Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Abdülhamid: Ermeniler vurulsun dediysem, katliam edilsin demedim

    27 Temmuz 2026

    “Devlet katkısı” aldatmacası!

    27 Temmuz 2026

    Afganistan Kadınlarının Özgürlük Feneri Hareketi’nden küresel çağrı: “15 Ağustos’ta sesimize ses olun”

    27 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Abdülhamid: Ermeniler vurulsun dediysem, katliam edilsin demedim

      27 Temmuz 2026

      Lilith ile Adem’in savaşının ‘’Binbir Gece’’si ve ‘’Binbir Gündüz’’ü

      25 Temmuz 2026

      Lozan Antlaşması’nın paradigması

      24 Temmuz 2026

      Türkiye’nin ayrıştırıcı gücü: CHP

      23 Temmuz 2026

      Bir cezaevi sevki değil, hukukun sessizliği

      22 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      “Devlet katkısı” aldatmacası!

      27 Temmuz 2026

      En zayıf olanın kudreti!

      26 Temmuz 2026

      Neden KESK ?

      25 Temmuz 2026

      SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

      20 Temmuz 2026

      Terminatör Trump, kurtarıcı Pakistan ve sonsuz savaş…

      19 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Anayasa Mahkemesi’nden ekstraktivizm kararı

    Anayasa Mahkemesi’nden ekstraktivizm kararı

    MEHMET HORUŞ Bianet için yazdı: Sürekli ve sınırsız bir kazma faaliyeti, dünyanın altını üstüne getirerek geleceğimizi tehlikeye sokuyor. Yerel direnişler ile şirketler arasındaki karşılaşmada “ilk kazmayı vurma”nın ne anlama geldiğini ekoloji mücadelesi verenler çok iyi biliyor. AYM, kararıyla, şirketlere “karot, kırıntı ve numune alma” adı altında verilen kazma güvencesini onaylanmış oldu.
    Mehmet Horuş27 Mart 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Ekolojik kriz, yerleşik bütün kurumlarda radikal değişiklikler dayatırken modern hukukun da temel taşlarını yerinden oynatıyor. Çevre hukuku alanında açılan her dava ve olumlu-olumsuz verilen her karar, doğanın ve insanlığın geleceği için önümüzde duran büyük dönüşüm ihtiyacını haber veriyor. Son dönemdeki en kritik kararlardan biri de Anayasa Mahkemesi’nin 24 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Maden Kanunu’nda çevre mevzuatı aleyhine yapılan değişiklikle ilgili iptal başvurusunu reddeden kararı oldu.

    Yerel düzeyde ister bir ormanda, ister bir derede veya herhangi bir mahallede yaşanan ekolojik ihtilaflar artık kaçınılmaz olarak küresel bir tartışmayı davet ediyor. Gümüşhane’nin Şiran İlçesi’nin bir köyündeki madencilik projesini çevresel etki değerlendirme kapsamı dışında tutmaya [yönelik] idari işleme karşı verilen hukuk mücadelesi, Avukat M. Fevzi Özlüer’in çabasıyla Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. AYM, köylülere madenciliğin çevreden daha önemli olduğunu söyledi. Ama yanlış sonuca varsa da dünya ve geleceğimiz hakkında konuşmaktan kaçınamadı.

    İliç felaketiyle madencilik faaliyetlerinde ÇED uygulamaları kamuoyunun yaygın ilgi alanına girdi. Projelerin sayısındaki artışa felaketlerdeki artışlar da eklenince ÇED’in ne olduğunu ve önemini bilmeyen kalmadı. Çünkü hemen hemen her ilçede ve köyde ÇED ile alakalı bir proje var. Madencilik söz konusu olduğunda ise il yüzölçümleriyle ifade edilen alanlar ruhsatlandırılmış durumda.

    AYM önüne iptal başvurusuyla gelen Maden Kanunu’nun 17.maddesi şu şekilde: “(Ek fıkra: 28/11/2017-7061/48 md.) Jeolojik haritalama, jeofizik etüd, sismik, karot, kırıntı ve numune” alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler için çevresel etki değerlendirmesi kararı aranmaz.” Bu değişiklik ile madencilere ÇED muafiyeti getirildiğini anlamak için hukukçu olmaya gerek yok. Tek cümleden ibaret bu düzenleme, 2004 yılından itibaren [süregelen] maden şirketlerinin hukuki denetimden kurtulacakları özerk bir mevzuat alanı oluşturma çabasının son halkasını oluşturuyor. Daha önce de şirketlerin girişimleri sonucunda maden, petrol ve jeotermal arama faaliyetlerine ÇED muafiyeti getirmek amacıyla Çevre Kanunu’nda değişiklik yapılmıştı. Ama AYM’nin terazisi bugünkü gibi madencilerden yana değil, çevreden yana ağır basmış ve bu kanun değişikliği iptal edilmişti.  

