Akın Gürlek, katıldığı televizyon programında tutuklu sanıkların avukatlarıyla görüşmelerine ilişkin “mevzuat boşluğu” olduğunu öne sürerek savunma hakkını daraltacak yasal düzenleme sinyali verdi. Açıklamalar, Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye genelindeki 80 baronun ortak tepkisine yol açtı.
atv söyleşisinde “savunma hakkını daraltacağız” mesajı
atv ekranlarında AKP’ye yakın gazetecilerin katıldığı programda konuşan Gürlek, tutukluların avukatlarıyla günün her saatinde görüşebilmesini “boşluk” olarak tanımladı. Bu durumun Meclis gündemine taşınacağını söyleyen Gürlek, özellikle avukat–müvekkil görüşmelerinde not alışverişinin sınırlandırılması gerektiğini savundu.
Gürlek’in açıklamaları, ceza muhakemesi hukukunda temel bir ilke olan tutuklu–hükümlü ayrımının fiilen ortadan kaldırılması anlamına geldiği gerekçesiyle eleştirildi. Hukukçulara göre bu yaklaşım, masumiyet karinesini düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesiyle açık biçimde çelişiyor.
“86 milyonun Adalet Bakanıyım” vurgusu tartışma yarattı
Gürlek, programda meşruiyetini Cumhurbaşkanı tarafından atanmış olmaktan alan bir üslupla “86 milyonun Adalet Bakanıyım” ifadesini kullandı. Ancak hukuk çevreleri, Adalet Bakanı’nın adalet dağıtma yetkisine sahip olmadığını, bu yetkinin bağımsız mahkemelere ait olduğunu vurgulayarak söz konusu açıklamanın anayasal açıdan sorunlu olduğuna dikkat çekti.
Ayrıca Gürlek’in, Adalet Bakanı sıfatıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun başkanlığını da otomatik olarak yürütmesi, yargı bağımsızlığı tartışmalarını daha da derinleştirdi.
CHP: anayasal sorumluluk sınırları aşıldı
Cumhuriyet Halk Partisi’nden açıklamalar gecikmedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede Gürlek’i anayasal sınırları aşmakla suçladı.
Çiftci, Adalet Bakanı’nın devam eden soruşturma ve davalar hakkında ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmasının yargı bağımsızlığı ilkesine açıkça aykırı olduğunu belirtti. Gürlek’in geçmişte savcı olarak imza attığı iddianameleri bugün Bakan sıfatıyla savunur konuma gelmesinin, dosyalara bakan hakim ve savcılar üzerinde baskı yarattığını vurguladı.
80 barodan ortak bildiri: savunma hakkına dokunulamaz
Gürlek’in açıklamalarına karşı Türkiye’nin dört bir yanından 80 baro ortak bir bildiri yayımladı. “Savunma hakkına dokunulmamalı” başlığıyla kamuoyuna duyurulan metinde, yapılması planlanan düzenlemelerin hukuk devleti ilkesine ve bağımsız savunmaya ağır zarar vereceği ifade edildi.
Barolar açıklamalarında, özgürlüğü kısıtlanan kişilerin “köle değil birey” olduğunu vurgulayarak, savunma hakkının tarihsel ve uluslararası bir kazanım olduğunun altını çizdi. Avukatların, soruşturmanın başladığı andan itibaren bireylerin en temel güvencesi olduğu belirtilen bildiride, avukat–müvekkil gizliliğine yönelik her müdahalenin insanın maddi ve manevi bütünlüğüne zarar vereceği kaydedildi.
yargı bağımsızlığı ve savunma hakkı yeniden tartışma konusu
Adalet Bakanı’nın açıklamaları, yalnızca muhalefet partileri ve baroların değil, hukuk kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkisini çekti. Eleştiriler, savunma hakkının daraltılmasına yönelik her girişimin, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle ve anayasal güvencelerle bağdaşmadığı noktasında yoğunlaşıyor.
Gürlek’in sözleri, yargı bağımsızlığı, masumiyet karinesi ve savunmanın dokunulmazlığı başlıklarını yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı.
