasıdır. O yüzden ben Türkçe olarak da yenilemek istiyorum lütfen çocuklarımıza bir kelime dahi de olsa Arapça öğretelim ve Arapça ile bağlarını güçlü kurmasını sağlayalım. Çünkü iktidarlar bugüne kadar tarihi bir tek renge bürümek istediler. O yüzden bu coğrafyanın rengarenk çiçek bahçesindeki bütün çiçeklerin rengini bir tek renge boyamak istediler. Oysa insanlık tarihi bununla mücadele etmiş ve günümüze baktığımızda eğer bugün bu cennet bahçesindeki bütün çiçekler hala rengarenk dipdiri duruyorsa kendi rengiyle durmak için direniyorsa bilelim ki bu insanlık tarihinin iktidarlara karşı vermiş olduğu mücadelenin ürünüdür “dedi.