Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Son 1 yılda en az 1093 işçi zehirlendi​​​​​​​: İşçi zehirlenmelerinin ekonomi-politik arka planı

    29 Kasım 2025

    Özgür Özel, CHP Kurultayı’nda yeniden genel başkan seçildi

    29 Kasım 2025

    KCK Eşbaşkanı Hozat: “Tüm kadrolar için özgürlük yasası çıkarılmalı”

    29 Kasım 2025
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Ortadoğu
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      “Bir ülkenin vicdanıdır Tahir Elçi”

      29 Kasım 2025

      Fransa’da yeniden “gönüllü” askerlik; Almanya sırada

      28 Kasım 2025

      COP’un ötesinde Halklar Zirvesi Bildirgesi

      25 Kasım 2025

      Kültür değil sömürü şiddeti, ırkçılık ve yarınsızlaştırma

      22 Kasım 2025

      Asgari ücret: Yoksulluğun standart ücreti

      22 Kasım 2025
    • Seçtiklerimiz

      Son 1 yılda en az 1093 işçi zehirlendi​​​​​​​: İşçi zehirlenmelerinin ekonomi-politik arka planı

      29 Kasım 2025

      CHP ve DEM

      29 Kasım 2025

      Kırılgan bir geçiş alanında riskler ve olanaklar

      25 Kasım 2025

      Bahçeli ne demek istedi?

      20 Kasım 2025

      İş cinayetleri bilinenin iki katı!

      18 Kasım 2025
    • Röportaj/Söyleşiler

      Heval Sen Daha Özgürleşmedin mi?

      27 Kasım 2025

      “Umudumuz mücadelede, gücümüz dayanışmada”

      25 Kasım 2025

      Naci Görür: “Önemli olan kentleri depreme dirençli yapmaktır”

      12 Kasım 2025

      Kerem Yıldırım: “Kemalizm, Türkiye sosyalist hareketinde hâlâ bir engel”

      12 Kasım 2025

      Barış Karabıyık: ‘Temizlik’ diyenler önce kendi ellerine baksın

      11 Kasım 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Son 1 yılda en az 1093 işçi zehirlendi​​​​​​​: İşçi zehirlenmelerinin ekonomi-politik arka planı

    Son 1 yılda en az 1093 işçi zehirlendi​​​​​​​: İşçi zehirlenmelerinin ekonomi-politik arka planı

    KANSU YILDIRIM Evrensel için yazdı: Kamu veya özel sektör toplu gıda zehirlenmelerinin arkasındaki neden, “sağlıksız yemek”, “bayat yemek”, “tarihi geçmiş yemek” değil, işyerinde ölü zamanı yok etmek amacıyla maliyet hesapları yaparak öğünlerin besin değerlerini düşüren, porsiyonları ve öğün sayıları azaltan, kamucu üretimi ve denetimi yük olarak gören, yemek hizmetlerini piyasaya açan sermaye mantığıdır.
    Kansu Yıldırım29 Kasım 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Türkiye’nin dört bir yanından toplu gıda zehirlenmeleri haberleri geliyor. Kamu ve özel sektör işletmeleri fark etmeksizin fabrikalardan hastanelere, okullardan şantiyelere, devlet kurumlarından belediyelere çok sayıda toplu zehirlenme vakası yaşanıyor.

    Ankara’da Etimesgut, Sincan ve Yenimahalle ilçelerinde bulunan şantiyelerde 154 işçi; Ford Otosan’ın Gölcük ve Yeniköy fabrikalarında en az 100 işçi; Yalova’da farklı firmalarda çalışan 45 işçi; Aydın’da maden şirketinde çalışan 6 işçi; Yatağan Termik Santralinde çalışan 50 işçi; Bursa’nın İnegöl ilçesindeki bir fabrikada en az 30 işçi; Bursa’nın Yenişehir ilçesindeki başka bir fabrikada 23 işçi; Gaziantep’in Başpınar ilçesinde bulunan bir tekstil fabrikasında 14 işçi; Samsun’da organize sanayi bölgesindeki 10 fabrikada en az 225 işçi; Muğla’nın Marmaris ilçesinde bulunan bir şantiyede 45 işçi; Gaziantep’te bir halı fabrikasında çalışan 11 işçi; İzmir’in Torbalı ilçesindeki bazı fabrikalarda çalışan 40 işçi; Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışan 50 kişi; Aydın’da otoyol yapımında çalışan 100 işçi; Akkuyu Nükleer Santral inşaatında çalışan 200 işçi olmak üzere yaklaşık son 1 yıllık dönemde 1093 işçi gıda zehirlenmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldı, çoğu işçi yoğun bakımda tedaviye alındı.

    Binlerce işçiyi hastanelik eden toplu gıda zehirlenmeleri, kamuoyunda vaka-ı adiye gibi algılanmasına karşılık, ülkemizdeki halk sağlığı ve işçi sağlığı sorunlarının başında geliyor. Yemeklerden ötürü gerçekleşen toplu işçi zehirlenmeleri, özelleştirmelerden taşeronluk ilişkilerine, şirketlerin maliyet hesaplarından kamunun denetimsizliğine uzanan, sermaye birikim rejimi ile emek rejiminin kesiştiği çok katmanlı bir sorun.