    Diğer hamle

    Maden şirketlerinin mevzuat özerkliği elde etmek için yaptıkları bir diğer hamleyle Maden Kanunu’nun 7.maddesinde diğer tüm Kanunlardaki düzenlemelerin Maden Kanununa tabi olmasının yolunu açan [bir] süper norm ihdası oldu. 3213 sayılı Maden Kanunu‘nun 7. Maddesindeki değişiklikle; “Orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma alanları, kara avcılığı alanları, özel koruma bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı, tarım, mera, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları ve sahil şeritleri, kara suları, turizm bölgeleri, alanları ve merkezleri ile kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, askeri yasak bölgeler ve imar alanları ile mücavir alanlarda madencilik faaliyetleri çevresel etki değerlendirmesinin, gayrisıhhi müesseseler ile ilgili hususlar dahil, hangi esaslara göre yürütüleceği ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir” denildi. AYM’de 2004/70 Esas ile görülen davada 2009 yılında verilen kararla bu değişiklik iptal edildi. Bu maddeye dayanılarak çıkartılan Madencilik Faaliyeti İzin Yönetmeliği de TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından açılan davada Danıştay 6. ve 8. Daireleri Müşterek kurulunun kararıyla iptal edildi. Böylece korunan alanlarda hukuken özerk maden alanları yaratma olanağı ortadan kalktı.

    AYM, bu kez tek cümleye sığdırılmış ÇED muafiyeti hakkında karar vermeden önce, çok sık başvurmadığı bir yöntemle, 16/10/2024 tarihinde ilgili olduğunu düşündüğü tarafları görüşmeye çağırdı. Toplantıda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcıları Abdullah Tancan, Nevzat Şatıroğlu, Zafer Demircan, Bakan Danışmanları İlker Ilgın, Mustafa Satılmış, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Etem Çeker, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin, I. Hukuk Müşaviri Murat Demir, Ruhsat Denetleme Dairesi Başkanı Fatih Pekdemir, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürü Vedat Yanık, Genel Müdür Yardımcısı Haşim Ağrılı, I. Hukuk Müşaviri Mehmet Akif Sarcan, Türk Mühendis ve Mimar Odaları BirliğiJeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Alan, Hukuk Danışmanı Av. Mehmet Horuş, Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel, II. Başkanı Bülent Toka, Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Ahmet Kırmızı ve Genel Sekreter Tuğba Uçankuş’un sözlü açıklamaları dinlendi. Konunun asıl tarafı olan yerel çevre platformları olmadan “uzmanlar” ile sınırlı bu sözlü görüşmede yaşanan tartışmalar AYM kararında ve muhalefet şerhinde etkisini gösteriyor.

    AYM yargılama sonuncunda 9/6 oy çokluğuyla; “Ülke kalkınmasında büyük rol oynayan maden varlığının tespiti için zorunlu olan arama faaliyetlerinin sadece sınırlı bir alanında hızlı ve verimli çalışma yapılması amacıyla düzenlendiği anlaşılan kuralın -çevre sağlığının korunmasına ilişkin tedbirlerin de alındığı gözetildiğinde- devletin çevrenin korunmasına ve kirlenmesinin önlenmesine yönelik pozitif yükümlülüklerine aykırı bir yönünün olduğu söylenemez.” hükmünü verdi. [AYM’nin] Çevre ile ilgili önceki kararlarında referans aldığı, sermayenin programatik hedeflerinin bir formülü olan, “sürdürülebilir kalkınma” yorumundan dahi geri düşülerek her şartta ve ne pahasına olursa olsun madenciliği savunan bir “davanın reddi” kararı verildi. Görüşmeye katılan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ve diğer TMMOB’ne bağlı Odaların ifade ettiği gibi “karot, kırıntı ve numune alma” uygulamaları da bir madencilik faaliyetidir. Bu işlemlerin sayısına, uygulandıkları sahanın özelliğine, ihtiyaç duyulacak makine ve ekipmanlara, bu teçhizatın nasıl faaliyet alanına taşınacağına, sondaj sıklığına bakılmaksızın kategorik olarak ÇED muafiyeti getirilmesi teknik açıdan yanlıştır. Bu kararın muhalefet şerhleriyle birlikte AYM üyelerinin dünya görüşünün ve dolaysız politik tercihlerinin sonucu olduğunu rahatlıkla gözlemleyebiliriz.

