Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Gazeteci Nedim Oruç “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklandı

    17 Ocak 2026

    Macron’dan Kuzey ve Doğu Suriye açıklaması: “Saldırılar derhal durdurulmalı”

    17 Ocak 2026

    Süresiz Açlık Grevi direnişçisi Refik Ünal yaşamını yitirdi

    17 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      14 Ocak İş bırakma eyleminin geride bıraktıkları

      16 Ocak 2026

      Türkiye 2025 yılı değerlendirmesi

      15 Ocak 2026

      Akbelen’de kamulaştırma: Rıza yok, kamu yararı tartışmalı

      15 Ocak 2026

      Arşiv belgeleri ışığında Cumhuriyet’in erken döneminde Alevilere yönelik inançsal baskılar

      9 Ocak 2026

      Venezuela’da yaşananlara sol muhalefet ne diyor?

      8 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      “Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile”

      16 Ocak 2026

      Bahçeli’nin Kürtlere teklifi: ‘Verilenle yetinin’

      14 Ocak 2026

      Zor-yoğun alt-emperyalizm: Türkiye’de güvenlikçi devlet aklı, Kürt meselesi ve Rojava

      13 Ocak 2026

      İran yönetiminin kaos planı

      12 Ocak 2026

      Emekli aylıklarında sefalet: Asıl sorumluyu unutma!

      12 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Ücret dediğin de balam, bitimsiz bir talep…

    Ücret dediğin de balam, bitimsiz bir talep…

    METİN ÖZUĞURLU BirGün için yazdı: İşlevsizleşen şey “ücret sendikacılığı”, ücretler için mücadele değil. Ücretleri “kovaladıkça kaçan” ateş topu olmaktan çıkarmak, ücretlere bağımlılık derecesini geriletmekle mümkün, bu ise yaşamsal ihtiyaçların para ile erişilebilen piyasa malları olmasını sonlandırmak demek.
    Metin Özuğurlu20 Kasım 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Kurumların nasıl oluştuğu ve refahı nasıl etkilediği hakkındaki çalışmalarıyla 2024 İktisat Nobeli’ni iki arkadaşı ile birlikte alan Profesör Daron Acemoğlu, fakirliği, Türkiye’nin temel iktisadi sorunu olarak niteledi; çözümü işçi ücretlerindeki artışla, ücret artışını ise eğitim ve teknolojik yatırımlarla sağlanacak verimlilikle ilişkilendirdi. Acemoğlu’nun verimlilik ve ücret seviyesi arasında kurduğu nedensellik ilişkisi Birgün sayfalarında eleştirel değerlendirmelere konu oldu. Acemoğlu’nun iddiasını olgusal dayanakları ile çürütmekte önalan Profesör Aziz Çelik, ücret seviyelerinin sınıflar mücadelesi ve bölüşüm ilişkileri ile bağına dikkat çekti.

    ‘Ücretler nasıl artar’, sorusunu, ‘nerede artar’ ya da ‘nerede belirlenir’ sorusu ile tamamlamak durumundayız. Zira bir önceki yüzyılın ulusal ekonomilerinde yaşıyor değiliz artık; ekonomilerin maşallahı var, bütün fiyatlar gibi emek-gücü fiyatı olan ücretler de açık ve entegre bir küresel ekonomide belirlenir hale geldi, geliyor.

    Fırsatlar merkeze, tehditler çevreye

    Bilgi ve iletişim teknolojisinin sağladığı olanaklarla denizaşırı dış kaynak kullanımına dayalı istihdam ilişkileri, malumunuz, çığ gibi büyüyor. Bugün olanları yirmi yıl önce İngiliz İdareciler Enstitüsü şu notla bildirmişti: “Yüksek hızlı, düşük maliyetli iletişimin mevcudiyeti ve gelişmekte olan ülkelerde üst düzey becerilerdeki artış, offshore -istihdamın- imalat sanayii dışında cazip bir seçenek haline geldiğini gösteriyor.  Çağrı merkezleri ve IT desteği Britanya’dan taşınırken, şimdi de tasarım ve reklam işleri gibi yaratıcı hizmetler dışarıdan temin ediliyor. Daha fazlası da gelecek. Teorik olarak, bir müşteriyle fiziksel temas gerektirmeyen her şey dünyanın herhangi bir yerine taşeron olarak yaptırılabilir. Birleşik Krallık’taki pek çok işletme için bu durum yeni fırsatlar sunarken, diğerleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor.” İngiliz İdarecilerin “diğerleri” dediği torbada, bizim de aralarında bulunduğumuz Küresel Güney ülkeleri yer alıyor.

    Küresel değer zincirine tesbih taneleri gibi dizilen Güney ülkelerinde imalat sanayii ücretleri de küresel piyasaların belirlenimine tabi. Güney’in çevre ekonomileri katma değeri düşük ürünlerin imalatını alt-sözleşme ya da taşeronluk ilişkisi ile üstlenirken, katma değeri yüksek ürünlerde ya doğrudan ya da yerli ortaklığa dayalı yabancı sermaye yatırımları söz konusu oluyor.