    Türkiye’de emek rejiminin yapısal özelliği, işçilerin hem istihdam koşulları hem ücretler hem de işçi sağlığı ve güvenliği açısından mutlak derecede güvencesiz olması. Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerin üretim sürecinde maruz kaldığı dışsal ve içsel faktörler, fizyolojik ve psikolojik baskılar güvencesizlik durumunu derinleştirmekle kalmayıp doğrudan yaşamlarını riske atmaktadır.

    Sermaye birikim rejiminin yapısal özelliği ise, düşük katma değerli, düşük emek maliyetli, düşük teknolojili mal ve hizmet üretiminin uluslararası işbölümü doğrultusunda bölgesel olarak yapılanmasıdır. Türkiye küresel değer zincirlerinde ve uluslararası meta dolaşımında ana uğraklardan birisi haline getirilirken organize sanayi bölgeleri aracılığıyla Anadolu “küresel fabrika”ya dönüştürülmektedir. Üretim ölçeği homojen bir şekilde dağılmasa da sömürünün nesnel şartları sağlanmaktadır. Sermaye birikim rejiminin ritmi aşırı üretim baskısı altında emeğin mutlak derecede güvencesiz hale getirilmesiyle korunur.

    Türkiye kapitalizminin birikim ve emek rejimleri ‘emeğin yeniden üretim koşullarını’ tamamen yok saymaktadır. İşçilerin her türlü hakkını maliyet kalemi olarak gören sermaye sınıfı, iş günü dahilindeki her anı da kendisinin mülkü olarak varsaymaktadır. Bunu en güzel betimleyen, işçinin üretime harcamadığı her dakikanın (yemek molaları da dahil) ‘ölü ve kayıp zaman’ olarak görüldüğünü anlatan Charlie Chaplin’in Modern Zamanlar filmidir.

    Yemek molasında işçiyi koltuğa zorla oturtan ve ağzına kaşık sokarak yemek yediren makine sermayenin iş organizasyonundaki kontrolünü temsil ediyor. Chaplin’i zorla besleyen makine yemek/mola sürelerini kısaltarak işçinin düzgün beslenmesine fırsat vermeden [onu] işe döndürmeyi amaçlıyordu. Bu durum en temel sömürü biçimlerinden olan mutlak artık-değer üretiminin yoğunlaştırılmasıyla ilişkili. Mutlak artık-değer üretimi iş gününün uzatılmasına yani işçinin daha uzun süre -emek yoğun biçimde- çalıştırılmasına bağlı. Yemek/mola süreleri ‘iş gününden çalınan ölü zaman’ olarak görülür. Sermaye sınıfı, iş gününün sınırını emek gücünün bir günde mümkün olabilecek en yüksek harcanma miktarıyla belirler ve bunun yemek molası dahil başka bir anla sekteye uğramasına tahammül edemez.

    Sermayenin birikim ve üretim temposunu korumak adına zamansal ve mekansal tasarrufları ve planları bulunur. Gerek Taylorist üretim gerekse Fordist üretim modelleriyle, emek sürecinin sermaye tarafından daha sıkı kontrol edilmesiyle birlikte yemek molaları kısaltılır. Öğünler ise üretim sürecinde ölü zamanın ortadan kaldırılmasında iki aşamalı olarak standartlaştırılır. Birinci aşamada öğünler ve porsiyonlar hızlı tüketilebilir hale getirilerek işçilerin bir an önce işbaşı yapması, üretime devam etmesi hedeflenir. İkinci aşamada ise, çalışma temposuna ve işin türüne göre, öğünlerin içeriğinden ve besleyiciliğinden ziyade maliyet düşüklüğü amaçlanır. Çünkü öğün ne kadar küçülürse ve birim başına maliyeti [ne kadar] düşerse günlük ve aylık olarak kâra o denli yansır.

    Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün beslenme kriterlerine göre ortalama günlük enerji gereksinmesi 3 bin 500 kalori olan ve genellikle 8 saat ayakta çalışan bir işçi için bir öğünün değeri 1.750 kalori olarak hesaplanmıştır. Bu öğün protein, karbonhidrat, vitaminler, yağ ve sıvı açısından dengeli bir dağılıma sahip olmalıdır. 1.750 kalori ile dengeli beslenebilmek için gerekli temel besin grupları şu şekildedir: Et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller 125 gr; ekmek 225 gr; bulgur, pirinç, makarna, un 75 gr; taze sebze ve meyve 250 gr; süt ve yoğurt 250 gr; şeker, bal, pekmez gibi tatlılar 50 gr.