    ÇED zorunluluğu delinmiş oldu

    Çevre Kanunu’nda daha önceki başarısız denemeden sonra bu kez Maden Kanunu ile ÇED zorunluluğu delinmiş oldu. AYM kararında çevre hukukuyla ilgili muhalefet şerhlerinde yazıldığı gibi tam tersi bir yaklaşımla önceki içtihadını doğanın hakları çerçevesinde genişletebilirdi. Şerhteki ifadeyle; “Böyle bir yorum insan faaliyetlerinden kaynaklanan küresel iklim değişikliğinin gezegenimizdeki yaşamı tehdit etme olasılığının arttığı bir dönemde (Antroposen çağ) çevrenin Anayasa’nın 56. maddesi kapsamında korunmasına katkı sağlayacaktır.” Bir yanda antroposen tartışması ve iklim krizi vurgusu, diğer yanda kalkınma propagandası. Diğer bir muhalefet şerhinde; “Sanayileşme süreci ile beraber hızlı nüfus artışı ve kentleşme insanın çevre ile olan ilişkisini farklı bir evreye dönüştürmüştür. Sanayi devriminin çevre üzerinde yarattığı etkiler büyük felaketler doğurmaya başlayınca çevrenin korunması için farklı alanlarda gerekli tedbirlerin alınması için yöntemler geliştirilmeye çalışılmıştır. Çevre hukuku bu sorunların ve tartışmaların etkisi ile gelişmiştir,” vurgusu yapılmıştır. “Gümüşhane” adını taşıyan bir yeryüzü parçasında maden aramanın muazzam bir ilerleme olduğunu ileri sürmek ancak sermayenin dar bakış açısıyla mümkün. Sürekli ve sınırsız bir kazma faaliyeti, dünyanın altını üstüne getirerek geleceğimizi tehlikeye sokuyor. Kanun değişikliğinin “sadece sınırlı bir alanında hızlı ve verimli çalışma yapılması amacıyla düzenlendiği” şeklindeki ret gerekçesi, sermayenin ufkunun sınırını da anlatıyor.

    Kazdağları ve Cerattepe’de bir kez daha tanık olduğumuz üzere madenciler sahaya girerken, neredeyse askeri denebilecek stratejiler eşliğinde, yörenin ekonomik, sosyal, kültürel ve politik dengelerini lehlerine çevirerek ilerliyorlar. Yerel direnişler ile şirketler arasındaki karşılaşmada “ilk kazmayı vurma”nın ne anlama geldiğini ekoloji mücadelesi verenler çok iyi biliyor. Arama faaliyeti sonrasında da üretime dönük hazırlanan ilk ÇED raporlarının şirketler tarafından truva atı olarak ruhsat sahalarının çok küçük bir kısmına yapılması bu aynı stratejinin devamı.

    AYM, kararıyla, şirketlere “karot, kırıntı ve numune alma” adı altında verilen kazma güvencesini onaylanmış oldu.


    Ekstraktivizm: Kazıp çıkarmacılık, çıkarıp-sömürmecilik, hafriyatçılık ve dünya pazarında satmak amacıyla topraktan doğal kaynakların çıkarılma süreci. Bu model, doğal kaynakların sömürülmesi ve doğal zenginliklerin metalaştırılarak küresel piyasalara sunulmasına dayanır. Çıkarma yoluyla elde edilen bazı kaynaklar arasında altın, elmas, kereste ve petrol yer alır.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    “Devlet katkısı” aldatmacası!

    27 Temmuz 2026

    En zayıf olanın kudreti!

    26 Temmuz 2026

    Neden KESK ?

    25 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Nevzat Onaran

    Abdülhamid: Ermeniler vurulsun dediysem, katliam edilsin demedim

    Asya Erdal

    Lilith ile Adem’in savaşının ‘’Binbir Gece’’si ve ‘’Binbir Gündüz’’ü

    Toros Korkmaz

    Lozan Antlaşması’nın paradigması

    Mehmet Murat Yıldırım

    Türkiye’nin ayrıştırıcı gücü: CHP

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    “Devlet katkısı” aldatmacası!

    Fehim Taştekin

    En zayıf olanın kudreti!

    Özgür Müftüoğlu

    Neden KESK ?

    Bedri Tekin

    SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Doruk Madencilik işçilerinden holding önünde 7/24 eylem: “Sözler tutulmadı, paramızı almadan gitmiyoruz”

    27 Temmuz 2026

    Devrimci sendikacı Kenan Budak katledilişinin 45. yılında anıldı  

    26 Temmuz 2026

    Özel sektör öğretmenlerinin direnişinde önemli kazanım: Bakanlık masayı kuruyor

    25 Temmuz 2026
    KADIN

    Afganistan Kadınlarının Özgürlük Feneri Hareketi’nden küresel çağrı: “15 Ağustos’ta sesimize ses olun”

    27 Temmuz 2026

    Adana’da 24 saatte üç kadın katledildi

    27 Temmuz 2026

    AKP iktidarında kadın hakları ve can güvenliği raporu: Binlerce kadın katledildi

    22 Temmuz 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.