    Kovaladıkça kaçan…

    Ücret pazarlığının yapıldığı ölçek ile (ulusal) ücretlerin belirlendiği ölçek (uluslararası) arasındaki ayrışma, içinde yaşadığımız yüzyılın en ayırt edici özelliği olsa gerek. Dolayısıyla baştaki sorunun, ‘ücretler nasıl artar’ sorusunun yanıtını, ölçek farklılaşmasını ihmal ederek tartışmak, iktisadi olduğu kadar siyasi de olan bağımlılık ve sömürü ilişkisinin yalın varlığını ihmal etmek anlamına gelecektir. Hem de hangi koşullarda? Yaşamsal gereksinimlerimizin tümüyle piyasa malı haline geldiği, bunlara erişebilmenin ise ancak para ile mümkün olduğu koşullarda. Tek meşru para kaynağımız olan ücretlerin belirlenmesi üzerinde ise ne bireysel ne kolektif ne de ulusal irade sahibiyiz.  Peki kaç kişiyiz? 2023 verisi ile ülkemizde ücretli ve yevmiyeli toplamı 22 milyon 532 bin; buna 2,5 milyon da ücretsiz aile işçisini eklersek, toplamda 25 milyonu aşkın bir üretken nüfustan söz ediyoruz; bu da toplam istihdamın (32 milyon) yaklaşık %80’i anlamına geliyor.

    Emek-gücü fiyatları olarak ücretlerin belirlendiği ölçek ile gerçekleştiği ölçek arasındaki mekânsal ayrıma bir de yaşamsal ihtiyaçların metalaşması eklenince, ücretler “kovaladıkça kaçan ateş böceğine” dönüşüyor, yakalayana aşk olsun!

    Tabloya bakıldığında, eğitimli işgücünün Batı’ya göçünde de bitimsiz ücret talebi ile ücretleri kovalama halinin önemli bir motif olduğu görülüyor.  Türkiye’de lisans, yüksek lisans ve doktora sahibi olan toplam 6,5 milyonun ücretli istihdamdaki payı yaklaşık %30; ana gövdesini üniversite mezunlarının oluşturduğunu söylemeye gerek yok. 2023 verileri ile yüksek öğrenimdeki bu üç kalemin aylık ortalama ücret gelirlerine bakıldığında, Türkiye ile gelişmiş kapitalist coğrafya arasında muazzam bir farkın varlığı dikkat çekiyor. Doktora gibi evrensel bir derece sahipliğinde bile örneğin İsviçre kendi doktoralısına Türkiye’den 10 kat fazla aylık ücret verebiliyor; bu oran ABD’de 8, İngiltere’de ise 4 kat. Bu ülke grubunda lisans derecesine ait göstergeler daha da vahim. Üniversite mezunlarına Yunanistan bile 2 katı aylık ücret veriyor.

    Görüldüğü gibi ücret; her daim artış talep edilen, talep edilen oran ender olarak alınsa bile asla refah etkisi yaratmayıp hayata tutunma işlevi gördüğünden, sürekli yeniden artması beklenen bir toplumsal ilişki ögesidir. Peki bu tablodan, ücret pazarlığı masası olarak toplu sözleşme düzeninin anlamsızlaştığı, sendikacılık hareketinin işlevsizleştiği gibi karamsar bir sonuç çıkar mı? Karamsar olmak için ek kanıta gerek duymayan bir dünyada yaşıyoruz. İşlevsizleşen şey “ücret sendikacılığı”, ücretler için mücadele değil. Ücretleri “kovaladıkça kaçan” ateş topu olmaktan çıkarmak, ücretlere bağımlılık derecesini geriletmekle mümkün, bu ise yaşamsal ihtiyaçların para ile erişilebilen piyasa malları olmasını sonlandırmak demek.

    Hazır asgari ücret tartışması hız kazanmışken, dikkatler artış miktar ve oranlarına değil, ücret rejiminin mevcut mekanizmalarına da yöneltilmeli. Zira hanelerin ücret gelirine bağımlılık düzeyi düşürülmediği müddetçe, artış oranı yüksek bile olsa geçici bir etkiye sahip olacaktır. Siyasi partiler sadece asgari ücret miktarı ya da artış oranı açıklamasınlar, hanelerin yaşamsal gereksinimlerini piyasa malı olmaktan nasıl çıkartacaklarını da açıklasınlar.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    “Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile”

    16 Ocak 2026

    Bahçeli’nin Kürtlere teklifi: ‘Verilenle yetinin’

    14 Ocak 2026

    Zor-yoğun alt-emperyalizm: Türkiye’de güvenlikçi devlet aklı, Kürt meselesi ve Rojava

    13 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Siyasi Haber

    14 Ocak İş bırakma eyleminin geride bıraktıkları

    Hayri Paker & Ertan Eroğlu

    Türkiye 2025 yılı değerlendirmesi

    Ömer Bölüm

    Akbelen’de kamulaştırma: Rıza yok, kamu yararı tartışmalı

    Mahsuni Gül

    Arşiv belgeleri ışığında Cumhuriyet’in erken döneminde Alevilere yönelik inançsal baskılar

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Siyasi Haber

    “Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile”

    Ertuğrul Kürkçü

    Bahçeli’nin Kürtlere teklifi: ‘Verilenle yetinin’

    Remzi Altunpolat

    Zor-yoğun alt-emperyalizm: Türkiye’de güvenlikçi devlet aklı, Kürt meselesi ve Rojava

    Arif Keskin

    İran yönetiminin kaos planı

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) YouTube
    EMEK

    Temel Conta grevinde polis müdahalesi: Makineler tırlarla fabrikadan çıkarıldı

    17 Ocak 2026

    Türkiye’de sendikalaşma oranı yüzde 14,45’te kaldı

    17 Ocak 2026

    14 Ocak İş bırakma eyleminin geride bıraktıkları

    16 Ocak 2026
    KADIN

    Kuşadalı kadınlar barış için buluştu

    16 Ocak 2026

    Kadın cezaevlerinde hak ihlali iddiaları Meclis’te: Sağlık ve iletişim kısıtlamaları gündemde

    15 Ocak 2026

    Kadın hakim ayrıldığı savcı tarafından Adliye’de vuruldu

    13 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.