    Bu besinler yemek olarak planlandığında bir öğünde; bir porsiyon et-sebze veya baklagiller karışımı yemek, bir porsiyon pilav veya makarna, bir porsiyon sebze yemeği veya salata-meyve, yoğurttan oluşabilir. Ne var ki, Türkiye’de istihdamın ana gövdesinin yüzde 72 ile KOBİ’lerde olduğu ve KOBİ’lerdeki çalışma koşullarının niteliği, sendikasızlık durumu göz önüne alındığında, referans beslenme modelini ve öğün değerlerini uygulayan işyerlerinin yok denecek kadar az olduğu ortada.

    Halihazırda Türkiye’de beslenmenin kendisi aşırı maliyetli hale getirildi. Günde en az iki öğün (1.750 kalori x 2) yemek zorunda olan bir işçi (BİSAM’ın yoksulluk sınırı ve açlık sınırı hesaplarında kullandığı kalori hesabından yola çıkarsak) ayda minimum 8 bin-10 bin TL harcamak durumunda.

    Neoliberal politikaların toplumsal yaşamın her alanına sirayet etmesiyle birlikte yemek işlerinin taşeron şirketlere verilmesi öğün maliyetlerinden kurtulmanın en etkili ve hızlı yollarından bir tanesi olarak görülüyor. Özelleştirmenin ve taşeronlaştırmanın etkisiyle, kâr-zarar hesapları nedeniyle bugün neredeyse tüm kamu kurumları ve özel sektör işletmeleri yemek hizmetlerini endüstriyel yemek şirketlerine devretmiş durumda. Yemek hizmetlerinin taşeronlaştırılmasını ve özelleştirimesini kamu ve özel sektör ihalelerine bakarak incelemek mümkündür:

    • 2020 yılında 2.121 yemek ihalesi,
    • 2021 yılında 2.119 yemek ihalesi,
    • 2022 yılında 2.038 yemek ihalesi,
    • 2023 yılında 1.595 yemek ihalesi,
    • 2024 yılında 1.256 yemek ihalesi,
    • 2025’in ilk 10 ayında 973 yemek ihalesi,
    • Son 5 yıllık dönemde en az 10.102 yemek ihalesi yapılmıştır.

    Kamu veya özel sektör toplu gıda zehirlenmelerinin arkasındaki neden, “sağlıksız yemek”, “bayat yemek”, “tarihi geçmiş yemek” değil, işyerinde ölü zamanı yok etmek amacıyla maliyet hesapları yaparak öğünlerin besin değerlerini düşüren, porsiyonları ve öğün sayıları azaltan, kamucu üretimi ve denetimi yük olarak gören, yemek hizmetlerini piyasaya açan sermaye mantığıdır. Türkiye’de gıda fiyatlarının artışına paralel, öğünlerin maliyet hesabı daha niteliksiz, ucuz ve bayat malzeme kullanımının ötesinde ciddi bir sağlık riski teşkil etmektedir.

    Sermaye emeğin yeniden üretim koşullarını ortadan kaldırırken ücret, iş güvenliği, sosyal güvenlik gibi ana kalemleri değil, yemek ve molalarını da bertaraf etmeyi amaçlamaktadır.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    CHP ve DEM

    29 Kasım 2025

    Kırılgan bir geçiş alanında riskler ve olanaklar

    25 Kasım 2025

    Sakarya Cezaevi’nde gıda zehirlenmesi: Rahatsızlanan tutuklu sayısı 171’e çıktı

    23 Kasım 2025
    Destek Ol
    Yazılar
    Elif Gamze Bozo

    “Bir ülkenin vicdanıdır Tahir Elçi”

    Ercan Jan Aktaş

    Fransa’da yeniden “gönüllü” askerlik; Almanya sırada

    Mehmet Horuş

    COP’un ötesinde Halklar Zirvesi Bildirgesi

    Cumur Ülker

    Kültür değil sömürü şiddeti, ırkçılık ve yarınsızlaştırma

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Kansu Yıldırım

    Son 1 yılda en az 1093 işçi zehirlendi​​​​​​​: İşçi zehirlenmelerinin ekonomi-politik arka planı

    Bahadır Altan

    CHP ve DEM

    Ertuğrul Kürkçü

    Kırılgan bir geçiş alanında riskler ve olanaklar

    Ertuğrul Kürkçü

    Bahçeli ne demek istedi?

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) YouTube
    EMEK

    MESS tüm fabrikalarda protesto ediliyor

    29 Kasım 2025

    MESS Grup TİS görüşmelerinin 4. toplantısı yapıldı: Patronlar hak gaspı peşinde

    27 Kasım 2025

    GM Teknik Cam İşçileri 17 Temmuz’dan bu yana grevde

    24 Kasım 2025
    KADIN

    Türkiye’nin dört bir yanında 25 Kasım: Kadınlar 7 yıl sonra yeniden İstiklal’de

    25 Kasım 2025

    Taksim’de 25 Kasım eylemi için kadınlar toplanıyor

    25 Kasım 2025

    DSÖ: Dünyada kadınların yaklaşık üçte biri fiziksel ya da cinsel şiddete uğruyor

    24 Kasım 2025
    © 2025 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.
    • Home
    • Buy Now

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.